Müsilaja Karşı Eylem Planı Hazırlandı, Peki Uygulanır mı?

Eylem planını inceleyen uzmanlar daha önceki örneklerden dolayı endişeli
Müsilaja Karşı Eylem Planı Hazırlandı, Peki Uygulanır mı?

Marmara’nın deniz salyası yani müsilaj sorunu iyice büyümeye devam ediyor. Kasım ayından beridir devam eden soruna sonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bir eylem planı hazırladı.

Marmara Denizi'ne kıyısı olan illerin belediye başkanları, valileri ve milletvekillerinin hafta sonu bir araya gelerek hazırladığı eylem planında 22 madde yer alıyor.

Söz konusu maddeler, biliminsanlarının sıkça dile getirdiği Marmara’daki atık yükünün azaltılması, derin deşarj gibi yıllardır uygulanan ve Marmara Denizi’ni yok eden yöntemlerin değiştirileceği bilgisini kapsadı.

Bunlardan öne çıkan bazıları şöyle:

  • Marmara Denizi koruma alanı olması için çalışmalar başlayacak,
  • 7/24 müsilaj temizleme faaliyeti yürütülecek,
  • Su arıtma tesislerinin tamamı ileri biyolojik arıtma tesisine dönüştürülecek, zira Marmara Bölgesindeki atık suların yüzde 53’ü sadece ön arıtım yapılarak yani sadece katı ve yabancı maddeler arıtılarak, suyun kimyasal dengesini düzeltmeden denize veriliyordu
  • Bu arıtma tesislerinin varlığı ile arıtılmış suyun sulama gibi alanlarda yeniden kullanılması sağlanacak
  • Balıkçılık faaliyetleri ekosistem temelli yapılacak ve balıkçılara maddi destek verilecek.
  • İyi tarım ve organik tarıma geçiş süreci ile damla sulama süreci desteklenecek
  • Fosfor ve yüzey aktif madde içeren temizlik malzemelerinin kullanımı aşamalı olarak azaltılacak

Eylem planı açıkçası etkileyici bir listeye sahip. Ama Türkiye eylem planlarının yapılıp maalesef uygulanmadığı ülkelerden biri. 

Mesela Türkiye aslında 2017 yılından beridir bir kuraklık eylem planına sahip. Hatta damla sulamanın artırılması bu 5 yıl önceki eylem planının da hedeflerinden biriydi.



Damla sulama konusunda çalışmalar yarım kaldı ve %90 gibi bir verim sağlayan bu sistemin, şu an sadece %5 civarında bir kullanımı var.

Marmara Eylem Planı ile de benzer bir gelişme olması açıkçası konu hakkında yorum yapan uzmanların ilk korkusu.

BBC Türkçe'ye konuşan Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Genel Başkanı Ahmet Dursun Kahraman, Türkiye'de plan hazırlama konusunda hiçbir sorun olmadığını fakat bunları hayata geçirme konusunda bugüne kadar ciddi sıkıntılar yaşandığına dikkat çekmiş mesela.

Kahraman, dünyanın en iyi yönetmeliğini de çıkarsanız, uygulama esastır diyerek eylem planının önceki örneklerde olduğu gibi birilerini zengin etmek üzerine kullanılacağından endişe etmekte.

Kendisini geçtiğimiz Pazar günü Doğal Muhabbet’te ağırladığım su politikaları uzmanı Dr. Akgün İlhan da benzer bir noktaya dikkat çekiyor.

İlhan, bu sayılan önlemlerin kağıttan çıkıp hayata geçmesi için belirli zaman sonunda erişilecek net hedeflerin belirlenmesi ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için ne kadar bütçe ayrılacağının beyan edilmesinın şart olduğuna yoksa aksi takdirde temenniden öteye gitmeyeceğini açıkladı.

Deniz biyoloğu Mert Gökalp de yıllardır Marmara Denizi'ndeki kirliliğe dikkat çekmeye çalıştıklarını fakat ancak işler geri çevirmesi çok zor bir noktaya gelince insanların kendilerine kulak kesildiğini söylüyor.



Gökalp özellikle şu an suyu kirletenlere neden hemen ceza kesilmediğini soruyor.

Eylem planında iyileştirme çalışmaları olmasına rağmen, bu süreçte doğayı kirletmeye devam edecek işletmelere dikkat çeken Gökalp, bu tesislerin gerekli arıtma şartlarını sağlayana kadar kapatılması gerektiğini belirtiyor.

Gökalp, etrafından 25 milyon kişinin yaşadığı Marmara Denizi için şimdiden hareket geçmeye başlamazsak, bunun bedelini daha ağır ödeyeceğimizin altını çiziyor.

Bu ağır bedellerden biri de müsilajın sadece Marmara’da kalmayıp, diğer denizlerimize yayılması olabilir, zira son günlerde Karadeniz ve Ege’de de müsilaj görüntülerine rastlanmış.



Deniz salyası ilk olarak Ordu’nun Fatsa ilçesinde bulunan Yalıköy Limanı‘nda görüldü. Deniz salyası, balıkçıların ihbarı ile belediye ekipleri tarafından deniz yüzeyindeki kirliliği temizlendi, ama deniz altındaki risk devam ediyor.

Bunun sebebi ise aynı Marmara gibi Karadeniz’in de kapalı bir deniz olması. Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Aydın, Karadeniz’e akan evsel ve tarımsal atıkların yanı sıra sanayi, kanalizasyon gibi atıkların denizi kirlettiğini belirtiyor.

Aydın, özellikle azot ve fosfat kirliliği devam ederse, belki Marmara kadar yakın bir zamanda değil ama yarın öbür gün, Marmara’ya benzer bir felaketin Karadeniz’i beklediğini belirtti.

Marmara ve Karadeniz’den sonra ise deniz salyası Ege Denizi’ne doğru ilerken görüldü.

Uzmanların, 15 metre kalınlığında bir kütle olarak Ege’ye hareket ettiğini açıkladığı müsilaj tabakası gökyüzünden görüntülendi. Denizin dibinde ve içindeki canlıları yok edeceği ifade edilen salyanın İzmir Körfezi‘ne ulaşma ihtimali bulunuyor.

Maalesef bu haberleri, iklim değişikliği ve küresel ısınma devam ettikçe, tarımda gübre ve pestisit kullanımı kontrolsüz şekilde yapıldıkça ve arıtmamız istenilen seviyeye gelmedikçe duymaya devam edeceğiz.



Dr. Akgün İlhan’ın da şimdiye kadar Marmara Denizi’nin kendini nasıl idare ettiğine şaşırdığını belirtiyor.

İlhan aslında ideal bir dünyada, Marmaraya hiç bir şey atmamız, denize atık su vermeyi kesmemiz veya en aza indirmiş olmamız gerektiğini belirtiyor.

Marmara Denizi’ni bir foseptik çukuru gibi görmeyi bırakmamız gerektiğine de dikkat çeken İlhan, Marmara’nın sonsuz sayıda canlının habitatı, balıkçılık ile bir besin kaynağı ve turizm gibi  tarihsel, kültürel, ekolojik ve ekonomik önemi olduğunun altını çiziyor.

Dr. Akgün İlhan ile kuraklığı da ele aldığımız bu sohbeti Çevreci Geek Youtube kanalından izleyebilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Çevreci GeekÇevreci Geek

BÜLTEN SAYISI

Müsilaja Karşı Eylem Planı Hazırlandı, Peki Uygulanır mı?

Eylem planını inceleyen uzmanlar önceki örneklerden dolayı endişeli

08 Haz 2021

Müsilaja Karşı Eylem Planı Hazırlandı, Peki Uygulanır mı?

YAZARLAR

Çevreci Geek

İklim haberleri üzerine yorumlar.

İLGİLİ OKUMALAR