Sosyal medya yasaklarının ötesi: Nepal'de halk neden isyan etti?

Geçen hafta Nepal, yakın tarihinin en hareketli günlerini geçirdi. Hükümetin sosyal medya kısıtlamalarının ardından başlayan eylemlerde 22 kişi hayatını kaybetti. Özellikle gençlerin öne çıkması dolayısıyla "Z Kuşağı eylemi" olarak anılan olaylarda başbakan istifa ederken parlamento ve bakan konutları gibi pek çok bina ateşe verildi. Ordunun sokağa inmesiyle birlikte Perşembe sabahına kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
- Peki tüm bu gelişmeleri sadece sosyal medya yasağına bağlamak mümkün mü? Nepal’in sol kanat hükümetinin ne gibi zayıflıkları söz konusuydu? Eylemlerin öznesi, öfkeli gençlerden sağ gruplara kayabilir mi? Eski düzenin temsilcisi monarşistler "istikrar" argümanı ile yeniden sahneye çıkabilir mi? Nepal’deki eylemler, yapı itibarıyla Asya’da son yıllarda karşımıza çıkan isyanlara benziyor mu?
Tüm bu sorulara yanıt vermeden önce başkent Katmandu’da yaşananları kısaca özetleyelim.
Katmandu'da neler yaşandı?
Nepal’de her şey 4 Eylül günü Facebook, Instagram, WhatsApp, YouTube, X, Reddit ve LinkedIn platformlarının verilen süre aralığında Nepal İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı'na kayıt için başvurmaması gerekçesiyle erişime kapatılmasıyla başladı.
Ardından büyük çoğunluğu gençlerden oluşan kitle sokağa çıktı ve parlamento binasına doğru yürüyüşe geçti. Bir anda yükselen protestolarda polis, kitleye karşı tazyikli su, göz yaşartıcı gaz kullandı ve gerçek mermilerle ateş açtı. En az 22 kişi hayatını kaybetti.
Başkent Katmandu’da büyüyen eylemlerin ardından pek çok bakan ile birlikte Başbakan Khadga Prasad Sharma Oli de istifa etti. Sosyal medya yasasında geri adım atıldı. Ancak göstericilerin öfkesi dinmedi. Parlamento ve yüksek mahkeme binaları ateşe verildi. Hükümet yetkililerinin evleri basıldı. Protestocular, Nepal Ekonomi Bakanı Bishnu Padel’i sokak ortasında kovaladıktan sonra yakaladı ve nehre attı. Ordu pek çok bakanı evinden helikopterlerle tahliye etti. Başkentte yaşanan kaos nedeniyle binlerce mahkum hapishaneden firar etti.
Hemen büyük çıkarımlar yapamadan önce bahsi geçen ülkeyi biraz tanıyalım. Nepal, Çin ve Hindistan gibi Asya’nın iki devi arasında kalan küçük ve yoksul bir ülke. Uzun yıllar kraliyet ailesi tarafından yönetilen ülkede mutlak monarşiye karşı 1990’larda yükselen muhalefet ile birlikte birtakım anayasal reformlar yapıldı ancak yine de köklü bir değişiklik ancak 2000’lerin ortasında yaşandı. Nepal’de son derece güçlü olan Maocu gerillalar, 2006 yılında barış anlaşması imzalayarak silahlı mücadeleyi siyasal alana taşıdı. 2008’de düzenlenen ilk Kurucu Meclis seçimlerinde Maocular en büyük parti oldu ve meclis, monarşiyi kaldırma kararı aldı; anayasal federal cumhuriyet ilan edildi.
Fakat o günden bu güne istikrarlı bir hükümetin kurulduğunu söylemek güç. Seçimlerde Nepal Komünist Partisi isimli çeşitli gruplar ciddi bir rol oynadı. Bugün de ülkenin hem hükümetinde hem de muhalefetinde kendini Maoist ya da Marksist-Leninist olarak adlandıran pek çok farklı aktör bulunuyor.
Hükümeti merkez sol Nepal Kongresi ile paylaşan Nepal Komünist Partisi'nin (Birleşik Marksist-Leninist - CPN (UML)) yaşadığı başarısızlığa sol kanattan yapılan eleştirilerde "revizyonizme savrulma" başta geliyor. Ayrıca hizipler arasında derinleşen ayrımlar, oportünist koalisyonlar ve siyasi kaymalar da CPN'e (UML) muhalefetin derinleşmesine sebep oluyor.
Tekrar bugüne gelecek olursak, siyasi sorunun altında ciddi bir ekonomik sorun olduğunu göreceğiz. Zira sosyal medya eylemlerinin bu denli hızlı alev almasını sadece dijital özgürlüklere bağlamak doğru olmayacaktır.
Nepal'in ekonomisi yıllardır "durgunluk" içinde. Ülke, genç nüfusu için tatmin edici işler yaratacak nitelikte bir iç yatırım ve üretim dönüşümü hayata geçiremedi. Genç işsizliği %20’nin üzerinde seyrediyor. Nepal ekonomisi, neredeyse tamamen döviz gelirlerine bağımlı hâlde.
- 2024 verilerine göre, döviz gelirleri GSYİH'nın %33'ünü oluşturuyor. Bu, dünyadaki en yüksek oranlardan biri.
2024/25 mali yılında, 839 bini aşkın Nepalliye yurt dışında çalışma izni çıktı. Bu, 30 milyon nüfuslu bir ülke için oldukça yüksek. "Genç nüfus ihraç ederek" gelen döviz gelirleri ise iç ekonomide ciddi bir değişim yaratmıyor. Ayrıca IMF'nin Genişletilmiş Kredi Olanağı programı gibi dış müdahaleler, kemer sıkma politikalarını zorunlu kılıyor. Bu da yakıt maliyetlerinin artması gibi ekonomik sıkıntılara yol açarak halkın üzerindeki baskıyı artırıyor.
- IMF programı nedeniyle iç gelirleri artırma baskısı, hükümeti yabancı dijital hizmet sağlayıcılara yönelik Dijital Hizmet Vergisi ve daha sıkı KDV kuralları getirmeye itti.
Büyük platformların bu vergilendirmeye kaydolmayı reddetmesi üzerine hükümetin bu platformları bloke etmesi, dijital özgürlükler meselesinden çok, halkın zaten var olan ekonomik sıkıntılarına (işsizlik, fırsat eşitsizliği, yolsuzluk) yönelik bir patlamayı tetikledi. Söz konusu platformların özellikle gençler için aynı zamanda ciddi bir iş arama kaynağı olduklarını da unutmamak gerekiyor.
Yine de protestoların dijital özgürlüklerden ibaret olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yolsuzluk ile sonuçlanan revizyonizmin sebep olduğu koşullar, inandırıcı bir kalkınma ufku sunamayınca gençliğin öfkesi hızla taştı. Nepal’de gençlerin öncülük ettiği eylemler, son dönemde Asya için bir ilk değil. Sri Lanka’da ya da Bangladeş’te de son derece hızlı bir şekilde büyüyen protestolarda gençlerin talepleri ön plana çıkmıştı.
Bugün Nepal’de yaşananların nereye varacağını söylemek için henüz erken. Kargaşa hâlâ devam ediyor. Belirsizliğin uzun sürmesi ve solun bir özne olarak kendini gösterememesi hâlinde fırsat kollayan Nepal sağının ve monarşistlerin kendilerini bir alternatif olarak sunmaları da mümkün. Gelecek günler buna karşı solun müdahaleleriyle birlikte şekillenecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Kavel Alpaslan
1995'te İzmir'de doğdu. İzmir Saint Joseph Fransız Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimi gördü. 2014 yılından beri çeşitli mecralarda yazı ve haberleri yayımlandı.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


