Papa denince akla, hemen onun adı gelir: 'Türk Papa' ya da Papa Roncalli

Her fırsatta Türklere sevgisini anlatır; ayinlerde Türkçe ifadeler kullanırdı. Görev yaptığı şapelin mihrabına Hz. Ali’nin bir sözünü asmıştı. Beşiktaş maçlarını Şeref Stadı’ndan izleyen, İstanbul sevdalısı, Mimar Sinan hayranı Papa Roncalli, "Türk Papa" olarak anıldı bu topraklarda. Harbiye’de yaşadığı sokağa ismi verildi, heykeli dikildi. Ve ne zaman bir papa Türkiye’ye gelse hep o hatırlandı. Peki biz "Türk Papa"yı ne kadar hatırlıyoruz?
Papa denince akla, hemen onun adı gelir: 'Türk Papa' ya da Papa Roncalli

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Vatikan’daki Sistina Şapeli'nin bacasından yeni papanın seçildiğini haber veren beyaz dumanlar yükseldiğinde İstanbul’un Harbiye semtindeki Papa Roncalli Sokağı'nda da çanlar çalınmaya başlandı. Bu sokak, bugün İstanbul'da Vatikan Büyükelçiliği'nin Casa Roncalli adındaki binasına ev sahipliği yapıyor. 

  • Bu sokakta yaşayanlar çanları duyduğunda ne düşündü bilinmez ama yeni Papa 14. Leo’yu, 1958-1963 yılları arasında görev yapan eski Papa 23. Ioannes’in (Angelo Giuseppe Roncalli) uzun yıllar yaşadığı sokaktan selamlamak ilginç bir hayat deneyimi olsa gerek.

Oturduğumuz sokağın hikayesini öğrenmek tuhaf zamanların eskittiği bir alışkanlık mı bilemiyorum. Ama bu alışkanlığı sürdürenlerin "Türk Papa" lakaplı Angelo Giuseppe Roncalli’nin hikayesine vakıf oldukları kesin. Lakin bu yazı, hikayeye vakıf olmayanlar için…

Tarihte bir "Türk Papa mı vardı?" ya da "İstanbul’da bir papa mı yaşadı?" diye şaşkınlıkla sorabilirsiniz. Roncalli, Türk değildi elbet İtalyandı ama Türk dostu olduğu için bu lakapla anılıyor. 

'Ben Türkleri seviyorum'

5 Ocak 1935’te, bir kış günü, Yunanistan ve Türkiye’nin Papalık temsilcisi olarak Haydarpaşa Garı’na indiği vakit, kendisi de yıllar sonra böyle anılacağını bilmiyordu pek tabii. Ama buradaki faaliyetleri, kurduğu ilişkiler, yürüttüğü politikalar, devlet katında da halk arasında da bir dost olarak algılanmasını sağladı. 

Papa Roncalli’nin bu lakaptan ve Türkiye’de dost olarak görülmekten her daim memnun olduğu bilinen bir gerçek. Kendisi de 1939’da günlüğüne yazdığı satırlarda bu coğrafyaya ve Türklere karşı sevgisini dile getirmiş:

“Türkiye’nin aleyhinde konuşanlar Türkiye’yi yakından tanımayanlardır. Burada yaşayanlar, Türkleri yakından tanıyanlar onlar hakkında çok farklı düşüncelere sahip olmuşlardır. Ben Türkleri seviyorum. Uygarlık yolunda önemli katkıları olan bu milletin tabii meziyetlerini takdir ediyorum.”

Bu dostluk, Türkiye Cumhuriyeti ile Vatikan arasında resmî ilişkilerin başlamasına vesile olacak kadar güçlüydü. Ki Türkiye’de de bu dostluğun nişanesi olarak 2000 yılında, Roncalli’nin yıllarca yaşadığı Ölçek Sokak’ın adı değiştirildi ve sokağa Papa Roncalli Sokağı adı verildi.

Angelo Giuseppe Roncalli, papa olduktan sonra 23. Ioannes ismini alıp beş yıl gibi görece kısa bir zaman diliminde görev yapsa da 20. yüzyıl şartlarında önemli bir misyon üstlenmiş dinî bir lider olarak anıldı. Seleflerinin birçoğunun katı ve mesafeli yaklaşımlarına karşıt bir tutum benimseyen ve halka daha yakın duran, hoşgörülü ve diyaloğa açık papalardan biri oldu. Bunun için de hâlâ "iyi papa" olarak anılıyor Katolik aleminde. 

Tarihî reformların mimarı

Mesela papa olduktan sonra gece-gündüz fark etmeksizin Roma’da yaptığı yürüyüşlerle nam salan bir isim olmuştu. Önceki papalar epey bir zaman Vatikan’ın duvarları içinde kalmayı tercih ettikleri için Roncalli’nin bu tavrı çok takdir toplamış o zamanlar. Sokaklarda dolaşmanın ötesinde hastaneleri, hapishaneleri de ziyaret ettiği biliniyor. Halkla kurduğu sıcak ilişkilerin ötesinde kilise kurumunu modern dünyaya açtığı ve diyalog odaklı bir papalık vizyonu sunduğu için bugün "tarihî reformların mimarı" olarak anılıyor. 

Papa Roncalli’nin bu yaklaşımının izlerini papalık görevini üstlenmeden 1935’ten 1944’e kadar dokuz yıl İstanbul’da yaşadığı dönemde de görmek mümkün. 2019’da Destek Yayınları’ndan çıkan Prof. Dr. Bekir Zakir Çoban’ın Türk Papa kitabı onunla ilgili elimizdeki ender kaynaklardan biri. Çoban’ın kitabından Roncalli’nin 1935’te Türkiye’ye gelir gelmez ilk iş olarak karakola gidip Türkiye’ye gelişini bildirdiğini öğreniyoruz. 

Bunun üzerine İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ, Roncalli’yi hemen makamına davet ediyor ve bir tanışıklık başlıyor. Ki Roncalli’nin önemli bir özelliği, devlet erkanıyla, dönemin önemli siyasi ve dinî figürleriyle yakın dostluk ilişkileri kurması. 

Mimar Sinan hayranıydı, Yunus Emre Oratoryosu'nu sevmişti

İstanbul’u çok seven, kendini burada bir açık hava müzesinde hisseden ve Mimar Sinan’ın hayranı bir isim Papa Roncalli. “Büyük Sinan” diye bahsediyor ondan. Aynı zamanda Osmanlı tarihini de merak ediyor. Padişahlarla, sadrazamlarla, paşalarla tanışıklıklığı olan isimlerle sohbet ettiği, bunu günlüklerinde yazdığı, Namık Kemal ile ilgili bazı panellere dinleyici olarak katıldığı biliniyor. 

Yakın dostlarından, Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı da yapmış olan Numan Menemencioğlu’nun davetiyle Adnan Saygun’un bestelediği Yunus Emre Oratoryosu'nun dinlediğini yine Türk Papa kitabından öğreniyoruz. Oratoryoyu beğenen Roncalli, konser çıkışında Menemencioğlu’na şöyle diyor: 

“Ne tuhaf. İçten geldiği zaman bütün sanat eserleri Tanrı’yı aynı dille övüyorlar. Bu eserin güzelliğini bir Müslüman kadar bir Katolik de neden anlamasın?”

Türkçe öğrenecek ve ayinlerde Türkçe ifadeler kullanmaya başlayacak kadar bu toprakların kültürüne karşı saygılı bir tutum sergiliyor Roncalli. “Tanrı mübarek olsun” ayinde kullandığı ilk Türkçe ifade olarak kayıtlara geçiyor. Bu ifadesi, dönemin İstanbul’undaki Katolik tebaasından bazılarını, hatta Fransız Büyükelçi Albert Kammerer’i rahatsız etse de o bu tavrından vazgeçmiyor. 

  • Gazeteci Murat Bardakçı’nın bir yazısından Roncalli’nin görev yaptığı şapelin mihrabında dostu hattat Kamil Efendi’nin yazmış olduğu Hazreti Ali’ye ait bir söz olduğunu öğreniyoruz. Hatta “Rutbetu’l-ilmi ale’r-ruteb” yazıyor. Türkçe meali: “Rütbelerin en yücesi, bilgin kişinin rütbesidir.” 

İstanbul’da yaşadığı yıllarda bir taraftan devlet erkanıyla dostane ilişkiler kurarken Türkiye’deki yabancı diplomatlarla da sıcak bir iletişim geliştiriyor. Ki 2. Dünya Savaşı öncesinde farklı kutuplarda bulunan Almanya, İngiltere, İtalya, ABD’li diplomatlara karşı aynı mesafeyle yaklaşıyor. 

Diyalog ruhunun temelleri İstanbul'da atıldı

Roncalli’nin İstanbul’daki ilk icraatlarından biri, sonradan adıyla anılacak sokakta bulunan yaşadığı şapeli yeniden ayağa kaldırmak. Bakımını yaptırıyor; kütüphane ve arşivi elden geçiriyor. Sonra İstanbul’daki Katolik tebaa arasında bir ahenk oluşmasını sağlıyor. Ki İstanbul’daki en zor görevlerinden biri bu. 

Ayrıca İstanbul’daki diğer dinî liderlerle de temas kuruyor. Mesela 1939’da Ekümenik Patrik Benjamin’le resmî bir görüşme yapması önemli bir tarihî ayrıntı. Roncalli, genç Cumhuriyetin din insanlarının kamusal alanda dinî kıyafetlerle dolaşmasını engelleyen anlayışına da saygı gösteriyor ve sivil kıyafetlerle dolaşıyor. Bu yaklaşımı özellikle Müslüman din adamlarının ona saygısını artırıyor. 

Zaten hoşgörü, sabır ve iyi insani ilişkiler Roncalli’nin önemsediği değerler. Bu değerler sayesinde birçok farklı dinî tebaanın bulunduğu dönemin İstanbul’unda inançlar arası diyaloğun mimarlarından biri oluyor. Bu çabası sayesinde Roncalli’nin, İstanbul’daki yıllarında "ekümenik köprü" rolünü fiilen işlettiği; Ortodoks, Ermeni, Müslüman ve Yahudi liderlerle birarada hareket ederek bir model oluşturduğu; bu modelin de sonraları Vatikan’ın diplomasisini şekillendiren "diyalog ruhu"nu ortaya çıkardığı, bu alanda çalışan uzmanların tespiti. 

80 bin Yahudinin soykırımdan kurtulmasını sağladı

Lakin İstanbul’da yaşadığı yıllar onun için olduğu kadar dünya için de zorlu bir dönemdi. Roncalli, 2. Dünya Savaşı sırasında İstanbul’da görev yapıyordu. Türkiye’nin tarafsızlık politikalarına saygılı bir tavır içerisinde olsa da Nazi Almanyası’nın Yahudi Soykırımı’na insani olarak sessiz kalamamıştı. 

Nazi işgali altındaki Doğu Avrupa’dan kaçan Yahudilerin Filistin’e ve başka güvenli bölgelere geçişlerini kolaylaştırmak üzere diplomatik ağını kullanmıştı. Tarihe "Vaftiz Operasyonu" olarak geçen, 1944’te Almanya’nın Macaristan’ı işgali sonrası toplama kamplarına gönderilecek Yahudilere vaftiz sertifikaları düzenlenmesinin mimarlarından. Bu sertifikaların Nazi subayları tarafından geçerli belge olarak kabul edilmesiyle yaklaşık 80 bin kişinin hayatı kurtuluyor. 

Beşiktaş maçlarını Şeref Stadı'ndan izleyen bir futbol tutkunu

Roncalli’nin bir dinî lider olarak halk içinde dolaşmasının izlerini yine İstanbul’da yaşadığı dönemde de görmek mümkün. Çıkıp halkla birlikte stadyuma gidip maç izlemişliği bile var. Hatta bunu sıklıkla yapmış. Bazı gazetelerde Roncalli’nin Beşiktaş taraftarı olduğuna dair iddialar var. Bu iddiaların kaynağı da Roncalli’nin Türkiye’de kaldığı yıllarda Şeref Stadı’ndan Beşiktaş’ın maçları izlemesi. 

  • Lakin Roncalli’nin günlüklerinde Beşiktaş’a gönül verdiğine dair bir ibare yok. Ama yine de futbol sevdası ve statta maç izlemesi onunla ilgili bu tür bir "efsanenin" kuşaktan kuşağa aktarılmasına neden olmuş. 

Celal Bayar'ı idamdan kurtardı mı?

Roncalli ile ilgili bir başka doğrulanmamış efsane de onun 27 Mayıs darbesi sonrasında Celal Bayar’ı idamdan kurtardığına dair iddia. Roncalli’nin İstanbul’da yakın ilişki kurduğu isimlerden biri Celal Bayar. Bir dostluğa dönüşecek kadar yakınlar. Zaten bu dostluk, sonrasında Türkiye ile Vatikan arasında resmî ilişkilerin başlamasına neden oluyor. Türk Papa kitabında Prof. Dr. Bekir Zakir Çoban şunları yazıyor: 

“Türkiye ile Vatikan arasında diplomatik ilişki kurulmasında da Roncalli’nin oluşturduğu bu yakınlık etkili olmuştur. Türkiye henüz Vatikan’ı resmen tanımıyorken, 1955’te Başbakan Adnan Menderes Papa XII. Pius’u ziyaret eder. 1958’de Pius’un yerine Roncalli papa seçildiğindeyse dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ‘Bir Türk dostunu papalık makamında görmenin mutluluk verici’ olduğunu açıklar. Ertesi yıl Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Roncalli’yi makamında ziyaret eder.”

İşte bu ilişki nedeniyle, "Roncalli, Celal Bayar’ı ipten aldı" iddiaları dillendirildi. İddianın kaynağı araştırmacı yazar Aytunç Altındal. İddiaya göre Roncalli, 27 Mayıs darbesi sonrasında Yassıada Yargılamaları’nda idama mahkum edilen Celal Bayar için Ankara’ya kardinal gönderiyor. Kardinal darbeci askerlere papanın “Celal Bayar idam edilirse tüm Katolik alemini karşılarında bulacakları” mesajını iletiyor. Bunun üzerine Bayar’ın cezası yaş haddinden hapse çevriliyor. 

Lakin bu iddia, dönemin tanıklarından ve Yassıada Yargılamaları’nda avukatlık yapan, sonradan TBMM Başkanı da olan Hüsamettin Cindoruk’a da sorulmuş. Cindoruk “Celal Bayar’ı idamdan kurtaran kişi Cevdet Sunay’dı. ‘Bayar’ı Vatikan kurtardı’ iddiaları doğru değil. Hem yaşlı olması hem de Cumhurbaşkanlığı makamı göz önünde tutuldu” diyerek iddiaları yalanlamış. 

Öte yandan Prof. Dr. Bekir Zakir Çoban’ın bir yazısından, 27 Mayıs darbesi sonrasındaki sıkıyönetim döneminde de Türkiye’deki Roncalli sempatisinin devam ettiğini öğreniyoruz. 1960’ta Katolik cemaati tarafından Roncalli’nin İstanbul’da ikamet ettiği Ölçek Sokak’taki binaya onun anısına bir plaket yerleştirilmesi kararlaştırılıyor. Lakin sıkıyönetim nedeniyle her türlü toplantı ve tören yasak. 

  • Vatikan Türkiye Elçisi Francesco Lardone, izin için İstanbul Valisi olan General Refik Tulga’ya gidiyor. Tulga izin verdiği gibi törenin açılışını bizzat kendisi yapıyor. Açılışta “Roncalli’nin tarihteki ilk Türk papa” olduğunu söyleyerek onun "Türk Papa" olarak anılmasının da önünü açıyor. 

Devlet katında Papa Roncalli’ye duyulan sevgi, sonraki yıllarda da hep devam etmiş. 1986’da Roncalli’nin Türkiye’ye gelişinin 50. yılında bir kutlama yapılmış. Kutlamalara eski Dışişleri Bakanı olan İhsan Sabri Çağlayangil de katılmış. Çağlayangil, onun "Türk dostu bir papa" olduğunu anlatmış. 

Yıllar sonra yaşadığı sokağa ismi verildi, heykeli dikildi

Vatikan için önemli bir isim Papa Roncalli. 2000 yılında, Azizlik öncesindeki bir mertebe olan "Kutlu" mertebesine çıkarılıyor. Zaten 2000 yılında Harbiye’de yıllarca oturduğu sokağa isminin verilmesi de bu nedenle oluyor. Yine bir kutlama tertip ediliyor. Kutlama komitesinin başkanlığını da eski bakanlardan İmren Aykut yapıyor. Kutlamalara Kültür Bakanı İstemihan Talay katılıyor. Hatta AKM’de Roncalli’nin vakti zamanında dinleyip sevdiği Yunus Emre Oratoryosu’nu Nezih Seçkin'in şefliğinde İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası seslendiriyor. 

Papa Roncalli’ye karşı hürmet, birçok defa Türkiye-Vatikan arasındaki ilişkilerde önemli rol oynuyor. 2006’da Papa 16. Benedictus Türkiye’yi ziyareti sırasında Harbiye’deki St. Esprit Kilisesi’nde (bugün St. Antuan Kilisesi’nin avlusunda yer alıyor) Roncalli’nin heykelinin açılışına katılıyor. 

  • 2014’te Papa Roncalli, Vatikan tarafından "Aziz" ilan edilince büyük bir tören düzenleniyor. Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler Türkiye’yi temsilen bu törene katılıyor.

Şimdi Vatikan’da yeni bir papa var: Papa 14. Leo. Birkaç gün önce yapılan açıklamada Türkiye’ye geleceği duyuruldu. Geliş sebebi 1. İznik Konsili'nin 1700. yıldönümü anmaları. Aslında selefi Papa Francis, bu anmalar için geleceğini açıklamıştı. Ama ömrü yetmedi. 

Papa 14. Leo da selefine saygısını İznik’e gelerek göstermek niyetinde. Bakalım Papa 14. Leo Türkiye’ye geldiğinde Türk Papa Roncalli hatırlanacak mı? Çünkü ne zaman bir papa Türkiye’ye gelse Papa Roncalli bir şekilde gündeme geliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Olkan Özyurt

Kültür-sanat yazarı, sinema eleştirmeni. 2000 yılında Radikal gazetesi kültür-sanat servisinde gazeteciliğe başladı. 2008’de Sabah gazetesine geçerek kültür-sanat sayfasının yönetimini üstlendi. 2012'de hafta sonu eklerine geçti. 10Haber.net’te kültür sanat editörü olarak çalıştı. Sinema ile ilgili yazıları ve film eleştirileri Arka Pencere, Empire Türkiye, Sinema dergilerinde yayımlandı.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta