Paris İklim Anlaşması imzalandı, sırada ne var?

Üstünkörü bir aksiyon planı mı, yoksa gerçekçi bir plan mı devreye sokulacak?
Paris İklim Anlaşması imzalandı, sırada ne var?

13 Ekim - British Council - Çevreci Geek
British Council ile birlikte

British Council iklim hareketiyle ilgili gençliğin sesini duymak için çağrı yapıyor British Council'ın yayımladığı Küresel Gençlik Mektubu ve raporu ; dünyanın dört bir yanındaki gençlerin iklim değişikliğini, gezegenin karşı karşıya kaldığı en büyük tehdit olarak gördüğünü, birçoğunun anlamlı eylemlerde bulunmak ve seslerini duyurmak için mücadele ettiğini ortaya koydu. Küresel Gençlik Mektubu’na imza atarak COP26 zirvesindeki dünya liderlerine sesini duyurabilir ve daha yeşil bir dünya için katkıda bulunabilirsin. Nedir? British Council ile bir sosyal girişim olan Catalyst in Communities tarafından Ocak-Mart 2021 tarihleri arasında yürütülen ve 23 ülkeden 8.000 gencin görüş, deneyim ve taleplerini toparlayan geniş çaplı bir araştırma çalışmasının sonucu olan raporun bulguları, Kasım 2021'de Glasgow'da yapılacak olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP26) katılacak liderlere hitap eden ve dünyanın çeşitli yerlerinden gençlerin bir eylem çağrısı olan Küresel Gençlik Mektubu'nu yazmak üzere kullanıldı. Neden önemli? İklim tartışmasında kendilerini ifade etme olanağı bulamayan günümüz gençliğinin sesinin daha iyi duyulmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen araştırmada, aynı zamanda gençler; iklim değişikliği alanındaki diyaloglara katılmak ve gezegenimiz için gerçek bir değişim yaratmak üzere gerekli becerileri kazanmaları ve iletişim ağlarına erişmeleri yönünde destekleniyor. Dahası: British Council ayrıca, Birleşmiş Milletler’in İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) resmî Çocuk ve Gençlik konferansı olan YOUNGO ile de ortaklığını sürdürüyor. Küresel Gençlik Mektubu’nun yayımlanması akabinde başlayan ‘8.000 Rising’ (8.000 Yükselen Ses) kampanyasıyla gelen ek katkılar, YOUNGO'nun 16. Gençlik Konferansı (COY16) sonucunda oluşturulacak Gençlik Beyanı’na katkıda bulunacak. COY16 destekçisi olan British Council; konferans çıktılarını, 5 Kasım'da Gençliği Güçlendirme Günü kapsamında COP26'da sunmayı planlıyor. Gençlerin sesine kulak vermek için Küresel Gençlik Mektubu’nu buradan okuyabilir, iklim için hemen harekete geçmemiz gerektiğine dikkat çeken Küresel Gençlik Mektubu / 8.000 Yükselen Ses kampanyasına imza vermek üzere bu bağlantıyı kullanabilirsiniz. Kampanyaya katılım için son gün 22 Ekim .

Daha fazlasını öğren

Paris İklim Anlaşması 2015 yılında BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında imzalandı ve 2016 yılında yürürlüğe girdi. Ülkemizde de uzun süredir tartışma konusu olan Paris Anlaşması sonunda TBMM tarafından onaylandı. Şimdi ülkece bu anlaşma kapsamında atacağımız adımların belirlenmesini bekliyoruz. 2050 yılına kadar “sıfır atık” amacına ulaşmak için, Paris Anlaşması'nı imzalayan devletler, bu amaca uygun olacak şekilde aksiyon planları belirliyor. Peki sizce herkes, globalde “net-zero” olarak anılan sıfır atık amacına ulaşmak için, döngüsel ekonomiye ihtiyacımız olduğunun farkında mı? Gelin hep birlikte bu soruya bakalım.

Paris İklim Anlaşması'nın amacına ulaşması için döngüsel ekonomiye geçiş zorunludur!
2016 yılından bu yana, anlaşmayı imzalamış ülkelerin, ki bu ülkeler global CO2 salımının %96’sına sebep olmakta, çeşitli taahhütlerde bulunduğunu izliyoruz. Devletler, lokal yönetimler, işletmeler ve finans sektörü, bu alandaki hedeflerini açıklamaya devam ediyor ve Covid-19 küresel salgınına rağmen taahhüt veren aktörlerin sayısı hızla artıyor.

Özellikle, 2020 sonlarında Çin’in net sıfır hedeflerini açıklaması, Biden yönetiminin ilk iş olarak Paris İklim Anlaşması'nı imzalaması ve AB’nin yayınladığı AB Yeşil Mutabakat, bu alandaki gelişmeleri arttırmaları bakımından önemli. Bunların yanında özellikle yenilenebilir enerji alanlarında atılan adımlar ve ar-ge çalışmaları yine Paris İklim Anlaşması’nın pozitif etkileri olarak görülebilir. Evet bu kadar pozitif bilgi sonunda, herkes olumsuzluklara geçeceğimizin farkında sanırım…

Durum yeterince iyi değil
Tüm bu gelişmelere rağmen, globaldeki CO2 salımı artmaya devam ediyor. Bu artışın temelde iki ana sebebi var. İlki; CO2 salımı noktasında o kadar ileri bir seviyedeyiz ki, yapılan iyileştirmeler, sadece sıcaklık artışı gibi iklim krizi sebeplerinin yavaşlamasına olanak tanıyor. Fakat bu yavaşlama, zaten sınırı çoktan geçtiğimiz olumlu bir etki yaratmıyor.

İkinci ana sebep ise, belki de hepimizin göz ardı ettiği bir nokta. Paris İklim Anlaşması ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına olan ilgiden bahsetmiştik biraz önce. Sorun aslında tam da buradaki eksik ilgi. Çünkü globalde yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklanılırken, iklim krizinin ana sebeplerinden olan üretim ve tüketim süreçlerini yani tüketici ürünlerini ve gıda sistemlerini göz ardı ediyoruz. Bu size önceki yazılarımızda defalarca bahsettiğimiz döngüsel ekonomiye niye ihtiyacımız olduğunu hatırlattı mı? Hatırlatmadıysa gelin biz size hatırlatalım😊

Yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve özellikle enerji kaynaklarının doğru kullanılması sayesinde, 2050 yılına kadar mevcut karbondioksit salımının %55’ini azaltabiliriz. “E tamam işte yarısında çoğu gidiyor”, diyenleri duyar gibiyiz😊 Fakat geri kalan %45’lik emisyonun sebebi tamamen mevcut lineer ekonomimiz. Yani, öncesi ve sonrasını düşünmeden, sistemi tek bir bütün olarak değil de her alanı kendi içinde inceleyen, üret-tüket-at lineer sistemi dolayısı ile, CO2 emisyonunu desteklemeye devam ediyoruz.

Hayatımızın her alanında kullandığımız ürünlerin üretilmesi için kullanılan materyaller, yaşamsal ihtiyaçlarımız için gereken gıda ve su ile tüm bunların ana üretim alanı olan toprak kullanımı, mevcut emisyonun en büyük kaynakları. Ne yazık ki, yenilenebilir enerji kanyaklarının geliştirilmesi için harcanan vakit, üretim ve tüketim süreçlerimizin değiştirilmesi için harcanmıyor. Döngüsel ekonomi sistemi, bildiğiniz gibi tüm sistemleri bir bütün olarak ele almak ve mevcut sistemleri iyileştirmek değil tamamen değiştirmek üzerine kurulu. Yani özetle, yenilenebilir enerji sistemleri için ne kadar çalışırsak çalışalım, üretim ve tüketim süreçlerimizi göz ardı etmeye devam edersek, Paris İklim Anlaşması’nın ana amacı olan net sıfır ilkesine asla ulaşamayacağız.

Sadece çimento, alüminyum, çelik, plastik ve gıda üretim sistemlerini döngüsel ekonomiye geçirebilirsek, 2050 yılına kadar 9.3 milyar ton CO2 salımını önleyebileceğiz. Ki bu da üretilen materyallerin lojistik süreçleri dolayısı ile ortaya çıkan CO2 salımının tamamına denk geliyor. Yani yukarıda bahsettiğimiz, 5 ana materyal için yapılacak döngüsel değişimler, aynı zamanda lojistik süreçlerinde de değişimi sağlayacağı için (çünkü sistemi bir bütün olarak ele alıyoruz) iki katı etki edecek. Farkındaysanız, iyileştirmeyi değil, tam bir değişimi vurgulamaya devam ediyoruz.

Döngüsel ekonomi hem şirketlerin, hem tüketicilerin hem de gezegenimizin aynı anda kazanabildiği tek sistemdir. Tasarımı ve inovasyonu merkezine koyması dolayısı ile atık ve kirliliği önlerken, ürün ve materyalleri döngü içinde tutar ve doğal kaynakların yenilenmesine olanak tanır. Örnek olarak, yapı malzemelerinin tamamen döngü içinde tutulması ile, sıfırdan yapı malzemesi üretilmesine oranla %40 daha az sera gazı salımı mümkün. Burada sadece geri dönüşümden bahsettiğimizi de unutmayalım. Döngüsel ekonominin en son adım olarak önerdiği geri dönüşüm sürecine gelene kadar, materyallerin geçeceği yeniden kullanım, yeniden üretim, ileri dönüşüm gibi adımlar sayesinde bu oran çok daha fazla olacaktır.

Bir diğer örnek ise gıda sistemlerinin tamamen döngüsel bir sistemle tasarlanması ile, yıllık 4.3 milyar ton CO2’ye eşdeğer sera gazı salımını sıfırlayacağını görebiliriz. Bu kadar CO2 ne anlama geliyor, anlamlandırmak kolay değil. O yüzden sıkı durun; bu miktardaki CO2 salımı, yaklaşık olarak 1 milyar adet arabanın trafikten tamamen kalkması ile aynı etkiye sahip.

Özellikle Covid-19 küresel salgını ile, doğal afetlere, küresel salgınlara veya iklim krizi dolayısı ile yaşanacak daha bir sürü doğal afete hazırlıklı olmak için daha dayanıklı toplumlara(resilience) ve ekonomik sistemlere olan ihtiyacımız herkesin odağında. Bu nedenle, eğer Paris İklim Anlaşması’nın işe yaraması ve ana amaca ulaşılması için, anlaşmaya imza atan devletlerin, özel şirketlerin ve finans sektörünün, tüm süreçlerini tamamen döngüsel ekonomiye uygun hale getirmesi tek şansımız.

Şu anda hepimiz merakla Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması dolayısı ile hazırlayacağı eylem planını bekliyoruz. Tüketiciler olarak bu süreçteki en büyük sorumluluğumuz ise, sorumlu tüketim bilincini hem kendi hayatımıza hem de çevremize yayarken, belirlenecek olan net sıfır adımlarının, doğru adımlar olduğuna emin olmak.

Döngüsel Ekonomi 101 ekibi olarak sizlerden tek bir ricamız var;
Bulunduğunuz her ortamda, dokunabildiğiniz her bireye, mevcut sistemde yapılacak iyileştirmelerin yetersiz olacağını anlatmanız. Eğer doğa ile uyumlu, sürdürülebilir global bir toplum yaratmak istiyorsak, iyileştirme değil, tam bir dönüşüm gerekmekte. Bu da her bireyin bu bilinçle, doğru taleplerde bulunması ile mümkün!

Paris İklim Anlaşması Anketi

Herkese iyi haftalar,

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Döngüsel EkonomiDöngüsel Ekonomi

BÜLTEN SAYISI

Paris İklim Anlaşması imzalandı, sırada ne var?

Türkiye atılacak adımlara nasıl karar verecek?

15 Eki 2021

British Council ile birlikte
Paris İklim Anlaşması imzalandı, sırada ne var?

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ OKUMALAR