Tren kazasından genel greve: Yunanistan’da neler oluyor?

“Onurlu bir yaşam” ve satın alma gücünde iyileşme. 9 Nisan Çarşamba günü Yunanistan'ın belli başlı kamu ve özel sektör sendikalarının çağrısıyla Atina ve Selanik'te yürüyen göstericilerin taleplerinin özeti buydu. Yürüyüşlerle birlikte 24 saat süren genel grev de ülke çapında ulaşımı, işletmeleri, okulları, hastaneleri ve devlet dairelerini durma noktasına getirdi. İki yıl önceki Tempe kazasından buraya nasıl gelindi?
Tren kazasından genel greve: Yunanistan’da neler oluyor?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

“Onurlu bir yaşam” ve satın alma gücünde iyileşme. 9 Nisan Çarşamba günü Yunanistan'ın belli başlı kamu ve özel sektör sendikalarının çağrısıyla Atina ve Selanik'te yürüyen göstericilerin taleplerinin özeti buydu. Yürüyüşlerle birlikte 24 saat süren genel grev de ülke çapında ulaşımı, işletmeleri, okulları, hastaneleri ve devlet dairelerini durma noktasına getirdi.

Grev, hayat pahalılığı karşısında maaşların artırılması talebiyle yapıldı ve özellikle hava, deniz ve demir yolu ulaşımını aksattı. Kent içi toplu taşımada metro, otobüs, troleybüs ve tramvaylarda iş bırakma eylemleri yapılırken hava trafik kontrolörlerinin greve katılması da hava ulaşımını olumsuz etkiledi. Gösterilerde “Ücret artışı”, “Adaletsizlik bizi boğuyor” ve “Kahrolsun Yeni Demokrasi” sloganları atıldı.

Eyleme çağrı metni, iki yıl önce 57 kişinin yaşamını yitirdiği Tempe kazasına ve buna yol açan politikalara göndermede bulunurken bu sefer, son iki yılda Tempe için yapılan gösterilerden farklı olarak vurguyu çalışan kesimlerin “geleneksel” ve eski taleplerine—ücret artışı, emeklilik maaşları, fiyat kontrolleri, toplu sözleşme hakkı gibi—de kaydırmıştı.

Son yılların en büyük kitle gösterileri

Bundan önce de 28 Şubat 2025’te Yunanistan’da onlarca yıldır görülmemiş çapta bir genel greve gidilmişti. O gün, ülkenin dört bir yanındaki kitlesel gösterilere ek olarak yurt dışındaki Yunan göçmen toplulukları da bulundukları ülkelerde protesto gösterileri yapmıştı.

Ülkede alarm zillerini çalan ve genel grevin kıvılcımını çakan, Selanik’ten Atina’ya ters yönde giden kaçak bir trenin yol açtığı patlama ve yangındı. İki yıl önce 28 Şubat’ta Tempe’de meydana gelen bu tren kazasında hayatını kaybeden 57 kişinin, bir kazanın değil; sosyal ve ekonomik politikaların kurbanı olduğuna dair kanı giderek yayıldı. Mağdurların yakınları adına yürütülen soruşturmaya katılan uzmanlara göre bu tren, büyük ölçekli bir yakıt kaçakçılığında kullanılmak üzere uçucu ve yanıcı kimyasal çözücüleri taşıyordu.

  • Bu kapsamda Black Lives Matter hareketinin “Nefes alamıyorum” çağrısını anımsatırcasına, kazada hayatını kaybeden gençlerden birinin ailesine gönderdiği son mesajdaki “Oksijen alamıyorum” ifadesi protestolarda sıkça kullanılan bir slogana dönüştü. 

Öte yandan kazada ölenlerin ailelerinin acısını gölgede bırakmamaya özen gösterilse de grevin öncülüğünü fabrikalarda ve kamu sektöründe örgütlü işçi sınıfının çekirdek kesimi üstlendi. Grev, hayatı adeta durma noktasına getirdi. Muhtemelen cenaze levazımatçıları da greve katıldığından, ölmek için bile pek uygun bir gün değildi!

Kazaya davetiye

Grev çağrısını yapanlara göre son 15 yıldır uygulanan ekonomik ve sosyal politikalar yalnızca gündelik hayatın sürdürülebilmesini zorlaştırmakla kalmamış, kazalara da davetiye çıkarmıştı. Tempe'deki olay, "özelleştirmelerin öldürdüğünün" kanıtıydı.

Yunanistan Demiryolları Örgütü’nün özelleştirilmesi, Troika (Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Komisyonu ve Uluslararası Para Fonu) tarafından hazırlanan ilk “muhtıra” [2010] kapsamında kararlaştırılmıştı ancak uygulamaya 2015 sonrası ikinci Tsipras hükümeti (21 Eylül 2015 - 8 Temmuz 2019) tarafından geçilmişti. Bu kapsamda, İtalyan Ferrovie dello Stato Italiane (FdSI) şirketi, Yunanistan’daki demiryolu ağının tamamını cüzi bir bedelle satın aldı. “Sözleşme”, altyapının modernizasyonu için ciddi bir kaynak ayrılmasını öngörmesine rağmen, FdSI bu fonu cebinee indirdi ve ağı olduğu gibi bıraktı. Böylece trenler; özel araçla seyahat edemeyen, benzin parasını karşılayamayan ve (özelleştirilen) otoyollarda yüksek geçiş ücretlerini ödeyemeyen, özellikle yoksul ve genç yolcular için bir güvensizlik tuzağına dönüştü.

Demiryolu özelleştirmesinin ölümcül sonuçlarının benzerleri, eğitim ve sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi, acımasız kemer sıkma politikaları ve yaygın neoliberal karşı reformların yer aldığı daha geniş toplumsal bağlamda da açıkça görülebiliyordu. Tempe, Yunanistan'da işçi sınıfı ve halk kitlelerinin, sermayenin 15 yıllık neoliberal saldırganlığının, 8 Temmuz 2019’da iktidara gelen Miçotakis hükümetinden sonra çılgınca bir hız kazandığını anlatan acı bir deneyimin özetiydi.

Siyasi kördüğüm

Neoliberal karşı reformlara yönelik halktaki hoşnutsuzluk, Yunan sağının geleneksel partisi olan Yeni Demokrasi'nin siyasi etkisini hızla aşındırıyordu. 2024 Avrupa seçimlerinin ardından Miçotakis, sağcı tek partili bir hükümeti destekleyebilecek seçmen yüzdesinin (önceki ulusal seçimlerdeki %41 gibi) “artık var olmadığını” kabul etmek zorunda kaldı.

  • Üstelik, ciddiye alınabilir bir muhalefetin olmadığı bir ortamda Yeni Demokrasi erimeye devam ediyor. Ne SYRIZA (kamuoyu araştırmalarında %5 civarında) ne de PASOK (%12-13 civarında) bir alternatif olarak ortaya çıkıyor.

28 Şubat'ın ertesi günü Miçotakis, hükümet yapısında önemli değişiklikler açıklamak zorunda kaldı. Kabine “değişikliği” “çok boyutlu” olarak sunuldu. Nitekim, Yeni Demokrasi'nin ultra-neoliberal kanadının temsilcisi ve eski Ekonomi Bakanı Kostis Hacidakis, hükümetin Başbakan Yardımcısı olarak atandı. Ekonomi Bakanlığı'ndaki görevine, PASOK'un sosyal-liberal kanadından Kyriakos Pierrakakis getirildi. 

Bunlar, her şeyden önce neoliberal karşı-reform stratejisinin devam ettiğini duyuran, yeni hükümetin sözde “merkezci” açılımları olarak yorumlandı. Ancak aynı zamanda, örgütlü aşırı sağcı doğrudan eylem geçmişi ve sol görüşlü militanlara karşı “militan” eylem geçmişi olan Makis Voridis de Göç Bakanlığı'nın başına geçti. Kendisi bugün Yunan tipi Trumpçılığın “doğal lideri” olmaya en yakın adaylardan biri.

Araştırmalara göre, Tempe'ye yönelik öfkeden en çok yarar sağlayan Zoe Konstantopulu'nun partisi Plefsi Eleftherias (“Özgürlüğe Doğru”) da %15-16'ya tırmandı ve Yeni Demokrasi'nin (%22-24) gerisinde ikinci sırada yer alıyor. Yunan aşırı sağının oy oranı ise %12-14 aralığında gözüküyor.

İki yıl sonra Tempe, kazandığı farklı toplumsal içerikle insanları daha iyi bir yaşam için sokağa ve genel greve götüren bir başlangıç olarak belleklerdeki yerini koruyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Masis Kürkçügil

Yazar ve yayıncı. "Latin Amerika'nın Kaynayan Damarları", "Devrimden Devrime Bolivya", "Hugo Chavez ve Devrimde Devrim" kitaplarının yazarı.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak