Özgün Türkeli ile Şehri Müdafaa Etmek

Neden Ankara? Ankara’ya dair yazma maceranız nasıl başladı ve bu macera bir kitaba nasıl evrildi?
Ankara’ya 2007 yılında geldim. Daha önce Mersin ve İstanbul’da yaşadım. Önceleri büyük bir önyargı ile baktığım şehri; tarihi, kültürü ve insanlarıyla tanıdıkça sevmeye başladım. Bir zamanlar Ankara’ya yaptığım haksızlığı başkalarının da aynı şekilde yaptığını görünce şehri müdafaa etmek, Ankara’nın sadece bürokrasiden ve alışveriş merkezlerinden ibaret olmadığını göstermek istedim. Bunu da en iyi yazarak yapabileceğime inandım. Lavarla ile tanışmam benim için önemli bir dönüm noktası oldu ve bana yazar olarak yer vermesi sayesinde birçok yazım yayımlandı. Yazılar ile ilgili olumlu geri dönüşler aldıkça, yazıları bir kitapta toplamak fikri oluştu. Sapiens Yayınları sayesinde de bu fikir hayata geçti.

Özgün Türkeli, ailesi ile birlikte imza gününde.
Yazılarınızda kente dair birbirinden bağımsız görünen birçok unsuru ortak noktada buluşturuyorsunuz. Mesela bir yazınızda Anıtkabir, Abidin Dino, Ses Dergisi ve Alman arkeologlar aslan imgesinde buluşabiliyorlar. Bu da aslında kente parça parça bakıp bir bütünü görebildiğinizi gösteriyor. Bu, sizin yazılarınızın en önemli özelliklerinden biri. Merak ediyoruz, Özgün Türkeli kente nasıl bakıyor ve bu bakışı tarif eden bir isimlendirme yapsanız bu ne olurdu?
Yazılarımdaki temel düşünceyi, bir konunun (bütünün) dağınık halde duran parçalarını bir araya getirmek şeklinde açıklayabilirim. Tabi buradaki asıl mesele, dağınık duran o parçaları bulabilmekte. Bunun yolu da sanırım merak etmek ve keşfetmeyi istemekten geçiyor. Şehre de bu gözle bakıyorum. Mesela Ayrancı’da bir sokakta dolaştığımda veya Kızılay’da bulvar boyunca yürüdüğümde kafamı hep “bu apartmanlarda kimler yaşamış”, “başlarından neler geçmiş” gibi sorular meşgul ediyor. Şöyle bir isimlendirme yapsak yanlış olmaz sanırım: "Merakımı maruz gör Ankara!"
Ankara’ya dair hikayelerin sizi çok heyecanlandırdığı yazılarınızdan anlaşılıyor. Bu hikayeler arasında sizi en çok heyecanlandıran ya da heyecanınızın devam ettiği bilgi, keşif veya sürpriz ne oldu?
“Ankara’nın Yaşına Bak” başlığıyla yazdığım Beştepe Tümülüsleri’nin hikayesi beni çok heyecanlandırmış, tümülüslere bugüne kadar tanıtım ve farkındalık anlamında herhangi bir düzenleme yapılmaması da bir o kadar şaşırtmıştı. 1925'te Atatürk’ün talimatıyla kazılan ancak göçük nedeniyle tamamlanmayan Büyük Tümülüs’ün Kemal Kurdaş’ın öncülüğünde 42 yıl sonra yeniden kazılması, elde edilen buluntuların ODTÜ içinde kurulan müzeye taşınması ve bu taşınma işleminin gerçekleştiğine dair bir not bırakılarak kazı alanın kapatılması, Anıtkabir’in inşa edildiği Rasattepe arazisinde dört tane tümülüsün olması beni heyecanlandıran diğer olaylardı.
Lavarla’daki yazılarınıza ve kitabınıza dair nasıl geri dönüşler aldınız?
Genel olarak olumlu geri dönüşler aldım ve almaya da devam ediyorum. Bu geri dönüşler beni mutlu etmekle kalmıyor, sonraki yazılar ve çalışmalar için de iyi bir motivasyon sağlıyor.
Neden “Kaç kişi kaldık Ankara’da? Ve sahiden, kaç kişi kaldı?
“Kaç Kişi Kaldık Ankara’da?” sorusu aslında kafamdaki iki sorunun sadeleşmiş halidir: Kitapta anlattığım Ankara dönemlerini yaşamış kaç kişi kaldı? Ankara’ya kitapta anlattıklarım gibi bakan kaç kişi kaldı? Bu soruları sorma gereği duydum çünkü cevaplarını merak ediyordum. Merakımı henüz gideremedim. Belki okurlar biliyordur, onlara sormayı teklif ediyorum: Sizce kaç kişi kaldı?
Özgün Türkeli'nin Lavarla'daki her biri kentten bir detay yazılarına ulaşmak için, buradan.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Ankara'da Gezici Festival otobüsü turlarken, Eivør ile uzak diyarlara uzanıyor, Sofar'ın geri dönüşünü kutluyoruz.
27 Kas 2022

YAZARLAR

Aposto Ankara
Her pazartesi saat 18.00'de Ankara'dan özenle seçilmiş etkinlikler, haberler ve hikayeler.
İLGİLİ OKUMALAR


