SÜRPRİZ GERİ DÖNÜŞLER

SÜRPRİZ GERİ DÖNÜŞLER

Her Dünya Kupası kendi sürprizlerini yaratır. Maçlara favori çıkmayan ülkelerin taraftarları, bir sürpriz yapabilir miyiz umuduyla izler, ülkelerinin görkemli Dünya Kupası gediklilerinin önündeki maçlarını. Aslında sadece o ülkeyi destekleyenler değil benim gibi futbol romantikleri de gol atması bile sürpriz sayılacak ülkelerin büyük futbol takımlarına yaşatacağı şoku görmek ister.

2022 Dünya Kupası takvimin dışında oynanması ve öncesinde yaşananlarla zaten maça 1-0 mağlup başlayan bir kupaydı. Bunların üstüne bir de şu ana kadar ortaya konan futbolu eklersek kupanın beklentilerin gerisinde olduğunu söyleyebiliriz. Yine de futbolseverleri şaşırtan, dikkatleri üstüne çeken ve bazı romantikleri gülümseten sürprizler açısından Dünya Kupası, görevini yerine getiriyor.

Suudi Arabistan’ın Arjantin önündeki 2-1 galibiyeti ve Japonya’nın Almanya karşısındaki yine 2-1’lik zaferi, organizasyonun sürpriz ihtiyacını önemli ölçüde gidermiş durumda. Ancak bu iki sonucu diğer pek çok sürprizden ayrılan farklı bir özellik var. Bu da her iki maçın da bilindik deyişle bir “comeback” (geri dönüş) olması. 

Biz de sizi bu hafta böylesine sürprizlere fazla rastlanmayan Dünya Kupası tarihindeki üç istisnai geri dönüşe ve arkasındaki hikâyelere götürmek istedik.

1998 | Brezilya 1-2 Norveç

90’lı yılların kupalarında -ki özellikle ‘94 ve ‘98 için bunu daha net bir şekilde söyleyebiliriz-Brezilya hep ayrı gözle takip edilen bir takımdı. Sambacılar, dönemin futboluna göre oldukça hücumcu beklere, oyunu çift yönlü oynayabilen ve kadro derinliği yaratan orta saha oyuncularına ve hepsinin ötesinde korkutucu forvet ve santrforlara sahip bir takımdı. Bu kadar kaliteli bir takımdan ortalamanın epey üstünde bir futbol beklemek futbol severlerin doğal hakkıydı, ancak ‘94 Dünya Kupası’nda namağlup şampiyon olsalar da oyunları pek de tatmin edici değildi. 

‘98 Fransa’daki İskoçya ve Fas karşılaşmaları -her ne kadar bu takımlar Brezilya’nın seviyesinde olmasalar da- Sambacılar’ın futbol olarak ‘94 ABD Dünya Kupası’nın ötesine geçtiğini göstermişti. 23 Haziran 1998 günü, Brezilya A Grubu’nda elde ettiği iki galibiyetle Norveç karşısına son 16 turunu garantilemiş bir şekilde çıkıyordu. Norveç ise Fas ve İskoçya karşısında elde ettiği iki beraberlikle, gruptan çıkma şansını Brezilya karşısındaki olası bir galibiyete bırakmıştı. Norveç kazanırsa Fas-İskoçya maçının sonucuyla ilgilenmeyecekti. Fas ve İskoçya ise Norveç’in Brezilya’yı yenemeyeceğini düşünerek son 16 turu hayalleri kurmaya başlamıştı.

Brezilya-Norveç | himalsanchar

Brezilya Teknik Direktörü Mario Zagallo, Norveç karşısında beklenen rotasyonu yapmadı. İdeal 11’den birkaç oyuncuyu dışarda bıraksa da takımı taşıyan temel oyuncular yine 11’deydi. Anlaşılan Brezilya grubu üçte üç ile kapatıp rakiplerine önemli bir mesaj verme peşindeydi. Aynı saatte başlayan iki maçta ilk yarılar sona erdiğinde Brezilya-Norveç maçında gol sesi çıkmamıştı, Fas ise İskoçya karşısında 1-0 öndeydi. Bu sonuçlar Fas’ın Brezilya ile birlikte gruptan çıkacağını gösteriyordu.

İkinci yarı ise bambaşka bir hikâyeye sahne olacaktı. Aslında her şey Fas için harika gidiyordu, zira ikinci yarının başlamasıyla durumu 2-0’a getirmişlerdi. Brezilya-Norveç maçındaki uzun sessizlik ise 78.dakikada bozuldu. Zagallo’nun süper yedeği olan ancak bu maça ilk 11’de başlayan Denilson, üç kişiyi çalımlayarak adrese teslim bir pas ile Bebeto’ya golü attırıp skoru 1-0’a getirmeyi başarmıştı. Artık Norveç için son 16 turu hayal gibiydi. Yine de İskandinav futbolunun disiplinli yapısını ve vazgeçmeyen ruhunu yabana atmamak gerekirdi. Norveç’in Erling Haaland’dan önceki Erling Haaland’ı Tore Andre Flo önce skoru eşitledi, ardından epey tartışmalı bir penaltı kararının baş aktörlerinden biri oldu. Bir dönem Trabzon’a kadar gelen ancak Trabzonspor’a transferi gerçekleşmeyen orta sahanın beyni Kjetil Rekdal’in penaltı golü, Norveç’e galibiyeti ve ikinci turu getirdi. Böylesine görkemli bir Brezilya takımını geriden gelerek yenmek başlı başına büyük bir olaydı. Maçın bitiş düdüğüyle Norveç büyük bir sevinç yaşarken, Brezilya’nın böyle bir geri dönüşe nasıl izin verdiğini anlamlandıramayan Fas takımında ise büyük bir hüzün vardı. 

Dünya Kupası tarihinde sevinç ve hüzün gerçek anlamıyla grupların üçüncü maçında başlar. Tıpkı Fas ve Norveç’in yaşadığı gibi.

1994 | Bulgaristan 2-1 Almanya

Dünya Kupası’nı izlemek için insanların pek çok motivasyonu var. Bazıları sürprizleri yakalamak için izler kupayı, bazıları ülkeleri kupada olmadığı için kendine destekleyecek bir takım seçer, bazılarıysa kupada sempati toplayan bir takımı tutar ve maçlarını kaçırmaz. 1994 Dünya Kupası, sempatik takım bulmakta çok da zorlandığımız bir kupa olmadı. İlk akla gelen takımlar Nijerya, İsveç, Romanya ve Bulgaristan olsa gerek.

1994 Dünya Kupası’nda Bulgaristan’ın da yer aldığı D grubu, Maradona’nın Arjantin Milli Takımı’nda yer alacağının açıklanması sonrası belki de en ilgi çekici grup olarak öne çıkmıştı. Grupta Maradona’nın, nefis oynadığı Yunanistan maçı sonrası yasaklı madde kullanımı nedeniyle turnuvadan ihraç edilmesi tatları kaçıracak derken Nijerya ve Bulgaristan’ın ortaya koyduğu futbol D grubunu kupanın en izlenesi maçlarının yer aldığı grup yaptı.

Bulgaristan-Almanya | impromptuinc

İlk maçta Nijerya ile karşılaşan Bulgaristan rakibine 3-0 mağlup olsa da sonrasında önce Yunanistan’ı 4-0, ardından da favori Arjantin’i 2-0 yenmeyi başarmıştı. Bulgaristan’ın ileri ucu korkutucu derecede çabuk düşünen ve düşündüğünü başarıyla uygulayan oyunculardan kuruluydu. Bu oyunculardan Hristo Stoichkov zaten bir dünya yıldızıydı ancak Avrupa’nın önde gelen takımlarında oynayan Emil Kostadinov, Krasimir Balakov ve Yordan Letchkov gibi kaliteli ayaklara da sahiplerdi. 

Bulgaristan, son 16 turunda Meksika ile karşılaştı. İyi savunma yapan, sert bir takım olan Meksika; İtalya, Norveç ve İrlanda Cumhuriyeti’nden oluşan sıkı bir gruptan averajla lider çıkmayı başarmıştı. Normal süresi 1-1 biten maçı penaltılarla kazanan Bulgaristan, çeyrek finale yükseldi. Pek çoklarına göre Bulgaristan için yolu sonu gelmişti, zira rakip son Dünya şampiyonu Almanya’ydı. Grubunu iki galibiyet ve bir beraberlik ile bitiren Panzerler formdaydı. Ne tesadüftür ki, 2022 Dünya Kupası’nda olduğu gibi yine İspanya ile aynı grupta karşılaşmışlar ve oynadıkları grup maçı tıpkı 2022’de olduğu gibi yine 1-1 bitmişti. Son 16 turunda dişli Belçika’yı da 3-2 ile geçmişlerdi. 

Bulgaristan ile Almanya’yı karşı karşıya getiren çeyrek final mücadelesinin ilk yarısında iki takım da karşılıklı birer ciddi fırsat yakaladı. Bulgaristan; Letchkov, Stoichkov ve Balakov üçlüsünün pas trafiğiyle girdiği pozisyonda direğe takılırken, Almanya ise Klinsmann ile net bir fırsattan yararlanamadı. İkinci yarıysa adeta golle başladı. Letchkov’un Klinsmann’ı düşürmesiyle kazanılan penaltıda Lotthar Matthaus, Almanya’yı 1-0 öne geçirdi. Golün şokunu bir süre atlatamayan Bulgaristan, Rudi Völler’in ayağından bir gol daha kalesinde gördü ancak ofsayt bayrağı imdatlarına yetişti. Artık bitime 15 dakika kalmıştı. Ceza sahasının 5 metre kadar gerisinde, hafif sağ çaprazından kazanılan frikik için topun başına olağan şüpheli, usta frikikçi Hristo Stoichkov geçti ve skoru 1-1’e getiren enfes bir vuruş yaptı. Bu klas vuruşa kalecinin yapacağı hiçbir şey yoktu, Bulgaristan rüzgârı arkasına almıştı bir kere. Daha sonra Beşiktaş’ta birlikte forma giyecek iki oyuncudan Zlatko Yankov ortaladı, Yordan Letchkov da uçan kafayla tam bir “fırsatçı Letchkov golü” atarak Bulgaristan’ı yarı finale taşıdı.

Tüm kupa boyunca oynadığı futbolla bu geri dönüşü en çok hak eden takımlardan biri Bulgaristan’dı. Tarihin en iyi Almanya kadrolarından birine karşı geri dönerek kazanmak başlı başına epik bir zaferdi.

2014 | Uruguay 1-3 Kosta Rika

2014 Dünya Kupası gruplarını belirleyecek kura çekimi tamamlandığında, D grubunda Kosta Rika’ya şans veren bir futbolsever bulmak imkânsız gibiydi. Zira son dönemin en iyi kadrolarından birine sahip Uruguay ile Dünya Kupalarının gediklileri İngiltere ve İtalya, D grubunda Kosta Rika’ya eşlik eden takımlardı. Bu üç takımın toplam yedi Dünya Kupası zaferi kazandığını bilmek bile Kosta Rika için başlı başına korkutucuydu.

Kosta Rika, 2014 yılında Brezilya’da düzenlenen Dünya Kupası öncesi üç kez bu büyük organizasyonda yer almış, turnuvaya ilk kez katıldığı 1990 İtalya Dünya Kupası’nda beklentileri aşarak son 16 turuna kalmıştı. 2002 ve 2006’da ise gruptan çıkma başarısı gösterememişti. Pek de parlak olmayan kupa karnesiyle bu Orta Amerika ülkesinin dünya devleri önünde direnmesi neredeyse olanaksızdı.

Kosta Rika | MLS Soccer

Uruguay, İngltere ve İtalya’ya göre kendini daha şanslı hissediyor muydu bilinmez ancak ilk maçı Kosta Rika’yla oynayarak adeta kâğıt üstünde resmi maç olan bir hazırlık maçıyla kupaya başlayacaktı. Maçın başında Uruguay kanatlardan etkili geliyordu. Kosta Rika savunmasının hataları özellikle Edinson Cavani’ye aradığı fırsatları verdi. Fırsatçı golcü bir net pozisyondan yararlanamazken diğer şansında golü buldu, ancak bu kez de ofsayt bayrağına takıldı. Yan toplar Kosta Rika savunmasına sorun çıkarmaya devam ediyordu. Tanıdık yüz Diego Lugano bir yan topta kendini yerde buldu. Artık Edinson Cavani için topu ağlarla buluşturma zamanıydı. Kosta Rika’nın yıldızı kalecisi Keylor Navas penaltıda köşeyi tahmin etse de gole engel olamadı. Bu gol sonrası beklenti ve oyunun gidişatı Uruguay’ın farkı artırmasıydı ancak Kosta Rika için maç bitmemişti. İlk ışığı ilk yarının sonuna doğru Joel Campbell uzaktan attığı etkili şutla yaktı. İkinci yarı ise bambaşka bir hikâyeydi. Önce stoper Duarte sol çaprazdan kafayla şansını denedi ancak Muslera’yı geçemedi, ardındansa Winston Parks ve Paolo Wanchope sonrası Kosta Rika’nın göz bebeği olan forvet Joel Campbell açılışı yaparak geri dönüş için fitili ateşledi. Bu gol sonrası Uruguay’ın yakaladığı net fırsatlarda kaleci Keylor Navas takımını ayakta tuttu. Kosta Rika’nın kendine güveni fazlasıyla gelmişti, Duarte ikinci yarıda yakaladığı pozisyonun neredeyse aynısını bir duran topta yeniden yakaladı ve bu kez topu ağlara yolladı. Destansı bir geri dönüştü bu. Dağılan Uruguay, fırsatçı golcü Urena’yı defansın arkasına kaçırdı, akabinde Muslera’nın da tartışmalı şekilde kaleyi terk etmesi Urena’ya tek vuruş imkanı sağladı. Artık skor 3-1’e gelmişti. Üçüncü gol pastanın üstündeki çilekti adeta. 

Uruguay galibiyeti sonrası Kosta Rika, İtalya’yı 1-0 mağlup etti ve İngiltere’yle de golsüz berabere kaldı. Yedi puanla grubu lider tamamlayıp ilk maçta mağlup ettikleri Uruguay ile gruptan çıkmayı bildiler. Son 16 turunda Yunanistan’ı penaltılarla eleyip Dünya Kupası tarihinde halen en iyi dereceleri olan çeyrek finale yükselmeyi başardılar. Uruguay maçı sonrası harika bir savunma futbolu oynayan Kosta Rika, çeyrek finalde Hollanda ile 0-0 berabere kalıp maçı uzatmalara oradan da penaltılara götürse de elenmekten kurtulamadı. Kosta Rika’nın, bir geri dönüşle başlayan heyecan verici serüveni çeyrek finalde sona erdi ancak geriye saygı duyulası bir hikâye bıraktı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

💥 Sporun En Güzel Yanı

⚡ Sürpriz Geri Dönüşler: Dünya Kupası

29 Kas 2022

Unsplash

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR