Osmanlı Basınında Yüz Yıl Önce Bu Ay

Osmanlı basınında Kasım 1921
Osmanlı Basınında Yüz Yıl Önce Bu Ay

Hazırlayan: Emel Seyhan


Fransa Hükümeti İtilâfnameyi Tasdik Etti

1 Kasım 1921 İLERİ

Paris-29- Fransa Hükümeti Ankara’da 20 Teşrinievvelde imzalanan Türk-Fransız Muahedesini tasdik etmiştir. Mezkur itilâfname Ankara Meclis-i Milli’since de tasdik olunmuştur. İşbu itilâfname 4 Teşrinisaniden itibaren iki ay müddet zarfında mevki-i tatbike vaz olunacaktır. […]


Fransa – Türkiye İtilafı Münasebetiyle

2 Kasım 1912 İLERİ

Türkiye-Fransa İtilâfnamesinin imza ve teati edilmesi üzerine Bolu’da bilumum mektep talebesi ile ulema, eşraf, esnaf ve ahalinin iştirakiyle büyük bir ihtifal yapılmış ve geceleyin fener alayı da icra olunmuştur.


Afrika’dan Adana’ya Buğday

2 Kasım 1921 İLERİ

Afrika’dan bin ton buğday pek yakında Mersin’e geleceğinden muhtekirlerin ihtikârına bu suretle set çekileceği tahmin olunmaktadır.


Sosyalist Fırkası Nasıl Dağıldı

2 Kasım 1921 İLERİ

Amelenin muhafaza-i hukukuna yeltenerek teşebbüs ettiği işleri başaramayan Sosyalist Fırkası son macerasından sonra nihayet inhilal etmiş ve fırkanın içinden doğan yeni teşkilatçılar amele işlerine nezaret etmeye başlamışladır. Sosyalist Fırkası inhilalinin son günlerinde fırkadan ayrılan veyahut esasen fırkaya mensup olmayanlar aleyhinde muhtelif iddialara tevessül eylemiş olduğundan birçok eşhas tevkif olunmuştur. Elyevm polisçe tahkikata devam edilmektedir.

Sosyalist Fırkası yolsuzlukları yüzünden toplanan birçok paraların nereye gittiği belli değildir. Ezcümle elimize geçen bir listesine nazaran Sosyalist Fırkası’nın Şirket-i Hayriye müstahdemini şubesine ait olmak üzere 181 685 kuruşluk varidata mukabil 163 480 kuruşluk masarif gösterilmektedir. Ameleden aylık ücret olarak tahsil edilen bu kadar paranın nereye sarf edildiği malum olmadığı cihetle işçilerin fırka aleyhinde mahkemeye müracaat edecekleri haber alınmıştır.


Sevr Muahedesi Mefsuh Bir Hale Gelmiştir

3 Kasım 1921 VAKİT

Atina- İtalyan gazeteleri Türk- Fransız İtilâfı ahkam ve mevadını teşrih ederek (açıklayarak) Sevr Muahedenamesi’nin artık mefsuh (iptal edilmiş) bir hale geldiğini ve o muahedenameye imza eden her devletin, kendi menafi-i hususiyesine göre vaziyetini tayin etmesi lazım geldiğini yazıyorlar. Türkiye ile Yunanistan beyninde, Sevr Muahedenamesi haricinde bir itilâf çaresi bulunmak üzere Düvel-i Müttefika’nın tavassut eylemesini tavsiye eyliyorlar.


Ankara Sonbahar At Koşuları

3 Kasım 1921 VAKİT

Büyük Millet Meclisi Reisi Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerinin himayesinde 11 Teşrinisani 1921 Cuma günü Ankara’da büyük bir at koşusu icra olunacaktır. Koşu hasılatı Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne tahsis edilmiştir.


Anadolu’da Tahsil Mecburiyeti

4 Kasım 1921 İkdam

Maarif Müdüriyetinden: 1- Tahsil-i İptidai Kanunu mucibince mecburidir. Her baba evladını okutacaktır. Mekteplere civar mahallat üzerinde bu sene mecburiyet tatbik edilecektir. 2- Mahalle muhtarları bu mekteplere civar olan mahallelerde kız ve erkek çocuklardan tahsil yaşına gelmiş olanlarının isimlerini ve yaşlarını ve babalarının isim ve sıfatlarını birlikte yazarak birer defter yapıp mahallesinin civarındaki mektepler başmuallim ve muallimelerine tevdi edecekler ve çocuk ailelerine de bu mecburiyeti tembih edeceklerdir. 3- Her Perşembe günü mektepler tarafından devam etmeyen çocukların defteri ilk tedrisat meclisine verilecek ve oğlunu veya kızını civarındaki mekteplere göndermeyen veliler hakkında kanunun mevad-ı mahsusası tatbik edilecektir.


Anadolu’da Yetim ve Muhacirler

3 Kasım 1921 VAKİT

Harb-i Umumi ile Türk Yunan Harbinin tevlit ettiği felaketler zümresinden olmak üzere Anadolu’da yetimlerin miktarı çoğalmış ve bunların talim ve terbiye, iskan ve iaşeleri için müesseseler teşkiline başlanmıştır. Bu cümleden olarak şimdiye kadar 62 bin yetimin tahsil ve terbiyesi için 36 darüleytam küşad edilmiştir. Bu yetimlerin bir kısmı darüleytamlara diğer kısmı da hususi surette teşkil edilmiş olan hususi 4 darü’s- sanâ’a (sanat yeri) ve darü’l- mesailerde (atölyelerde) çalıştırılmaktadır.

Anadolu’ya iltica eden muhacirlerden üç bin kişi şimendiferde istihdam edilmeye başlanmıştır.


Fahri Hemşehrimiz Pierre Loti’ye

5 Kasım 1921 VAKİT

Muhterem dostumuz Pierre Loti uzun bir rahatsızlığın nekahat devresini geçiriyor. Kendisini sıhhate avdet etmiş görmekten bütün Türklerin duyduğu memnuniyet şüphe yoktur ki pek derin, pek samimidir. Bununla beraber Pierre Loti Teşrin sonları yalnız bir vücut sağlığı ile mübeşşer olmakla kalmamıştır sanırız, Türk dostluğunda bir Fransız dostluğu yetiştiren bu aziz şair, müttefikler arasında ilk Türk sulhunu imzalayan Fransızlar olduğunu görmekle de mübeşşir olsa gerektir. Haber aldığımıza göre Büyük Millet Meclisi de bu hissiyat-ı dostanede Türklerin kendisiyle tamamen müşarik (ortak) bulunduğunu göstermek için bir mektup göndermeyi ve bunu bir de Türk halısı hediye etmek suretiyle tevsik etmeyi taht-ı karara almıştır.


Kambiyo Buhranına Karşı Beyoğlu’ndaki Miting

7 Kasım 1921 İkdam

Dün Beyoğlu’nda Yeni Tiyatroda kambiyo buhranına karşı büyük bir miting akdedilmiştir. Geçen Pazar Tepebaşı’nda basit bir surette icra edilen miting dün birçok halkın iştirakiyle yapılmıştır. Kambiyonun yükselme sebeplerinden biri olan spekülasyona mani olabilmek çarelerini taharri etmek maksadıyla birçok hatip söz almış ve meselenin vahametini nazar-ı ammeye vaz etmek için mütalaa dermeyan etmiştir. […]


Misak-ı Milli

8 Kasım 1921 VAKİT

Bir müddetten beri Avrupa’da bulunmakta olan sabık Meclis-i Mebusan Reisi ve Büyük Millet Meclisi’nde Erzurum Mebusu Celalettin Afif Bey İnebolu tarikiyle Ankara’ya gitmek üzere şehrimize gelmiş ve dün İstanbul’dan müfarekat etmiştir. Celalettin Arif Bey Akşam muharrirlerinden birine şu beyanatta bulunmuştur:

“Roma tarikiyle Paris’ten geliyorum. Müddet-i mezuniyetim hitam buldu. Vazifem başına gidiyorum. Bittabi Paris’te birçok rical-i siyasiye ile görüştüm. Hükümetimizin Fransa ile akdettiği itilâf, asır dide münasebat-ı dostanenin idamesini temin eylediği için Paris’te pek ziyade nüsn-i tesir hasıl etmiştir.

Evet, şerait-i sulhiyemizin neden ibaret olduğunu görüştüğümüz rical-i siyasiyeye söyledik. Herkes biliyor ki bizde perde arkasında iş görülmez. Her şeyde olduğu gibi siyaset-i hariciyemiz de açıktır, sarihtir. Biz sulhperveriz ve sulhperver olduğumuzu hiçbir zaman ispattan hali kalmadık. Biz, Millet-i Osmaniye’nin nimet-i sulh ile perverde olmasını istiyoruz ve bu hususta da millet bizimle beraberdir. Bu gayenin temini için kanımızın son damlasını akıtmaya azmettik. Biz, Misak-ı Milli dahilinde herhangi bir teklifi samimiyetle karşılayacağımızı pek sarih bir lisan ile ifade eyledik. Şartlarımız malum: 1-İzmir’in bila kayd-ı şart iadesi. 2- Edirne dahil olduğu halde Trakya’nın bize iadesi, ve Garbi Trakya için – Gümülcine- plebisite (rey-i amm) müracaat edilmesinin kabulü.

Emin olunuz ki, Millet Meclisi’ne bunun hilafına hiçbir teklif vaki olamaz. Avrupa’da herkese söyledim. Hatta farz-ı mahal olarak, Mustafa Kemal Paşa bile Misak-ı Milli’den en ufak bir “concession - müsaadat “ yapılmasını teklif etse, mevkiine, herkesin şahsına karşı beslediği hürmet, muhabbet ve itimada rağmen, o da mevkiini terk edip çekilmeye mecbur kalır. İşte vaziyet budur.


“Sulh İsteriz, Sulh!” Diyorlar

12 Kasım 1921 VAKİT

Atina 9- Anlaşılan Avrupa’dan Gunaris’ten fena bir haber geldi. Hükümete taraftar matbuatın neşriyatı şayanı dikkattir. Bu gazeteler tarafından bir ağızdan sulhun akdi lüzumu serdedilmektedir. Sulhun akdi için hükümetin Venizelistlerden korkmaması lazım geldiğini tekrar ediyorlar. Çünkü Yunan ahalisi bila fasıla devam eden harpten muzdariptir. Yunan gençleri bu gün sokaklarda alil ve sakat bir halde sürüklenmektedir. Maktullerinin zayii ile matemdar olmayan hiçbir Yunan ailesi yoktur. Hayat mücadelesi çığırından çıkmıştır. Yunan milleti seri, fakat namuslu, kati ve sabit bir sulh arzu ediyor. Namuslu ve pek yakın bir terhis temenni ediyor.


İstiklal Marşı Bestesi

13 Kasım 1921 İkdam

Muhterem Şair Akif Bey’in Büyük Millet Meclisi’nce kabul edilen istiklal marşının birçok besteleri yapıldığından birinin kabulü için İstanbul’daki erbab-ı ihtisasa havalesinin münasip olup olmadığı Büyük Millet Meclisi’nce müzakere edilmiş ve bazı mebuslar bu meselenin bir ihtisas meselesi olduğundan İstanbul’daki erbab-ı ihtisasa havale edilmesi lehinde idare-i kelam etmişse de Tunalı Hilmi Bey’in “Beste İstanbul’a gidemez, Ankara her şey gibi bunu da kendisi yapacaktır!” diye vaki olan itirazı üzerine reye konarak bestelerin İstanbul’a gitmemesi karargir olmuştur.


Anadolu Haberleri

16 Kasım 1921 VAKİT

Maden havzasındaki amelenin terfihi: Zonguldak ve havalisinde çalışan amelenin hayat şartları pek şayan-ı dikkat bir haldedir. Sırasına göre on beş bini bulan amele hemen hemen kâmilen Müslüman ve Türk’tür. Bu zavallılar şimdiye kadar pek müşkül mesailerine rağmen pek sefilane bir hayat geçirmekte idiler. İktisat Vekaleti’nin amele meselesini kemal-i ehemmiyet ile nazar-ı itibara alarak çıkarttığı kanunları büyük takdirlerle neşrettik. İşte İktisat Vekaleti elindeki kanuna istinaden maden sahiplerine amelenin huzur ve istirahatını müemmen barakalar yaptırtacaktır. Şimdiye kadar zavallı amelenin hemen hepsi ağaç kovuklarında, bodrumlar içerisinde yatmakta ve kuyulardan çıkınca yıkanmak için açıkta, ağaç bir teknede ördek gibi dalıp çıkmakta idiler. Bu suretle bu müşkül ve ezici hayattan kurtulmuş olacaklardır. İktisat Vekaleti’nin ihzar ettirmiş olduğu baraka planlarını gördük. Memlekette bu suretle amele hayatı ilk defa düşünülmüş ve ilk defa olarak bu zavallı sınıfın rahat ve refahı düşünülmüştür. Barakaların duvarları beton, kagir taş ve tuğla olarak yapılacaktır. Çatı ve döşemeler betonarme olacaktır. Evlerin cepheleri şarka ve garba müteveccih olacak ve her iki taraftan güneş girebilecektir. Her odada da on amele yatacaktır. Barakalar üç odayı ihtiva edecektir. Her odanın abdesthanesi vardır. Hülasa amele bu suretle tam bir istirahata nail olacaktır. Bundan başka imkân hasıl olduğu anda gece dersleri açılacak ve bilhassa kooperatifler teşkil edilecektir.


Kafkas Cumhuriyetlerinin Bütün Amelesi Türkiye’ye Müzahir

17 Kasım 1921 İkdam

Çağdamard’ın yazdığına göre 15 Teşrinievvel 337 tarihinde Erivan’da inikad eden bir miting esnasında âtideki mukarrerat ittihaz edilmiştir.

“Biz, Ermenistan amelesi, köylüleri ve kızıl askerleri, Sovyet Rusya Azerbaycan ve Gürcistan hükümetleri ile Anadolu arasında Kars’ta Kafkasya milletlerini yekdiğerine raptetmekte olan muahedeyi selamlıyoruz. Türk milleti bu suretle arka taraftan artık hiçbir taarruza maruz kalmayacaktır. Türk milleti emin olmalıdır ki Kafkasya cumhuriyetlerinin bütün amelesi, Türkiye’ye girişmiş olduğu mücadelede yardım edeceklerdir. Amele ve köylüler idaresi Kafkasya ile Türkiye milletleri arasında bir köprü tesis etmeye muvaffak olmuştur. Sovyet Hükümeti istilaperverler tarafından tevlid edilen beyne’l-l ahali muharebata (ahali arasında savaşa) nihayet vermeye muvaffak olmuştur. Yaşasın Kafkasya cumhuriyetleri ile Türkiye milletleri arasında akdedilen ihvankarane itilâfname.”


Aşı Grupları Faaliyette

23 Kasım 1921 İkdam

Tifo hastalığı eski şiddetini kaybetmekle beraber daha henüz tamamıyla zail olmuş değildir. Sıhhiye Müdüriyet-i Umumisine dün de iki tifo vakası ihbar edilmiştir. Son Sıhhiye Meclisi kararı ile bazı mıntıkalarda mecburi bazılarında ihtiyari aşı tatbik olunmasına karar verilmekle dünden itibaren on üç gruba ayrılan emrazı sariye mücadele memurları İstanbul’un muhtelif mahallatına tifo aşısı tatbikine başlamıştır. Sıhhiye Müdüriyet-ı Umumisinin teşebbüsü ile bakteriyoloji hanece dört kilo aşı serumu istihsali kabil olmuştur.


Tazminat, Tamirat ve Teminat

24 Kasım 1921 VAKİT

Avrupa’dan Ankara’ya dönen sabık Meclis-i Mebusan Reisi Celalettin Arif Bey’in Kastamonu’da Madam Gaulis’in bulunduğu bir hasbihal esnasında verdikleri malumatı Açık Söz refikimiz kayıt ve neşretmiştir. Celalettin Arif Bey Avrupa’ya tedavi için gittiği halde Misak-ı Milli’nin kabulü etrafındaki mesaisi hakkında malumat verdikten sonra demiştir ki: Çok şükür artık bütün Avrupa Türklerin Misak-ı Milli’den başka bir şey kabul etmeyeceklerine kanaat getirdi. Nispeten ehven gördükleri “menatık-ı nüfus” [nüfus bölgeleri] meselesini bile artık terk ettiler. İzah ettik ki mıntıka-i nüfus evvela iktisadi ve siyasi olur, sonra askeri şekle girer, ondan sonra da ilhak mahiyetini alır. Artık memleketimizde mıntıka-i nüfus oyununa inanacak kimse kalmadı. Memleketimizde tamamen müstakil ve hakim-i mutlak olmak istiyoruz.

Sakarya zaferimizin Avrupa’daki tesiratı tabi pek derin ve pek hayırlı oldu. En mühim nokta bizim bu zaferden sonra mutalebatımızı bir santim arttırmamamızdır. Yine Misak-ı Milli’de sabit-kademiz. Yalnız Misak-ı Milli haricinde istediğimiz bir şey varsa o da Yunanistan’ın yaptığı şeni ve zalim tahribatı ödemesidir. Fransızların Versay Muahedesi’yle bihakkın Almanya’dan istedikleri şu üç şeyi biz de bihakkın Yunanlılardan istiyoruz: Tazminat, tamirat ve teminat. Bizim bundan ve Misak-ı Milli’den başka hiçbir iddiamız yok. Anadolu o kadar bakımsız ve o kadar harap kaldı ki bütün faaliyetimizi hep Anadolu için sarfa mecburuz. Anadolu şimdiye kadar kanını ve nakdini hep Rumeli’ye ve Arabistan’a sarf etmişti. Onun için Anadolu bu kadar muhtaç ve bakımsız kaldı. Artık bütün gayretimizi bu aziz vatanımızın yarasını sarmaya ve onun terfih (rahat yaşamasını sağlama) ve imarına sarf edeceğiz. Avrupa rical-i siyasiyesini temin ettik ki Anadolu’nun kendisine bakmaktan harice bakmaya vakti yoktur. Bizde ihtiyaç, onlarda sermaye var, bunları birleştirip Anadolu’yu imar etmek. İşte bütün gayemiz. Avrupa sermayesinin Anadolu’ya dökülüp dökülmeyeceğine gelince, bize kolaylıkla sermaye verecek olan Avrupa devletleri içinde Fransa ve İtalya’yı görüyorum. Bunların da pek çok yerleri harap ve imara muhtaçtır. Tabi bu devletler evvela kendilerini düşünecekler, sonra harici. Öyle zannediyorum ki bunlar bize fazla para ve sermaye ifraz edemezler. Bunu yaparlarsa Amerika’dan alıp yapabilirler. Faizle oradan alacakları parayı bizde işletecekler, neticede iş bilvasıta Amerika’ya varacak olduktan sonra o parayı bila vasıta Amerika’dan almaklığımız tabii daha kârlıdır. Onun için Anadolu’nun imarında en ziyade Amerika sermayesinin rol oynayacağını zannediyorum.


Damat Ferit’in Türkiye Namına İngilizlerle Akdettiği Muahede

24 Kasım 1921 YENİ GÜN

İstanbul muhabir-i mahsusumuz Fransızlarla akdettiğimiz itilâfname üzerinde İngiliz ve Fransız matbuatı arasında münakaşaların devam etmekte bulunduğunu telgrafla bize haber vermişti. Dün Zonguldak muhabir-i mahsusumuz mufassal ve pek mühim bir telgrafname ile İstanbul muhabirimizin bir gün evvel haber verdiği Matin gazetesinin mütalaatını teyit ederek keyfiyeti daha mufassal bildirmiş ve onunla birlikte Damat Ferit’in zaman-ı sadaretinde İngilizlerle İstanbul’da akdetmiş olduğu muahedenin Matin gazetesinde intişar eden metnini bize göndermiştir. Zonguldak muhabirimizin dün gelen bu mühim telgrafnamesini ber-vech-i âti kaydediyoruz.

İngiliz Hükümeti namına vaz-ı imzaya memur Churchill ile Hükümet-i Osmaniye namına imzaya memur Damat Ferit Paşa arasında mevad-ı âtiye takarrür etmiştir.

Madde: 7- İstanbul hilafet ve imparatorluğun merkezi kalacaktır. Boğazlar İngiliz kontrolüne tabi kılınacaktır.

Madde: 3- Buna mukabil Türkiye de İngiltere’nin Irak ve Suriye’de yerleşmesi için muavenet-i maddiyesini vesair İslamlarla meskun yerlerde muavenet ve nüfuz-ı maneviyesini bezl etmeyi taahhüt eyler.

Madde: 4- Türkiye’de tesis olunacak nim meşruti bir hükümete muhalefet gösterecek olan bütün milli kuvvetlerle mücadele etmek üzere İngiltere müsellah dahili bir kuvvet teşkil edebilecektir.

Madde: 5- Türkiye Mısır ve Kıbrıs üzerindeki bütün hukukundan feragat edecektir.

Madd: 6- Bu itilâf nim resmi ve mahrem olduğu için İngiltere Hükümeti Türk murahhaslarının baladaki taleplerini konferans nezdinde müdafaa ederek bunları kabul ettirmeyi taahhüt eyler.

Madde: 7- Şerait-i sulhiyenin takarrüründen sonra zat-ı hazret-i Padişahi üçüncü madde ahkamına vüsat vermek (genişletmek) için İngiltere ile bir muahede imzalayacaktır. Bu muahede katiyyen mahrem ve hususi bulunacaktır.

İş bu muahede iki nüsha olarak İstanbul’da tanzim edilmiş ve taraflarca kabul olunarak teati olunmuştur.


Türkiye- İtalya Müzakeratının Kati Safhası

24 Kasım 1921 İkdam

Roma 16- İtalyan–Türk mükalematı bu gün kati bir safhaya girmiştir. Roma Hükümeti, Ankara’daki İtalyan heyet-i hususi reisi vasıtasıyla Türk milliyetperverlerinin bütün şartlarından haberdar edilmiştir. Mahalli matbuatın beyanına nazaran itilâfın esasları hakkında İtalyan Kabinesi ile Türk milliyetperverleri nokta-i nazarları arasında pek büyük bir fark yoktur.


Dilenciler Bayramı

28 Kasım 1921 VAKİT

Evvelki gün umur-ı Hayriye piri Aya Yorgi’nin yevm-i mahsusu olduğundan Dilenciler Cemiyeti tarafından Beyoğlu’nda Aya Kostantin kilisesinde merasim-i mahsusa-i diniye icra edilmiştir. Dilenciler aileleri ile birlikte olarak bu merasimde hazır bulunmuşlardır. Galata ve Beyoğlu’nun meslekten yetişme ve maruf bilumum dilencileri kilisede hazır bulunuyorlardı. Bazılarının arkasında yepyeni elbiseler vardı. Bonmarşenin kapısında duran çolak Fularaki kabul merasimini ifa ve Papaz Köprüsü’ndeki kahvesi Dilenciler Cemiyeti’nin merkezi olan Cemiyet reisi merasime nezaret ediyordu.

Dilenciler Cemiyeti tarafından elektrik masrafı olmak üzere kiliseye otuz beş lira teberru edilmiştir. Dini merasimin hitamından sonra bir de resm-i kabul icra edilmiş ve hazıruna konyak ikram olunmuştur. Ba’dehû dilenci efendiler icra-yı sanat etmek üzere sokaklara yayılmışlardır.


Kıtaatımız Evvelki Gün Adana’ya Girmiş ve Şehri Teslim Almıştır

30 Kasım 1921 VAKİT

Ankara 28 Muhabir-i mahsusamızdan- Mösyö Franklin ile Muhittin Paşa ve Hamit Bey arasında cereyan eden kısa müzakeratı müteakip Adana’nın suret-i tahliyesi hakkında itilâf husule gelmiş ve teslim heyetiyle kıtaatımız Adana’ya dahil olmuştur. Şehir Fransızlardan teslim alınmıştır. Adana’da ahali arasında büyük bir şevk neşe hükümfermadır. Her taraf donanmış, askerimiz alkışlanmıştır.


Atina’da Komünizm Harekâtı Baş Gösterdi

29 KASIM 1921 YENİ GÜN

İstanbul 28 Teşrinisani [Muhabir-i mahsusumuzun telgrafıdır] Atina’da elektrik amelesinin başladığı grev bütün müessesata intikal etmiş ve Yunanistan’ın birçok şehirlerine de sirayet eylemiştir. Hükümetin ittihaz eylediği tedabire, fabrikatörlerin tervic ettiği birçok mutalebe rağmen grev bilakis tezayüt eylemektedir. En ziyade tehlikeli addedilen cihet amele arasında pek ziyade suhuletle yer bulan komünizm propagandasıdır. Mesele adeta şimdiden büyümüş ve komünizm tezahüratı başlamıştır. Yunan Kabinesi mütemadiyen akdettiği içtimalarla bunun önüne nasıl geçileceğini düşünmektedir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Toplumsal TarihToplumsal Tarih

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Seyahat Etmenin Kısa Tarihi

İngiliz seyyah Albert Richard Smith, Osmanlı Basınında Yüz Yıl Önce: Kasım 1921

28 Nis 2023

YAZARLAR

Toplumsal Tarih

Tarih Vakfı'nın ülkemiz insanlarının tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlayan dergisi Toplumsal Tarih'ten özel seçkiler her cuma 11.00'de Aposto'da.

İLGİLİ OKUMALAR