Meksika: ABD’nin dostu ve düşmanı, ötekisi ve kendisi

Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
Biray Kolluoğlu, Evren M. Dinçer, Zafer Yenal
2023 yılında Meksika, beklenmedik bir şekilde Çin’den birinciliği alarak ABD’ye en çok ürün ihraç eden ülke oldu. ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Meksika'dan ABD'ye ihraç edilen malların değeri, 2022'den 2023'e yaklaşık yüzde 5 artarak 475 milyar doların üzerine çıktı. Aynı dönemde Çin'in payı ise yüzde 20 düşüşle 427 milyar dolara geriledi. Meksika, 2002’de Çin’e kaybettiği koltuğu geri aldı. Üstelik Meksika’nın ihracatı tarım ürünlerinden ileri teknoloji ürünlerine kadar her alana yayılmış durumda. Bir başka deyişle Meksika, ABD pazarının neredeyse tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir üretim üssü durumunda.
Meksika’nın dönüşüne dair basında ilk karşımıza çıkan yorumlar, Çin ile artan gerginliğin ticaretin dost ülkelere kaymasına yol açtığı yönünde. Trump’ın Çin’den ithal mallara 2018’de koyduğu ek vergiler ve doğrudan hedef aldığı şirketlere (en bilineni Huawei) yaptırımlarla şekillenen Çin politikası, Biden yönetimince sessiz sedasız aynen benimsendi. Biden’ın Huawei konusunda en az Trump kadar hassas olduğu iyi biliniyor. Aslında hep var olan ama 2016’da Trump’ın seçilmesinden beri gözle görülür hâle gelen bir mesafelenme var Çin’e karşı.
Elon Musk’ın rakip olarak çok korktuğu elektrikli vasıta üreticisi BYD’ye karşı Huawei’ye benzer bir koruma duvarı istemesi, Çin’e yönelik bakışı kabaca özetliyor. Amerikan şirketlerinin hâlâ hem çok büyük bir pazar hem de ucuz ve kaliteli bir üretim üssü olan Çin’le ilişkileri oldukça ikircikli. Siyasi önceliklerle ekonomik önceliklerin bu denli güçlü bir şekilde çarpışması, sosyolojinin kurucu isimlerinden Max Weber’in modern toplumlar için öngördüğü en temel çatışma alanlarından birini, yani ekonomi ve siyasetin uzlaşmaz çıkarlarını net bir şekilde gözler önüne seriyor.
Peki bu dönüşümün Meksika için anlamı ne? Meksika düşman hâline gelen Çin’e kıyasla “dost ülke” olarak gösteriliyor. Ancak aynı Meksika’yı 3.145 kilometrelik sınırıyla ABD’nin en büyük güvenlik tehdidi olarak ananlar da var. Donald Trump’ın 2016 seçimlerindeki en büyük vaadi Meksika ile ABD sınırına duvar inşa etmekti. Bugün dahi “sınır güvenliği” Amerikan günlük politikasının en canlı gündem maddelerinden. Daha bu hafta, Amerikan Kongresi’nin Temsilciler Meclisi’ni çok küçük bir farkla elinde bulunduran Cumhuriyetçiler, Biden yönetiminin Ulusal Güvenlik Bakanı Alejandro Mayorkas’ı Meksika sınırındaki görevlerini yerine getirmediği için azletti.
Büyük ölçüde sembolik olan bu adımın ardında (sembolik çünkü azil için Senato’da üçte iki oy oranı gerekiyor, bunun elde edilmesi olanaksız) elbette Meksika sınırının ABD’nin en büyük güvenlik zaaflarından biri olduğunu siyasetlerinin merkezine koyan Trump ve Cumhuriyetçiler var. Yani ekonomik açıdan “can simidi” ve dost olan Meksika “başıboş” sınırı ile güvenlik açısından en büyük tehditler arasında. Meksika’nın sadece Meksikalılar için değil Meksika’nın güneyindeki tüm Latin Amerika ülkelerinden, hatta son dönemde Çin ve Türkiye dahil dünyanın başka bölgelerindeki diğer ülkelerden gelen göçmenlerin Amerika’ya giriş kapısı olması, ABD’de hiç gündemden düşmeyen bir konu.
Meksika’nın ABD için yarattığı ikinci varoluşsal tehdit, devasa uyuşturucu ekonomisiyle bağlantılı. Breaking Bad’den Narcos’a çoğumuzun izlediği televizyon programlarına da malzeme olan Meksika’nın uyuşturucu kartellerinin ana pazarı kuzeydeki bitmeyen talebin merkezi ABD. Pazarın gerçek büyüklüğünü net olarak tahmin etmek imkansız tabii ama uyuşturucu pazarının 230 milyar doların üzerinde olduğu düşünülüyor. Kartellerin Meksika’nın en büyük beşinci işvereni olduğu iddiası, durumun toplumsal yapıya ne kadar sirayet ettiğini gösteriyor.
Meksika, sadece bölgenin değil Asya’dan gelen ve son dönemde tüm dünyayı kasıp kavuran metamfetamin ve fentanilin de merkezi ve transit üssü. Meksika’da karteller tarafından yönetilen, neredeyse otonom bölgelerin varlığı, Meksika’nın iç güvenlik bütünlüğünü sağlayamayan bir başarısız devlet (failed state) olarak görülmesine neden oluyor.
Ancak bunların Meksika’yı dışarıdan, özellikle ABD’den yorumlayan görüşler olduğunu söylemeliyiz. Aslında Meksika kaynaklıymış gibi görünen tehditlerin hemen hepsinin altını biraz deştiğimizde karşımıza bizatihi ABD’nin kendisi çıkıyor. Meksika’yı da içine alan uyuşturucu ekonomisinde yüzde 70’lik satış payıyla ABD başı çekiyor. ABD’nin bitmeyen uyuşturucu iştahı, sınırın güneyinde risk almaya hevesli kriminal yapıların sürmesine ve hatta büyümesine neden oluyor.
Latin Amerika’dan kuzeye işçi göçünün en büyük nedenleri arasında ABD’nin iç pazarda yıllardır sübvanse ettiği endüstriyel tarımın fiyat avantajı ile Latin Amerika tarımını—özellikle küçük ölçekli aile tarımını—yok etmesi bulunuyor. Topraklarını yitiren Latin Amerikalı ailelerin birçok üyesi bugün ABD’de tarım işçisi olarak yaşam mücadelesi veriyor. Üstelik bu duruma sadece ABD’nin güney sınırına yakın eyaletlerde rastlanmıyor. Örneğin, ülkenin kuzeyinde, Kanada sınırında yer alan New York eyaletindeki devasa süt ve mandıra sektörünü Latin Amerikalı işçiler olmadan düşünmek imkansız.

The New York Times
Öte yandan yabancı firmalar Amerikan korumacılığını aşmak için Meksika’yı uzun süredir önemli bir destinasyon olarak kullanıyorlar. Eski adıyla NAFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) yeni adıyla USMCA (Amerika Birleşik Devletleri-Meksika-Kanada Anlaşması) ABD, Kanada ve Meksika’yı ortak pazar olarak tanımladığından Amerikan pazarına ihracat yapmaya çalışan Avrupa ve Asya firmaları için Meksika önemli bir üretim üssü. Bu kervana en son Çin merkezli otomobil firmaları da dahil oldu. Tesla’nın engellenmesi için elinden geleni yaptığı BYD’nin olası engelleri aşmak için Meksika’da bir fabrika kurup buradan ABD’ye ihracat yapmak istediği belirtiliyor.
Sonuç olarak Meksika hem ABD’nin Çin’e karşı en büyük can simitlerinden hem de Amerikan kimliğinin varoluşsal kabuslarının altında yatan en önemli simgelerden. ABD’de marketlerde satılan pek çok gıda ürünü Meksika’dan geliyor. ABD’de yapılan tarımsal üretimin emekçileri arasında Meksikalılar başı çekiyor. Meksika aynı zamanda Antalya’ya benzeyen Cancun ve Acapulco gibi tatil bölgeleriyle Amerikan orta sınıfının keyif çatma yeri. Ama aynı Meksika, Amerikan uyuşturucu pazarını “besleyen” bir kara delik.
Biden kabinesinden bir bakan, Amerikan tarihinde son 150 yıldır ilk kez Meksika sınırındaki kriz yüzünden azledilebiliyor ama öte yandan müziğiyle, mutfağıyla, içkileriyle Meksika kültürü, Amerika’yı kökünden dönüştürmeye devam ediyor. Bir başka deyişle Meksika (ve tabii genel olarak Hispanik kültür) ABD’nin hem ötekisi hem de kendisi olabiliyor. Ama Amerikan kamuoyu bizzat ABD’nin Meksika’nın bu karmaşık dönüşümündeki en büyük pay sahiplerinden olduğunu ısrarla görmek istemiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
NEREDE YAYIMLANDI?
Amerika'dan büyük dekorun arkasından ve önünden iki hikaye.
18 Şub 2024

YAZARLAR

Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ OKUMALAR
Kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz” çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz.
26 Nis 2026

21. yüzyıl kültürü biçimsel bir nostaljiye hapsolmuş durumda. Geçmiş biçimleri yeniden paketlemek, zaten bilinen formülleri rafine ederek tekrar dolaşıma sokmak, tanıdık olandan şaşmamak... Mark Fisher'ın "geleceğin usulca yitişi" dediği olgu, “kültürün bugünü kavrayıp ifade etme kapasitesini yitirdiğine dair artan bir hisse” işaret ediyor.
12 Nis 2026

Bugün çoğu film, dünyayı anlamaya değil, onunla baş etmeye çalışan bireylerin duygusal evrenine çekiliyor. Bu yüzden de politik olan, sistemsel olan, yapısal olan arka plana itiliyor.
29 Mar 2026

Gastronomi, üretim zincirindeki eşitsizlikleri örten şık bir örtü yerine, bu eşitsizlikleri çözen bir kaldıraç olarak kullanılırsa; şehirler sadece bir "lezzet durağı" değil, belirsizlikler çağında "toplumsal direnç ve adalet merkezleri" haline gelebilir.
08 Mar 2026

“Bitti” dediğimiz o eski dünya düzeni, sadece askeri anlaşmalarla değil; bu tür “kalkınma” anlatılarıyla, mühendislerin hatıralarıyla ve hatta şairlerin sesleriyle örülmüştü.
15 Şub 2026



