
Adının Türkçe telaffuzundan dolayı ülkemizde Moris Şövalye şeklinde anılan Maurice Chevalier, Fransız sinema oyuncusu, vodvil sanatçısı ve şarkıcıdır.
I. Dünya Savaşı’nda Almanya’da iki yıl esir kalan Moris Şövalye, bu esaretin ardından 1920’lerin sonu ve 30’ların başından itibaren oynadığı filmler ve söylediği şarkılarla geniş kitlelere ulaştı. Özellikle 1929 tarihli ‘Innocents of Paris’ filmi büyük ses getirdi. II. Dünya Savaşı’nda, Nazi işgali altıdaki Paris’te işgalcilerin tekliflerini reddederek Fransız esirler için şarkılar söyledi. Öte yandan aynı tarihlerde İstanbul’daki bazı Yahudi gençler kendi aralarında toplanarak Maurice Chevalier şarkıları söyleyip poker oynuyordu. Böylelikle Chevelier’in Türkiye’deki popülerliğinde Yahudi gençlerin de etkisi oldu.
Dünya üzerinde onu tanıyanlardan biri de Fazıl Dalay. Belki de ondan daha fazla tanıyan biri yok.
Henüz yatılı okuldayken arkadaşları tarafından Moris Şövalye’ye benzetilmesiyle başlıyor Fazıl Dalay’ın hikayesi: İstanbul Belediyesi’nde bahçeler ve fidanlık müdürlüğü de yapmış bu kişi yatılı okurken bu ünlü isme o kadar benziyormuş ki arkadaşları ona Moris Şövalye lakabını takar. Zamanla bu lakabı benimsemekle kalmaz tıpkı onun gibi giyinmeye, onun gibi gülmeye başlar. Maurice Chevalier ününü arttırdıkça onun tüm şarkılarını ezberleyen Türk Moris Şövalye de git gide meşhur olur. Düğünlere, balolara çağrılmaya başlanır. Büyük ihtimal daha küçük kaşelere...
Hatta Maurice Chevalier ile ilgili bir kitap dahi yazar. Emekli olduktan sonra ise Fransa’ya giderek Maurice Chevalier’in evini bulur, yattığı yatağı görür, eşyalarına dokunur. Gerçek Moris Şövalye hayatta değildir artık, Türk Şövalye ise ölümden sonra da hayata devam ediyormuşçasına eski eşyalarına büyük bir nostalji ile dokunur.
Bu hikayeyi bizzat Fazıl Dalay’ın kendisine hediye ettiği kitap ile ortaya çıkaran Aziz Nesin, Benim Delilerim isimli kitabında şöyle anlatıyor:
“İşte böyle, bizim tarım memuru yıllarca Moris Şövalye olarak yaşıyor; Moris Şövalyeliği iyice özümsüyor, onunla özdeşleşiyor. Öyle ki zamanla özbenliği silinip gidiyor, kendisi yok oluyor, Moris Şövalye olarak kalıyor. Evlenip çoluk çocuğu olmuş, ama o hep Moris Şövalye’dir.”
Aziz Nesin, fotoğraflarına bakarak ikiliyi birbirinden ayırt etmenin mümkün olmadığı notunu da düşüyor.

Maurice Chevalier Taksim Belediye Gazinosu’nda (1951)
Kim bilir belki de Maurice Chevalier 1951’in ekim ayında Türkiye’ye geldiğinde kendisini dinleyenler arasında bizim Türk Moris Şövalye de vardı.
Maurice Chevalier’nin onu dünya çapında üne kavuşturan şarkılarından biri...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kanlı Nigâr ve Karagöz'ün bize benzeyen hikayeleri...
16 Kas 2021

YAZARLAR

Göktuğ İpek
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR



