NATO’nun kaderi 3 Kasım’da mı belli oluyor?

ABD'deki seçim, NATO'nun kaderini de belirleme potansiyeli taşıyor.
NATO’nun kaderi 3 Kasım’da mı belli oluyor?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

3 Kasım gecesi NATO genel merkezinde çalışan 4 bin personelin gözüne hiç uyku girmeyeceğine şüphe yok. Küresel siyasetin en önemli seçimlerinden biri olacak olan 3 Kasım Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık Seçimleri sadece ABD'nin değil, NATO’nun kaderini de belirleyecek. 2016’da göreve gelen izolasyoncu (isolationist) Donald Trump, bugüne kadar NATO’yu birçok kez eleştiri oklarının hedefi hâline getirdi. Eğer Trump 4 yıl daha Oval Ofis’te kalırsa ittifakı ilk dönemine kıyasla daha güçlü bir biçimde sorgulayacak ve belki de örgütün dağılma noktasına gelmesine sebep olacak. Elbette, bu durumdan en çok memnun olacak kişi de ABD hegemonyasına karşı olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den başkası değil. Öte yandan bu gelişme, Türkiye ve diğer Avrupalı müttefikler için de karmaşık bir sürecin başlaması anlamına gelecek.   

 

Trump karikatür
Peter Schrank - The Economist

 

  • Trump’ın amacı ne? Aslında Trump’ın NATO eleştirisi 2016 seçimleri için bir iç siyaset malzemesinden ibaretti. Başkan seçildikten sonra ise Trump bu eleştirisini üye devletlere karşı bir hamle olarak kullandı. 30 üyeli NATO’nun antlaşma metnine göre müttefik devletlerin bazı finansal yükümlülükleri bulunuyor. Trump da müttefiklerin bu yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı bütün yükün ABD bütçesi üzerinde olduğunu, dolayısıyla bütün işi ABD'nin yaptığını söylüyor. Hatta Trump bu söylemine dayanarak NATO üyelerinin ittifak dışı bir devlet tarafından saldırıya uğraması hâlinde, ABD yardımının gelmeyebileceğini ifade etmişti
     
  • Trump haklı mı? 2016 yılı NATO maliyet raporuna göre ittifak içinde en yüksek savunma harcaması yapan ülke, yaklaşık 656 milyon dolarla ABD. Bu katkı toplam harcamanın %72’sine denk geliyor. 2019 yılına gelindiğinde ise bu oran, iki puan azalarak %70’e gerilemiş durumda. Her ne kadar NATO Antlaşması’nda GSYİH’nin %2’si kadar savunma harcaması yapma kuralı olsa da sadece 9 ülke buna uyuyor. Türkiye, bu dokuz üyenin arasında bulunmuyor.
     
  • 3 Kasım’dan sonra NATO’yu ne bekliyor? Trump’ın tekrar seçilmesi hâlinde, daha önceki ABD yönetimlerinin imzaladığı Paris İklim Antlaşması veya İran Nükleer Antlaşması’ndan çekilmesi gibi, finansal yükümlülükleri bahane göstererek NATO’dan ayrılması muhtemel. Bu olasılık Trump’ın izolasyoncu oluşu ve fevri çıkışları göz önünde bulundurulduğunda imkânsız değil. Demokrat Parti adayı Biden’ın seçimi kazanması durumunda ise bu olasılık ortadan kalkıyor. Eski Başkan Yardımcısı'nın ABD dünya düzenine olan bağlılığı biliniyor. Zaten, seçim kampanyalarından biri de Trump’ın uyguladığı soyutlayıcı politikalardan vazgeçerek ABD liderliğindeki dünya düzenini tekrar tesis etmek.
     
  • Avrupa’yı ve Türkiye’yi nasıl etkiler? ABD'nin NATO’dan ayrılması durumunda, ittifakın dağılma sürecine gireceği aşikâr. Ancak bu, Avrupa için sanıldığı kadar tehlikeli olmayabilir. Zira, Avrupa Birliği’nin kendi bünyesinde bulunan bir “Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası” (Common Security and Defence Policy - CSDP) bulunuyor. Elbette bu, NATO gibi bir askerî ittifak değil ve ABD askerî gücüne kıyasla çok daha zayıf. Ancak, bu birim Avrupa Birliği üye devletlerinin çabalarıyla kuvvetlendirilebilir ve Birleşik Krallık da eklenerek bir Avrupa Askerî İttifakı oluşturulabilir. Böylece Avrupa Birliği, dünya siyasetinde hâlihazırda var olan yumuşak gücünün yanına sert gücü de ekleyebilir. Fakat bu da AB’nin kuruluş felsefesine aykırı olarak yorumlanabilir. Diğer yandan, Türkiye için bir alternatif ise Avrupa Birliği’ne aday ülke sıfatını kullanarak bu oluşturulabilecek organizasyona dâhil olmak olabilir. Ama zaten NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, Avrupa’nın kaybetmek istemeyeceği bir ortak.
     
  • Sonuç: 3 Kasım’da yapılacak olan seçim, dünyanın en başarılı ittifakı olarak nitelendirilen NATO’nun kaderini belirleyecek. Bu nedenle, seçim akşamı NATO liderleri, Brüksel ve Moskova bu yarışı soluk soluğa takip edecek. Bakalım Soğuk Savaş’ın askerî süper gücü, Donald Trump sınavını da geçebilecek mi…

 


Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olan Kaan Başar Tezel, Ekonomi ve Dış Politikalar Araştırma Merkezi’nde (EDAM) araştırma stajyeri olarak çalışmalarına devam ediyor. Tezel, yüksek eğitimine önümüzdeki yıl Leiden Üniversitesi Uluslararası Politika bölümünde devam edecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

3 Kasım ve NATO, İsrail ve Sudan, Referandom'dan TBMM gündemi

Bu hafta hikâyelerimizde İsrail ile Sudan arasındaki normalleşme anlaşmasına ve ABD'deki Başkanlık seçiminin NATO'nun geleceğine etkisine odaklanıyoruz.

29 Eki 2020

Ece Tugay

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR