Küresel Sumud Filosu aktivisti Görkem Duru: ‘Maruz kaldığımız şiddeti Filistin halkı yıllardır yaşıyor’

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İsrail’in Gazze ablukasını kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu, 29 Nisan gece saatlerinde Yunanistan’ın Girit Adası açıklarında İsrail güçlerinin müdahalesine uğramış; yaklaşık 180 aktivist gözaltına alınmıştı.
- Aktivistler, kendilerini alıkoyan İsraillilerin fiziksel ve cinsel şiddetine, çıplak aramasına, elektroşok ve köpeklere ısırtılma gibi işkencelerine maruz kaldıklarını açıkladı.
Bir adım geriden: Küresel Sumud Filosu organizatörleri, en az 15 cinsel saldırı ve tecavüz vakası tespit ettiklerini duyururken Luca Poggi, "Soyundurulduk, yere atıldık, tekmelendik. Birçoğumuza elektroşok tabancası kullanıldı, bazıları cinsel saldırıya uğradı" ifadeleriyle yaşananları aktarmış; Fransız katılımcıların dönüşünü organize eden Sabrina Charik, beş Fransız aktivistin Türkiye'de hastaneye kaldırıldığını, bazılarında kaburga kırıkları ve omurga çatlakları bulunduğunu belirtmişti.
Küresel Sumud Filosu'nda yer alan Türkiye Komitesi Kampanya Koordinasyon Grubu Üyesi Görkem Duru da 29 Nisan gecesi İsrail tarafından kaçırılanlar arasındaydı. Aynı zamanda İşçi Demokrasisi Partisi Merkez Komitesi ve İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal Uluslararası Yürütme Kurulu üyesi olan Duru, yaklaşık 20 yıldır Filistin mücadelesinin içerisinde yer alıyor. Filistin İçin İsrail’e Karşı Boykot Girişimi’nin gönüllüsü olan Görkem Duru, 7 Ekim 2023’ten sonra kurulan Filistin Eylem Komitesi’nin de üyesi.
“İşgali ve hukuksuz ablukayı durdurmak adına en büyük uluslararası seferberlik olan Küresel Sumud Filosu’nun parçası olmak, bireysel anlamda benim için bir onur” diyen Duru, 2025’te de filoda yer aldığını söylüyor:
“Soykırımı, işgali sonlandırmak, ablukayı yıkıp insani yardım malzemelerini Gazze’ye ulaştırmak talepleri etrafından 44 ülkeden, farklı görüş, kültür ve inançtan 400’ü aşkın katılımcının yek vücut olarak hareket etmesi. Bu anlamıyla da Küresel Sumud Filosu çok ama çok önemli bir deneyim.”

Görkem Duru
29 Nisan’da neler yaşandı?
29 Nisan gecesi filoya yönelik müdahalenin planlı ve kapsamlı bir operasyon olduğunu söyleyen Duru, yaklaşık 650 deniz mili uzaklıktaki uluslararası sularda “korsanlık faaliyeti sonucunda kaçırıldığını” ifade ediyor.
İtalya’dan yola çıkışlarının üçüncü gününde henüz Yunanistan kara sularına dahi ulaşmadıklarını söyleyen Duru, drone tacizi ve tehdit ihtimalini öngördüklerini ancak doğrudan kaçırılacaklarını düşünmediklerini anlatıyor:
“Açıkçası, İtalya’dan yola çıkışımızın üçüncü gününde, henüz Yunanistan kara sularına dahi varmamışken ve Gazze’den bu denli uzaktayken saldırıya uğrayabileceğimizi, tehdit edilebileceğimizi ya da dronelarla tacize maruz kalacağımızı biliyor olsak da kaçırılacağımızı ilk anda düşünmemiştim.”
Müdahale kısa sürede büyürken, Duru’nun özellikle ana gemi Safsaf’a yönelik operasyonun ardından filoyla iletişimi tamamen kesilmiş. Havanın kararmasıyla birlikte gemilerin üzerinde yoğun drone hareketliliği başladığını söyleyen Duru, bir süre sonra yalnızca kendi gemisinin üzerinde 10-15 arasında drone bulunduğunu anlatıyor:
“Müdahale başlamadan önce benim gemim, filomuzun ana gemisi olan Safsaf’a oldukça yakındı. Havanın kararmasıyla birlikte üzerimizde çok fazla sayıda drone dolaşmaya başladı. Öncelikle drone protokolümüzü devreye sokarak droneları raporlamaya ve olası bir drone saldırısına karşı hazırlıklı pozisyona geçtik.”
İsrail güçlerinin jammer kullanarak telsiz iletişimini kestiğini söyleyen Duru, bunun ardından “alıkonma protokolünü” devreye soktuklarını anlatıyor.
- Yaklaşık bir buçuk saat boyunca diğer gemilerle bağlantıları kesilmiş hâlde ilerlediklerini belirten Duru, bu süre boyunca İsrail’e ait Zodyak botların gemilerinin çevresinde dolaştığını ve güçlü projektörlerle üzerlerine ışık tutulduğunu aktarıyor.
Duru’nun anlattıkları arasında en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise Yunanistan sahil güvenliğine ilişkin gözlemi oluyor. İsrail müdahalesinden yaklaşık yarım saat önce Yunanistan sahil güvenliğine ait bir geminin yakınlarından geçtiğini söyleyen Duru, daha sonra yetkililere bunun nedenini sorduklarında “gözlem amaçlı” yanıtını aldıklarını belirtiyor:
“İnsan kaçakçılığını gözlemlemek… Hükümetlerin suç ortaklığının en bariz örneklerinden bir tanesi herhalde.”
Kısa süre sonra İsrail askerleri silah doğrultarak gemiye çıkıp aktivistleri esir alıyor. Gemide toplam beş kişi bulunurken, askerlerin bir kısmı üst araması yapıyor, diğerleri ise Filistin bayraklarını ve yelkenleri kesiyor.
Bazı askerlerin geminin alt bölümüne inerek motora zarar verdiğini söyleyen Duru şöyle devam ediyor:
“Birkaçı aşağıya inerek, göremediğim ancak seslerini duyabildiğim bir aletle gemiye zarar veriyordu. Keza kırk saatlik esaretin ardından serbest bırakılıp Türkiye’ye döndükten sonra geminin motorunu parçaladıklarını ve su alıp batması için delik açtıklarını öğrenebildim.”
‘İsrail bizim için yüzen bir hapishane inşa etmiş’
Ardından aktivistler Zodyak botlara bindirilerek “Küresel Sumud Filosu katılımcıları için özel hazırlanmış” bir gemi hapishanesine götürüldüler.
İsrail’in aktivistler için “yüzen bir hapishane” hazırladığını belirten Duru, gemideki ilk izlenimini ise şu sözlerle aktarıyor:
“Geminin hapishane kısmına, yani bizleri tuttukları konteyner kısmına girdiğinizde burnunuza ilk çarpan koku taze kaynak kokusu. Ve ilk hissiyatınız: Bu nasıl bir distopya!”
‘Yaşadığımız fiziksel, psikolojik, cinsel şiddeti Filistin halkı yıllardır yaşıyor'
Duru, İsraillilerin müdahale sürecinde kendilerine uyguladığı muameleyi, Filistin halkının yıllardır yaşadıklarının “küçük bir yansıması” olarak gördüğünü belirtiyor:
“Bizlerin, yani Küresel Sumud Filosu katılımcılarının yaşadığı fiziksel, psikolojik, cinsel şiddet Filistin halkının yıllardır yaşamakta olduğunun yalnızca ve yalnızca ufak bir fragmanı. O nedenle benim ya da arkadaşlarımın yaşadıklarının aktarılmasının Filistin halkının yıllardır misliyle yaşamakta olduğunun anlaşılmasına hizmet edebilmesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum.”
Duru’ya göre, alıkonuldukları gemi “minimal bir toplama kampı”:
“Ben Siyonist rejimi bir Nazi rejimi olarak tarif ediyorum. Bizleri kaçırıp kırk saat esir tuttukları gemi hapishanesini ise minimal bir toplama kampı olarak...”
'Stres pozisyonunda saatlerce işkence gördük'
Duru, gemiye çıkarılmalarından itibaren yoğun fiziksel şiddete maruz kaldıklarını söylüyor. Aktivistlerin “stres pozisyonuna” zorlandığını belirten Duru, bu anları şöyle anlatıyor:
“Bindirildiğimiz hapishane gemisinin ‘hapishane’ kısmına götürülene kadar hepimiz stres pozisyonunda–dizlerimizin üzerinde kafamız yere temas edecek şekilde–bir ya da iki saat geçirmeye zorlandık. Ben dahil bazı katılımcılar bu esnada ters kelepçeliydi.
Bizleri bu şekilde kalmaya zorladıkları alan önceden su ve idrarla ıslatılmıştı. Beni birkaç defa bu alanda sürünmeye zorladılar. Kafanızı yerden kaldırmaya ya da refleks olarak dizlerinizi yerden kaldırmaya kalktığınızdaysa ya sırtınıza bir tekme ya da kafanıza bir dirsek darbesi yiyordunuz.”
Bu süreçte darp ve aşağılayıcı muamelelere maruz kaldığını ifade eden Duru, kendisine yönelik bir anı da şu sözlerle anlatıyor:
“Benim ‘detaylı’ üst aramamı yapan, pantolonumun kemerini çözüp aramasını tamamladıktan sonra pantolonumu dizlerime kadar indirerek beni bir süre o şekilde yürümeye zorladı ve kendisi de o esnada karşımda şarkı söyleyip dans etti.
O sırada ellerim ters kelepçeliydi ve yüzüne bakıp pantolonumu yukarı çekmeye çalıştığımda da kaburgalarıma yumruk attı.”
‘Sırılsıklam şekilde geceyi geçirmek zorunda bırakıldık, hipotermi geçirdim’
Duru, daha sonra “karanlık konteyner” olarak tanımladığı bölüme alındı. Aktivist, burada da şiddete maruz kaldığını anlatıyor:
“Pasaportlarımıza el koyup bizi konteyner hapishane bölgesine almadan evvel geçirdikleri ‘karanlık konteynerde’ başka biri kafama dirsek attı. Konteyner bölgesi minimal bir toplama kampı şeklinde tasarlanmıştı. Balık istifi şeklinde 45’er kişi alabilen üç konteyner, ortalarında zemini matlarla döşenmiş bir avlu, üç taraftan üzerimize doğrultulmuş spot ışıkları ve silahlar vardı.”
Maruz kaldığı tüm bu koşullar yüzünden hipotermi geçiren Duru, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Bir işkence metodu olarak hipotermi benim en yoğun maruz kaldığım şey oldu. Sırılsıklam şekilde açık alanda geceyi geçirmek zorunda bırakıldık. Gece yarısı alttan su vererek uyandırıldık.”
‘Can yeleğiyle boğulma noktasına gelip nefesimiz kesilene kadar bekletildik’
İsrail’in aktivistlere yaptığı diğer bir işkence ise “can yeleğiyle stres pozisyonunda boğulmaya zorlanmak”:
“Bizzat maruz kaldığım bir diğer işkence metodu ise can yeleğiyle stres pozisyonunda boğulmaya zorlanmak. 1 Mayıs sabahı bizleri Girit’te NATO limanına bırakmadan önce, ben ayaktayken askerler üzerime çocuk can yeleği geçirip yine stres pozisyonunda yarım saate yakın beklettiler. Nefes alamamaktan ötürü rengim değişene kadar bu şekilde kaldık.”
Duru, 40 saatlik esaretin ardından Girit’te NATO limanına bırakıldı:
“Sonrasında ben dahil 49 kişi Türkiye’ye getirildik. Kaçırıldığımız gece müdahaleden kaçabilen gemilerimiz Marmaris Limanı'na gelerek burada hazırlanan gemilerle buluştu. İşkenceye bağlı bazı sağlık sorunlarından ötürü ben Marmaris’ten tekrardan denize açılamasam da İstanbul’da kurulan kriz masasında görev aldım.
Bu görevden ötürü 18 ve 19 Mayıs günü İsrail tarafından alıkonulan birçok gemimizin müdahale süreçlerine birinci elden tanıklık edebildim. 18-19 Mayıs günleri kaçırılan arkadaşlarımızsa bizlere kıyasla çok daha ağır işkenceye maruz kaldılar.”
‘Kadınlar cinsel saldırı, çıplak arama ve tecavüz gibi çok ağır durumlarla karşılaştı’
Duru, bazı aktivistlerin cinsel saldırı, çıplak arama ve tecavüz tehdidi gibi ağır ihlallere maruz kaldığı yönündeki iddialara ilişkin sorduğumuz soruya “tek kelimeyle evet” yanıtını veriyor.
Müdahale sırasında İstanbul’daki kriz masasında bulunduğunu ve daha sonra Türkiye’ye getirilen aktivistleri havalimanında karşıladığını, ayrıca adli tıpta süreçlerine eşlik ettiğini belirten Duru, tanıklıklarını şöyle aktarıyor:
“Adli tıpta konuştuğum kadın arkadaşlarımın bana aktardıkları cinsel saldırı, çıplak arama ve tecavüz tehdidi gibi ağır durumlarla karşılaştıkları.”
Bazı aktivistlerin yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşmaya başladığını ifade eden Duru, kendisine aktarılanları isim vermeden ve bireysel onay çerçevesinde özetlediğini belirtiyor:
“Birçok arkadaşım tişörtleri yukarı kaldırılmış, pantolonları aşağı indirilmiş vaziyette, iç çamaşırlarıyla defalarca fotoğraflandıklarını aktardı. Yine birçoğu çıplak aramaya maruz kaldığını, tehdit edildiğini ve cinsel şiddet yaşadığını ifade etti.”
‘Tüm bunlar resmî kayıtlara geçti: Cinsel şiddet, çıplak arama, işkence, köpeklere ısırtılma ve daha nicesi’
Bu anlatıların resmî kayıtlara da geçtiğini vurgulayan Duru, iddiaların yalnızca sözlü beyan olmadığını belirtiyor:
“Arkadaşlarımın hepsi adli tıpta bu ifadeleri resmî olarak kayıt altına aldı. Çıplak arama, cinsel şiddet, dayak, işkence, köpeklere ısırtılma ve daha nicesi.”
Duru, tüm bu süreçlerin bireysel bir anlatıdan ziyade daha büyük bir bağlama işaret ettiğini söyleyerek sözlerini Filistin vurgusuyla tamamlıyor:
“Hiçbir arkadaşım yaşadıklarını bireysel bir deneyim olarak öne çıkarmadı. Aktarmaya çalıştığımız şey şu: Bizler iki gün boyunca bunları yaşadık, peki Filistin halkı yıllardır ne yaşıyor?”
Duru’ya göre, hükümetlerin yaklaşımı ise “ikiyüzlü”:
“İkiyüzlülük ve suç ortaklığı, bunlar aslında tüm hükümetlerin oynamakta olduğu roller. Ama tabii ki rol icabı pozisyonlar farklılık gösterebiliyor. Türkiye toplumunda oluşan çelişkileri ortadan kaldırmaya gayret göstermek gerekiyor.”
Türkiye’nin attığı bazı adımları önemli bulduğunu ancak yeterli olmadığını belirtiyor:
“Küresel Sumud Filosu gemileri için Marmaris Limanı'nın açılmış olması önemli… Ama yeterli mi? Tabii ki değil.”
Asıl yapılması gerekenlere ilişkin çağrısını ise şöyle sıralıyor:
“Siyonist varlığa savunma kalkanı olan Kürecik ve İncirlik üslerinin derhal kapatılması. İsrail'le tüm ilişkilerin amasız ve fakatsız kesilmesi. İsrail’e tam ambargo uygulanması.”
‘Nehirden denize özgür bir Filistin sağlanana dek bu mücadeleden geri adım atmamalıyız’
Duru, mevcut politikaların ve sessizliğin sona ermesi gerektiğini belirtiyor:
“Soykırıma, işgale, ablukaya ve bunların normalleştirilmeye çalışılmasına karşı seferber olmanın yollarını artırmalıyız. Siyonist varlık Küresel Sumud Filosu katılımcılarından, uluslararası hükümetlerden korktuğundan daha çok korkuyor.”
Mücadelenin temel gücünü ise halk hareketlerine bağlıyor:
“Filistin halkının haklı taleplerine ulaşmasının yolu dünya halklarının tabandan seferberliğinden geçiyor. Nehirden denize özgür bir Filistin sağlanana dek bu mücadeleden geri adım atmamalıyız.”

Küresel Sumud Filosu, 29 Nisan 2026 | Görkem Duru
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?




