Sürdürülebilir Sanayi ve Döngüsel Ekonomi

Sürdürülebilir bir sanayi sistemi için döngüsel ekonomiyi nasıl kullanmalıyız?
Sürdürülebilir Sanayi ve Döngüsel Ekonomi

Teknoloji çağını başlatan sanayi devriminden bugüne kadar gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri de sanayi etrafında dönmeye başlamıştır. Bugün sanayi, Türkiye ekonomisinin %32,3’ünü karşılarken, gelişmiş ülkelerde bu oran çok daha fazladır. Bize sunduğu imkanlar ve fırsat avantajları bir yana sanayinin gelişmesine karşılık olarak ödememiz gereken bedel büyük bir çevre sorunu olmuştur. Bunun en önemli sebebini ise bugüne kadar ki tüm yazılarımızda paylaştık hatırlarsanız. Lineer ekonomi mantığı ile oluşturulmuş sanayi süreçleri. Sanayinin çevresel etkilerinin azaltılması hatta sıfırlanması mümkün. Bunu yapmak için ise, öncelikle sanayinin mevcut sahip olduğu işleyişi anlamak ve bunun doğaya zararlı olduğunu kabul etmek gerekiyor. Üret-Tüket-At süreçleri dolayısı ile, aslında bir değer yaratmak için işleyen farklı sektörlerin, yaratılan değerden daha çok çevreye verdikleri zarar dikkat çekiyor.

Bu lineer süreçlerin değişimi sürecinde atılan adımların en önemlisi de sürdürülebilir sanayi politikaları elbette. Sürdürülebilir sanayi politikalarının temeline bakıldığında endüstriyel gelişmeyi ve büyümeyi sürdürürken, bir yandan da çevresel etkileri ile insan sağlığına zarar verecek etmenleri minimumda tutmayı hedeflediği görülmektedir. Sosyal medya hesaplarımızda geçen hafta paylaştığımız ‘decoupling’ terimini hatırlarsınız belki. Ekonomiyi geliştirirken, bu gelişimin çevresel zararlarını tamamen birbirinden ayırmaya yönelik sistem düşüncesi, tam olarak sürdürülebilir sanayi politikalarının temelini oluşturmakta veya oluşturmalı!

‘’Sürdürülebilir sanayi politikası, bedelini işçilere, topluma ve çevreye yükleyerek şirketlerin büyümesine elverişli koşullar yaratılmasıyla ilgili değildir. Şirketlerin topluma sürdürülebilir bir katkıda bulunmak için faaliyet gösterebileceği koşulların yaratılmasıyla ilgilidir.’’ (Sürdürülebilir Sanayi Politikası- Petrol İş)

Verimlilik sürdürülebilir sanayide birincil önceliktir. Verimlilik sağlanabilmesi için çok yönlü bir çalışma gereklidir. Teknolojinin sunduğu imkanlardan yararlanma, kurumsal bir yapı altında çalışmaların düzenlenmesi ve elbette çalışanların haklarının iyileştirilmesi ve korunmasıdır. Ham madde sağlanmasından tasarıma ardından üretim aşamasına değin verimliliğin sağlanabilmesi için bir dizi sürdürülebilir uygulamaya ihtiyaç duymaktadır. Bu da devamlı vurguladığımız, döngüsel ekonominin en önemli yapıtaşlarından birini gündeme getiriyor tekrar; sistem içinde düşünme. Bir süreç içerisinde belli bir noktada yapılan iyileştirmeler, süreçte ya yüzeysel bir iyileşmeye ya da sadece o noktada görülebilecek bir iyileşmeye olanak tanır. Fakat döngüsel ekonomide, ki sürdürülebilir sanayi politikalarını belirlerken de döngüsel ekonomi yöntemleri kullanılmalıdır, sistemi bir bütün olarak ele almalıyız. Ortaya çıkacak ürün veya hizmet için gereken materyalin lojistik olarak verimi/verimsizliğinden tutun, kullanım ömrü 15 yıl sonra dolacağını öngördüğümüz bu ürünün 15 yıl sonra nasıl bir atık yönetim sürecinden geçeceğine kadar olan tüm süreci tasarlamalıyız.

Sürdürülebilir sanayinin üzerinde durduğu konulardan birisi de sağlıklı ekonomidir. Daha önce de dediğimiz gibi bugün endüstriler, ülke ekonomilerinin büyük bölümünü kapsamaktadır. Döngüsel ekonomi ile birleştiği nokta ise geri kazanım ve geri dönüşüm aracılığı ile ham madde döngüsü sağlayarak ekonominin üzerindeki baskıyı hafifletmektir. Bugün hala geri dönüşümde istenilen rakamlara ulaşılamamış olsa da en fazla geri dönüştürülen ürünlerden biri olan metal-çelik, aynı zamanda döngüsel ekonominin öne çıkan sektörlerinden birisini oluşturmaktadır. Gerek yapısı gerekse üretiminden dolayı geri dönüştürülmeye daha müsait olan metal-çeliğin, daha önceki haftalarda bahsettiğimiz sürdürülebilir olmayan tasarım, ürün karmaşıklığı ve kompozit malzeme kullanılması sebebiyle geri dönüşüm potansiyeli düşmektedir. Bu noktada döngüsel ekonomiden bahsederken tasarımın ve kullanılan malzemenin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Tüketiciler olarak sanayiye nasıl etki edebiliriz?
Bu noktada cevap aslında oldukça basit: Geri kazanım. Endüstriyel ürünleri hayatımızın her noktasında kullanıyoruz. Yemek pişirdiğimiz tencereden, su içtiğimiz bardağa, izlediğimiz televizyondan gece uyurken yattığımız yatağa kadar hepsi birer sanayi ürünü. Peki bu ürünleri değiştirme veya yenileme ihtiyacı duyduğumuz zaman ne yapmalıyız?  Bu konuda birden fazla seçenek mevcut. Şirketler, resmî kurumlar veya STK’lar aracılığı ile endüstriyel ürünlerimizi geri kazandırmamız mümkün. ‘Eski telefonunu getir yenisini götür’ kampanyaları buna verilebilecek en güzel örneklerden birisidir. Metal sektörünün döngüselliğinde temel başlıklardan birisi olan ‘elektronik atıkların toplanması’ maddesi, eski telefonunuzun içindeki kullanılabilir parçaları değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kampanyalar sayesinde sürdürülebilir sanayide ele aldığımız ham madde döngüsünü gerçekleştirmemiz mümkün.

Sanayideki sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomiye geçiş için yine en önemli paydaşlar bizler yani tüketiciler. Kullandığımız hizmetlerin, satın aldığımız ürünlerin sadece işlevine, görüntüsüne ya da popülerliğine bakmak, bizleri de bu çevreye zarar verme sürecinde sorumlu hale getiriyor. Kullanılacak ürün veya hizmetin hangi süreçlerden geçtiği, malzemelerin bir araya getirilmesi sürecinde doğaya ne gibi zararlar verildi, siz kullandıktan sonra üretici firma bu ürünle ilgili bir geri dönüşüm süreci sunuyor mu gibi birçok soruyu düşünerek hareket etmek zorundayız. Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden olan ‘Sorumlu Üretim ve Tüketim’ maddesi de tam bu farkındalık boyutunda üretim ve tüketim süreçlerinin geliştirilmesini amaçlar.

Son zamanlarda etrafımızdan sıkça duyduğumuz bir konuyu da açıklığa kavuşturarak yazımızı tamamlayabiliriz. İçinde ‘ekonomi’ geçiyor olması, döngüsel ekonominin iyi seviyede ekonomi bilgisi gerektirdiği algısı yaratıyor, ne yazık ki. Döngüsel Ekonomi 101’in en önemli amacı da aslında bu algıyı yıkmak. Nasıl içinde sanayi geçiyor olması, üretim süreçlerine bireysel olarak etki edemeyeceğimiz anlamına gelmiyor ise, döngüsel ekonomi dönüşümüne katkı sağlamak için de akademik ya da profesyonel bir yetkinlik gerekmiyor.

Araştırıp, öğrenip, farkındalık kazanarak gündelik hayatımızı bu bilgiler ışığında devam ettirmek, bizi en önemli döngüsel ekonomi uygulayıcısı konumuna getirebilir. Tek gereken yaşadığımız gezegene ve bir parçası olduğumuz doğaya saygı duymak ve herkesin de aynı saygıyı duyması için çabalamak. Haftaya görüşmek üzere.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Döngüsel EkonomiDöngüsel Ekonomi

BÜLTEN SAYISI

Sürdürülebilir Sanayi Politikaları ve Döngüsel Ekonomi

Sürdürülebilir sanayi ile döngüsel ekonomi arasındaki ilişki kurmaya çalışıyoruz

10 Haz 2021

Sürdürülebilir Sanayi Politikaları ve Döngüsel Ekonomi

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ OKUMALAR