Ne Olacak Bu Plastik Kirlilik?

Uruguay'da plastiğin geleceği konuşuluyor
Ne Olacak Bu Plastik Kirlilik?

Geçtiğimiz Mart ayında, Birleşmiş Milletler Çevre Programı toplantılarında alınan kararlardan biri de plastik kirliliğine karşı küresel ve bağlayıcı bir anlaşma hazırlanması olmuştu.

Bazı yetkililer bu anlaşmanın Paris İklim Anlaşması’ndan sonra imzalanacak en önemli hükümetler arası anlaşma olacağını belirtiyor. Yetkililere hak vermek mümkün, zira fosil yakıtlardan üretilen plastiğin kullanım miktarının önümüzdeki yıllarda katlanarak artması bekleniyor. Bununla beraber plastiğin atmosfere eklediği sera gazlarına ve giderek büyüyen plastik kirliliğine karşı ise gerçekçi bir çözüm bulunmamakta.

Bu anlaşmanın ilk detaylarını belirlemek adına geçtiğimiz günlerde Uruguay’da 135 ülkenin delegeleri bir araya geldi. Uruguay’daki ilk konferansı incelemeden önce gelin, plastik üretimi ve plastik kirliliği ne durumda bir göz atalım.

Plastik kirliliği 21. yüzyılın iklim krizi ile beraber en büyük çevre felaketlerinden biri. Hatta kendisi de iklim krizine yol açan bir sorun. Maalesef, bir yanlış kanı plastiğin doğada bozunduğu.


Çözünen bazı plastikler - Kaynak: Environmental Science Mag


Evet, plastik doğada küçük parçalara ayrılıyor, buna çözünme diyoruz. Ama plastik doğal bir malzeme olmadığı için diğer organik atıklar gibi bozunup, tekrardan doğaya karışamaz. Plastikler daha küçük parçalara ayrılarak, mikro ve daha sonra da nanoplastiklere çözünmekte.

Maalesef gıdamızda, suyumuzda, dolaşım sistemimizde, anne sütünde, hatta anne karnındaki sıvıda bile bulunan bu mikro ve nanoplastiklerin sağlığımıza etkisini tam olarak  anlamış değiliz. Ama mikro ve nanoplastik oranlarının arttığı karşı çıkılamaz bir gerçek.

Bunun arkasında ise tek kullanımlık plastiklerin, yani poşet, çatal-bıçak, pipet, bardak ve ambalaj atıklarının devasa büyümesi var. 1950’de genellikle üretim sektöründe kullanılmak üzere 2 milyon ton üretilen plastik seviyesi, 230 kat büyüyerek 2019’da 460 milyon tona ulaştı.


Kaynak: Asean Times


OECD’nin bir raporuna göre 2060 yılına kadar başta Sahra Altı Afrika ve Asya ülkelerinde olmak üzere plastik tüketiminin 1 milyon tonu geçmesi bekleniyor. Her ne kadar geri dönüştürülmüş plastiğin üretimde daha fazla kullanılması beklense de bunun sadece %12 seviyesine çıkması bekleniyor. Yani plastiğin yine büyük bir kısmı fosil yakıt üretimine bağlı kalmaya devam edecek.

Zira her ne kadar atıkların da artması beklense de geri dönüştürülmüş plastik daha hızlı çözündüğünden ve her dönüştüğünde kalitesi düştüğünden bu çöplerin geri kazanılma kapasitesi de azalacak.

Plastik atıkların 2060 yılında neredeyse 3 katına çıkacağı öngörülüyor. Bu çöpün yarısının çöplüklerde tutulacağı, %20’den daha azının ise geri dönüştürüleceği düşünülüyor. Maalesef her ne kadar altyapıda gelişmeler olsa da, artış zaten altyapısı yetersiz kalan Sahra Altı ve Asya ülkelerinde olacağı için, doğaya karışan plastik sayısı iki katına çıkıyor.



Durum böyle olunca, su kaynaklarındaki plastiklerin 2019’daki 140 milyon tonluk ağırlığının 2060’ta 493 milyon tona çıkması bekleniyor.

Rakamlar size büyük geliyorsa şöyle özetleyelim, doğada ve suda çözünen plastiklerden dolayı vücudumuza her hafta bir kredi kartı kadar plastik girdiği düşünülüyor. Eğer durum böyle devam ederse, bu rakam 3 kredi kartına çıkacak.

Birleşmiş Milletler en az 800 canlı türünün plastiği yiyerek ya da plastiğe yakalanarak etkilendiğini ve çoğunun hayatını kaybettiğini belirtiyor. Bir çalışmaya göre 1 milyon canlı her yıl bu durumdan hayatını kaybediyor. Maalesef bu da 2060’ta 3 katına çıkacak.

Rakamlar ve sonuçlar ağır geldiyse, Uruguay’da toplanan delegelerin de kafanızı rahatlatacağını söyleyemeyiz. Uzun süren toplantılar plastik kirliliğinin ne olduğu, hangi yaşam döngüsü süreçlerinin ele alınması gerektiği ve plastik atık ticareti konusunda ciddi tartışmalara yol açtı. Delegeler çoğu konu üzerinde anlaşamadıkları gibi ana hedeflerden de sapmış oldular.

Müzakerelere Türkiye’den katılan ve plastik kirliliği üzerine çalışmalar yapan Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ise Yeşil Gazete'deki yazısında özellikle Suudi Arabistan ve ABD gibi ülkelerin bazı masalardaki müzakereleri aşırı teknik detaylarla boğması ve çıkmaza sokma girişiminin de endüstri karakterli büyük petrol üreticisi ülkelerin de ciddi bir blokaj oluşturabileceği konusunda sinyaller verdiğine dikkat çekti.


Uruguay Devlet Başkanı açılış konuşmasını yapıyor. Kaynak: The Peninsula


Gündoğdu aynı zamanda plastik üretiminin sınırlandırılması gibi daha birincil ihtiyaçların geri plana itilme riskiyle karşı karşıya kaldığını ve çözüm olarak kimyasal geri dönüşüm gibi çözümlerin öne sürülmesini faydalı bulmadığını belirtiyor.

Konferansta herhangi kesin bir sonuca ulaşılmasa da ABD, Japonya ve Mısır gibi ülkelerin Paris İklim Anlaşması gibi ulusal beyanlar üzerinden ilerleyen bir yapıda anlaşma sunduğu belirtilmiş. Ama Uluslararası Çevre Yasaları Merkezi böyle bir yaklaşımın bu konferansı ticari bir yapıya sokmasından endişeli.

Gündoğdu da aynı şekilde bu tarz bir anlaşma yerine Montreal Sözleşmesi gibi ya da tehlikeli kimyasalların ve bazı özel kodlu maddelerin sınırı aşan dolaşımını engelleyen Basel Konvansiyonu gibi kesin tarihleri olan özel protokollerin konuşulmasına ihtiyaç olduğunu savunuyor.

Anlaşmanın final hâline 2024’te karar kılınacak ama şunu biliyoruz ki, bu sistem sürdürülebilir değil. OECD’nin raporu, ulusal çapta hedefler olsa da küresel seviyede belirli kurallar konmadan çözümün mümkün olmadığını belirtiyor.

Ülkelerin plastiğin yaşam döngüsü içindeki her adıma yönelik bir çözüm sunması gerekecek. Plastiğe yönelik talebi azaltmak ve döngüsel bir sisteme sahip olmak için, daha sağlam ürün tasarımları ve daha az kaynak kullanımı gerekiyor.


Kaynak: Friends of the Earth


Ancak üretim sistemini yeniden gözden geçirerek, plastiğin çevreye, canlılara ve insanlığa verdiği zararı azaltabiliriz. OECD’nin önerdiği politikalar arasında düşük kaliteli ve en çok atık çıkaran plastiğin vergilendirilmesi ve döngüsel tasarıma sahip plastik üretiminin desteklenmesi de bulunuyor.

Kaçınılmaz derecedeki plastik üretimi için ise geri dönüşümle birlikte, tamir, yeniden üretim ve hatta ikinci el ürünlerin kullanılması öneriliyor. Burada tek kullanımlık plastikten öte elektronik aletler, taşıtlar, tekstil gibi sektörler hedeflenmiş.

Doğaya karışan plastiğin önüne geçmek içinse maalesef çöp toplamak konusundaki altyapımızı geliştirmekten başka önerilecek bir çözüm yok, zira çöp konusunda her türlü atıkla ilgili problemler devam ediyor.

Küresel çözümler konusunda ciddi bir işbirliği gerektiğini unutmamak gerek. Peki Türkiye bu konuda ne yapıyor? Türkiye’nin plastik ayak izi ne ve gelecekte nereye gidecek? Bu konuları da önümüzdeki yine Çevreci Geek'in özel sayılarının yayımlandığı Aposto Premium’da ele alacağız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Çevreci GeekÇevreci Geek

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Ne Olacak Bu Plastik Kirlilik?

Uruguay'da Küresel Plastik Anlaşması için müzakerelerde plastiğin geleceği konuşuluyor

13 Ara 2022

Justin Hofman

YAZARLAR

Çevreci Geek

İklim haberleri üzerine yorumlar.

İLGİLİ OKUMALAR