Nasıl Kaçar?

H Grubu'nun finalinde oynanan Gana-Uruguay maçının ilk düdüğü, bundan tam 4537 gün önce, Gana’yı 2010 Dünya Kupası yarı finaline çıkartacak şutun Luis Suarez tarafından ‘‘Tanrı’nın Eli’’ ile kesilmesi esnasında çalmıştı. Maçın üzerinden 4536 gün geçmişken düzenlediği basın toplantısında ‘’2010’da topu elimle kurtardım ama penaltıyı ben kaçırmadım. Ben kırmızı kart gördüm ve Gana penaltı kullandı, kaçan penaltı benim suçum değil’’ açıklamasını yapan Saurez, 12 yıllık fay hattını tekrar hareketlendirerek psikolojik anlamda Uruguay’ı yeniden avantajlı konuma getiriyordu.
Suarez’in mikrofon başında attığı bu golün ardından Gana cephesinden açıklama üstüne açıklama, meydan okuma üstüne meydan okuma gelmeye başladı. 12 yıllık maçın son 70 dakikasına girdiğimizde Gana -tıpkı maçın başında olduğu gibi- bir penaltı kazandı. Topun başına 12 yıl önce yedek bekleyen ve bugüne kadar kullandığı 28 penaltının 25’ini gole çeviren Andre Ayew geçti. Penaltıyı 12 yıllık birikimin şiddetiyle kullanmasını beklediğimiz Ayew topu cılız bir şutla kalecinin soluna doğru gönderdi. Kötü haber, Sergio Rochet'nin köşeyi doğru tahmin etmesiydi. Gana için kâbus devam ederken Ayew’in maç sonunda kaçırdığı penaltı ile ilgili son cümlesi ‘’Bunu kabullenmesi zor’’ olacaktı.

Görsel: GOAL
Turnuvanın bir diğer penaltı hikayesi de Fransa-İngiltere arasında oynanan çeyrek final eşleşmesinde yaşandı. İngiltere, Aurelien Tchouameni’nin inanılmaz golüyle öne geçen Fransa’ya yetişme fırsatını 54. dakikada kazandığı penaltı ile yakaladı. Hotspur Way'de yaklaşık 8 yıldır yaptığı her penaltı antrenmanında şut çektiği kaleyi koruyan Hugo Lloris’in karşısına dikilen kaptan Harry Kane, çok sert bir şekilde kalenin soluna gönderdiği topla sağ tarafa atlayan Lloris’i avlamayı başardı. 84. dakikada bu kez Olivier Giroud’un golünden doğan skor avantajını ortadan kaldırmak için topun başına geçen Kane, topu kale arkası tribünlerine nişanladı ve Fransa’yı yarı finale gönderdi. Fransa maçına kadar kullandığı 67 penaltının 57’sini filelerle buluşturan Kane artık günah keçisiydi, 'lanetliydi'.
İngiliz medyasının maç öncesinde kullandığı görsellerin ve tasarımların çoğunda merkezde olan Kane maçtan sonra yaptığı açıklamada ‘’Kaptan olarak kaçan penaltının sorumluluğunu üstleneceğim, bu çok zor’’ dedi. "Bu çok zor" ibaresinin altını efsanevi golcü Alan Shearer The Athletic’de yazdığı yazıda ‘’Kaçan penaltı, Harry Kane’i ömrünün sonuna kadar yaralayacak ve takip edecek’’ cümlesiyle doldurdu. Alan Shearer bu cümlede Harry Kane’in nasıl bir psikolojide olduğunu tahsil ederken aslında bir lanetin altını çiziyordu: İngiltere’nin 32 yıldır kurtulamadığı, Gana’nın 12 yıldır başında dolaşan bir lanet, penaltı noktası.

Görsel: The Times
1990 Dünya Kupası yarı finalinde İtalya’yı penaltılar sonucunda mağlup eden Arjantin, Batı Almanya-İngiltere eşleşmesinden çıkacak rakibini bekler vaziyetteydi. Sir Bobby Robson yönetiminde 1966’yı kazandıran Alf Ramsey’nin bir öğretisi olarak İngiliz tipi 4-4-2’den vazgeçen; 3 stoper, hücumcu bekler ve yaratıcı orta sahalarla modern futbol oynayan İngiltere, Batı Almanya’yı geçip Arjantin ve Diego Maradona’dan 1986 Dünya Kupası’nın rövanşını almak istiyordu.
İki takımın da tempolu ve 'korkusuzca' ofansif oynadığı maç, 120 dakikanın sonunda 1-1 bitince kazananı tıpkı İtalya-Arjantin maçı gibi penaltı atışları belirleyecekti. 6 tane kusursuz diyebileceğimiz penaltının ardından topun başına geçen sol bek Stuart Pierce topu merkeze doğru sertçe vurdu. Kendi sağına atlayan Bodo Illgner topu ayaklarıyla kurtardı. Olaf Thorne’nin sıradaki penaltıyı gole çevirmesiyle birlikte Batı Almanya avantajlı konuma geçti. Maçın sonlarına doğru gördüğü sarı kartla -çıkılması durumunda- final maçında cezalı duruma düşen Paul Gascoigne’nin moralinin bozuk olması sebebiyle Sir Bobby, 5. penaltı için bir gönüllü aradı: normal sürede iki harika şutu direkten dönen ve uzatmalarda David Platt’ın ofsayta düşmesi sebebiyle asisti iptal edilen Chris Waddle, aranan isimdi. Waddle’ın çektiği sert şut kaleye temas etmeden tribünlere doğru yöneldi ve İngiltere’nin 1990 yolculuğu son buldu.
Chris Waddle penaltıyı skora dönüştürse dahi Almanların bir sonraki penaltıyı kaçırmasını beklemek zorunda olan İngiltere için penaltı atışlarının poster yüzü Chris Waddle olmuştu; tıpkı bu yarı finalden 4 yıl sonra oynanacak Dünya Kupası finalindeki Roberto Baggio gibi.
Yıllar sonra bu maç sorulduğunda ‘’Normalde penaltı atmayı sevmem ama o sırada birinin gönüllü olması lazımdı ve tek gönüllü olan bendim. Gazza 5. penaltıyı atsaydı muhtemelen 6. ben olurdum.’ açıklamasını yapan Waddle’a penaltılarla ilgili oyunculara tavsiye vermesi istendiğinde ‘’Gönüllü olmayın’’ cevabını verdi. Oldukça anlaşılabilir bir nasihat.

Görsel: The Times
1990’da kaçan penaltının etkisi 6 yıl kadar sürdü. Euro 92’de İsveç, Fransa ve -Yugoslavya’nın dağılması sonucunda turnuvaya katılan ve sonunda şampiyon olan- Danimarka’nın olduğu grupta dibe demir atan İngiltere, 1994 Dünya Kupası’na katılım hakkı elde edemedi. İngiltere, 6 yıllık fetret devrinin ardından ev sahibi olduğu Euro 96’ya The Lightning Seeds’in bugün dahi binlerce kişinin ezberinde olan "Football’s Coming Home" şarkısının estirdiği rüzgarla geldi. Üç Aslan, ilk maçta İsviçre ile berabere kalmasının ardından İskoçya ve Hollanda’yı yenerek gruptan lider çıktı ve İspanya ile eşleşti. İspanya karşısında penaltılara giden maçı kazanan İngilizler, 6 yıl öncesinin kötü mirasını da unutmaya başlarken bu hafıza kaybının ömrü yalnızca bir gün sürdü. Hırvatistan’ı 2-1’le geçen Almanya, İngiltere’nin yarı finaldeki rakibi olmuştu. Tıpkı 6 sene öncesi gibi.
90 dakika, turnuvadaki 5. maçında 5. golünü atan Alan Shearer ve Stefan Kuntz’un karşılıklı golleriyle 1-1 sonlandı. Uzatmalarda gol sesi çıkmayınca maç penaltılara gitti. Beşerli penaltı atışlarında iki tarafta hata yapmadı. Altıncı vuruşu yapmak için topun başına geçen Gareth Southgate topu güçsüz bir şutla sol köşeye doğru gönderdi ve Andreas Köpke topun kontrolünü rahatlıkla sağladı. Almanya’nın 6. vuruşunu yapmak için David Seaman’ın karşısına dikilen Andreas Möller hata yapmazken İngiltere bir kez daha Almanya’ya karşı yarı finalde penaltılarla elendi.
Wembley tribünlerinde oturan İngiltere sempatizanlarından ses çıkmıyordu. Ertesi gün The Sun’ın kapağında Gareth Southgate’in fotoğrafı ve büyük harflerle yazılmış 'STUPID!' başlığı dışında hiçbir şey yoktu. Football’s Coming Home’un sözlerinin değiştirildiği ve Southgate’e bolca hakaret barındıran bir versiyonu da yayınlandı.
Stuart Pierce ile başlayan lanet 1998 Dünya Kupası’nda da kendisini hatırlattı. Diego Simeone’nin usta oyunculuğu sonucunda David Beckham’ın kırmızı kart gördüğü son 16 maçının 120 dakikası 2-2 bitti. İngilizler bir kez daha penaltı atmak zorundaydı. Sergio Berti ve Alan Shearer’ın başarıyla kullandığı ilk vuruşların ardından David Seaman, Hernan Crespo’nun şutunda gole izin vermedi. Paul Ince, Seaman'ın getirdiği avantajı kaybetmek için fazla zamana ihtiyaç duymadı. İngiltere’nin kullanacağı 5. penaltıya kadar denge bozulmadı. David Batty’nin kaçırdığı penaltıyla "altın jenerasyon" olarak adlandırılan İngiltere kadrosu kupaya erken veda etmiş oldu.

Görsel: The Mirror
Euro 2000’de gruptan çıkamayan İngiltere, 2002 Dünya Kupası’na da Brezilya’ya çeyrek finalde -penaltılara uzanamayarak- veda etti. Bu iki turnuvada David Seaman, Martin Keown, Paul Ince ve Alan Shearer gibi yıldızların etrafında şekillenerek başarısız olan İngiltere, Ashley Cole, Rio Ferdinand, Steven Gerrard ve Frank Lampard’lı yeni jenerasyonuyla beklentileri tekrar açığa çıkarttı. Yeni oyuncu grubunun ilk büyük sahnesi Euro 2004 oldu. İsviçre, Hırvatistan ve Fransa’nın olduğu guruptan ikinci çıkan İngiltere çeyrek finalde Portekiz’le eşleşti. Michael Owen’ın erken golüne bitime 7 dakika kala Helder Postiga cevap verdi ve maç uzatmalara gitti. Uzatmalarda Rui Costa ve Frank Lampard'ın karşılıklı golleri dengeyi bozmayınca, yeni jenerasyonun da lanetle tanışma zamanı gelmişti.
İlk penaltıyı kullanmak için topun başına 7 numaralı formasıyla, o dönemin en büyük yıldızlarından David Beckham geçti. Kadrodaki en teknik ayaklardan biri olan kaptan emin adımlarla topa ilerledi ve vuruşunu yaptı. Bir kaleci vuruşunu andıran şut kaleye yaklaşmadan dışarıya süzülüyordu. Uzatma dakikalarında harikulade bir golle takımını öne geçiren Rui Costa 3. penaltıyı kaçırınca durum eşitlendi. 7. vuruşta Darius Vassel’in şutunu çıkaran kaleci Ricardo bir sonraki penaltıyı kullanmak için topun başına geçti ve düzgün bir vuruşla Portekiz’e turu getirdi. Vedanın faturası Beckham’a kesildi. 2006 Dünya Kupası çeyrek finalinde rakip ve senaryo aynı, suçlular farklıydı; Frank Lampard, Steven Gerrard ve Jamie Carragher.
Lanet 2006’dan sonra uzun bir uykuya daldı. Euro 2008’e katılım sağlanamadı. 2010 Dünya Kupası son 16 turunda Almanya, Euro 2012 çeyrek final eşleşmesinde ise İtalya hüsrana sebebiyet veren ülkeler oldular. 2014 Dünya Kupası’nda Kosta Rika’nın lider çıktığı grupta sonuncu olan İngiltere, Euro 2016’da da küçük kardeşi İzlanda’ya elendi. Bu da bugünkü dönemin tohumlarının atılmasına yol açtı. İzlanda mağlubiyetinin ardından yeni bir menajer arayışına başlayan federasyon, birçok isim tarafından reddedilmesinin ardından U21 takımı menajerini göreve getirmekte karar kıldı. İngiltere, Gareth Southgate'e, nam-ı diğer 'stupid'e emanetti.
2018 Dünya Kupası’na yeni bir jenerasyon ve yeni bir menajerle giden İngiltere’nin korkulu rüyası olan penaltı atışları, son 16 eşleşmesinde Kolombiya’ya karşı geri döndü. 90+3 attığı golle eşitliği yakalayan Kolombiya maçı önce uzatmalara, ardından da penaltılara taşımayı başarmıştı. Seri atışlarda eşitlik Jordan Henderson’ın 3. atışı kaçırmasıyla bozuldu. Son iki atışa avantajlı giren Kolombiya’da önce Mateus Uribe vuruşunda kaleyi bulamadı. Ardından da Carlos Bacca’nın vuruşu Jordan Pickford'a takıldı. Her zaman göremeyeceğiniz bir senaryo hayata geçiyor ve İngiltere penaltı atışları sonunda bir üst tura yükseliyordu.

Görsel: The Statesman
2018’de yarı final gören kadro, ertelenen Euro 2020’de favoriler arasındaydı. Wembley’de oynanacak finale kadar zorlanmadan gelen İngiltere’nin karşısında İtalya vardı. Hatırlayacağınız üzere maç penaltılara gitti. Penaltılar için oyuna giren Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka'nın vuruştan yararlanamamaları çok ironikti. Penaltı kaçırdığı için Chris Waddle ve Stuart Pierce ile kafasında kese kağıdıyla pizzacı reklamında oynayan Southgate, 26 yıl sonra Wembley’de yine penaltıları kaybeden taraftaydı.
İngiltere’nin son yıllarda yaşadığı siyasi olaylar, pandeminin insanlarda biriktirdiği depresif enerjiyle birleşince Saka, Rashford ve Sancho’ya ırkçılığa varan tepkiler yağdı. Rashford bu tepkilere ‘’Penaltı için özür dilerim ama kimliğim için özür dileyecek değilim’’ cevabını verdi.
Aradan bir yıl geçti ve Euro 2020’de hortlayan lanet bu kez de Harry Kane’i vurdu. Antrenmanlarda iyi penaltı kullandığı için oyuna giren Saka, Rashford ve Sancho üçlüsünün ardından %85 oranında başarılı penaltı atan Kane de suçlu oldu. Penaltı İngiltere gibi halkının ve medyasının oluşturduğu baskıdan dolayı hep kazanmak zorunda olan milli takımlarda istatistikten çok psikolojik bir savaş. İngiltere’nin düzenli bir şekilde kaybettiği bir savaş.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Enes Yılmaz
Author @This is England.

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR




