1920’lerde Florya sahili İstanbul halkı için bir sayfiye yeri gibidir artık. Burada Solaryum ve Haylayf isimli ahşap baraka tarzındaki sahil gazinoları kurulur. İşletmecileri gayrimüslimdir.

Yazıda adı geçen Solarium Palace, 21 Temmuz 1927’de yayımlanan bir gazete reklamına göre, Florya Plajı'nda gazinosu, lokantası, kahvehanesi ve gece hayatı da bulunan lüks bir tesis.

Bu kadar lüks bir tesise dönemin gazetelerinde rastlamak pek mümkün değil. Bir ara işletmeyi kiralayanlar arasında ortaya çıkan bir anlaşmazlığın mahkemeye sirayet ettiğini görüyoruz.
Kimi zaman gazetelere yansıyan haberlere göre Solaryum Plajı'nda deniz eğlenceleri düzenleniyor. Bunların arasında amatör sporcuların da katıldığı müsabakalar, mayo yarışması ve gürbüz çocuk müsabakası da bulunuyor.
Görece daha varlıklı kesimin Solaryum Plajı'nda zaman geçirdiğini gazetelere yansıyan hırsızlık haberlerinden anlıyoruz. Özellikle bu plaja dadanan bir hırsız birçok kabine girip yüksek miktarda para çalıp kayıplara karışıyor.
1937’de yayımlanan bir ilanda ise Florya’da Solaryom Palas’ta acele iyi bir piyaniste, iki garsona, bir büfeciye ve bir hizmetçiye ihtiyaç olduğunu belirtiliyor. Solaryum Plajı'nda güneşlenirken bir yandan da piyano seslerinin duyulduğunu hayal ediyoruz.
Solaryum Palas’ın adının geçtiği bir diğer yer ise Nezihe Muhiddin‟in 1934 yılında yayımlanan “İstanbul’da Bir Landru” adlı romanıdır. Roman, korku atmosferi içerisinde İstanbul’da işlenen kadın cinayetlerini konu alır. Roman, Prenses Nazlı’nın Solaryum Palas’ta uyanması ile başlar.
Solaryum Plajı'yla ilgili en ilginç tartışma ise, Cumhuriyet gazetesinin olaya karıştığı ücret tartışması. Gazete ilk olarak “İstanbul halkına deniz banyosu yasak” başlıklı bir haber yayımlıyor. Haber plaj ücretlerinin arttığından bahsederek plaj yönetimlerini eleştiriyor. Bu haber Solaryum Plaj yönetimini kızdırıyor olmalı ki içinde küfürler barındıran tehdit içerikli bir mektup yolluyorlar. Gazete bu mektubu “Mahkeme kapıları açıktır, efendiler!” başlığı ile duyuruyor.
Asıl konu plajların pahalı olması ve bu ücreti ödeyemeyecek kadar yoksul kesimin denizden ve kumsaldan yararlanamayacak olmasına rağmen tartışma bambaşka bir yere evriliyor. Gazete plajda Türkçe konuşulmadığını iddia ederken Solaryum Plajı, mealen “Bazı müşterilerimizi memnun etmek için Fransızca da konuşulduğu olmuştur.” gibi cevaplar verip, “Müslüman mülteci Rusların da plajlarını uzun yıllardır kullandığından" bahsetmektedir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR



