Okula dönüş süreci ve eğitim hakkı

(Görsel: UNICEF)
Türkiye’de Eylül ayı içerisinde, pandemi önlemlerinin hafifletilmesi ve normalleşme süreciyle birlikte, okullar da yüzyüze eğitime başlıyor. Neredeyse iki yıldır uzaktan eğitim gören öğrenciler, eğitim hayatlarına devam etme umuduyla okullarına dönüyor. Ancak 2019’dan bu yana çevrimiçi derslerle eğitimini sürdürmeye çalışan öğrencilerin bu duruma adaptasyonu ve okullarda pandemi önlemlerinin durumu bir yandan kafalarda soru işaretleri oluştururken, diğer yandan eğitimde fırsat eşitliği ilkesini de sorgulatıyor.
Eğitimin bir insan hakkı olduğu düşünüldüğünde, fırsat eşitliğinin ön koşulu, öğrenme sürecinin başlangıcından evvel tüm öğrenenlere eşit şart ve imkanların sağlanmış olması ve bu haktan herkesin adil bir şekilde yararlanabilmesidir. Koronavirüs salgını yüzünden tüm dünyada okulların kapanması üzerine, eğitim başlığında öğrencilere sunulan fırsatlar veya devletlerin sahip olduğu olanaklar göz önünde bulundurulduğunda; az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamadığı açıkça görülmektedir. Çeşitli etmenler doğrultusunda, pandemi öncesinde dahi bu eşitliğin sağlanamadığı düşünüldüğü takdirde; COVID-19 ile hayatımıza hızlı bir şekilde giren uzaktan eğitim uygulamaları ile eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabileceğini düşünmek pek gerçekçi değildir.
Eğitimin yalnız internet üzerinden sağlanabildiği düşünülürse, teknoloji imkânlarının halen bir lüks olmaktan çıkamadığı Türkiye’de, öğrencilerin bir dijital uçuruma kurban gittiği söylenebilir. Dijital uçurum kavramını, en yalın haliyle “telekomünikasyon erişiminin eksikliği” şeklinde nitelendirebiliriz. Söz konusu eksiklik, kayda değer bir kısmı kırsal bölgelerde yaşayan toplumumuzda, pandemi sürecinde daha da belirginleşmiştir. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) Pandemi Sürecinde Online Eğitimin Verimliliğine İlişkin Öğrenci Anketi başlıklı raporuna göre, ankete katılan üniversite öğrencilerinin yalnızca yüzde 57’si sorunsuz bir internet erişimine sahip iken; öğrencilerin yüzde 52’si de öğrenimlerinin bu süreçten olumsuz etkilendiğini belirtiyor.
Öte yandan uzaktan eğitim sürecinin bitmesi ve okulların yüzyüze eğitime dönmesi ile öğrencileri başka engeller de bekliyor. Öğrencilerin kaybettiği süreç hakkında telafi eğitimlerinin nasıl yapılacağı, sınıfların yoğunluğu ve özellikle soğuk kış aylarında havalandırmanın nasıl gerçekleşeceği, ortak alanların hijyeni ve okullara geliş – gidiş açısından ulaşım organizasyonu bu engellerden hemen akla gelenler... UNICEF’in bu konuda yayımladığı COVID-19 Sürecinde Sınıf İçinde Alınacak Önlemler isimli çalışmada, okula dönüş sürecinde (özellikle ilköğretim seviyesinde) alınabilecek önlemler şu şekilde sıralanıyor:
- Öğrencilerin pandemiyle ilgili doğru şekilde bilgilendirilmesi.
- Giriş çıkış saatleri ve sınıf nüfuslarının düzenlenerek sosyal mesafenin korunması.
- Öğrencilere hijyen kurallarının benimsetilmesi ve maske imkanı sağlanması.
- Öğrencilerden birinin semptom göstermesi halinde duruma müdahale edilebilecek bir bekleme odası ayırılması.
- Son olarak tüm bu prosedürlerle ilgili öğrenci, öğretmen ve velilerle sürekli koordinasyon halinde kalınması.
Nihayetinde, 2019’dan bu yana gerek ilk ve orta öğretim gerek üniversite öğrencilerinin eğitim haklarının ihlal edildiği ve türlü eşitsizliklere maruz kaldıkları bir gerçektir. Bunun yanında örgün eğitime geri dönülürken eğitim hakkı ile kamu sağlığı ve kamu güvenliği arasındaki dengenin de sağlanması gerekiyor. Okula dönüş sürecinin koronavirüsün yayılımına etkisi kendini net olarak göstermese bile, ilkokuldan üniversiteye dek tüm eğitim organizasyonunda salgın tedbirlerinin sıkı sıkıya uygulanması gerekiyor. Ancak bu şekilde hem öğrenciler eğitim haklarına kesintisiz şekilde kavuşabilecek hem de kamu sağlığı korunmaya devam edebilecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


