Toplumsal cinsiyet eşitsizliği: "Ben de yaşadım"

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği: "Ben de yaşadım"

Her gün Bahçelievler’den Galata’ya ofise geliyorum, genellikle yalnızca 1 saatlik yolda bile en az iki kere cinsiyetçiliğe veya pozitif ayrımcılığa maruz kalıyorum. Hâlihazırda bir erkeğe göre tacize veya istismara uğrama hatta öldürülme ihtimalimin daha fazla olması nedeniyle kendi kendime belirli kısıtlamalar uyguluyorum, kıyafetlerimi ister istemez buna göre seçiyorum. Türlü önlemler alırken sadece kadın olduğum için maruz kaldığım ayrımcılıklarla yaşamayı öğrenmem gerekiyor. Sosyal hayatımda da aynı ayrımcılık mevcut, örneğin bir erkekten daha fazla alkol içebildiğim için “adam gibi” içiyor, sohbetim herhangi bir erkekten daha güzel olduğu için “adam gibi konuşan” biri olabiliyorum. Tabii yalnızca sosyal değil, iş hayatımda da maruz kaldığım birtakım cinsiyetçilikler mevcut; örneğin eski iş yerlerimin bazılarında sadece kadın olmam nedeniyle bazı sorumlulukları kaldıramayacağıma karar verildi. Evleneceğim zamana göre belirli konumlarda çalışabildim. Hayatımın her noktasında bununla savaşmayı öğrendim. Kadın olmaktan öte birey olmanın savaşını vermeyi… Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yıkmak için savaşmayı… -İlkim 

Cinsiyet eşitsizliği

Cinsiyet eşitsizliği bireylerin cinsiyetlerine göre maruz kaldıkları eşit olmayan davranışlar, tutumlar ve algıları anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Cinsiyet eşitsizliği dünya genelinde bulunan bir sorun olmakla beraber farklı temellere dayanır. Türkiye’yi odak aldığımızda cinsiyet eşitsizliğinin nedenleri genellikle kültür, eğitimsizlik, dinî inançlar, kadının toplumdaki konumlandırması ortaya çıkıyor. 

Kültürün alt tabanı, “devlet baba” konumlandırması ve ataerkil bir toplum yapısından geliyor. Erkeğin varlığı toplumun temel yapı taşını oluştururken kadın bir “üreme aracı” olarak görülüyor. Bu bakışın oluşturduğu “ikinci sınıf” bakış açısı, dinî inançların getirdikleriyle birleştiğinde bu konumlandırma toplumun tabanına oturuyor. 

İkinci sınıf bakış açısının pratikte de aktif olduğu da bir gerçek. Aile yapısına kadar işlemiş bu durumda bir kız çocuğunun da en büyük hedefi “evlilik, yuva ve aile kurmak” olurken erkeğe biçilen rol iyi bir kariyer sahibi olmaktan geçiyor. Tabii bu erkeğin de üzerine -naçizane- gereksiz bir sorumluluk yüklüyor, ancak bu başka bir yazının konusu. Kız çocuğu ailesinden aldığı öğrenimle hayat amacını bir yuva sahibi olmak üzerine kuruyor. Toplumsal yapı da bu düşünceyi destekliyor. 

Okulla tanışan bireylerin hâlihazırda ailelerinden aldığı öğretilerle başladığı eğitim hayatında toplumsal cinsiyetle ilgili herhangi bir öğretimle karşılaşmıyor olması da işin eğitimsizlik boyutunu oluşturuyor. 

Günün sonunda kadın, öğrendiği tüm yükümlülüklerle “ikinci sınıf” olduğu inancında, erkek de kadının kendisinden daha güçsüz bir varlık olduğu düşüncesinde oluyor ve bu aktarımla sürüyor. 

Neler yaşıyoruz? 

“Aşçılık yapıyorum. Stajın ilk günü ‘evlendiğinde kendi mutfağında yemek yapardın burada çalışmana gerek yok’ demişlerdi.”

“Futbolu ve takımımı çok seviyorum. Düzenli olarak maça gidiyorum ancak istediğim yerde duramıyorum. Çünkü tribün ağabeyleri (?) onların arasında olmamdan hoşlanmıyor. Deplasman için asla bilet vermiyorlar.”

“Doğum iznine ayrıldığımda eski müdürüm ‘bana mı sordun çocuk yaparken?’ demişti.”

“Ağabeyim ve sevgilisi iş yerinde tanıştı. Evlendiler, ardından şirket politikası gereği aynı yerde çalışmamaları gerektiği söylendi ve yengemi işten çıkardılar.”

“Babam her akşam ‘hadi kızlar şu sofrayı toplayın’ der. Erkek kardeşimin elinden her işin geldiğini bilmesine rağmen” 

“Henüz bir hafta önce trafikte kavga ettiğim bir kişi ‘kadına ehliyet verirsen böyle olur’ dedi.”

“Evliyim, her akşam yemeği ben hazırlıyorum.”

“İş görüşmelerinde mütemadiyen evlenmeyi ya da doğurmayı düşünüp düşünmediğim soruluyor.” 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Eşitsizlikler Türkiyesi #3: Toplumsal Cinsiyet

Kadınların ve LGBTİ+ bireylerin tecrübeleri, Türkiye'nin karnesi, politika önerileri

25 Ağu 2022

Bianet

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR