Kurulması engellenen Yeşiller Partisi neler söylüyor, neler yapıyor?

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Koray Doğan Urbarlı Spektrum'a konuştu.
Kurulması engellenen Yeşiller Partisi neler söylüyor, neler yapıyor?

13 Temmuz - RentiCar - Spektrum
RentiCar ile birlikte

Şehre mahkum kalma: RentiCar RentiCar ’la seyahat alışkanlıklarınızı değiştirerek hayatın tadını yolda çıkarabilirsiniz. Nedir? Temelde araç kiralama platformu olarak hizmet veren RentiCar , yalnızca kullanıcı ve araç kiralama markaları arasında köprü olmayı değil, seyahat kültürünün bir parçası olarak araç kiralama dendiğinde ilk akla gelen olmayı ve pazarda en hızlı çözüm üreten, en pratik ve en güvenilir isim olarak yer almayı amaçlıyor. Özgürlük kavramından yola çıkarak sektör için yeni sayılabilecek bir kitleye de temas etmeyi planlayan RentiCar , araç kiralama hizmetinin iş seyahatleri, yıllık izinler ve tatillerin yanı sıra insanların günübirlik etkinlikleri, hafta sonu kaçamakları, şehir içindeki kısa mesafeli ancak daha esnek planlarının da parçası olması gerektiğine inanarak sektöre yeni bir soluk getiriyor. Dahası: 31 Temmuz’a kadar RentiCar ’daki çarkı çevirerek 3 gün ve üzeri kiralamalarda 100 TL, 5 gün ve üzeri kiralamalarda 150 TL veya tüm kiralamalarda geçerli 50 TL indirim kazanma şansı sizi bekliyor. Siz de RentiCar ’ın kullanıcılarına sağladığı kolaylık ve özgürlüklerden faydalanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Yeşiller, gezegenin yok olmaya doğru gittiği bir dönemde politikanın iklim kriziyle mücadeleye öncelik vermesi gerektiğini savunan bir siyasi hareket. Kimi ülkelerde hükümet ortağı olacak kadar fazla oy alan hareketi Türkiye’de de canlandırmaya çalışan kişilerden Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Koray Doğan Urbarlı ofisimizi ziyaret etti ve sorularımı içtenlikle yanıtladı.

Evrensel

İçişleri Bakanlığı'nın "müthiş istisnai" engeli

Türkiye’de siyasi parti kurmanın dernek kurmaktan bile daha kolay olduğunu söyleyen Urbarlı, tüm yasal prosedürleri yerine getirmelerine rağmen İçişleri Bakanlığı’nın ilgili belgeleri vermeyerek partinin resmi kuruluşunu bloke etmesini “siyasi komedi” olarak tanımladı. Haklarını yargı yoluyla aradıklarını, İçişleri Bakanlığı’nın mahkemeye bu blokajın sebebini açıklayamadığını ve mahkemenin devamlı olarak bakanlığa ek süre tanıdığını anlattı.

“Gerçekle bağlarının kopmadığını” belirten Urbarlı, Yeşiller Partisi’nin resmi olarak kurulduğu gün birinci parti olmayacağını bildiklerini, buna rağmen karşılaştıkları politik engellemenin “mantıksız” olduğunu ifade etti. “Bizi engelliyorlar demenin komik duruma düşmek olacağını ancak ittifak sisteminde Yeşiller’in yer alacağı tarafın albenisinin artacağını, Yeşiller’in yakaladığı uluslararası ivmeyi de gözetince varlıklarının çarpan etkisi yaratacağını” dile getirdi.

Urbarlı’ya HDP çatısı altında siyaset yürüten Yeşiller ve Sol Gelecek’ten nasıl ayrıştıklarını da sordum. 2016’da bu partiden ayrıldığını ifade eden Urbarlı, “kağıt üzerinde belirgin bir ayrışma olmadığını ancak kendilerinin HDP çatısı altında olmak yerine daha bağımsız bir çizgide politika yapmak istediklerini, HDP ile işbirliği olabileceğini” belirtti.

“Üçlü kriz: Ekonomik, ekolojik, sosyal”

Partinin ismi sebebiyle “tematik” bir parti olarak görüldüğünü ancak sadece ekoloji konusunda çalışmadıklarını, “bir gün tek başlarına iktidar olurlarsa 25 tane Çevre Bakanı atamayacaklarını” dile getirdi.

Örneğin Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesine karşı nasıl bir ses çıkartabileceklerini, benzer düşüncedeki insanları nasıl etkileyebileceklerini tartıştıklarını, “Rusya’nın nükleer santral inşa ettiği Akkuyu’dan gönderilmesi” konulu bir kampanyayla diğer partilerden de ayrıştıklarını söyledi.

Dünyada sosyal, ekonomik ve ekolojik bir “üçlü kriz” yaşandığını öne süren Urbarlı, bu krizlerin birbirlerini tetiklediğini söyledi. Ekonomik ve ekolojik krizlerin her gün yüzümüze çarptığını, göç konusunun ve nefret körükleyen aşırı sağın yükselişinin sosyal krizler olduğunu ifade etti. Bu üçlü krize verilecek yanıtlarla “var oldukları yerde fark yaratabileceklerinin farkında olduklarını” dile getirdi.

Adil dönüşüm

Türkiye gibi sorunların görece daha yakıcı olduğu ülkelerde Yeşiller’in ön plana çıkamadığı, refah seviyesinin daha yüksek olduğu ülkelerde Yeşiller’in daha büyük bir siyasi aktöre dönüştüğü düşünceme katılıp katılmadığımı sorduğumda “ekonomik gelişmesinin tamamlayamamış ülkelerde yeşil politikanın lüks kaçıyor olabileceği” yanıtını verdi. Türkiye özelinde sola yakın olması gereken insanların sağ partilerin seçmeni olmasının, merkez sağa yakın olması beklenecek insanların da merkezin soluna oy vermesinin sosyolojik bir gerçeğimiz olduğunu ifade etti.

Kendilerine sosyal medyadan gelen bazı yorumlarda “iktidara gelseniz siz bize araba sürdürmezsiniz, et de yedirtmezsiniz, şimdi de ne et alabiliyoruz ne araba, sizin AKP’den ne farkınız var?” ifadelerinin kullanıldığını belirtti. Bu eleştiriyi zekice bulduğunu ancak son dönemde ortaya atılan “adil dönüşüm” kavramının öneminin burada ortaya çıktığını söyledi. Dünyanın bu hale gelmesinde herkesin ve her ülkenin eşit paya sahip olmadığını, dolayısıyla herkesten aynı oranda sorumluluk beklenmesinin adil olmayacağını ve insanların bu hareketten uzaklaşacağını dile getirdi. Yirmi yıldır sürekli mutluluğu ve hayat standartları düşen, gençliğini kaybettiğini düşünen insanlara sadece “dünyayı kurtarmamız lazım” demenin bir karşılığı olmayacağını belirtti.

Yine de tüketim talebini kısmanın öneminin de altını çizen Urbarlı’ya bireysel hayatlarımızda çöplerimizi düzenli ayrıştırmak ya da enerji tüketimimizi azaltmak gibi önlemlerin ne kadar etkili olduğunu sordum. Çöpleri ayrıştırmaya çalışırken ithal edilen çöplere tanık olmanın ya da işe toplu taşıma ile giderken boş inip kalkan uçakları görmenin kişisel motivasyonu bozmasının çok anlaşılır olduğunu, bireysel çabalarımızı sürdürürken esas zararı yaratan büyük şirketlerin regüle edilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’yi karbon nötr hale getirmenin teknik olarak mümkün olduğunu bildiklerinin altını çizdi.

Cumhuriyet

Yeşil Yeni Düzen

Yeşiller’in Eş Sözcüsü, belli iş kollarında değişimler yaratarak hem dünyayı kurtarmayı hem yeni ekonomik fırsatlar yaratmayı hem de sosyal problemleri çözmeyi amaçlayan, yani bahsettiği üçlü krizden ortak bir çıkışı öngören “yeşil yeni düzen” ya da “yeşil mutabakat” kavramından bahsetti.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün bir raporuna göre Türkiye’nin karbon emisyonlarını azaltmak için enerji dönüşümüne başlamasının bütçeye 8 milyar dolar katkı yapacağını ve 300 bin istihdam yaratacağını söyledi. 

Ukrayna’daki savaşın enerji güvenliği konusunu ön plana çıkardığı, Rusya’dan doğalgaz almanın “savaşı finanse etmek” olarak görüldüğü bir dünyada Avrupalı devletlerin kömüre ve nükleer enerjiye dönmesi hakkındaki düşüncelerimi sorduğumdaysa nükleerin “ucuz ve yeşil” imajının yanlış olduğunu, bugün yaşanan enerji krizine karşı önerilen çözüm önerilerinin gerçekçi olmadığını ancak bugünkü krizin uzun vadede yeşil enerjiye geçiş için bir fırsat olabileceğini düşündüğünü ifade etti.

Dünyada Yeşiller

Yeşiller’in dünyada “burjuva bohem” ideolojisi olarak görüldüğünü ancak bugün bu algının büyük oranda kırıldığını, aksi takdirde Almanya’da iktidar ortağı olmanın, Avusturya’da Cumhurbaşkanı çıkarmanın mümkün olmayacağını öne sürdü.

İrlanda’daki Yeşiller Partisi’nin gençlerin çok sevdiğini, yüksek oy oranlarına ulaşmasa da partinin söylemlerinin ağırlığı olduğunu ve diğer partilerin programlarını etkilediğini gözlemlemiştim. Urbarlı da “iklim değişikliği iklim krizine döndükçe”  Yeşiller’in ve fikirlerin ana akımlaştığını, Yeşiller Partisi’nin Almanya’da 2001 yılında söylediklerinin bugün Hristiyan Demokratların söylemleri haline geldiğini dile getirdi.

Reuters

Urbarlı’ya başka ülkelerdeki Yeşiller ile nasıl bir ilişkileri olduğunu sorduğumda hiçbir partiyle organik bağları olmadığını ancak uluslararası tartışma platformlarında yer aldıklarını, “eşitler arası bir ilişki kurmak istediklerini” cevabını verdi. Uzaktan bakan bir insanın dünyadaki tüm Yeşiller’i her konuda aynı düşünen partiler sanabileceğini oysa ciddi farklılıklar bulunduğunu, farklı ülkelerde sola ya da liberalizme yakın Yeşiller olduğunu belirtti.

Kazanım için taviz verirler mi?

Kimi Yeşiller’in kazanımlar için tavizler vermeyi kabul ederek hükümet ortağı olduğu, kimi Yeşiller’in ise sadece yapılması gerekeni söyleyip muhalefet görevine getirmeyi tercih ettiği gözlemimi aktardım ve ilkesel olarak hangi duruşa yakın olduklarını sordum. Urbarlı, Almanya’da Yeşiller’de yaşanan “realist-fundamentalist” ayrımından bahsetti. İktidara geldiklerinde NATO’nun Sırbistan’ı bombalamasına destek olmaları sebebiyle partinin çektiği tepkinin bugün yine iktidardaki Yeşiller’in Rusya saldırısına karşı kamuflaj giyerek Ukrayna’ya destek olsalar da verilmediğini Avrupa’nın güvenlik kaygılarına ve algılarına bağlayarak anlattı. 

“İdeallerin peşinden koşan, dar, demir leblebi bir parti mi yoksa daha geniş, müzakareci bir parti mi?” ayrımını “güce” bağlayan Urbarlı, ideallerini iyi savunacaklarını ancak bu ideallerini günün gerekliliğine göre analiz ederek güncellememeleri halinde tarihin gerisinde kalacaklarını, müzakere etmek için de güçlenmek zorunda olduklarını söyledi. Örneğin tüm kömür santrallerinin kapatılması sağlanacaksa geçiş döneminin doğalgazla yürütülmesini kabul edebileceklerini dile getirdi. Yeşiller Partisi’nin sadece idealleri etrafında toplanan küçük bir grup olarak kalmasını istemediğini belirtti.

Seçim öncesinde muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayına ikinci turda koşulsuz şartsız destek mi vereceklerini, yoksa örneğin Türkiye’nin kömürden çıkışının programa eklenmesi gibi bir kazanım karşılığında mı bu desteğin verileceğini sordum. "Kişisel görüşüne göre AKP-MHP rejiminin bir an önce bitmesi için muhalefete koşulsuz şartsız destek verilmesi gerektiğini ancak şu an parti adına konuşmasının doğru olmayacağını” söyledi. Müzakerenin ikinci tur aşamasında değil, henüz aday belirleme aşamasındayken yapılmasını daha doğru bulduğunu, hatta “kartları açık bir parti olduklarını, Cumhur İttifakı’na asla destek olmayacaklarını ve muhalefetle yapılacak görüşmeleri müzakere olarak değil katkı vermek olarak gördüğünü” ekledi.

Taban oluşturmak ve yerel ekoloji mücadelelerini merkezileştirmek

İronik şekilde dünyada Yeşiller’in “kırsala inememe” probleminin sürdüğünü, şehir merkezlerindeki desteğin kırsala doğru gittikçe eridiğini dile getirdi.

Türkiye’de taban oluşturmak konusunda nasıl bir çaba içine gireceklerini sorduğumdaysa şehirlerde durumun pek farkında olmasa da dünyadan farklı olarak Türkiye’nin her bölgesinde yerel çevre mücadeleleri olduğunu söyledi. Erzincan’da Hakkari’de, Kazdağları’nda, Muğla’da, Karadeniz’de ya da çok başka bölgelerde yapılaşmaya, madenlere ya da santrallere karşı kimisi başarı kimisi başarısızlıkla sonuçlanan onlarca çevre mücadelesi örneğini sıraladı. Bu mücadelelerdeki politik bilinç eksikliğine dikkat çekti ve “biz bir şey başaracaksak eğer, bunu politik bir bilince çevirerek başarırız” cümlesini kurdu. Bunun “Biz geldik ve sizi politikleştireceğiz” deme kibri olarak anlaşılmamasını dileyen Urbarlı, bu mücadelelere zaten parti üyelerinin de katıldığını, yereldeki ortak mücadelelerde birbirlerinden öğrenerek bir yapı oluşturmak istediklerini söyledi.

Bianet

Tarihin akış yönünü düşününce büyük bir hata yapılmadığı takdirde Yeşiller’in zaten şehirlerde ve üniversitelerde büyüyeceğini ancak yerel mücadeleleri ortaklaştırma, birleştirme ve merkezileştirmenin önemine dikkat çekti.

Aksi halde yerelde başarıya ulaşan mücadelelerin devamlılığını sağlamanın mümkün olmadığını, örneğin mücadele sonucu engel olunan bir termik santralin birkaç yıl sonra birkaç kilometre uzağa kurulabileceğini söyledi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Kurulması engellenen Yeşiller'in söylemleri ve eylemleri

Partinin Eş Sözcüsü Koray Doğan Urbarlı Spektrum'a konuştu.

14 Tem 2022

RentiCar ile birlikte

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak