Ortak aday, ortak program, hemen şimdi

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Henüz birkaç ay önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki AK Parti hükümeti Türkiye'deki ekonomik krize somut çözümler üretmek, vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmek için herhangi bir hamle yapamaz durumdaydı. Düşük faize dayanan büyüme odaklı ekonomi modeline toplumu inandırmakta güçlük çekiyordu. Farklı araştırma şirketleri farklı oranlar açıklasa da hükümetten kopan bir kararsız seçmen grubunun giderek büyüdüğü hepsinde görülüyordu.
Bu dönemde siyasetteki psikolojik üstünlüğü eline geçiren muhalefet, altılı masa buluşmalarıyla ilkesel tutumlar açıklıyordu. Muhalefetin ortaklığı toplumda heyecan yaratıyordu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu gece yarısı sosyal medyadan paylaştığı yolsuzluk konulu videolarla gündemi sarsıyordu. Kılıçdaroğlu'nun toplumda karşılık bulan ekonomik vaatleri hükümet tarafından hayata geçirilse de krediyi Kılıçdaroğlu alıyordu.
İYİ Parti lideri Meral Akşener de esnaf ziyaretleriyle vatandaşların yaşamsal dertlerini görünür kılıyor, grup toplantılarındaki konuşmalarıyla gündem belirliyordu. CHP ve İYİ Parti'nin yanı sıra DEVA Partisi'nin de yaptığı mitingler, Anadolu'nun farklı şehirlerinde iktidar değişimi isteyen kitleleri bir araya getiriyor, değişim yanlılarına moral aşılıyordu. Toplumda ve uluslararası kamuoyunda 2023 seçimlerinde iktidarın değişmesine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor, hatta muhalefete "rehavete kapılmama" uyarıları yapılıyordu.
İktidarın pozisyon değişimi ve kararsızların dönüşü
Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk kez haziran ayında yaşanan geçim sıkıntısını reddeden pozisyondan, sıkıntıları kabul eden ve çözmek için adım atan lider pozisyonuna geçti. Asgari ücrete ara zamla başlayan bu süreçte sosyal yardımların artması ve sosyal konut projesi gibi adımlar atıldı. EYT düzenlemesinin, "enflasyona ezdirmeyecek maaş zamlarının" sözü verildi.
Kamuoyu araştırmaları muhalefet seçmeninin iktidara yöneldiğine dair bir veri içermese de AK Parti’den kopan kararsızların yeniden AK Parti’ye yönelmeye başladığını gösteriyor. Haziran 2022’de Metropoll Araştırma’nın anketi, son seçimde AK Parti’ye oy veren seçmenlerin %55’inin ekonominin kötü yönetildiğini düşündüğünü gösteriyordu. “Ekonomi iyi yönetiliyor” diyen AK Partililerin oranıysa %42,1 idi. Aynı araştırma, sadece üç ay sonra, Eylül 2022’de ekonomi yönetimini beğenen AK Parti seçmenlerinin oranın %68,7’ye çıktığını, beğenmeyenlerin oranının %27,3’e kadar gerilediğini ortaya koyuyor.
Bu sırada uzun bir süre boyunca yükselişte olan muhalefet ise bir duraklama dönemine girmişe benziyor.
Altılı masa duraklama görüntüsü veriyor
Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş konusunda uzlaşan altı parti, ortak aday çıkarma niyetini defalarca dile getirdi, ancak şimdiye dek bir aday belirlemedi. Sistemin problemli yanlarını dile getiren ve alternatif bir model hazırlayan muhalefet, yeni sisteme geçiş aşamasında ülkenin hangi programla nasıl yönetileceğini netleştirmedi. Mevcut sistemde yürütmenin başı olarak seçilecek cumhurbaşkanı, ülkenin nasıl yönetileceğinin anahtarı konumunda, ancak ortada aday, haliyle yönetim programı yok. Dış politikaya, sosyal politikalara ya da ekonomi yönetimine dair belirlenmiş ortak ve kesin politikalar yok, ilkesel uzlaşı beyanları var.
Seçime sadece aylar kalmışken bir aday konusunda uzlaşılamamış olması, hatta partilerin birbirine örtülü ya da açık şekilde sert mesajlar göndermesi, toplumda, özellikle kararsız olarak nitelenen belirleyici seçmen grubunda muhalefetin ülkeyi ortaklaşa yönetme kapasitesine dair soru işaretlerine yol açabiliyor. Seçimi muhalefetin kazanması hâlinde nasıl bir Türkiye olacağına dair belirsizlik hâkim. Hâlihazırda değişime ikna olmamış insanları riskli ve belirsiz bir değişime ikna etmekse oldukça zor.
İYİ Parti uzun bir süre anketlerde yukarı tırmandı ve merkez sağa yerleşti. Ancak yönetme iddiasını sürdürmesi için yeni seçmen gruplarına ulaşabilmesi gerekiyor. DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi veya Demokrat Parti de henüz iktidar seçmeninden hedefledikleri kadar oy alamıyor.
Kılıçdaroğlu’nun helalleşme politikasıyla anlamlı şekilde muhafazakarlar ile arasındaki buzları eritme çabasına giren CHP, birinci parti olma hedefine henüz ulaşamıyor. Son seçim öncesinde toplumsal muhalefeti susturma girişimi olarak yorumlanan dezenformasyon yasası TBMM'den geçerken Kılıçdaroğlu’nun toplumu etkileyecek bir konuşmayı TBMM kürsüsünden yapmak yerine ABD’de bilim insanları ve öğrencilerle buluşması, CHP’nin enerjisini yanlış yere harcadığı yorumlarına sebep oluyor. Giderek yoksullaşan insanlara sınıf penceresinden sosyal demokrat vaatlerle ulaşmak mümkün olabilecekken Kılıçdaroğlu, başörtüsüne yasal güvence gibi vaatlerle kimlik siyasetine sıkışıyor. İktidarla kimlik alanında yarışa giriyor. Teorik neoliberalizm eleştirisi yapsa da CHP'yi henüz taşrada, gecekondu semtlerinde birinci parti yapamıyor.
Kılıçdaroğlu da paylaştığı "Kasım ayını bekleyin. Bay Kemal’i bekleyin." mesajı ve TBMM’de dezenformasyon yasası görüşülürken neden ABD’de olduğunu detaylıca açıklamasıyla bu eleştirileri görmezden gelmediğini gösteriyor.
Şimdiden ortak aday duyurulabilir
Altılı masa rüzgarı yeniden lehine çevirmek istiyorsa, büyük bir kampanyayla ortak bir ismi aday olarak açıklamayı, ortak bir yönetim programı duyurmayı deneyebilir. Hem adayın hem programın etrafında altı partinin de kenetlendiği bir görüntü verilebilirse insanlar için somut bir değişimden bahsetmek mümkün olabilir.
Ortak bir iletişim stratejisiyle şimdiden toplumun her kesimine ekonomiye, güvenliğe, özgürlüklere, dış politikaya dair anlaşılır ve güçlü mesajlar gönderilebilir. Muhalefet, ortak bir aday gösterip ülkeyi beraber yönetme iddiasında ciddiyse, toplumun kafasında değişime dair beliren soru işaretlerini şimdiden giderebilmeli.
Oysa ismi ve programı belli bir rakibe karşı ilkesel tutum belgeleri ve kafa karıştırıcı mesajlarla zaman kaybediliyor. MHP’nin Anadolu mitinglerinde "Doğru aday belli, karar net" sloganını kullanması da Cumhur İttifakı’nın seçmenlerini muhalefetin belirsizlik getireceği argümanıyla konsolide etmeye çalışacağını gösteriyor.
Yöneylem'in araştırmasında bulunan sonuca göre, "Türkiye'nin sorunlarını hangi parti çözer?" sorusuna %36 ile en çok verilen cevap "hiçbiri" oluyor. Yani toplum, umutsuzlukla ikna arasında gidip geliyor.
Bekir Ağırdır’ın yazdığı gibi “Toplumun büyük kısmı muhalefeti bekliyor, bir ses, bir söz duymak istiyor da muhalefet yeni bir sesi, sözü önce dinlemek, sonra yeniden söz kurmak, ses çıkarmak istiyor mu, göreceğiz.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ferai Tınç'ın kaleminden dezenformasyon yasası, maden faciası raporları, prekaryalar
19 Eki 2022

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




