Salgınlara karşı dayanıklı şehirler tasarlamak

Salgınlar, kamusal alanların tasarımın ve mimari akımları etkiliyor.
Salgınlara karşı dayanıklı şehirler tasarlamak

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Tarihte yaşanan küresel salgınlar sonrasında yapılarda ve kamusal alanlarda alınan önlemlere baktığımızda salgınlara karşı dayanıklı şehirler tasarlamanın sürekli gelişen bir olgu olduğunu görüyoruz. Sars, Mers, Ebola gibi salgınlar ile de şehirlerde mekânsal rutinlerin değiştiği dönemler yaşandı. 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %70'inin şehirlerde yaşayacağı öngörüsünü bir yana aldığımızda, günümüzde yaşadığımız pandemi dönemi ile şehirlerde yaşam pratiklerimizi daha dayanıklı ve akıllı değişikliklerin beklediğini söyleyebiliriz.

  • Paimio Sanatoryumu: Büyük salgınlar sonrası rutinlerde yaşanan değişiklikler; şehirlerin ve binaların şekillenmesinde salgınların da etkili olduğunu gösteriyor. Kimi binaların işlevselliğinde salgın önlemlerinin de izleri var. Tüberkülozun yayıldığı dönemde, 1933'te Finlandiya'da yaşayan mimar Hugo Alvar Henrik Aalto, ülkede tüberküloz tedavisi için bir tesis olan Paimio Sanatoryumu'nu tasarlamıştı. Binadaki geniş pencereler, uzun duvarlar, açık renkli odalar, teras, ısıtmanın hastanın ayaklarına doğru yönlendirilmesi gibi değişiklikler sadece estetik kaygı ile tasarlanmamıştı. Mimarinin kendisi aslında tedavinin bir parçasıydı. Günümüzde modernist mimari olarak tanımladığımız özelliklere sahip bu yapı, hastalığa karşı alınan önlem ile gelişmişti. Aynı zamanda, kolera salgını ile şehirlerde kanalizasyon sistemlerinin kurulmasını ve veba salgını ile de atık su borularından, binalarda birçok altyapı çalışmasına kadar gerçekleşen müdahaleleri salgınlar sonrası yaşanan değişikliklere örnek verebiliriz.
     
  • Ofis ve konutlar: Son yıllarda inşa edilen ofis ve konutlara baktığımızda izole alanlar diyebileceğimiz, balkonlardan yoksun ve açılmayan pencereler ile gelişen mega yapıları görüyoruz. Yaşadığımız salgın ile karantina sürecinde özellikle balkonun varlığı şehir yaşamımızda oldukça etkili oldu. Covid-19 sonrası dönemde, balkonların ve açılan pencerelerin olduğu, daha iyi havalandırılan, ses akustiğine önem veren, doğal ışığı alan ofis ve konut binalarını görebiliriz. Aynı zamanda, hijyenin korunması için binalarda kolay temizlenebilen, dayanıklı malzemelerin tercih edileceği öngörülüyor.
     
  • Kendi kendine yetebilen şehirler: Şehirlerin içinde farklı mahallelerin, sosyo-ekonomik açıdan daha gelişmiş olan mahallelerdekine benzer güçlü altyapı hizmetlerine ve erişilebilir yeşil alanlara sahip olmaması, kimi bölgelerde hastalığın seyrini hızlandırdı. New York’ta özellikle Latin ve siyah nüfusun ağırlıklı yaşadığı bölgelerde, diğer bölgelere nazaran daha az yeşil alan bulunduğu ve atık dönüşüm merkezleri gibi binaların hava kirliliğinin salgına maruz kalma olasılığını artırdığı görüldü. Bu dönemde, şehirlerde bisiklet şeritlerinden oluşan geniş bir ağ kurulması, caddelerini yaya kaldırımlarına dönüşmesine yönelik de önlemler alındı. Milano’da belediye 35 kilometre uzunluğundaki bir yolun bisiklet yoluna dönüştürüleceğini açıkladı.
     
  • Hastaneler: Hastalığın yayılma riskinin yüksek olması nedeniyle, hastane mimarisi üzerinde de düşünülmesi gerekecek. Fiziksel mesafeye uygun bekleme alanlarının, odalarda yeterli yatakların ve havalandırma sistemlerinin olduğu yeni hastaneler görebiliriz. Delft Teknoloji Üniversitesi'nden, Tasarım Politikası Profesörü Wouter Venstiphout, BBC’de şu sözleri söylemişti: “Pandemi bize hastaneler ve okulları daha küçük birimler hâlinde geniş bir alana yaymamız ve tek bir merkez yerine çok merkezi güçlendirmemiz gerektiğini gösteriyor."
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🍫 Dayanıklı şehirler, sürdürülebilir seyahat, çikolata

Günaydın, bugün 11 Temmuz Cumartesi. Pandemi, şehir tasarımını ve mimariyi de dönüştürüyor. Sürdürülebilir seyahat nasıl sürdürülebilir?

11 Tem 2020

🍫 Dayanıklı şehirler, sürdürülebilir seyahat, çikolata

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
“Çerçeve yasa” 467 kabul, 87 retle Meclis’ten geçti

Yeni çözüm sürecinin hukuki altyapısını oluşturması öngörülen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi 467 "evet"le yasalaştı.

“Çerçeve yasa” 467 kabul, 87 retle Meclis’ten geçti
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
‘Gizli aşk bu, söyleyemem derdimi hiç kimseye’: ‘Hiç’ üzerine bir derleme

“Hiç”, cümle içinde pekiştirme, kesinlik, miktar veya zaman bildiren çok işlevli bir sözcüktür. Olumsuz cümlelerde eylemin anlamını kuvvetlendirir, soru cümlelerinde belirsizlik veya olasılık belirtir, tek başına kullanıldığında ise mutlak yokluğu ya da değersizliği ifade eder.

‘Gizli aşk bu, söyleyemem derdimi hiç kimseye’: ‘Hiç’ üzerine bir derleme
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta