Küresel Piyasalarda Görünüm

Zülal Metin Hacıpaşaoğlu
Küresel Piyasalarda Görünüm

Küresel çapta enflasyon endişeleri uluslararası piyasalar için ön planda kalmaya ve risk iştahı üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Gündemdeki enflasyon kaynaklı endişelere ek olarak kış aylarının gelmesiyle birlikte salgın cephesindeki gelişmeler ve bu hususta alınabilecek olası tedbirler de küresel piyasaların yakın takibinde yer alıyor. 

Genel olarak piyasaları değerlendirdiğimizde, geçtiğimiz hafta hisse senetleri karışık kapandı. ABD 10 yıllık tahvil getirisi %1,56 seviyesinde. Altının ons fiyatı 1.865 $’ın altında yatay seyrediyor.  Petrol tarafında ise ABD Başkanı Joe Biden'ın stratejik petrol rezervlerini kullanabileceğine dair endişelerle son dört ayın en büyük düşüşü yaşandı. Ayrıca Avrupa'da bazı ülkelerin önlemlerini arttırması da salgınla ilgili endişeleri arttırdığı gibi petrolde talep açısından olumsuz ve fiyatları baskılayan ikinci faktör olarak görülüyor.


Sıcak veriler tarafına baktığımızda, ABD'de Ekim ayına ilişkin tüketici fiyat endeksi açıklandı. Verilere göre yıllık enflasyon, %5,9 olan beklentiyi de aşarak %6,2 ile 1990'dan bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Geçtiğimiz gün yayımlanan Avrupa Birliği ve Euro Bölgesi'nin ekim ayı yıllık enflasyon verilerine göre, AB'de eylül ayında %3,6 olan yıllık enflasyon, ekimde %4,4'e çıktı. Euro Bölgesi'nde de eylülde %3,4 olan yıllık enflasyon, ekimde %4,1 olarak ölçüldü. Böylece, Euro Bölgesi'nde enflasyon 2008’den beri ölçülen en yüksek seviyede belirlendi. Öte yandan, İngiltere tarafına batığımızda da son 10 yılın zirvesi olan aylık %1,1 yıllık ise %4,2’lik bir enflasyon ile karşılaşıyoruz. Güzide ülkemizde ise durum içler acısı, tüketici fiyatları aylık %2,39, yıllık %19,89 artışla tanımındaki “hissedilir” vurgusunu her bir vatandaşına tek tek yaşattı.

Enflasyona ilişkin korkuların bir ayağında daha erken parasal sıkılaşmaya gidilerek faizlerin artırılması konusu varken diğer ayağında ise stagflasyon korkuları yer alıyor. Şimdiye kadar 20’den fazla merkez bankası enflasyonist baskılar ve varlık alımlarının azaltılması yönündeki endişelerle değişen oranlarda faiz artırımı gerçekleştirdi. Pandemi sürecinde yaşanan parasal genişleme de enflasyonist baskıların artmasına neden oldu diyebiliriz. Bu gelişmelerin ardından kasım ayının başındaki FOMC toplantısında FED’den varlık alımlarını aylık 15 Milyar $ azaltma yönünde karar geldi. 120 milyar $’lık tutarın 8 aylık dönemde azaltılması ile 2022'nin ilk yarısında varlık alımı azaltımı tamamlanmış olacak. Ancak şimdi gözler faizlerin ne zaman artırılacağı konusuna çevrildi.

Stagflasyon konusu ise esasen 70’ler döneminden kalma bir korku, temelde işsizlik ve enflasyonun bir arada olduğu bir durumu ifade etmekte. Küresel piyasalar tedarik zinciri darboğazı ve enerji kriziyle de tetiklenen enflasyon ile mücadele ederken bir yandan da Covid tehdidi varlığını her geçen gün daha da hissettiriyor. Söz konusu gelişmeler, uzmanların ekonomik büyümeye ilişkin görünümün bozulmaya başladığı yönündeki söylemlerinin yanına stagflasyon endişelerini de ekledi.

Küresel boyutta endişeler enflasyon sonrası faiz artırım söylemleri ile ilişkilendirilirken Türkiye örneğinde yüksek enflasyon faiz indirimi ile karşılanmış durumda. Geçtiğimiz gün açıklanan Merkez Bankası kararı Türkiye’de faizleri 100 baz puan daha azaltarak %15 seviyesine çekti. Bir önceki toplantıda da 200 baz puanlık bir faiz indirimi gerçekleştirilmişti. Türkiye özelinde gerçekleşen üst üste faiz indirimleri doların artması ve enflasyonun körüklenmesi ile sonuçlandı. Bunun sebebi ise basit bir ekonomi ilişkisiyle açıklanabilir. Elinizde 100 lira olduğunu varsayalım, bu parayı enflasyona karşı korumak amacıyla çeşitli yöntemlere başvurabilirsiniz. Bu yöntemlerden biri de paranızı bankaya ödünç vermek yani mevduat hesabı açmaktır. Bu yatırımın sonunda elde edeceğiniz kar ise bankanın size verdiği faiz kadar olacaktır ki bu faiz de aslında merkez bankası tarafınca kararlaştırılan “piyasa faizi” ne göre belirlenir. Piyasa faizleri düşürülürse bankaların sizin paranız için sunduğu faiz de düşer ve siz bu durumda paranızı bankaya ödünç vererek faiz geliri elde etmek yerine farklı yatırım araçlarına yönelirsiniz. Tıpkı 21 Ekim’de yaşanan faiz indirimi sonrası insanların dolar ve altın gibi yatırım araçlarına yönelmesi gibi... Durum ithalata bağlı bir ülke olduğunuzda artan dolar ile birlikte beraberinde ithal ettiğiniz hammadde ve hizmetlerin fiyatları da artar. Üretimde artan maliyetler, raflardaki ürünlerin fiyatını artırırken, raflardaki ürünlerin fiyatı ise son tüketici olan bizlerin cebini yakar. Fiyatlardaki sürekli ve hissedilir yükseliş, alım gücünü azaltır ve ortaya buz gibi bir “ENFLASYON” gerçeği çıkar.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Sürekli ve Hissedilir Bir Gerçek: Enflasyon

#küreselpiyasalar #enflasyon

22 Kas 2021

Sürekli ve Hissedilir Bir Gerçek: Enflasyon

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR