Merkez Bankasında Yine (!) Deprem

Türkiye’nin kurumlarının çöküşünün çok enteresan bir örneğini son TCMB başkanı değişimiyle yaşadık. Kimimizi utandıran kimimizi güldüren bu anlamsızlıkları her gün kim bilir hangi kurumlardaki hangi insanlar yaşıyor. Fakat TCMB çok göz önünde bir kurum olduğu için bu yaşananları takip edebildik. Türkiye’de kurumlar sadece bir kural dizini olarak ya da politika bilimindeki anlamıyla değil fiziken de çökmeye devam ediyor.
Merkez Bankasında Yine (!) Deprem

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında yine bir başkan [governor] değişikliği yaşandı.(3) Neredeyse son 10 yıldır olduğu gibi bu değişim de sancılı bir şekilde oldu. Önce 2 Şubat günü eski Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan bir paylaşım yaptı ve “kamuoyunun malumu olduğu üzere son dönemde şahsıma yönelik büyük bir itibar suikasti kampanyası düzenlenmiştir. Bu süreçten ailem ve dahası henüz bir buçuk yaşına bile girmemiş günahsız evladımın daha fazla etkilenmemesi için, Sayın Cumhurbaşkanımızdan ilk günden beri şerefle yürüttüğüm görevimden affımı talep etmiş bulunuyorum” şeklinde bir açıklama yaptı. (4) Tabii yaptığı açıklama çok daha uzun (dipnottan görebilirsiniz). Özellikle açıklamasındaki milliyetçi vurgular dikkat çekici ve birçok açıdan gereksizdi. 

Erkan’ın açıklamasında bizi ilgilendiren kısım ise “şahsıma yönelik büyük bir itibar suikasti kampanyası” ifadesi. Bunun sebebi 16 Aralık 2023 tarihinde Erkan’ın verdiği bir röportaj (5) ve arkasından gelen tepkiler. Röportaj Türkiye kamuoyunda oldukça gündem oldu ve benim de dahil olduğum birçok ekonomist tarafından eleştirildi. Eleştirilerin odak noktası röportajın merkez bankacılığında önemli bir yer tutan “iletişim” kurallarına ve teamüllerine uymamasıydı. Bilindiği gibi merkez bankaları piyasayı çoğunlukla finansal araçlarını kullanarak yönlendirirler. Bunun yanı sıra sözlü yönlendirme de merkez bankalarının elindeki en önemli güçlerden biridir. Çünkü beklentileri yönetmek ve yönlendirmek için sadece aksiyon yetmeyebilir, gösterilen aksiyonun etkisini artırmak yahut alanını genişletmek için sözlü yönlendirme mekanizması kullanılır. Öte yandan Erkan’ın verdiği bu röportaj oldukça alışılmışın dışındaydı. Bir merkez bankası başkanı tarafından değil de yatırım bankacısı tarafından verilmiş gibiydi. 

Yapılan bu eleştirileri takiben çok daha garip şeyler yaşandı. Kısaca özetlersek Hafize Gaye Erkan’ın babasının sürekli Merkez Bankasında olduğu, ona ayrı bir oda tahsis edildiği, Banka’nın günlük idari işleyişine karıştığı vb. iddialar ortaya atıldı. Şahsen bu iddiaları bir ekonomist ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak utançla izledim. Fakat iddialar iddia olarak kalmadı ve Merkez Bankası’nın bazı çalışanları bu iddiaları doğruladı. Tabii tepkiler artınca Erdoğan uygulanan “faiz politikasının” arkasında olduğuna ilişkin bir açıklama yaptı. Bu açıklama çoğu kişi tarafından “Erdoğan, Erkan’a sahip çıktı” şeklinde yorumlandı. Halbuki Erdoğan her zaman yaptığı gibi ortalığı sakinleştiriyordu ve zamanı geldiğinde artık bir “yük”e dönüşmüş olan Erkan’ı görevinden uzaklaştıracaktı. 

Nitekim 3 Şubat tarihinde Erkan görevden alındı ve yerine kendisinin yardımcısı, eski New York Fed çalışanı, eski Amazon başekonomisti Fatih Karahan getirildi. Fatih Karahan, Erkan’a göre merkez bankacılığı konusunda daha yetkin bir isim. Ayrıca oldukça yetkin bir ekonomist. Fakat şunu asla unutmamak lazım: Bu ülke Erdoğan tipi başkanlık yönetimine geçtiğinden beri göreve getirilen hiçbir merkez bankası başkanı görev süresini tamamlayamadı. Nitekim 2019’den 2024’e 6 yılda Erdoğan tarafından 6 Merkez Bankası başkanı göreve getirildi ve sonra görevden alındı.  Yani her ne kadar Fatih Karahan yetkin bir ekonomist olsa da yapabilecekleri Erdoğan’ın Şimşek’in programına gösterdiği müsamaha ile sınırlı olacak. 

Türkiye’nin kurumlarının çöküşünün çok enteresan bir örneğini son TCMB başkanı değişimiyle yaşadık. Kimimizi utandıran kimimizi güldüren bu anlamsızlıkları her gün kim bilir hangi kurumlardaki hangi insanlar yaşıyor. Fakat TCMB çok göz önünde bir kurum olduğu için bu yaşananları takip edebildik. Türkiye’de kurumlar sadece bir kural dizini olarak ya da politika bilimindeki anlamıyla değil fiziken de çökmeye devam ediyor.



1 https://seffaflik.org/wp-content/uploads/2024/01/2023-Yolsuzluk-Algi-Endeksi-Basin-Duyurusu-1.pdf 

2 https://seffaflik.org/wp-content/uploads/2024/02/6-Subat-Deprem-Raporu-Kurumlar-Usulsuzlukler-ve-Seffaflik.pdf

3https://www.reuters.com/world/middle-east/erdogan-appointed-fatih-karahan-turkeys-central-bank-governor-official-gazette-2024-02-02/

4 https://twitter.com/hafizegayeerkan/status/1753495012183003212

5 https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/vatandasin-kemeri-zaten-siki-42376770

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Türkiye’de Yolsuzluk ve Yolsuzluk Algısı

TBMM Anayasaya Uymamayı Tercih Etti: Can Atalay’ın Vekilliği Düşürüldü, Merkez Bankasında Yine (!) Deprem, Türkiye’de Yolsuzluk ve Yolsuzluk Algısı.

12 Şub 2024

Türkiye’de Yolsuzluk ve Yolsuzluk Algısı

YAZARLAR

Enes Özkan

Ekonomist. Daktilo1984 kurucusu ve genel yayın yönetmeni. İstanbul Üniversitesi Blockchain Teknolojileri Merkezi kurucusu ve iş geliştirme koordinatörüdür. Aynı üniversitede davranışsal iktisat ve yatırımcı psikolojisi alanında doktora çalışmasına devam etmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR