Seçim barajı tartışmaları

Seçim barajı uygulamasının demokrasiye fayda sağlayan bir mekanizma olmaktan çıktığının, seçme ve seçilme hakkını kısıtlayan bir olgu olduğunun fark edilmesi gerekmektedir.
Seçim barajı tartışmaları

(Görsel: Independent Türkçe)

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) yeni yasama yılında Meclis'e, seçim barajının yüzde 10'dan yüzde 7'ye düşürülmesine ilişkin bir yasa değişikliği teklifi sunacağı haberlerinin yayılması üzerine; ülkemizde uzun yıllardır devam eden seçim barajı tartışmaları tekrar gündeme geldi.

Seçim barajı, seçimlerde kanunlarca belirlenmiş oy oranlarına göre, meclise girecek siyasi partilerin belirlenmesini sağlayan bir uygulamadır. Günümüzde yüzde 10 seçim barajı oranıyla Türkiye, demokratik ülkeler kategorisindeki en yüksek baraj uygulamasına sahip. Ülkelerde seçim barajı uygulamasının asli sebepleri, tümü demokratik düzeni korumaya dönük amaçlara dayanmaktadır. Bu sebepleri özetlemek gerekirse;

  • Parlamentoda tek parti çoğunluğu sağlamak, böylece uzun süre görev yapabilecek istikrarlı hükümetlerin kurulmasını sağlamak,
  • Bu olmazsa parlamentodaki parti sayısını sınırlayarak parçalanmış bir parlamento yapısının oluşumunu engellemek,
  • Ülke barajını geçmenin zor olması nedeniyle çok sayıda siyasal partinin seçimlere girmesine yol açabilecek siyasal etkileri en aza indirmek,
  • Siyasal partileri, ılımlı seçmenin çoğunlukta olduğu varsayımından hareketle, merkeze yakın durmaya teşvik etmek şeklinde sayılabilir.

Türkiye’de şimdiye dek bu denli yüksek bir seçim barajı olmasının sebebi, ülkemizin demokrasi tarihinin, darbeler ve koalisyon hükümetleri ile dolu olması şeklinde gösterilebilir. Zira, aslî amacı parlamentodaki parti sayısını azaltarak istikrarlı bir hükümet sağlamak ve dolayısıyla hükümetlerin karar alma refleksini hızlandırmak olan seçim barajı uygulamasının, söz konusu istikrar olduğunda işlevini fazlasıyla yerine getirdiği görülmektedir.

Öte yandan demokratik sistemlerin yapısının canlı bir varlıkmışçasına zamanla değiştiği göz önünde bulundurulduğu takdirde; seçim barajı uygulamasının Türkiye’de görevini yerine getirdiği ve artık miâdını doldurduğu görülmektedir. Öyle ki, Türkiye artık yeni kurulmuş, demokrasi kavramına aşina olmayan bir ülke değil; toplumun demokratik seçimleri içselleştirdiği ve oy hakkını son seçimde yüzde 86,2 gibi oldukça yüksek bir oranla kullandığı bir ülkedir. Dolayısıyla koalisyonlar ve darbeler döneminin mirası olan seçim barajı uygulaması, artık Türkiye için bir gereklilik olmaktan çıkmıştır. Bununla birlikte, Başkanlık sisteminde yönetimin meclisin içinden kurulmadığı, halk tarafından bizzat seçildiği düşünülürse; seçim barajının devletin istikrarı ya da bekâsıyla hiçbir ilgisi kalmamış, neticede bu uygulama işlevsizleş(tiril)miştir.

Türkiye’de seçim barajı sorunu, 2007 yılında DEHAP milletvekili adayları Resul Sadak ve Mehmet Yumak tarafından yapılan başvuruyla İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne (İHAM) taşınmıştır. Ancak mahkeme, Türkiye’nin yetmişli yıllardaki demokratik istikrarsızlığını öne sürerek seçim barajı uygulamasının "yerinde olduğu yönünde" karar kılmış. Yine de ülkelerin kendi yönetimleri konusunda bir "karar marjı" olduğunu da belirtmiştir.

Özetle, seçim barajı uygulamasının belirli bir dönem Türkiye siyaseti için kullanışlı bir mekanizma olduğu ortadadır. Ancak yürürlükte Başkanlık sisteminin olması ve toplumun demokrasiye olan inancı göz önünde bulundurulduğu takdirde; miadını doldurduğu pek âlâ söylenebilir.

Seçim barajı uygulaması artık faydalı olmak yerine, istikrar kisvesi altında uzun süreli tek parti iktidarları ortaya çıkaracak, seçmenleri kısıtlı seçenekler arasında bırakacak ve nihayetinde bir temsil zaafiyeti oluşturacaktır. Dolayısıyla seçim barajı uygulamasının artık Türkiye'de demokrasiye fayda sağlayan bir mekanizma olmaktan çıktığının, seçme ve seçilme hakkını kısıtlayan bir olgu olduğunun fark edilmesi gerekmektedir.

Elif Ay

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR