Pagyal Horan, Baklahoran’a dönüşüp Rumcaya karıştı

Not: Bu fotoğraf Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu'ndan alınmıştır.
Pagyal Horan, Baklahoran’a dönüşüp Rumcaya karıştı

Çocukluğum Kurtuluş’ta geçti, oraya artık Tatavla denmiyordu, eski Tatavla yıllarını annem anlatırdı. Rumların çok olduğu o yılların Karnaval şenlikleri dillere destanmış. Benim çocukluk yıllarımda onlarınki kadar olmasa da yine epey Rum vardı. Öyle ki şenlikli Karnavalları ben de bilirim. İnsanlar ilginç kılıklara girerek, güle oynaya, çala söyleye, sokaklardan geçerlerdi. Arabaya yüklenmiş laternayla geçtiklerini bile bilirim valla. Karnaval, Paskalya ile son bulacak büyük orucun başlangıcıdır. Son bir kez insanlar yer içer, eğlenir, sonra da nefsini terbiye etme çabasına girer. Büyük oruç birkaç şekilde tutulur. Ya Ramazan’daki iftara kadar olduğu gibi hiçbir şey yiyip içmez, saati geldiğinde de hayvansal hiçbir şey yememek şartıyla orucunu bozar (Bu şekil biraz nefsi zorlar ve pek büyük inanç ve direnç gerektirir) ya da yedi hafta boyunca süt yumurta peynir dahil, bütün hayvansal besinleri keser. Her ikisi de geçerlidir. Belki de geçmiş zaman kullanmalıydım zira günümüzde artık pek az kişi dinî kurallara ve ritüellere uymakta.

Gelelim asıl konuya, yani o büyük oruç öncesindeki eğlence için seçilen, son yıllarda dillere pelesenk olmuş, son moda ve de uydurma Baklahorani kelimesi meselesine. Kullanılan kelimenin kesinlikle hiçbir anlamı yoktur. Ayrıca sanıldığı gibi Rumca bile değildir. O malum dönemin Ermenicesi ‘Pagyal Horan’dır. Yani; örtülmüş mihrap. Çünkü kilise mihraplarına perde çekilir ve oruç bitene kadar düğün yapılmaz. Aslında bu son eğlence döneminin Rumcası ‘Apukreas’dır ve etten çıkma anlamına gelir. Tüm dünyanın bildiği Carnevale (karnaval) kelimesi de Latincedir ve ete veda demektir.(carne:et – vale:veda) Daha önceki yazılarımdan birinde ‘kreas’ kelimesini, ‘kriya’ sandığımdan -çünkü öyle telaffuz ediliyordu- soğuktan çıkma diye çevirmiştim. Sonradan, teoloji okumuş ve birkaç dil bilen çok genç kaybettiğimiz, Ruhani Meclis Başkanı, rahmetli Peder Tatul Anuşyan’a sorduğumda anladım yanıldığımı ve aslının ‘kriya’ yani soğuk değil, ‘kreas’ yani et olduğunu ondan öğrendim.

Carnevale kelimesi Türkçeye uydurularak ‘karnaval’ haline gelmiştir. İkinci hecedeki ‘e’ harfi niye ‘a’ olmuş, bilinmez… Eski dönemin Ermenileri tarafından ‘apukurya’ şeklinde yanlış telaffuz edilen ve öyle yerleşen ‘apukrea’ kelimesi ise nasıl olmuşsa, zamanla unutulup kullanılmaz hale gelmiştir. Benim rahmetli babaannem Mudanyalıydı ve Rumlarla büyümüştü. Rumcayı Ermeniceden daha iyi bilirdi. O ‘apukrea’yı kendince dejenere ettiği ‘apukurya’ şeklinde kullanır, hatta komik bulduğu kılıklar için “Apukurya muçinası” (maskarası) gibi bir benzetme yapardı. Yine eski dönemin Ermenileri tarafından Ermenice olduğu halde yanlış telaffuz edilen ‘pagyal horan’ ise hiçbir anlamı olmayan ‘baklahoran’ haline gelmiştir. Günümüzde bu garip ve anlamsız kelime, arkasına ‘i’ harfi eklenerek Rumcaymış gibi algılanmakta. Akıl sır erecek şey değil.

Ben yıllardır ısrarla bu konuda yazıp duruyorum para etmiyor. Tanıdığım kimi Rum dostlar, o dönemde bakla yendiği için bu ismin kullanıldığını bile iddia ettiler. Sanki eskiden bu mevsimde bakla varmış gibi! Kimi de aslının ‘bakla hûrani’den geldiğini bile söyledi ki internette biraz bakındığınızda o da çıkıyor. Bakla ve hûrani..? Daha neler… Merak eden bakıversin Arapçada veya Farsçada böyle bir kelime var mı diye… Yok, vallahi yok! Ben biraz meraklıyım kelimelerin kökenini, dillerin birbirinden etkilenmesini araştırmaya, övünmek gibi olmasın birkaç dil de bilirim. 

İnanın bana ‘baklahorani’ kelimesi külliyen uydurmadır. Bu kadar takıntılı bir şekilde kurcalayıp durduğumu gören günümüz gençleri -ki alınmasınlar ama ‘çoğunun’ her türlü bilgisinin yüzeysel olduğunu düşünüyorum- “Aman boşver madem herkes öyle diyor, varsın öyle olsun” diyorlar. İyi de, öyle mi olmalı yani?

Bu yazıyı okuyanların sormak isteyecekleri birkaç soruyu tahmin ederek diyorum ki bu ders verici tavrın nedeni emekli bir öğretmen oluşum olabilir. “Rumlar böyle bir hatayı neden yapıyorlar?” sorusunun cevabı ise şöyle olmalı; bu şehirde kaç Rum kaldı ki ve o kalanlar ne kadar Rumca biliyorlar ki…

“Sana mı kalmış bu hatayı düzeltmek?”,
Cevap:
“Ama biri düzeltmeli değil mi?”
“Madem para etmiyor, neden yazıp duruyorsun?”
Birkaç cevap:
“Ya bu kez tutarsa?”
“Söz uçar, yazı kalır.”
“Kim bilir belki bir gün…”

Bercuhi Berberyan

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Ne Rio ne de Venedik: İşte İstanbul’un ‘efsane’ karnavalı

baklahorani, tatavla, karnaval, apukurya, 1930lar

15 Mar 2022

Ne Rio ne de Venedik: İşte İstanbul’un ‘efsane’ karnavalı

YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR