Sosyal medya aktivizmi ne zaman etkili olur?

Gündemin oldukça yoğun olduğu bir gün Instagram’a girdiniz. Hikayeleri izlemeye başlıyorsunuz. Her şey bir hikaye zinciriyle başlamış: “Sen de ekle: Eşitlik, adalet, özgürlük.” Otomatik olarak parmağınız ekrana gidiyor. Birkaç kelime, belki bir emoji ekliyorsunuz. Görev tamam.
Birkaç kişi görüyor, onlarca beğeni geliyor, bir kişi de emojiyle yanıt veriyor. İçinizden “Bir şey yaptım” diyorsunuz ama o zincir, gün bitmeden kayboluyor. Sorgulamadan edemiyorsunuz: Bu paylaşım gerçekten bir etki yaratıyor mu? Yoksa sosyal medya aktivizmi, içimizi rahatlatan bir illüzyona mı dönüştü?
Dijital aktivizm: Dijital platformlarda artık neredeyse her gün binlerce kişi, bir dayanışma kampanyası yürütüyor. Neredeyse her toplumsal kriz, sosyal medyada yeni bir kampanya ve protesto dalgası doğuruyor. İnternetin sunduğu kapsam, derinlik ve etkileşim alanı, bu ekosistemi aktivistler için oldukça verimli bir ortam hâline getiriyor. Bu nedenle aktivistler, giderek artan oranda sosyal medyayı büyük bir kitleye ulaşmak ve organize olmak için kullanıyor.
Özellikle politik mesajlar, çok hızlı bir biçimde platform trendleri arasına girebiliyor. Sosyal medyada çoğu aktivist hareket, bir hashtag ile başlıyor. Bu sayede kullanıcılar, belirli bir etiket altında paylaşım yaparak kampanyanın görünürlüğünü artırabiliyor. Bazı kampanyalar, gerçek bir dönüşüme yol açabilirken bazıları, etkisi dijital platformlarla sınırlı kaldığı için unutulup gidiyor.
Ne işe yarıyor? Dijital aktivizmin gücü, etki alanının genişliğinde yatıyor. Özellikle genç kitleler için siyasete katılmanın yeni bir yolu hâline gelen sosyal medya, basında yer bulmayan hikayelerin duyulmasını sağlıyor ve topluluk yaratıyor. Böylece toplumun ortak derdi hâline gelen konular, görünürlük kazanıyor ve toplumun üyeleri yalnız olmadığını anlayabiliyor.
Dijital aktivizm ayrıca, kritik anlarda geniş bir kitleyi organize hâle getirerek hızlı tepki üretilmesini mümkün kılabiliyor. Geleneksel koşullarda kitlesel aktivist hareketler, bu denli hızlı bir biçimde topluluk inşa edemiyor.
Örnekler: Son yıllarda küresel bir harekete dönüşmeyi başaran birkaç dijital aktivizm örneği bulunuyor. #BlackLivesMatter, bu örneklerin başında geliyor.
2020 yılında ABD’de George Floyd isimli siyahi bir vatandaşın beyaz bir polis tarafından öldürülmesi, “#BlackLivesMatter” hareketini başlatmıştı. Sosyal medyada birçok kişi, ABD’deki ırkçılığa ve polis şiddetine dikkat çekmek için bu hashtag altında paylaşımlar yapmıştı. Özellikle aktivistler, o dönem sosyal medyayı önemli bilgileri, eğitim kaynaklarını ve ırkçılıkla ilgili kişisel hikayelerini paylaşmak için kullanmıştı. Dijital platformlar, büyük ölçekli protestoları duyurmak, örgütlemek ve kitlenin azınlık olmadığının farkına varmasını sağlamak için de kullanılmıştı.
- Floyd, 25 Mayıs 2020’de öldürüldü. O yıl 26 Mayıs ve 7 Haziran tarihleri arasında sosyal medyada “#BlackLivesMatter” etiketi, 48 milyon kez kullanıldı.
- TikTok, bu etiketle paylaşılan videoların 12 milyar kez görüntülendiğini raporladı.
- Twitter, 2020’nin Haziran ayında aktif kullanıcı sayısında 40 milyona ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı.
Ek olarak: #MeToo hareketi de başarılı dijital aktivizm örneklerinden biriydi. Amerikalı aktivist Tamara Burke, 2006 yılında Myspace’te cinsel saldırıya uğrayan kişileri birleştirmek ve karşılıklı destek için bir alan yaratmak üzere “MeToo” hareketini başlattı. Bu terim, sosyal medyada ünlü oyuncuların yapımcı Harvey Weinstein'a cinsel saldırı ve taciz suçlamalarında bulunmasının ardından 2017'de tekrar viral hâle geldi.
Amerikalı aktris Alyssa Milano, cinsel saldırı mağdurlarını #MeToo etiketini kullanarak hikayelerini paylaşmaya davet eden bir tweet attı ve bu sayede sorunun büyüklüğünün anlaşılabileceğini dile getirdi. Birkaç saat içinde sosyal ağlar, kadınların kişisel hikayelerini paylaştığı gönderilerle dolup taştı.
Facebook, #MeToo hareketine 24 saat içinde 4,7 milyon kişinin katıldığını ve bu paylaşımlara 12 milyondan fazla etkileşim geldiğini duyurdu.
Twitter’da ise 85 ülkeden kullanıcılar, bu hashtag ile 1,7 milyondan fazla tweet paylaştı.
Pew Research Center, 2018’in Ekim ayına kadar sosyal medya platformlarında söz konusu hashtag’in 19 milyondan fazla kez kullanıldığını raporladı.
Türkiye'den: Türkiye’de ise #DirenGezi ve #İmamoğluYalnızDeğildir hashtag’leri, geniş çaplı kitlesel hareketlerin önünü açmıştı. 2013’te yapılan Gezi Parkı eylemleri sırasında birçok kişi, özellikle Twitter’da #DirenGezi etiketi altında soruna görünürlük kazandırmış, topluluk oluşturmuş ve örgütlenmişti. Bu durum, protestoların etki alanının da genişlemesini sağlamıştı.
Benzer şekilde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınarak tutuklanması da sosyal medyada geniş çaplı bir karşı hareket başlattı. Fiziksel protestolara dönüşen bu hareket, “#İmamoğluYalnızDeğildir” etiketi altında organize hâle gelinmesine ve açılan soruşturmalara yönelik bir tepki oluşturulmasına katkı sağladı.
Dijital aktivizmin sınırları neler?
Dijital aktivizm, toplumsal problemlere görünürlük kazandırsa ve kitleleri hızlı bir biçimde örgütlese de sınırları nedeniyle risk de teşkil edebiliyor. Bu sınırlılıkların başında, dijital aktivizmin kolaylıkla “slacktivism” olarak da bilinen tembel aktivizme dönüşme olasılığı geliyor.
Slacktivism: Bu tip bir aktivizmde kişiler, çok az çaba ve bağlılık gerektiren sembolik eylemlerle toplumsal bir tepkiyi destekliyor. Bir hashtag paylaşmak, Instagram’da hikaye zincirine katılmak, profil fotoğrafına filtre eklemek, çevrimiçi bir dilekçeyi imzalamak ve bir mesajı kopyalayıp yapıştırmak, fakat sorunla ilgili hiçbir somut adım atmamak, genellikle tembel aktivizmin doğmasına yol açıyor.
Bu tip bir senaryoda kişiler, kendini aktif ve duyarlı hissederek bir katılım yanılsaması yaşıyor. Ancak çoğu zaman gerçek dünyada ölçülebilir ve anlamlı bir değişim yaratılamıyor. Bu nedenle bazı kişiler, bu tip aktivizmi “vicdan rahatlatma yöntemi” olarak nitelendirebiliyor.
Algoritmalar: Sosyal medya algoritmalarının çalışma şekli de dijital aktivizmi baltalayan önemli unsurlar arasında yer alıyor. Algoritmalar, genellikle daha fazla etkileşim alan gönderileri öne çıkarıyor. Fakat bu ekosistemde belirli bir eşikten sonra istikrarlı olan görünmez hâle gelmeye başlıyor. Aynı hashtag altında art arda paylaşılan binlerce mesaj, bir noktadan sonra görünmez hâle gelirken sansasyonel ve yanıltıcı içerikler, çok daha fazla öne çıkabiliyor.
Ayrıca yüklü bir etkileşim nedeniyle başka bir konu başlığının platformda hızla trend hâle gelmesi, gündemin hızlı bir şekilde tüketilerek unutulmasına neden olabiliyor.
Gözetim: Sosyal medya, hükümetler tarafından bir gözetim aracı olarak da kullanılabiliyor. Bazen hükümetler, belirli hashtag’ler veya hikaye zincirleri altında paylaşım yapan kişileri tespit ederek yaptırım uygulayabiliyor. Bu yaptırımlar, karşı harekete katılan kitleler için caydırıcı bir unsur olarak da kullanılabiliyor.
Benzer şekilde geniş ölçekli protestolara ilişkin istihbarat da sosyal medya üzerinden toplanabiliyor.
Yankı odası: Sosyal medya algoritmaları, kullanıcılara ne tür içerikler önereceğine karar vermek için üç ana ölçütü temel alıyor. İlk ve en önemli ölçüt, kullanıcının içerikle kurduğu etkileşim oluyor. Kullanıcıların belirli türdeki içeriklere attıkları beğeni, yorum ve paylaşımlar, akışın benzer içeriklerle dolmasına yol açıyor.
İkinci ölçüt ise içerikte geçirilen süre. Kullanıcılar, platformda gördüğü bir videoyu uzun süre izlerse veya bir paylaşımda sayfayı kaydırmadan uzun bir süre vakit geçirirse algoritma, bu içeriklere benzer türdeki içerikleri kullanıcıya önermeye başlıyor. Takip edilen hesaplar da öneri algoritmalarında belirleyici bir rol oynuyor. Takip listesindeki diğer kullanıcıların ilgilendikleri içerikler, akışı şekillendirmede önemli bir rol alıyor.
Tüm bu ölçütler, sosyal medya akışının bir yankı odasına dönüşmesine neden oluyor. Kullanıcılar, çoğu zaman karşı tarafın sesini duymadığı bir döngü içine girebiliyor ve tüm toplumun kendisi gibi düşündüğü yanılsamasına kapılabiliyor. Bu da dijital platformlarda yürütülen aktivist hareketlerde karşı tarafta fikir değişikliğine yol açacak ve gerçek bir dönüşüm yaratacak söylemlerin üretilmesinin önüne geçiyor.
Linç kültürü: Sosyal medyada hızla büyüyebilen linç hareketleri de dijital aktivizmi sınırlandıran unsurlar arasında yer alıyor. Dijital platformlarda toplumsal hareketlere katılan kişiler, basit bir hashtag taramasıyla fişlenebiliyor ve geniş ölçekli bir linç hareketinin kurbanı olabiliyor.
Bir hashtag’den fazlası: Çevrimiçi ile çevrimdışı arasında nasıl köprü kurulur?
Diğer yandan her dijital aktivizm hareketi, katılım yanılsaması ve eylemsizlik yaratmıyor. Çoğu zaman bu hareketler, gerçek dünyada anlamlı etkiler yaratabilen kampanyalara da dönüşebiliyor. Bu da çevrimiçi ve çevrimdışı alanlar arasında köprü kurmakla mümkün hâle geliyor. Bu köprüyü inşa etmenin yolu, dijital alanı bir başlatıcı olarak kullanmaktan ve çevrimiçi hareketi fiziksel dünyadaki somut yapılarla tamamlamaktan geçiyor.
Dijital aktivizmi küçümsemek de kutsallaştırmak da gerçek bir dönüşüm yaratılmasını engelliyor. Öncelikle sosyal medya aktivizminin yarattığı görünürlüğün fiziksel dünyada kalıcı bir yapıya dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğinin düşünülmesi gerekiyor. Bir hashtag, altında toplanan kişiler sokağa çıkarak, dilekçe vererek, dayanışarak veya kod yazarak fiziksel bir eyleme geçtiğinde gerçek bir dönüşüm yaratabiliyor.
Çözüm önerisi: Elbette dijital aktivizmin gerçek bir etki yaratması için atılabilecek adımlar mevcut.
Bireysel desteği fiziksel bir eyleme dönüştürebilirsiniz. Kampanyayla ilgilenen sivil toplum kuruluşlarına bağış yapmak, bir dilekçe imzalamak, milletvekillerine e-posta göndermek, dayanışma için fiziksel bir etkinliğe katılmak veya bir satın alma davranışından vazgeçmek, gerçek dünyada karşılığı olan anlamlı bir etki yaratacaktır.
Dijital toplulukları fiziksel buluşmalara taşıyabilirsiniz. X ve Instagram gibi platformlarda organize olan toplulukları gerçek dünyada biraraya getirmek, kolektif karar üretme sürecinin başlamasını mümkün kılacaktır. Bu buluşmalar, gerçek projelere dönüşebilir veya topluluğun görünürlük kazanmasına olanak tanıyabilir.
Sosyal medya kampanyasını somut bir hedefe yönlendirebilirsiniz. “Bu yasaya karşı çıkıyoruz” demek yerine “Bu milletvekiline şu e-postayı gönderiyoruz” diyebilirsiniz. Belirsiz çağrılar yerine net ve ölçülebilir hedefler kullanmak, kitleyi çok daha kolay harekete geçirecektir.
Gerçek hayatta var olan sivil bir yapı veya kurumla bağlantı kurabilirsiniz. Bu tip bir bağlantı, kampanyayı gerçek dünyada karşılığı olan kurumsal bir yapıya oturtabilir.
İnsanların sürece dahil olabileceği dijital altyapılarla açık kaynaklı katılım mekanizmaları kurabilirsiniz. Harita oluşturmak, verileri derlemek veya Google Formlar üzerinden anket dağıtmak, çevrimiçi bir kampanyanın fiziksel dünyaya taşınmasına yardımcı olacaktır.
Alternatif medya araçları üzerinden sürecin takipçisi olabilir ve güncel gelişmelerle sürekli bilgilendirme yapabilirsiniz. Kampanyaların gündemde kalması için bağımsız mecraların düzenli içerik üretmesi kritik önem taşır. Yalnızca olay anının değil akıbetinin aktarılması, hesap sormayı kolaylaştırır.
Kampanyaları yerel ve küçük ölçekli topluluklara taşıyabilirsiniz. Belediyelere, öğrenci topluluklarına veya sendikalara ulaşmak, kampanyayı ulusal ölçekte yürütmekten çok daha kolay olacaktır. Bu kurum ve topluluklar, geniş ölçekli bir biçimde organize olmanın ilk adımı gibi görülebilir ve süreci hızlandırabilir.
Kampanyanın sesini global alana duyurmak da gerçek bir etki yaratmaya yardımcı olacaktır. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası topluluklar veya küresel medya araçları kullanılarak global kamuoyu harekete geçirilebilir. Özellikle küresel medya baskısı, yerel hükümetlerin hızla değişime gitmesini mümkün kılabilir.
Eğitim ve farkındalık kampanyaları başlatabilirsiniz. Dijital aktivizmin en büyük potansiyeli, bilinçlendirme ve farkındalık oluşturmayla hayata geçirilir. Eğitim içerikleri yayınlayabilir, çevrimiçi seminerler düzenleyebilir veya interaktif platformlar aracılığıyla atılabilecek somut adımları gösterebilirsiniz.
Fiziksel kamusal alanı yaratıcı biçimde kullanın. QR kodla bilgilendirme metni yayabilir veya performans temelli aksiyonlarla görünürlüğü artırabilirsiniz.
Perspektif: İmamoğlu’nun tutuklanmasını takip eden sürece yakın zamana kadar apolitik olduğu düşünülen Z kuşağının öğrenci hareketleriyle aktif katılım sağlaması, genç kuşaklar tarafından yaygın olarak kullanılan sosyal mecralardaki dijital aktivizmin esasında pasif bir aktivizm olmadığını da ortaya koydu. Başka bir deyişle Z kuşağı, sosyal medya aktivizminin beceri setine eylem pratiğini de ekledi.
Küresel boyutlara ulaşan #MeToo ve #BlackLivesMatter hareketleri de çevrimiçi ve çevrimdışı dünya arasında köprü kurarak ve eylemlilik yaratarak gerçek bir etki oluşturabildi ve şirket içi politikaların değişmesine, yasal süreçlerin başlamasına ve sivil toplum kuruluşları kurulmasına yol açtı.
Anlamı: Tüm bu hareketler açıkça gösteriyor ki çevrimiçi mecralar, fikri ve kitleyi inşa ederken fiziksel mecralar, sosyal ağların yarattığı bilincin hayata geçirilmesini mümkün kılıyor. Dijital aktivizm, toplumsal bir soruna görünürlük kazandırıyor, farkındalık yaratıyor, insanları biraraya getiriyor, ortak bir dil oluşturuyor, mobilize ediyor ve “Yalnız değilim” duygusunu veriyor. Fakat etki, sokağa çıkan, dilekçe yazan, milletvekillerine başvuran, dernek kuran ve eğitim veren bir topluluk varsa büyüyor ve kalıcı hâle geliyor.
Dijital katılım fiziksel aksiyona dönüştürülerek ve fiziksel dünyadaki başarılar dijitalde anlatılarak köprü kurulduğunda ise dönüşümün kapıları aralanıyor. Gerçek bir etki, hem çevrimiçi dayanışmanın gücünden hem de çevrimdışı aksiyondan besleniyor. Bugün Instagram’da bir hikaye zinciriyle başlayan bir hareket, bu sayede yarın bir yasa değişikliğine veya toplumsal bir dönüşüme evrilebiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dijital aktivizm, önemli bir tepki aracı hâline gelse de birçok eleştirmene göre artık kullanıcıların içini rahatlatan bir illüzyona dönüştü. ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni gümrük vergileri, teknoloji dünyasında deprem etkisi yarattı.
10 Nis 2025

YAZARLAR

Doğa Yurduneri
İş dünyası ve teknoloji editörü.

Quando İçgörü
Teknoloji ve bilim dünyasını şekillendiren trendlere yönelik analizler, sektörlerden içgörüler, güncel veriler ve etki yaratan raporlar.
İLGİLİ OKUMALAR



