

B2Press anlatıyor: Kurumsal şirketler neden online PR servislerini tercih etmeli? Kurumsal şirketler, sosyal sorumluluk projelerinden üst düzey atamalara, satın almalardan Ar-Ge faaliyetlerine, birçok konuda medyada haberleriyle yer almaya ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyaca yönelik tasarlanan online PR servisi modeli, kurumsal iletişim departmanlarının yükünü hafifletiyor. Daha önce Pareto’da “Girişimler neden basında haber olmalı?” sorusunu yanıtlayan Online PR Servisi B2Press , bugün de kamuoyuyla paylaşacak çok şeyi olan kurumsal şirketlere sunduğu avantajları anlatıyor. Marka itibarı: Kurumsal şirketler, faaliyetleriyle çoğu zaman sektörlerinde öncü bir rol üstleniyor. Düzenli basın bülteni dağıtımı çalışmaları, şirketlerin sektör, tüketici ve arama motoru nezdindeki itibarına katkıda bulunuyor. Daha düşük maliyetler: B2Press, geleneksel PR ajanslarının yıllık taahhütler ve aylık ödemelerle sunduğu hizmetleri, servis modelinde bir araya getiriyor. SEO uyumlu basın bülteni yazımı, dağıtımı, medya takibi ve raporlama çözümleri, kullandığın kadar öde modeliyle sunuluyor. Daha hızlı hizmet: B2Press bir servis olarak hizmet verdiği için basın bülteni yazımı ve dağıtımı işlemleri en fazla 2 iş gününde tamamlanıyor. Bu sayede kurumsal markalar, kriz yönetimi gerektiren durumlarda ya da hızlı değişen takvimlerde çevik ve etkili iletişim ihtiyaçlarına B2Press ’te karşılık buluyor. Geniş dağıtım ağı: 30 ülkede, 23 farklı dilde basın bülteni dağıtımı hizmeti sunan B2Press, Türkiye’de Demirören Haber Ajansı (DHA) ile, yurt dışında da ilgili ülkelerin Associated Press, AFP, DPA, Emirates News Agency, AetosWire gibi haber ajanslarıyla ve en çok ziyaret edilen haber siteleriyle işbirliği yapıyor. Bu sayede kurumsal markalar, geniş dağıtım ve gelişmiş hedefleme olanağından faydalanabiliyor. Kapsamlı medya takibi ve raporlama: Günlük, haftalık ve aylık medya takibini de hizmet kapsamında tutan B2Press, söz konusu basın bülteninin erişimini, yayımlandığı mecraları, potansiyel okunma oranını ve reklam eşdeğerini düzenli olarak raporluyor. Online PR Servisi B2Press’i kullanarak Türkiye başta olmak üzere, kurumsal konularınızla 30 ülkenin basınında haber olmak isterseniz, bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
TL’nin dolar ve avro karşısındaki değer kaybı, dün itibarıyla yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Dolar/TL, gün içerisinde yaklaşık %2 değer kaybıyla 16,75’i aştı. Avro/TL ise 18 lira sınırına yaklaştı. Hafta başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları ve küresel piyasalarda ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, bu artışı destekleyen gelişmeler olarak yorumlandı.
- Erdoğan ne demişti? Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kimse bizden şunu beklemesin, bu iktidar faizi artırmayacaktır, tam aksine biz faizi düşürmeye devam edeceğiz." demiş ve düşük faiz ile ihracat-üretim-istihdam odaklı politikaları sürdüreceklerini yinelemişti.
Öngörülen ekonomi modelinin sürekliliği tehlike altında
Hükümetin öngördüğü ekonomik yapı, düşük faizle üretimi destekleyen ve böylece cari fazla veren bir modele dayanıyor. Oysa döviz ihtiyacının devam edeceği sinyalini veren ve modelin sürekliliğini tehlikeye atan başlıca iki temel gelişme var:
- Bunlardan ilki enerji ve gıda fiyatlarındaki artış. Petrolün varil fiyatı sene başından bu yana %50’den fazla arttı ve bu hafta başından beri 120 dolardan işlem görüyor. Gıda fiyatları, enerji fiyatlarının etkisiyle artıyor. Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış, manşet enflasyonun üzerinde seyrediyor.
- İkinci gelişme ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerindeki azalış ile ilgili. Döviz kurlarındaki ani artışları dengelemek için önemli bir araç olan TCMB net rezervleri, sene başından bu yana 2,4 milyar dolar; swap hariç net rezervler ise 7,7 milyar dolar azalmış durumda.
Enflasyon ile ücretlilerin yaşam koşulları zorlaşıyor
TL’nin değer kaybı, en belirgin karşılığını enflasyon tartışmalarında buluyor. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin yıl sonu enflasyon tahminin %50’nin altında olduğu aktarılıyor. Oysa yıllık bazda %73,5’e erişen enflasyon, Türkiye’nin büyüme performansını desteklerken; büyümenin emek aleyhine gelişimi tartışmaya açılıyor.
- 2020 1. Çeyrek - 2022 1. Çeyrek döneminde dönemde işgücü ödemelerinin gayrisafi katma değerden aldığı pay %39,1’den %31,5’e gerilerken net işletme artığının payı da %41,7’den %47,6’ya yükseldi.
- Türk-İş araştırması, Aralık 2021’de 13 bin 348 TL olan yoksulluk sınırının Mayıs 2022’de 19 bin 602 TL olduğunu gösteriyor.
Uygulanmakta olan ekonomi politikası aracılığıyla sermaye ve emek arasında yapılan tercih, hükümet tarafından doğrudan dile getiriliyor. Bu konuda tepki çeken bir diğer açıklama, Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’den gelmişti.
- Nebati ne demişti? Bakan Nebati’nin, geçtiğimiz hafta sonu AK Parti’nin Kızılcahamam Kampı'nda "Dövizi düşürmek için yüksek faiz artışı yapabilirdik ama o zaman üretim bundan olumsuz etkilenirdi. Biz bir yol ayrımına gittik. Enflasyonla birlikte büyümeyi tercih ettik." açıklamasında bulunduğu belirtilmişti.
TCMB’nin politika adımları eleştiriliyor
Enflasyon beklentileri artarken, Merkez Bankası’nın borçlanma maliyetlerini artırarak fiyatlar üzerindeki artış baskısını düşürmesi bekleniyor. Fakat TCMB’nin kararları aksi yönde gelmeye devam ediyor.
- Politika faizi, Mart 2021-Aralık 2021 döneminde %19’dan %14’e kadar indirilmişti. Aralık 2021’den bu yana ise %14’te sabit tutuluyor.
- Yüksek enflasyona karşılık düşük faiz ısrarı sonucunda Merkez Bankası’nın güvenilirliği yıpranıyor; risk primi ve uzun vadeli faizler artarken, TL dolar karşısında güç kaybetmeye devam ediyor.

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Selva Demiralp, geçtiğimiz ay yaptığı değerlendirmede, enflasyon karşısında TCMB kararlarını şu şekilde değerlendirmişti:
“Yaşadığımız enflasyon bir yandan arz, bir yandan talep faktörleri ile besleniyor. Küresel arz enflasyonu, TL'deki değer kaybı ile daha da güçlü bir arz enflasyonuna dönüşüyor. Bunların üzerine bir de beklenti etkisi ekleniyor. Merkez Bankası'nın beklentileri çıpalayamadığı bir ortamda enflasyon beklentisi gerçekleşen enflasyonla şekilleniyor. Bu da kendi kendine düşmek şöyle dursun kendi kendini besleyen bir enflasyon yaratıyor.”
KKM ne getirdi, ne götürdü?
Bir diğer taraftan, Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat (KKM) başta olmak üzere, tanımlanan alternatif finansal araçlar ile kurdaki artışın önüne geçilmeye çalışılıyor. 2021 yıl sonunda devreye giren KKM, mevduat kazancının kur getirisinin altında kalması durumunda aradaki farkın doğrudan ödeneceği bir sisteme dayanıyordu. Böylece TL mevduatı talebi artırılarak döviz talebinin azaltılması hedefleniyordu.
- Fakat, KKM’nin toplam mevduat içerisindeki payı, devreye girdiği günden bu yana, %13,7’ye yükselirken; TL mevduatının payı %37,4’ten %28,2’ye geriledi.
- KKM, dövize endeksli olması nedeniyle, dolarizasyonu desteklediği üzerine eleştiriliyor. KKM’nin Merkez Bankası’na olan yükü, veriler açıklanmadığı için bilinmiyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı istatistikler ise mart ve nisan aylarında KKM dönüşleri için 16,3 milyar TL ödendiğini gösteriyor.
Sonuç olarak
Düşük faize dayalı ihracat-üretim-istihdam odaklı politikalar, dış ve iç konjonktürün gerekliliklerini karşılamakta yetersiz gözüküyor. Politika yapıcılarının tercihleri ve sunduğu araçlar, “kendi kendini besleyen” bir enflasyon yaratırken; “enflasyonla birlikte büyüme tercihi” de ücretliler için çok daha zor bir hayatı beraberinde getiriyor.
Türkiye her sabah fiyatlardaki artışı, TL’deki değer kaybını ve güçleşen geçim şartlarını tartıştığı yeni bir güne uyanıyor. Günaydın!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
Tüm Apple ürünlerine %15 ila 20 arasında zam geldi. AP raporunda Türkiye’de demokratik standartlardaki gerilemenin “kasıtlı” olduğu belirtildi. Gezi Davası'nın gerekçeli kararında “hayat dolu gençler” ifadesi suça gerekçe olarak gösterildi.
08 Haz 2022

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




