Pragmatizm: Everton'ın Birinci İhtiyacı

Derin bir nefes alıp Quentin Tarantino eserlerinde en etkilendiğiniz 'soundtrack'in hangisi olduğunu düşünün. Keşke bugünkü konumuz bu olsaydı (benim için Pulp Fiction'ın kapanış müziği), ama değil. Oscar ödüllü yönetmen, sinemayı kasıp kavuran yapıtlarında müzik kullanımının çok önemli bir yer tuttuğunu ve bir filmi kurgulama aşamasındayken önce müziğini belirlediğini, senaryoyu daha sonra, bu ezgi etrafında geliştirdiğini söyler. 'Blockbuster' bir filmde kullanılan müziğin yerini standart kalitedeki oyunculardan oluşan bir futbol takımında menajerin doldurduğunu düşünürsek, Frank Lampard'ın yerine geçecek ismi bulmak için bir haftadır Monaco'da ziyaretler gerçekleştiren Farhad Moshiri'nin Tarantino kadar titiz davranan biri olmadığı sonucuna ulaşabiliriz. Everton hisselerinin büyük çoğunluğuna sahip olduğu 2016 yılından bu yana 9 menajer, 3 akademi menajeri ve 3 futbol direktörü eskiten İran asıllı milyarder, birbirinden tamamen zıt profiller olan Marcelo Bielsa ve Sean Dyche'a arka arkaya teklif götürerek ne kadar kafası karışık bir dönemden geçtiğinin ipucunu da verdi. Bu dönemde futbol direktörü Kevin Thelwell, Kia Joorabchian ve Tim Cahill'den gelen önerilere de açık olan Moshiri, alışkanlıklarımızın dışında gelişen bir hamleye imza attı ve Everton, -biraz da şansın yardımıyla- kendisi için -bence- en doğru yolu tercih ederek Sean Dyche ile el sıkıştı.

Football365
Everton gündemini meşgul eden iki menajerin geçmişlerine bakarsak, Leeds United'ı 16 yıl sonra Premier Lig'e döndüren Marcelo Bielsa'nın, tek bir ana plana sadık kalan ve bu planı kusursuzlaştırmak üzerine kafa yoran Sean Dyche'a kıyasla daha geniş yelpazeye sahip olduğu ve Everton'ın uzun vadeli planlarına (ya da hayallerine) daha olumlu katkı sağlayacağını söylemekte bir beis yok. Ancak Everton'ın şu an ligde bulunduğu konum, uzun vadeli projeleri esas aldıracak kadar konforlu değil; zira burada Leicester City veya Brentford gibi örneklerden ayrı bir yola sapmış durumdalar. Veya Championship yolunu 'dünyanın sonu' olarak karşılamayacak olan Southampton veya Bournemouth gibi esnek bir yapıda da değiller. Dolayısıyla sezonun bu noktasında, eldeki malzemeyle en iyi yemeği yapabilecek pragmatist bir Britanyalı, 1951'den beri kademe düşmemiş Everton için kısa süreli de olsa biçilmiş kaftan gözüküyor: üstelik Marcelo Bielsa'nın Andrea Radrizzani'nin aksine, saha içine karışmakta hevesli olan ve menajer isteklerini yerine getirmekte hızlı davranmayan kulüp başkanlarıyla yaşadığı polemikleri de hatırladığınızda (eğer hatırlamıyorsanız, dönemin Marsilya başkanı Vincent Labrune'e ulaşmayı deneyebilirsiniz).
Marcelo Bielsa'nın Everton logolu montu sırtına geçirmeyişine üzüleceğimiz tek nokta ise kesinlikle Toffees'in 3 sezon sonrasına yapacağı etkiyi görememek olacak. Farhad Moshiri'nin teklifini sezon ortasında kriz okyanusunda yüzen bir takımı devralmak istemediği için nazikçe geri çeviren Bielsa, komutayı yazın almak istediğini belirterek çok ilginç bir geri bildirimde bulundu ve U-21 takımının başına geçerek ekibinin maaşını cebinden ödemeyi teklif etti. Moshiri, bunu düşünmeden reddetti. Bu hamlenin de alt metninde Dyche ile uzun bir gelecek planladıkları yatıyor. Peki Sean Dyche, onlara ne vadediyor?
Goodison Park'taki görevine olabilecek en zor rakip karşısında (evet, bu takım artık Arsenal) başlayacak olan Dyche, takımın kronikleşen problemlerini çözmek için çok kısıtlı bir zamanla mücadele edecek. Burnley menajerliğinde Championship'te 11. olurken de Premier Lig'de 7. olurken de daha sonradan uzmanlaşacağı klasik 4-4-2 formasyonunu kullanan Dyche'ın Everton kulübesinde bir sürpriz hazırlıyor olma ihtimali epey düşük. Rafael Benitez ve Frank Lampard'ın neredeyse hiç denemediği, Carlo Ancelotti'nin ise Dominic Calvert-Lewin'in sakatlandığı dönemde, 3. bölgedeki skor kuraklığını ortadan kaldırmak adına Richarlison, James Rodriguez ve Gylfi Sigurdsson'la farklı kombinlediği 4-4-2 için Dyche'ın kopyalaması gereken dönem, geçici menajer Duncan Ferguson'ın 2019'daki kısa süren Everton macerası.
Bugünlerde kendisini League One'ın mütevazi ekibi Forest Green'in başında zorlu bir maceraya atan Ferguson, Anfield'da 5 gollü bir hezimet yaşayan Marco Silva'nın -pek hoş olmayan- ayrılığının ardından yalnızca 3 maçlığına Everton'ın birinci adamı olmuş, daha sonra yerini Carlo Ancelotti'ye bırakmıştı. İskoç menajerin 3 maçta topladığı 5 puan, rakiplerini bilmediğiniz bir lensten bakıldığında dikkat çekici gelmeyebilir. Ancak Chelsea-Manchester United-Arsenal fikstüründe, 1980'lerden esintiler sunan uzun toplarla desteklediği klasik 4-4-2 ile, ya da daha argo bir tabir ile 'dinozor futbolu' ile hayatta kalmayı başaran Ferguson, kısa sürede sonuç almayı uman Dyche'a 3 sezon öncesinden bir köz kırpmış olabilir. Üstelik o kısa dönemi hafızasında tüm berraklığıyla barındıranlar, Ancelotti kadar ikna edici bir isim kapıda belirmese Ferguson'la sezonu tamamlamayı düşündüklerini de hatırlayacaktır.

Daily Mail
Oyununu kabul ettirmek isteyen her büyük takım gibi topa hükmetmeye ihtiyaç duyan Frank Lampard'ın Everton'ı, sezonun bu aşamasına kadar ortalama %46 oranına topa sahip olup 20 maçta 15 puan topladı: West Ham United, Southampton ve Wolverhampton gibi doğrudan rakiplere karşı puansız tamamlanan maçların tümünde Everton, topa daha fazla sahip olan takımdı. Idrissa Gueye, Amadou Onana ve Alex Iwobi gibi vasat ve vasat altı pasörlerle denenen (ve başarılamayan) 'possession' futbolunun geçer akçe olmadığı da Etihad'daki %26 topla oynama oranıyla kazanılan bir puandan anlaşılıyordu: ayrıca bu sezonki üç galibiyetten ikisinde de Everton rakiplerine topu bırakan bir taktik anlayışla sahadaydı. Profil olarak çok benzettiğim ve tekrarlanmasını işaret ettiğim Duncan Ferguson döneminin imza galibiyeti olan Chelsea maçında Everton'ın 3-1'lik skora %30 topla oynama oranıyla ulaşması da, örneğimi güçlendirebileceğim güzel bir benzerlik.
UEFA Avrupa Ligi biletini cebine koyduğu Burnley kariyerinin altın dönemi olan 2017/18 sezonunda ortalama %43 ile topa sahip olan Sean Dyche, elinin altında Jack Cork, Jeff Hendrick ve Steven Defour gibi uzun ve kısa metrajlı paslarda fark yaratabilen assetler olmadığı için Lampard'ın tutturduğu oranı bir hayli azaltmaya çalışacaktır: 2017/18 model Burnley'nin o sezonki mağlubiyetlerinden bazılarını mercek altına aldığımızda; Bournemouth, West Brom ve Crystal Palace gibi kendi seviyesine yakın takımlara karşı etkisiz kalırken %57.6 oranında topla oynadığını görüyoruz. Elindeki malzemelerden bağımsız olarak Dyche, tarz olarak da sahada yerleşik set hücumlarına kendini hapsetmeyen, kendi kalesine daha yakın bir takım görmeyi tercih ediyor.
Everton'ın stoper rotasyonunda atletizm eksikliği yaşayan ve savunma hattıyla kaleci arasındaki mesafe kısaldıkça etkisini arttıran Conor Coady, James Tarkowski (Dyche'la Burnley'de çalışırken İngiltere Milli Takımı'na seçilmişti), Yerry Mina ve Michael Keane gibi isimlerin bulunması da Dyche'a savunma hattı çizgisinin çekileceği nokta hakkında bir ışık yakacaktır. Topu -muhtemelen-radikal şekilde Everton'a bırakmayı planlayacak olan Nottingham Forest, Bournemouth ve Brentford gibi rakiplere karşı da hem stoper hem de bek oynayabilen Ben Godfrey ve Mason Holgate, kaleciyle açılan mesafeyi kısa sürede kat etme açısından merkezde değerlendirilebilir. Orta saha ikilisinden savunma anlamında caydırıcılık bekleyen Dyche, 2. bölgede de Gueye ve Onana'nın partnerliğine güvenmekten imtina etmeyecektir. Ayrıca daha fazla pas kalitesine ihtiyaç duyduğunda, Leicester City maçı sonrası sırt sakatlığı geçiren ve dakikaları sekteye uğrayan James Garner'ın da yeniden görevlendirildiğini görebiliriz.
Savunmadaki dağınıklığı 11 kişi ile topun arkasına geçerek çözmesini beklediğim Dyche'ın hücumda da yapması gereken reformlar var, keza Everton'ın 3. bölgesi de en az 1. bölgesi kadar pırıltısız.

Everton Football Club
An itibariyle ligin 19. basamağında bulunan Everton, oynadığı 20 maçta elde ettiği toplam 20.4'lük bir xG'den (beklenen gol) 15 gol çıkartmış durumda ve bu alanda West Ham United, Nottingham Forest ve Wolverhampton'la birlikte ligin en başarısız takımları arasında. Bunun da tabii ki belli başlı ikna edici sebepleri mevcut. Ağustos ayında dizinden sakatlanan Calvert-Lewin'in eksikliğinde saf bir 9 numara olmayan Anthony Gordon, Premier Lig seviyesi için yetersiz kalan Salomon Rondon ve bitiriciliği soru işareti gibi gözüken yeni transfer Neal Maupay'i ileri uçta deneyen Frank Lampard, bunun bedelini çekilen şutların gole dönüşme oranının %7 civarında kalmasıyla ödedi; Everton bu alanda ligin en başarısız 5. takımı.
4-4-2'li bir ana planda 3. bölgedeki nitelik eksikliğini niceliği arttırarak çözmeye çalışacak olan Dyche'ın elinde yeterli miktarda alternatifin olmadığı da sübjektiflikten uzak bir çıkarım: çift 9 numaralı bir dizilişte kulübede oturan, sahadakilerin ikamesi olabilecek en az 2 oyuncu, yani toplam 4 kişilik bir rotasyon olması gerekir. Burnley kariyerinde Ashley Barnes, Chris Wood ve Sam Vokes gibi 'kule' tipli hücumcularla oynayan Dyche, burada o görevi hava topları hakimiyeti ve sıçrama yeteneği üst düzey olan Calvert-Lewin'e verebilir. Ancak partneri konusunda Neal Maupay ve akademi oyuncusu Ellis Simms'den başka bir alternatifi yok gibi gözüküyor, üstelik sakatlık problemleri olan Calvert-Lewin'in de bu fiziksellikle ne kadar başa çıkabileceği muamma. Dolayısıyla Everton'ın ara transfer dönemini kadrosuna bir hücumcu eklemeden kapatması pek mantıklı bir tercihmiş gibi gözükmüyor. Eldeki malzemeye bakınca, Onana'yı bazı kilitlenen müsabakalarda ileri uçta görebiliriz diye düşünmeden de edemiyorum.
Everton kadrosuna ihtiyacı olan motivasyonu enjekte etmek adına kolları sıvayan Dyche, ilk idmanında bir anket düzenledi ve oyunculardan kötü gidişin sebeplerini kendisine sunmalarını isteyerek göreve başladı. Britanya kökenli oyuncusu fazlalıkta olan (tıpkı Dyche Burnley'leri gibi) Everton, belli noktalarda Dyche'ın aşılayacağı sisteme kolay adapte olacak bir takım gibi gözüküyor. Ya da Dyche, pragmatizminin dozajını arttırarak kendisini oyuncu grubuna adapte etmek zorunda kalacak. Bunu zaman gösterecek. Ancak yazının başında dediğim gibi, Moshiri ilk kez Championship eşiğine getirdiği Everton için sağlıklı bir karar verdi denebilir. Everton, Hamburg'un yaşadıklarını yaşamamak için üç yıl sonrasını değil 3 hafta sonrasını düşünen birine emanet edilmeli ve Dyche, üç saat sonrasını düşünen bir figür.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Umut Öztürk
Premiercast.

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR





