
Sizi tanıyarak başlayalım. Argonotlar nedir? Argonotlar'ı kimler yapar? Ne zamandır var ve nasıl bir yolculuğu geride bıraktı?
Ben Argonotlar Kurucu Editörü Kültigin Kağan Akbulut. Uzun yıllar Gazete Duvar, Sanat Dünyamız başta olmak üzere çeşitli yayınlara güncel sanat üzerine yazdım. Sadece güncel sanatı ele alacak bir çevrim içi yayın kurma fikri neredeyse 10 yıldır aklımdaydı. İlk adımı atmak için 2017'de, henüz bültencilik sevdası bu kadar artmamışken Güncel Sanat Bülteni isimli haftalık bir e-bülten başlattım. Amacım ileride kurmak istediğim çevrim içi yayının bir prototipini kurmak ve topluluğunu oluşturmaktı. 2020 yılında da bülteni Argonotlar Güncel Sanat yayınına dönüştürdüm. Bu yılın başından bu yana da Seçil Epik, Özlem Altunok, Fulya Baran ve Ozan Ünlükoç'tan oluşan ekibimiz ve bağımsız yazarlarımızla yayınımızı profesyonel bir şekilde sürdürüyoruz. Henüz yolun başında olduğumuzu bilsek de, Türkiye güncel sanat ortamında az zamanda, çok işler başardığımızı görmüş olduk.
İsminin hikâyesiyle devam etsek, hiç fena olmaz...
Theseus'un gemisi hikayesini bilir misiniz? Antik Yunan efsanesine göre Girit'ten zaferle dönen Theseus'un gemisi yüz yıllarca Atina'da korunur. Tabii ki zamanla geminin tahtaları çürür ve yenilenir. Öyle ki bir süre sonra asıl gemiden tek bir parça dahi kalmaz. Buradan yüzyıllar boyunca filozofların aklını oyalayan şu soru ortaya çıkar: Bu gemi hâlen Theseus'un gemisi mi, yoksa başka bir gemi mi? ABD doğumlu edebiyatçı Maggie Nelson da ebeveynliğin, müşterekliğin, dilin ve aşkın dönüşümünü işaret ettiği romanı Argonotlar’da "Bir kabuğa, kimliğe ihtiyacımız var mı gerçekten? Öyle olsa bile, bir kimlikle özdeşleşmek mümkün mü?" diye sorar. Biz de aynı soruları sanat için soruyoruz. Mağara duvarlarındaki resimlerden Rönesans'a, modernizmden güncel sanata kadar sanat büyük dönüşümler geçirdi. Peki, bütün bunları aynı sanat olarak mı tanımlayacağız? Bir tanıma ihtiyacımız var mı gerçekten? Öyle olsa bile, tek bir tanımla özdeşleşmek mümkün mü? Biz tanımdan çok, dönüşümün kendisiyle ilgileniyoruz.
Hemen ardından, elbette, şunu sormak istiyoruz: Türkiye'de sanat yayıncılığı... Ne gibi zorluklar var? Dijital nasıl avantajlar/dezavantajlar yaratıyor?
Biz Argonotlar'da sanat üretimini ve sergileri kültürel ve toplumsal bir tartışma zemini olarak görüyoruz. Türkiye'deki güncel sanat ortamının canlı bir sanat yayınını ayakta tutacak gücü olduğunu düşündüğümüz ve gördüğümüz için bu işe giriştik. Zorluklara hiç girmek istemiyorum; bu konuda yazılar yazıldı, paneller, konferanslar düzenlendi, birçok adım atıldı. Açıkçası Türkiye medya dünyasının genel sorunlarından çok da farklı değil sanat yayıncılığının sorunları. Ancak neyse ki böyle bir yayın fikrinin ilk aklıma düştüğü dönemden çok daha iyi durumdayız. O zamanlar çevrim içi ortamda nasıl reklam vereceğini, nasıl iş birlikleri gerçekleştireceğini bilemeyen sanat kurumlarına şu an çok rahat derdimizi anlatabiliyoruz. Zorluklardan çok potansiyellere odaklanmak istiyoruz.
Newsletter sizin için nasıl bir yerde? Neden bir bülten başlatmaya karar verdiniz? Ne gibi mecra farklılıkları görüyorsunuz?
E-bültencilik Argonotlar'ın temelidir dersem çok da yanlış olmaz sanırım. (Çevrim içi platformun kurulma sürecinde pandeminin de etkisiyle e-bültenlerimizi ihmal etmiştik; ancak özümüze döndük.) 2017 yılında, "Artık kendi yayınımı kurmak için bir şeyler yapmam gerek, ancak ne param var, ne de bu işe ayıracak büyük bir zamanım," dediğim dönemde kürasyon odaklı e-bültenleri keşfettim. Twitter'dan takip ettiğim; ancak tanışıklığım olmayan bir teknoloji gazetecisi yazılım/teknoloji gibi hiç de anlamadığım konularda Revue üzerinden bir e-bülten yapacağını duyurmuştu. Ben de nedir bu diye bakındım ve sanki hayatımın aşkıyla kaldırımdan dönerken çarpışmış ve elimizdeki kitapları düşürmüşüz gibi hissettim. Büyük maddi yatırımlar yapmadan, haftada 4-5 saatimi ayırarak ben de böyle bir bülten hazırlayabilirdim. Bu sayede hem bir topluluk yaratmış olurum hem reklamverenleri ve okur desteklerini ölçmüş olurum hem de kurmak istediğim yayınımın editoryal çizgisini belli etmiş olurum diye düşündüm. Ki böyle de oldu. Bu dönem içinde e-bültencilik hem dünyada, hem de Türkiye'de büyüdü, medya dünyasının sorunlarını çözmenin önemli bir parçasına dönüştü.
Aposto!'da sevdiğiniz, mutlaka okuduğunuz yayınlar hangileri?
En başta tabii ki Aposto Gündem bülteninin ilk çıktığı günden beri takipçisiyim. Bazen "İsveç'te mi yaşıyoruz?" havası verse de, benim de içinde bulunduğum sol/muhalif gazetecilik dilinin dışında bir alternatifin olması hoşuma gidiyor. Duende'de neler var diye muhakkak bakıyorum. Hak temelli gündemi paylaşan ANGST yeni favorilerimden. Bu Hafta Ne İzlesem?'i de sıkı takip ediyorum, çünkü etmezsem Serkan hesabını sorar :)
Çağrışımları seviyoruz. Üç kelimeye üç kısa çağrışım yanıtı bekliyoruz:
- Beyoğlu: Hâlen ayakta, hâlen sanat dolu, hâlen karmaşa içinde. Büyük konuşmak istemiyorum ama asla vazgeçmem ve hiçbir yere de değişmem.
- Mamut Art Project: Bazen üzüyor. Ancak ilk dönem katılan sanatçıları şimdi bambaşka yerlerde görmek, genç sanatçılarla ilk tanışma alanı oluşturması çok kıymetli.
- Umami: Argonotlar da, Umami de seçilmiş büyük bir ailenin küçük bebekleri. Şimdi biz büyütelim de ileride elleri ekmek tuttuklarında onlar da bize baksın diye bekliyoruz :)
Argonotlar Güncel Sanat Bülteni'ne buradan kayıt olabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Platformdan öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
30 Eki 2021

YAZARLAR

Editörün Seçkisi
Aposto'da öne çıkan çıkan yayınlar ve içerik derlemeleri.
İLGİLİ OKUMALAR


