Polonya'da demokrasiye geçiş sancıları

Polonya'da sandıkta tamamlanmayan iktidar savaşları doruk noktasına ulaştı. Hükümetin kararları ve tutuklamalar, halk tarafından eleştiriliyor.
Polonya'da demokrasiye geçiş sancıları

Son yıllarda Avrupa Birliği'nde (AB) yaşanan huzursuzluklar nedeniyle gündeme gelen ve bazı fonları dondurulan Polonya, Ekim ayında seçimlere gitti. Seçimlerde, Polonya halkının, artan otoriter eğilimleri ve kürtajı neredeyse tamamen yasaklayan yasaları nedeniyle iktidar partisine tepki gösterdiği görüldü. 8 yıldır iktidarda olan Hukuk ve Adalet Partisi (PiS), birinci parti çıksa da tek başına hükümet kuracak çoğunluğu sağlayamadı. 

Donald Tusk'ın liderliğindeki Sivil Blok, Üçüncü Yol İttifakı ve Sol Parti'nin oluşturduğu koalisyon, iktidarı aldı. 13 Aralık’ta yemin ederek başbakanlık görevine gelen Tusk, hedefini "Polonya’yı demokrasiye geri döndürmek" olarak açıkladı. Göreve gelir gelmez yargı ve medyada reformlara giden Tusk, PiS'ten parlamento üyesi olan eski İçişleri Bakanı'nın ve yardımcısının tutuklanması ile eski iktidar-yeni ana muhalefetin hedefi hâline geldi. 

Öyle ki işler Tusk’ı "Alman ajanlığı" ile suçlamaya kadar gitti ve Varşova sokaklarında "Alman emperyalizmine karşı bağımsız Polonya’yı savunan" pankartlar görüldü. Milliyetçi muhafazakar PiS, seçim süreci boyunca da kimlik siyaseti gütmüş ve Tusk’ın atalarının Leh kökenli değil, Alman kökenli olduğunu vurgulamıştı. 

  • Perspektif: AB üyesi bir ülkede yaşananlara, Brüksel veya Berlin'den herhangi bir açıklama gelmemesi dikkat çekici. Görünüşe göre AB, ülkede iki parlamento üyesinin Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan alınıp tutuklanmasını "iç mesele" olarak görmeyi tercih ediyor. Bu durumun nedeni ise Polonya'nın Ukraynalı mültecilere kapılarını açık tutması olabilir.

Reformlar ve tutuklamalar

Medya reformu: PiS iktidarı boyunca "propaganda aracı" hâline getirilen Polonya ulusal televizyonu, radyosu ve gazetesinin yönetimleri, Noel haftasına girerken radikal bir biçimde değiştirildi. Yeni Kültür Bakanı Bartłomiej Sienkiewicz; TVP devlet televizyonu, Polonya Radyosu ve Polonya Basın Ajansı (PAP) gibi devlet kurumlarının yöneticilerini ve denetleme kurullarını işten çıkararak bu pozisyonlara kendi seçtiği kişileri atadı. Bunun yanı sıra Sienkiewicz, TVP Info haber kanalının 24 saat süren yayınını da durdurdu. PiS hükümetinin önceki Kültür Bakanı Piotr Glinski, AFP'ye verdiği demeçte, "Bu, özgür medyaya açık bir saldırı ve hukukun ihlalidir" dedi. Eurotopics’e göre daha önce TVP’de yayın yapan gazeteciler ve izleyici kitlesi, Telewizja Republika'ya transfer oldu.

Yargı reformu: Yeni hükümet aynı zamanda "yargının siyasallaştığını" iddia ederek yapısal değişikliklere gitmeyi planlıyor. Konuyla ilgili olarak PiS yanlısı Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, meclisin alt kanadı olan Sejm'in başkanına hitaben yazdığı mektupta, "atadığı yargıçların statüsünün zayıflatılmasına asla izin vermeyeceğini" belirtti. 

Tartışmalı tutuklamalar: 9 Ocak'ta ise "yargı krizi" olarak adlandırılabilecek olayların ilk işareti geldi. PiS iktidarında önemli görevlerde bulunan ve şu an parlamento üyesi olan eski İçişleri Bakanı Mariusz Kaminski ve yardımcısı Maciej Wasik, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. 

  • Ne olmuştu? Kaminski ve Wasik, 2007-2010 yılları arasında Yolsuzluk Karşıtı Merkez Büro (CBA) Başkanı ve yardımcısı olarak görev yaparken, "görevi kötüye kullanma" ve "yolsuzluğu azmettirme"yle suçlandı. 2015'te her ikisi de 3'er yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2016'da Cumhurbaşkanı Duda, iki kişi için de af yetkisini kullandı. Bu karar, geçen Aralık ayında Varşova Bölge Mahkemesi'nce bozuldu. Mahkeme, af yetkisinin tüm yargılama süreci bitmeden kullanılamayacağına hükmederek, Kaminski ve Wasik'e bu kez 2'şer yıl hapis cezası verdi. Cumhurbaşkanı Duda ise af yetkisini doğru kullandığını iddia etti. 
  • Tartışma: Başbakan Tusk, Duda'nın "aranan iki suçluyu sarayına mülteci olarak kabul etmesini" eleştirdi ve Cumhurbaşkanı'na bu suçun 3 aydan 5 yıla kadar hapis cezası ile sonuçlanabileceğini ima etti. Tusk'un açıklamaları, Polonya'nın içinde bulunduğu yargı krizini daha da derinleştirdi.
  • İkinci af planı: Cumhurbaşkanı Duda, tutuklamaların ilk günlerinde af yetkisini doğru kullanmış olduğunu iddia etse de 11 Ocak’ta Kaminski ve Wasik’in eşleri ile buluştuktan sonra af sürecini tekrar başlatacağını duyurdu.

Ya sonra? 

Tutuklamaların ardından "basın özgürlüğünü" ve "siyasi tutsakların serbest bırakılmasını" savunan PiS çağrısı ile 12 Ocak’ta Varşova’da geniş çaplı gösteriler yapıldı. Gösterilere PiS’e göre 200 yüz bin kişi, Varşova Belediye Meclisi’ne göre 35 bin kişi katıldı. Protestolar sırasında PiS lideri Jaroslaw Kaczynski, AB'yi hedef aldı ve "Bağımsız, egemen Polonya için, Polonya'yı savunmak için bu büyük savaşı kazanmak zorundayız" dedi. Protestocuların dövizlerinde “Tusk Brüksel'e değil, hapse”; “Ruslardan kurtulduk, Tusk'tan da kurtulacağız” ifadeleri yer aldı. 

15 Ocak’ta biraraya gelen Cumhurbaşkanı Duda ile Başbakan Tusk, taviz vereceklerine yönelik bir işaret göstermedi. Duda, Tusk'a "Lütfen yasaları ihlal etmeye çalışmaktan vazgeç" dedi. Tusk ise Cumhurbaşkanı'na hükümetinin yasalara uyduğu konusunda güvence verdi.

Yazarın notu: Tusk hükümeti, Polonya'yı Avrupa Birliği'nin ideallerine ve standartlarına geri döndürme konusunda büyük umutlar uyandırıyor, ancak tutarsız bir yol izliyor. Politico'ya göre, AB'nin 2040 İklim Hedefleri'ne uymayı taahhüt eden Tusk hükümeti, Brüksel'e yönelik bir U dönüşü yaptı. Buna karşın Financial Times, Tusk hükümetinin önceki hükümetin adımlarını takip ederek AB ile Ukrayna arasındaki ticaret anlaşmasının yenilenmesini engellemeye hazırlandığını belirtiyor. Tusk, Avrupa yanlısı bir politika izlemek istese de Polonyalı çiftçilerin ve kamyon şoförlerinin Ukrayna sınırında düzenledikleri protestolar gibi büyük zorluklarla karşı karşıya. Ayrıca Cumhurbaşkanı Duda ile olan anlaşmazlıklar nedeniyle Tusk'ın politika belirleme yetisi de giderek sınırlanıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Büşra Kılıç

Yazar @ Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR