Madama: Artık hizmetçilik yapmam dedim
(34)
Röportajı yapan: Neriman
— Ne yapayım, ben alışık değilim o kadar kalabalığa... Çok kalabalıklar... Sonra insana pek karışıyorlar. Ben iyi yemek pişiririm amma kimse karışmamalı. Ustalık gösterenlere doğrusu pek kızarım.
Gene madam göründü. Genç kadına işaret ederek.
— Sen gel, dedi.
Demek bu kısmet onundu. Gelenler her halde eli ayağı düzgün birini istiyorlardı. Bütün gözler ona dikildi.
Madamın benimle meşgul olmamasına yavaş yavaş kızmaya başlamıştım. Buradan bulunmamı istemiyen bir hali de yoktu. Can sıkıntısı içinde Anadoludan gelmiş köylü bir hizmetçi kadınla konuşmaya başladım. Hayatı beni gittikçe sardı. O acıklı macerasını bir kaç gümle çerçevesi içinde basit kelimelerle anlatıyordu.
Bu kadın Anadolunun küçük bir kasabasında oldukça iyi ve zengin bir ailenin kızıymış. İlk kocası Balkan harbinde ölmüş. Kendisini ikinci defa ihtiyar bir adamla evermişler, kavga, gürültü.. Nihayet ayrılma..
Anasiyle babası ölmüş bulunduğu için ablasının yanına sığınmış... Mal, mülk var amma karma karışık... Gençlik elden gitmiye başlıyor... Kendisini vaktile isteyenlerin hiç birine vermiyorlar. Bir gün kadının aklına İstanbula gelmek geliyor. Bu fikir kafasında yerleşiyor, gün geçtikçe kuvvetleniyor.. Son olarak ablasiyle eniştesiyle kavga ediyor. Ver elini İstanbul.. Bir ahbabının evine iniyor... İstanbula gelmekten kasti belki ihtiyar bir mütekaitle evlenir de o ölümce, maaşiyle geçinirimdir. En büyük arzusu sırtına bir manto geçirebilmektir.
Uçkurluklu çarşafından nefret etmiştir. Ablasiyle, eniştesiyle kavga etmesine sebep te budur. Onlar manto giyersen seni reddederiz demişlerdir. Bunun karşısında ne yapabilir?
İstanbula geldikten sonra hayalinde yaşattığı mütekaidi bulamadı. Oraya başvurdu, buraya vurdu, nafile...
Fakat bir gün onu kapalı bir araba ile ihtiyar bir adamın evine gelin götürmüşlerdir. Gelin gittiği gece de bir imam gizlice nikâhlarını kıymış... Fakat talihsizlik. Bununla da kırk gün beraber oturamadı. Evlendiği adam ölen karısının kıziyle oğluna pek bağlıymış. Evini, mülkünü, hep onların üstüne yapmış... Ne yapsın?. Bir gece gene kavga etmiş, adam kapıyı açıp:
— Gidebilirsin, diye yol göstermiş.
Kadın:
— Bir manto bile yapamadan bu mütekaidi de bırakmak mecburiyetinde kaldım. Sonra da gene ahbaplar vasıtasiyle genç bir satıcı ile evlendim. Daha ilk gece adam boynumdan beşi biryerdemi aldı. İki sene beraber oturdum, bu adamla... Evine getirdiğim çamaşırlarıma bir yenisini ekleyemedim. Üstelik benimkileri eskittim. Bu da bana ne bir manto, ne bir baş ürtüsü alamadı.
Kadının eli, işi böylece para görmedi. İstediği mütekait kocayı da bulamadı. Kasabasından geleli, seneler olduğu halde, sırtına bir manto dahi geçiremedi.
Hizmetçiliğe düştü. Şimdi kahve rengi bir mantosu var.
Kasabasından, bir mütekait ve bir manto emeliyle ayrılan bu kadın bunların imkânsızlığını anlamakla kalmamış, koca bulmanın güçlüğüne ermiş, hele kocaların bir manto alamıyacak kadar kudretsiz olduklarına kani olmuş. Ona mütekaid kocaların temin edemediği mantoyu, hizmetçiliğin vereceğine inanıyor.
Köylü kadının hikâyesi, idarehane sahibinin beni çağırmasıyla sona erdi.
Odaya girdim. Beni müştelerine gösterdi. Adamlar, beni de beğenmiş olmalılar ki, daha evvel çalıştığım yeri sormıya başladılar.
Kendilerine cevap vermedim. Usulca madama:
— Ben seninle ayrı konuşmak istiyorum, hizmetçilik yapamıyacağım, dedim.
Madam tatlılıkla:
— Peki, dedi.
Onlarada istemediğimi söyledi.
Müşteriler genç kadında karar kıldılar. Madamdan, kadının kötü hareketlerinden dolayı kendisinin mes'ul olacağına dair kağıt istiyorlardı. Madam, bu kağıdı vermek istemiyor, adamlar israr ediyorlardı.
Neticeyle iki taraf ta tatmin edildi. Genç kadının derhal verdikleri adrese gitmesini istediler. Fakat o gitmek istemiyordu.
Erkek müşterilerden biri, cebinden, 25 kuruş çıkardı. Bunu yol parası yapacaktı. Fakat genç kadın bu rakamı beğenmedi.
Adamlar bırakıp gittiler. Onlar daha kapıdan çıkmadan genç kadının ağzından kelimeler çıktı:
— Gidemem efendim, bunlar pek cimriye benziyorlar.
Madam atıldı:
— A! dedi, pek ileriye gidiyorsun... Ne var bunda.. Yirmi beş kuruş bırakmalarından hemen cimrilik mânâsını çıkardın! Ne bıraksalardı? 25 lira mı?... Nereden nereye gideceksin ki.
Madam, genç kadını bin bir müşkülâtla kandırdı. O gittikten sonra da madamın dudakları büzüldü. Omuzlarını kaldırdı. Ağzından şu cümlelerin döküldüğünü işittim:
— Kadın, kendisine iyi bir iş bulduğum halde beni atlattı. Fakat dönüp gideceği yer gene burasıdır. Hiç bir şey vaad etmeden gitmenin ne demek olduğunu anlar..
Madamın odasına girmesiyle beni çağırması bir oldu:
— Anlat bakalım, dedi.
— Hizmetçilik yapamıyacağım.
— Anlıyorum, diye cevap verdi.. Sen hizmetçilik yapamazsın.. Yapsan, yapsan doktor yanında, muayenehanelerde çalışabilirsin? Daha hizmetçiliğe ilk düşenler, ağır işlere tahammül edemezler... Sana ben böyle bir iş bulmıya çalışırım. Sen yarın bana gene gel..
— Peki gelirim..
İdarehane kapısını kaparken içim tahlili güç hislerle doluydu.
(devamı var)
Kaynak: Haber (Akşam Postası), 26 Birincikânun 1937, Sayfa 7.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
"Biraz evvel anlattıklarımı tekrarladım. Ve bu hikaye de böylece bitti."
02 Ara 2022

YAZARLAR

Kupür
Geçmiş gazete ve dergilerden yazılar, makaleler, röportajlar. İki haftada bir cuma neşrolunur.
İLGİLİ OKUMALAR


