Berrak zihinler için yalın, zengin, bağımsız bir Türkçe dijital medya üyeliği.
Ücretsiz Kaydol →
Kavel Alpaslan
1995'te İzmir'de doğdu. İzmir Saint Joseph Fransız Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimi gördü. 2014 yılından beri çeşitli mecralarda yazı ve haberleri yayımlandı.
ABD, NATO üyesi bir ülkeyi tehdit ediyor, hem de güvenlik gerekçesiyle. Beyaz Saray, Grönland’ı kontrol etmezlerse bölgenin "Çin ve Rusya’nın etkisi altına gireceğini" öne sürerek kağıt üzerindeki müttefiğinden toprak talep ediyor. Peki tüm bu süreç, ABD-NATO ilişkilerinde gerçek bir ayrışmaya işaret ediyor mu?

Bugün karşımızda oluşan tabloya baktığımızda Meksika hariç Çin’in Latin Amerika ve Karayipler’deki toplam ticaretin %20’sine tek başına sahip olduğunu gözlemliyoruz. Bu durumda yapılacak analizleri basitleştirmeden ele almak gerekiyor. Bunun yolu da önce ekonomik altyapının projeksiyonunu çıkarmaktan geçiyor.

Elon Musk’ın "Ya gümüş ya kurşun" sözleri ne sadece kendi tavrını ne de Kolombiya’nın geçmişini öne çıkartıyor. Gördüğümüz şey aynı sömürü zincirinin zamana meydan okuyuşu. Demokrasi, insan hakları, sömürü, uluslararası tahakküm gibi kavramları düşünmeden önce bu ilişkiler ağını tarihten faydalanarak hatırlamak gerekiyor.

ABD’nin başlattığı süreç sadece 3 Ocak günü yaşanan ihlallerle değil, sonrasında çizilmek istenen süreçle de bize emperyal tahakkümün ne anlama geldiğini hatırlatıyor. Üstelik Venezuela egemenliğini ve doğal kaynaklarını dizayn etme hevesi, Paris’ten Washington’a ağız birliğiyle göze çarpıyor.

İsrail'in Afrika Boynuzu’nda bulunan Somaliland’ı tanıdığını açıklamasıyla Somaliland ilk kez BM üyesi bir ülke tarafından tanınmış oldu. Peki Kızıldeniz’in hemen girişinde stratejik bir konumda bulunan Somaliland ile resmiyete dökülen bu ilişkiler Tel Aviv için ne ifade ediyor? Bu hamleyi sadece Somali merkezî hükümetinin önemli destekçilerinden Türkiye’ye karşı atılmış bir adım olarak mı görmek gerekir?

Tarihsel olarak Latin Amerika’yı "arka bahçe" olarak gören ABD, son dönemde tüm dikkatini güneye çevirmiş durumda. Venezuela’nın yanı sıra diğer ülkelerde yaşanan değişimler, aşırı-sağa kayan hükümetler gelecek yıl yeni ve gergin bir dönemin bizi beklediğine işaret ediyor.

Venezuela kıyılarında askerî gerilim, Kolombiya ve Meksika gibi pek çok Latin Amerika ülkesi tarafından "yasa dışı uygulama" olarak tanımlanarak kınandı. Öte yandan komşu ülkelerin hepsi benzer bir tavrı benimsemiyor. Venezuela’nın sadece 11 kilometre kuzeyinde bulunan Trinidad ve Tobago, ABD saldırganlığına destek veren Karayip ülkelerinden biri. Peki neden?

Latin Amerika ülkesi Şili’de devlet başkanı seçiminin birinci turunda kazanan komünist aday Jeannette Jara oldu. Fakat manşetler bazen yanıltıcıdır. Çünkü seçimlerin asıl kazananı her biri ciddi oy toplayan aşırı sağcı adaylar. Dolayısıyla seçimlerin ilk turunun ardından Jara’nın hem galip geldiğini hem de muhtemelen mağlup olduğunu söyleyebiliriz.

İsrail, hem Filistin’de hem Lübnan’da gündeme getirilen ateşkesleri kısa süre içerisinde sembolik gerekçelerle bozuyor. Buna rağmen ABD başta olmak üzere bölge siyasetinde etkili diğer güçler ısrarla "ateşkes" müjdesi vermeyi sürdürüyor. Peki İsrail, ateşkesi nasıl çatışmanın devamını meşru ve mümkün kılan bir savaş aracı olarak kullanıyor?

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ABD Başkanı Donald Trump’ın donanmasının Karayip Denizi'ndeki eylemlerine askerî seferberlik ilanı ve tatbikatlarla yanıt verdi. Tüm bu hamleler, kesin konuşmak için henüz çok erken olsa da bir savaş ihtimalini gündeme taşıyor.

