Koç Üniversitesi'nde neler oluyor?

Öğrenciler kampüsteki özgürlüklerine ve geçim sıkıntılarına dair taleplerini dile getiriyor.
Koç Üniversitesi'nde neler oluyor?

14 Mart - Pabbler - Spektrum
Pabbler ile birlikte

Seyahat ederken para kazandırır: Pabbler Artan nüfus ve kaynakların hızlı tüketimi geri dönüşü olmayan çevre sorunlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Çevreyi korumayı ve dünya kaynaklarının hor tüketimini azaltmayı hedefleyen paylaşım ekonomisine dayalı platformları kullanarak BM'nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunabiliriz. Paylaşımcı ekonomik modeliyle Pabbler , hava kargo taşımacılığında karbon ayak izinin önemli oranda azaltılmasına katkı sağlıyor. Çevreyi korumak ve seyahat bütçenizi artırmak isterseniz Pabbler sizin için iyi bir fırsat. Nedir? Pabbler , yolcuların bagajlarındaki boş yerleri kiralayarak para kazanmalarını sağlayan yeni nesil bir ulaşım platformu. Uluslararası online satış yapan e-ticaret sitelerinin yurt dışı ürün taşımaları için alışılmış kargo hizmeti yerine hâlihazırda seyahat edecek kişilerin tercih edilmesi sayesinde karbon emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunuyor. Nasıl? Tek yapmanız gereken ürünleri bagajınıza veya kabin bagajınıza koymak ve varış noktasında kargoya teslim etmek. Kargoya teslim edilen ürünlerde yolculuk başına neredeyse 850 dolara kadar kazanabilen gezginler, taşıdıkları ürün sayısına göre kazanacakları ek gelir sayesinde seyahatlerini uzatabiliyor, kazandıkları bu ek parayla daha fazla yeri gezebiliyor. Şu ana kadar tek seferde Pabbler uygulaması üzerinden en çok para kazanan kişinin 8.300 TL kazandığını hatırlatmakta da fayda var. Siz de valizinizi kiralayarak hem seyahat edip hem para kazanmak isterseniz bu bağlantı üzerinden detaylı bilgi alabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Koç Üniversitesi’nde geçtiğimiz haftalarda okul yönetiminden taleplerini dile getiren öğrencilerin protestosunun videosu, Dekan Yiğit Sayın'ın öğrencilerden birine "Ne diyorsun lan?" diyerek çıkıştığı anların da etkisiyle sosyal medyada yayılmıştı. Ben de henüz üç yıl önce Koç Üniversitesi’nden mezun olmanın da verdiği sorumluluk duygusuyla "Odeon Hareketi" adlı öğrenci birliğinden öğrencilerle telefonda görüşerek yaşadıklarını ve taleplerini öğrendim. Yazımı Yiğit Sayın ile de paylaşarak gönderdiği mesaja yer verdim. 

Odeon Hareketi nedir?

Öğrenciler, Odeon Hareketi'nin yalnızca Koç Üniversitesi’nin içindeki problemlerin çözülmesi için uğraşan, 28 Şubat’ta başlayan barışçıl protestoların yanı sıra imzalı dilekçeler toplayan, talepleri raporlaştıran ve bürokratik sürecin de takibini sağlayan bir hareket olduğunun altını çizdi. Hareket sayesinde yıllardır biriken problemlerin konuşulur olduğunu, okul yönetiminin ancak böyle tepkiler sonrasında taleplere yönelik adım attığını vurguladılar. 

Öğrencilerin kampüs özgürlüğü ve ekonomi alanlarında talepleri bulunuyor. Bu somut taleplerin yanı sıra, okul yönetiminin öğrencilere karşı tutumunda da pozitif bir değişim arzuluyorlar.

"Özgür kampüs istiyoruz!"

Görüştüğüm öğrenciler, yüz yüze eğitimin başlamasına rağmen kulüp faaliyetlerinin pandemi önlemleri gerekçesiyle askıda kaldığını, okulda yapılması planlanan kulüp etkinliklerinin okul dışındaki yerlerde yapılmasının teşvik edildiğini ifade etti. Öte yandan eylemler başladıktan sonra Yiğit Sayın’ın bu konuda bizzat inisiyatif alacağını belirttiği ve bu sözden sonra performansa dayalı kulüplerin etkinliklerinde serbestleşme görüldüğü, sürecin takip edildiği de söylendi.

Benim yurtlarda kaldığım dönemde öğrenci yurtlarının mutfak, çalışma odası gibi ortak alanlarına tüm öğrenciler girebiliyordu. Pandemiyle öğrenci yurtlarının girişlerine turnike ve kamera sistemleri yerleştirilmiş. Bu sayede ortak alanların ortak kullanımı son bulmuş.

Öğrenciler, yönetmelik gereği yapılan bu düzenlemenin çok sert uygulandığını, turnikelerin üzerinden atlayan öğrencilerin kameralarla tespit edilerek disiplin cezalarına çarptırıldığını ifade etti. Öğrenciler, turnikeleri devre dışı bırakan acil durum butonlarının kapatılmış olmasının gerçekten acil bir durum yaşanması hâlinde güvenlik problemleri doğuracağını, kampüsün mimari olarak binaları cinsiyetlere göre ayırmayı zorlaştırdığını, örneğin sağlık merkezinin bulunduğu yurt binasına başka binalarda kalan öğrencilerin girişinin zorlaştığını belirtti.

Bunun, kendilerine üniversiteye girerken verilen "modern, özgürlükçü ve laik bir eğitim kurumu olma" sözüyle çeliştiğini de ifade eden öğrenciler, okulun "öğrenci dostu ve uzlaşmacı bir yaklaşım benimsemesi, günlük yaşamı zorlaştırma üzerine denetleme ve gözetlemeyle alınan kararlardan vazgeçmesi" taleplerini iletti.

Sosyal medyada dolaşan yemekhanenin cinsiyetlere göre ayrıldığı iddiasını sorduğum öğrenciler, yalnızca daha önce bir yurt binasının alt katındaki yemekhanenin karşı cinse kapatıldığını; ancak tepkiler sonrasında bu uygulamadan vazgeçildiğini söyledi. Öte yandan, turnikeler konusunda okulun yaptığı "yönetmelik gereği" savunmasına karşı öğrencilerin sorduğu "yarın yemekhanelerin de cinsiyetlere göre ayrılması konusunda bir yönetmelik hazırlanırsa okul buna da uyum sağlayacak mı?" sorusunun kafa karışıklığına sebebiyet vermiş olabileceğini ifade ettiler.

En ucuz yemek 21 lira 50 kuruş

Okulda bir öğrencinin yiyebileceği en ucuz yemek olan sadece üç çeşit tabldot menünün fiyatının 21 lira 50 kuruş olması haklı olarak öğrencilerde büyük rahatsızlık yaratıyor. Başarılı ve ihtiyaç sahibi üniversite adaylarına özel Anadolu Bursiyerliği programının sağladığı aylık gelirin 1.845 lira olduğunu, tam burslu öğrencilerden sadece ihtiyaç sahibi olduğunu kanıtlayabilen öğrencilerin de cep harçlığı adında bu geliri almaya hak kazandığını söyleyen öğrenciler, bu paranın günde üç öğün yemek yemeye bile yetmediğinin altını çiziyor. 

Dahası öğrenciler, okulun yurt bursu, kitap bursu ve cep harçlığını hangi kriterlere göre kaçar kişiye verdiğini şeffafça açıklamasını talep ediyor. Konuştuğum öğrencilerden biri tek doktorun üç çocuğu olarak okumalarına rağmen cep harçlığı alamadığını ve yurt çıkmadığı için kirada yaşamak zorunda kaldığını, biri iki memur maaşıyla okumaya çalışan kardeşler olmalarına rağmen sadece yurt bursu alabildiğini ifade etti, harçlık kriterlerinin ne olduğunu bilmediklerini vurguladı. Ayrıca öğrencilerden biri de pek çok kişinin yurtlardaki kontenjan eksikliğinden dolayı dönemin başında yurtsuz kaldığını da hatırlattı.

Okulun içinde öğrencilerin çalışmasını ve para kazanmasını sağlayan Work and Study programında da saatlik ücretin dört yıl sonra 10 liradan 12 liraya çıkarıldığını, bir öğrencinin dörtlü tabldot menüsü yiyebilmek için saatlerce çalışmak durumunda olduğunu belirttiler.

Ekonomik taleplere karşı okulun resmî olmayan yollarla yaptığı "Türkiye’de zarar eden iki vakıf üniversitesinden biri olma" savunmasını kabul etmeyen öğrenciler, uzaktan eğitim döneminde eğitim ücretlerinde indirim yapılmadığını hatırlatıp Vehbi Koç Vakfı’nın öğrencilerin temel ihtiyaçları için daha fazla harcama yapabileceğini, sadece okula kurulan kamera sistemlerinin maliyetiyle bile yemek ücretlerinin sübvanse edilebileceğini savunuyor.

"Talepler geri planda kalıyor"

Son olarak öğrenciler, toplumsal tepkinin Yiğit Sayın’ın şahsına yönelmesinin taleplerini geri planda bıraktığını, Yiğit Hoca'nın sözlerini kabul etmeseler de "baskı altında olduğunu bildiklerini", istifa etmesi için harekete geçmeyi düşünmediklerini ifade etti. Bu yazı yayımlanmadan önce cevap hakkını kullanması için gönderdiğim Yiğit Sayın da "Tüm hayatı boyunca modern, özgürlükçü ve laik eğitimi savunmuş birisi olarak bu olanlardan dolayı çok üzgün olduğumu ve herkesten özür dilediğimi belirtmek dışında bir yorumum bulunmuyor" ifadeleriyle cevap verdi. 

Öğrenciler, Yiğit Hoca'nın sözlerinin yanı sıra eylemlerine gelen Genel Sekreter Sibel Kesler’in iletilen taleplere karşılık "üniversiteyi akademiden ibaret gören" yanıtlarını ve "laik, modern bir vizyonunuz yok mu?" sorusuna “var” yanıtı verememesini problemli bulduklarının altını çizdi. Sibel Hanım’ın turnikeler konusunda verdiği "yönetmelik gereği" yanıtının da daha önceden kendilerine söylenen "pandemi önlemi" argümanıyla çeliştiğini ifade ettiler. Bundan sonra bürokratik süreci takip edeceklerini duyuran öğrenciler, bir hafta sonu mezunların da katılımına açık forum düzenleme fikirleri bulunduğunu da söyledi.

Yazıyı bitirirken, üniversite yönetiminin eylemlere ve taleplere yönelik yaptığı açıklamayı ve Odeon Hareketi’nin de açıklamaya yanıtını okumanızı öneririm. Bu yazıyı hazırlamaktaki amacım okulda yaşananları ve öğrencilerin taleplerini şeffaf şekilde ortaya koymak, bu süreci üniversitenin en az hasarla, öğrencilerin de en çok kazanımla atlatmasına fayda sağlamak. Cevap hakkına verdiğimiz önemin de altını çizerek Spektrum'un okul yönetiminden gelecek açıklamalara da her zaman açık olduğunu belirtmek isterim. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Zamlar ve oy oranları, Koç'ta neler oluyor?

Partilerin oy oranlarına, zamların düşündürdüklerine, Ukrayna'daki savaşa dair anketler, Koç Üniversitesi'nde yaşananlar

14 Mar 2022

Pabbler ile birlikte
Dicle Yaz

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak