Lobi Kazandı: Türkiye Plastik Çöp İthalatına Devam Edecek

Temmuz ayına Avrupa’da tek kullanımlık plastiğin yasaklandığı haberi ile başlayıp, küresel anlamda sevinmişken, maalesef sevincimiz Türkiye için kısa sürdü.
Plastik geri dönüşüm sektöründe yaşanan sorunlar ve yasadışı süreçler nedeni ile Türkiye’nin 2 Temmuz’da hayata geçirdiği ve plastik ithalatının %70’den fazlasını durduran polietilen yasağı, sadece 6 gün sürebildi.
Mayıs ayında alınan karardan sonra, plastik geri dönüşüm sektörü lobi çalışmalarına milyonlarca lira yatırmaya başladı.
Plastik çöplerin hammadde olduğunu anlatarak, denetleme istediklerini belirterek, bazı televizyonlara yerleri yeni cilalanmış fabrikalarını gezdirerek, sektörün kendine çeki düzen verdiğini savundu.

Lobinin propaganda hesaplarından bir foto. Ağacı kirleten plastik çöp değilmiş, İlginç…
Geri dönüşüm sektörünün haklı olduğu noktalar kesinlikle var. Her atık çöp değil ve ithal edilen plastiklerin bazıları geri dönüşebiliyor ama bu atıklar 2 veya 3 geri dönüşümden sonra kalitesini kaybediyor ve çöp oluyor.
Yapılan PR çalışmaları ile Avrupa Birliği’nin Avrupa Birliği’nin plastik yasağını ekonomik savaş olarak tanımlayan plastik lobisi, aslında hükümetin sıfır atık projelerine bile ters düşen açıklamalarda bulundu.
Buna rağmen bu çalışmalar maalesef başarılı oldu. Sadece sektör ile beraber hazırlanan yeni yasa taslağı, mevcut 1350 geri dönüşüm firmasının tüm lisanslarının yeniden gözden geçirilmesini ve atık ithalatında suistimalin önüne geçebilmek için de teminat mektubu zorunluluğu getiriyor.
Bu kağıt üstünde iyi bir denetim mekanizması olarak gözükse de, aynı Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunu gibi, Türkiye’nin son dönemlerde denetim konusunda başarılı olduğunu söylemek pek mümkün değil.
Bununla beraber tam denetim isteyen plastik geri dönüşüm sektörü, gizli olarak bir bir tüm bilindik kuralları yıkmaya devam ediyor. Sektör şimdi de ithal malzemedeki en fazla %1'lik yabancı madde (kontaminasyon) şartını kaldırmak istiyor, yani aslında ayrıştırması en zor ürünleri kendisinin ayrıştırılabileceğini belirtiyor.
Maalesef gerçekler böyle değil. Hükümetin koyduğu polietilen yasağı sektörün benzer işgüzarlıklarından hayata geçirilmişti. Zira kontrolsüz ve denetimsiz bir şekilde ilerleyen bu sektör, son 10 yılda çöp ithalatını yüzde 7 bin 300 kat artırdı.
Yasaklardan önce, yıllık 600 bin ton yani günde 213 kamyonluk atık ile Türkiye, Avrupa’dan yapılan atık ihracatının en büyük alıcısı konumundaydı. Bu da evlerin depo gibi kullanıldığı, Çukurova güneşi altında plastiklerin kaderine bırakıldığı durumlara yol açıyordu.

Eğer sektör bu kadar iyi bir şekilde çalışıyorsa niye bu durum söz konusu oldu? Burada merdivenaltı geri dönüşümcüleri suçlamak da mümkün olmamalı, çünkü sektör kendi raporunda bile “Yetkisiz ya da merdiven altı işletmelerin bu atıkları ithal etme şansı yoktur” diyerek tek sorumlunun kendi olduğunu kabul ediyor.
Buna ek olarak geri dönüşüm fabrikalarda çıkan yangınlar kafaları karıştırıyor. Mikroplastik Araştırma Grubu’nun verilerine göre, Türkiye'de geçtiğimiz yıl 65 geri dönüşüm tesisinde çeşitli sebeplerle yangın çıkarken sadece bu yılın ilk 6 ayında 69 tesis yandı.
Son 5 yılda ise 188 tesis alevlere teslim oldu. Bazı tesisler ise yılda 3-4 defa yandı. 2019’da İstanbul’da çıkan fabrika yangınlarının sayısı itfaiye raporlarına 179 iken, Mikroplastik Araştırma Grubu bunun 14’ünün plastik geri sektörü olduğunu belirtiyor.
Eğer bu fabrikalara denetim gelecekse yangın kontrol mekanizmalarının geçmişe yönelik şekilde de kontrol edilmesi lazım. Eğer bu şekilde bir ihmal varsa bunun aynı zamanda kasıtlı olup olmadığı da kontrol edilmeli.
Türkiye Avrupa’nın plastik çöplüğü olmamalı. Daha kendi çöpünü düzgün bir şekilde geri dönüştüremeyen bir ülkeden bahsediyoruz.
Mikroplastik Araştırma Grubu’ndan Doç. Dr. Sedat Gündoğdu BBC Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yurt dışından ithal ettiği plastik atığın 750 bin tondan daha fazla olduğuna dikkat çekiyor.
Bununla beraber Gündoğdu, Türkiye’nin bunları ithal etmek yerine 'yerli ve milli' plastik atıklarını dönüştürmesi gerektiğini belirtiyor. Gündoğdu belediyelerin atıklarının düzgünce ele alınması durumunda, en az 1 milyon ton geri dönüşebilir atığın sisteme katılacağını belirtiyor.
Bu rakam şu andaki sektörün ithal ettiğinden çok daha fazla. Gündoğdu buna rağmen, şirketlerin kar marjını düşünüp, çok daha ucuz olan yabancı çöpü ithal ettiğini belirtiyor.
Gündoğdu, plastik atık toplama altyapısının geliştirilmesi gibi bir ihtiyaç varken 'yurt dışından plastiğe muhtacız' söyleminin, Türkiye'nin çöp altyapısına yapılan en büyük kötülük." olduğunun altını çiziyor.
Avrupa Birliği’nin getirdiği tek kullanımlık plastik yasağı ile plastik geri dönüşüm sektörünün hammadde olarak kabul ettiği bu kaynak da 5 ile 10 yıl arası bir süre içerisinde kuruyacak.
Peki daha sonra ne yapacağız? ABD’ye ve hatta Çin’e mi sınırlarımızı açacağız?
Eğer düzgün bir geri dönüşüm altyapısından bahsediyorsak, toplama ve depolama altyapımızı düzeltmeden, başkalarının çöplerini sırtlamamızın bir anlamı yok.
Açıkta bırakılan plastikler mikroplastiğe dönüşerek, yakılan plastikler ise yaydığı zehirli gazlar ile sağlığımızı ve doğamızı tehlikeye atıyor.
Polietilen yasağı son dönemde Türkiye’nin çevre konusunda attığı en mantıklı adımdı. Umarız en kısa sürede bu yanlıştan geri dönülür.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ticaret Bakanlığı plastik lobisi ile anlaştı, Türkiye Avrupa'nın Çöplüğü olmaya devam edecek.
13 Tem 2021

YAZARLAR

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR



