Seçim Sonrası Döviz ve Bankalar

Türkiye 14 Mayıs 2023’te Türkiye ekonomisini de doğrudan etkileyecek önemli bir seçim yaptı. Bu bülten’de daha önce de birçok defa vurguladığımız üzere, Türkiye’de en temel ekonomik göstergeler ve onların işaret ettiği gerçekler siyasî gelişmelerden bağımsız değildir. Kuvvetler ayrılığının uygulandığı yerleşik demokrasilerde bağımsız ekonomik kurumların güçleri ve sınırları net olduğu için anlık siyasî gelişmelerin ekonomiyi derinden etkilemesi pek mümkün olmuyor. Buna karşılık, Türkiye’de hükûmetin onları vesayeti altına almış olması yüzünden bu kurumların kurumsal kapasitelerini son derece azaltmış durumdadır. Bu nedenle, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) gibi kurumların politikaları rasyonel gerçeklere göre uzmanlarca değil de siyasetçilerin kısa vadeli büyüme hedefleri ve partizan hesapları doğrultusunda belirleniyor.
Bilindiği üzere merkez bankalarının bağımsız olmasının yani para politikalarının bağımsız karar vericiler tarafından belirlenmesinin arkasında aslında rasyonel bir sebep vardır: Zaman tutarsızlığı [time inconcistency]. Merkez Bankası’nın bir dokümanında bu konu gayet açık bir biçimde şöyle ifade edilmiş: “Düşük enflasyon oranını sağlama ve sürdürme hedefine bağlı kalacak ve hükûmetten bağımsız olarak örgütlenecek merkez bankalarının varlığı zaman tutarsızlığı sorununa bir çözüm olarak ortaya çıkmıştır. Farklı bir deyişle, fiyat istikrarı hedefine bağlı uzun vadeli politikalar oluşturacak ve uygulayacağı politikalara yönelik güvenilir taahhütte bulunacak bir merkez bankasının varlığı, zaman tutarsızlığı ve güvenilirlik sorunun ortadan kaldırılmasına katkıda bulunabilmektedir.”[1]
Mevcut iktidarın seçim kazanma odaklı kısa vadeli büyümeyi sağlamayı hedefleyen maliye politikaları nedeniyle Türkiye maalesef oldukça zor zamanlardan geçiyor. Mali politikalara para politikalarının da eşlik etmesi nedeniyle sorunlar derinleşiyor. Ayrıntılarına sonraki bültenlerde değineceğiz fakat kısaca Türkiye’deki bankacılık sistemin döviz açığından bahsetmek gerekir.
Türkiye bankacılık sisteminde yerleşiklerin döviz mevduat miktarı 212 milyar dolar, bankaların sendikasyon kredileri dahil yurtdışı borçları 95 milyar dolar. Yani bankaların bilançosunda mudilere ait tam 307 milyar dolar yükümlülük var. Buna karşılık bankalarda mevcut döviz miktarı sadece 23 milyar dolar. Bu miktarın içinde Merkez Bankası’yla yapılan swaplar veya elinde bulunan dövizler dahil değil. Merkez Bankası’nın bilançosunda ise yine swaplar hariç 75 milyar dolar var.
“Türkiye ekonomi modeli” denilen sistem, bankalar aracılığıyla hem bankaların hem mudilerin hem ihracatçının dövizini Merkez Bankası’na aktarmak üzerine kurulu. Bu mekanizma Merkez Bankası’na aktarılan dövizin yeniden piyasaya sürülmesiyle bir döngü yaratma mantığıyla çalışıyor. Fakat yüksek carî açık bu döngünün oluşmasına fırsat vermiyor. Seçim sonrasında bu tablonun derinleştiğini öngörüyoruz.
1 https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/40586e6c-06ff-47b6-9b2e-11d77611dfd6/01.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-40586e6c-06ff-47b6-9b2e-11d77611dfd6-m5lkoKU
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Milletvekili Seçilen Bakanların Durumu, 14 Mayıs Seçimleri ve 28 Mayıs’a Doğru, Seçim Sonrası Döviz ve Bankalar.
23 May 2023

YAZARLAR

Enes Özkan
Ekonomist. Daktilo1984 kurucusu ve genel yayın yönetmeni. İstanbul Üniversitesi Blockchain Teknolojileri Merkezi kurucusu ve iş geliştirme koordinatörüdür. Aynı üniversitede davranışsal iktisat ve yatırımcı psikolojisi alanında doktora çalışmasına devam etmektedir.

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR



