Trump’ın siyasi tetikçisi ve sopalı diplomatı: Steve Witkoff

Biden döneminde Hamas ve diğer Filistinlilerle uzlaşmaya bir türlü yanaşmayıp Biden ile diplomat ekibini aylarca oyalayan Başbakan Netanyahu, birdenbire pek güvendiği Trump’ın “poker suratlı azılı temsilcisi” Witkoff’un pençesinde buldu kendini. Peki, kimdir bu Steve Witkoff?
Trump’ın siyasi tetikçisi ve sopalı diplomatı: Steve Witkoff

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Katar, Mısır ve ABD diplomatları aylardır çatışan İsrail ile Hamas arasında ateşkes ve esir takası için büyük çaba harcadılar. İlk aşamada Hamas’ın bıraktığı 3 İsrailli rehine karşılığında Filistinli 69 kadın ile en küçüğü 15 yaşında olan 21 genç esir özgürlüğüne kavuştu. İkinci partide ise dört İsrailli kadın asker Kızılhaç’a teslim edildi. Karşılığında 200 Filistinli esir serbest bırakıldı.

Peki, 15 ay süresince kâh uzlaşıp kâh zıtlaşan taraflar arasındaki anlaşmayı kim, nasıl sağladı? Eski ABD Başkanı Biden’a göre ateşkes kendi sayesinde imzalandı. Yeni Başkan Donald Trump’a göreyse oyalama taktiğiyle sorumluluktan kaçan Başbakan Binyamin Netanyahu, kendisinin dayatması sonucu esir değişimi anlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.

Medyaya yansıyan siyasi kulis bilgileri, orta yolun bulunduğuna işaret ediyor. Nitekim Joe Biden’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk ile Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Katar’da yoğun müzakere trafiğini birlikte yürüttüler.

Lübnan ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşması, 27 Kasım 2024’te yürürlüğe girmişti. McGurk’un bu anlaşmanın ardından çalışmalarını hızlandırdığı ve ateşkesin sağlanması için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya baskıyı artırdığı belirtiliyor.

Witkoff ise Trump göreve başlamadan ateşkesin tamamlanması için Katar ve İsrail’de yoğun çaba sarf etmişti.

Her ikisi de arada bir oyunbozanlık yapanlara sopa göstermekten çekinmediler. Sopanın ucunu gösteren zat ise Trump’ın özel temsilcisi Witkoff oldu.

Eli sopalı ve azılı özel temsilci 

Peki, kimdir bu Steve Witkoff? Ateşkes imzalanmadan önce siyasi çevrelerce “muğlak ve ne idüğü belirsiz” bir kişi olarak tanımlanan Witkoff, Trump’ın Ortadoğu’daki “gölge adamı, özel temsilcisi” diye ünlendi.

Biden döneminde Hamas ve diğer Filistinlilerle uzlaşmaya bir türlü yanaşmayıp Biden ile diplomat ekibini aylarca oyalayan Başbakan Netanyahu, birdenbire pek güvendiği Trump’ın “poker suratlı temsilcisi” Witkoff’un pençesinde buldu kendini.

Witkoff, ABD Başkanı'ndan kesin talimat almıştı. Kendisine “Ne yapıp et, Netanyahu’yu elinden kaçırma ve tuttuğun gibi silkele!” denilmiş olacak ki, 11 Ocak 2025 tarihinde İsrail’e ayak basar basmaz muhatabına sert bir mesaj iletti: “Ya savaşı durdurursun ya da valizlerimizi toplar, hep beraber gideriz!”

Şabat tatilini bahane eden Netanyahu, bu mesajı almamak için sağa sola dönerek kıvrandı ama aynı gün Witkoff ile görüşmeye de mecbur kaldı. İşin gerçeği şöyleydi:

  • Trump, eski dostunu özel temsilcisini belirleyip atamadan önce ve hatta tayin ettiği sırada bile İsrailli yetkililerden çoğu emlak milyarderi Witkoff’un kimliği ve kişiliği hakkında fazla bir şey bilmiyordu. Halbuki Witkoff, Amerika’nın farklı bölgelerindeki Yahudi cemaati ve kuruluşlarıyla yıllar önce sıkı ilişkiler kurmuştu.

Kimi İsrailliler Trump’ın bu siyasi tetikçisinin Netanyahu yönetimi üzerinde etkili olup siyaset değişikliğine yol açabilme kudretini de küçümsüyorlardı. Örneğin eski bir İsrailli sorumlu, diplomatik tecrübesinin sınırlı olmasına dayanarak Witkoff’u “Trump’ın öylesine gönderdiği bir adam” diye nitelemişti.

Oysa Trump’ın özel temsilcisi, “nasıl bir siyasi tetikçi” olduğunu Netanyahu’nun zaman kazanmak için görüşme tarihini ve saatini sürekli değiştirmesinden sonra gösterdi. Ve dedi ki: “Bibi’nin (Netanyahu’nun popüler lakabı) önünde, varılan ateşkes şartlarını kabul etmekten başka bir seçenek yoktur, olamaz!”

Aynı gün Trump, “Biden’ın bir yıldan bu yana yapamadığı şeyi gerçekleştirip ateşkesi sağladık” dedi. Esasen Trump, daha başından gözdağı kabilinden bir demeç vermişti: “Rehineler 20 Ocak’a kadar bırakılmazsa Ortadoğu’ya cehennemi yaşatacağım!”

Bu tehdit sadece Hamas’a yönelik olarak algılandı. Oysa bizzat üstüne alınması gereken kişi Netanyahu idi. Açıklamayı isabetli tarzda değerlendirip gerçek muhatabına ulaştıran ise David Makovsky oldu.

Makovsky, Johns Hopkins Üniversitesi’nin Paul H. Nitze İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu’nun Ortadoğu çalışmaları programında yardımcı profesör olarak görev yapıyor. Ayrıca Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü’nün Ortadoğu Barış Süreci konulu projesinin direktörü.  İlaveten Netanyahu ile birlikte çalışmışlığı da var.

Netanyahu’ya uygulanan baskının kulislere yansıması

Arap siyasetçileriyle diplomatları hem Trump hem de Witkoff’un baskı gücünü takdir eden sözler dillendirdiler. Arap dünyasındaki yorumcular ise ateşkes sağlanmasında “sıra dışı bir tutumla büyük rol” oynayan Trump ile Özel Temsilcisi Witkoff’un gerçekte böyle yapıp yapmadıkları ve bunun bir halkla ilişkiler taktiği olup olmadığı konusunda ikiye bölündüler.

İsrail kamuoyunun eleştirileri ve generallerin baskısı neticesinde Netanyahu’nun bunu yapmaya mecbur kaldığını ileri sürenlerin şöyle bir iddiası var: ABD’deki seçim kampanyaları sırasında Netanyahu, ABD'ye gidip Trump ile görüşmüş, "Eğer kazanırsan, ben de sana Gazze’de ateşkes imzalayarak siyasi bir ikramda bulunurum" demiş.

Kanımca burada en doğrusu orta yolu tercih etmektir. Bana göre bir yandan Trump-Witkoff ikilisi bastırmış, diğer yandan ileride daha büyük kazançlar elde etmek isteyen Netanyahu ateşkesi bir ödül olarak yeni ABD yönetimine bahşetmiştir.

Nitekim 18 Ocak’ta yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ardından Biden yönetiminin üst düzey sorumluları “Trump’ın tehditleri ile Witkoff’un gözdağı işe yaradı” diyerek gerçeğin bir yanını onaylamışlardır.

Biden-Trump işbirliği

Teslim etmek gerekir ki Biden ve Trump’ın heyetleri, ciddi bir ortak çalışma planına göre hareket ettiler. Sözgelimi Biden’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk ile Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, uyumlu ve ahenk içinde çalıştılar. 11 Ocak’ta McGurk, Katar’ın başkenti Doha’daki müzakerelere nezaret ederken Witkoff da önüne gelen İsrailli yetkiliyi sıkıştırmayı sürdürdü.

  • Biden ile Trump arasında ABD’nin jeopolitik çıkarları açısından varılan bu mutabakat, bir ABD’li sorumlu tarafından “tarihimizde eşi benzeri olmayan bir eşgüdüm” olarak nitelendirildi.

Wall Street Journal gazetesine göre Witkoff, İsrail Başbakanı'na yönelik kesin karar alması için mesajında müzakere heyetine tam yetki vermesini istemekle yetinmemiş, “Netanyahu böyle yapmadığı takdirde herkes valizini alıp geldiği yere geri dönsün!” kabilinden bir dayatmada bulunmuş; ilaveten şunları da söylemiş: “Bak! Trump ile iyi geçinmenin başlama noktası ateşkesi kabul etmektir. Bunu yapmazsa Başkan Trump çok kızacaktır!”

O sırada bile İsrailli ve Amerikalı müzakereciler ateşkes anlaşmasının pek kırılgan olduğunu belirtmişlerdi. Witkoff’un şansına aynı saatlerde Hamas örgütünün korku ve endişelerini hafifletecek yan görüşme ve ikna buluşmaları da devreye girmişti.

Ancak gerek müzakereciler gerekse ilgili uzmanlarca, esir takası anlaşmasından sonraki birinci ve ikinci merhalede iki hasım tarafından çatışma ihtimalinin olabileceğine de işaret edilmektedir.

Meçhulden meşhura giden bir emlak yolcusu 

Steven Charles Witkoff; Amerikalı milyarder, gayrimenkul yatırımcısı ve geliştiricisi, avukat ve hayırsever olarak tanıtılır. New York City’deki Bronx’ta Yahudi bir ailede doğmuş (15 Mart 1957), New York’taki Baldwin Harbor ile Long Island’daki Old Westbury’de büyümüştür. Babası, New York City’de kadın paltoları üreten biridir.

1980 yılında Hofstra Üniversitesi’nden lisans derecesi alan Witkoff , 1983 yılında Hofstra Hukuk Fakültesi’nden JD derecesiyle mezun olmuştur. (JD-Juris Doctor avukat olmak için gereken profesyonel derecedir ve belirli bir disiplinde elde edebilecek en yüksek seviyedir.)

Witkoff kariyerine bir emlak avukatı olarak başlamış ve milyarder bir gayrimenkul yatırımcısı olmuştur. Amerikalı emlakçılar arasında “üstat” kabul edilen Bob Knakal, onun için “Kimsenin görüp akıl edemediği şeyleri ve malları güzel gösterme becerisini kazanmış insandır” demektedir. Kasım 2024 tarihli The Wall Street Journal’da hakkında şunlar yazılmıştır:

“Emlak dünyasındaki meslektaşları Witkoff’u her zaman... zeki, kişiliği hoş ve herkesle anlaşabilecek yetenekli bir pazarlıkçı olarak tanımlıyor."

Witkoff Group’un kurucu başkanıdır. Kariyerine gayrimenkul avukatı olarak başladıktan sonra gayrimenkul yatırımı ve geliştirmeye geçmiştir. Önemli satın alımları arasında Daily News Building, Woolworth Building, 33 Maiden Lane ve Manhattan’daki Park Lane Hotel yer almaktadır.

1985’te meslektaşı Dreyer&Traub emlak avukatı Larry Gluck ile ortaklık kurarak Stellar Management’ı kurmuş, birlikte Washington Heights, Manhattan ve Kuzeybatı Bronx’ta ucuz apartman binaları satın almışlardır.

Bir noktada 3.000’den fazla dairesi olan 85 binaya sahiplerdi. Küçük bir bina portföyü biriktirdi ve 1995’te birkaç ucuz ofis binası satın alarak Aşağı Manhattan’a doğru genişledi.

Trump ile emlak ortaklığı ve siyaset arkadaşlığı

Trump-Witkoff dostluğunun başlangıcı 1970’lere kadar uzanır. Trump, Atlantic City’deki gazinoların iflasıyla cebelleşirken Witkoff, Manhattan’da işleri iyi gitmeyen şirket binalarının yenilenmesi ve restoranıyla ilgileniyordu.

Witkoff, 1983’te hukuk fakültesinden mezun olduktan üç yıl sonra, müşterilerinden biri Donald Trump olan New York City gayrimenkul hukuku firması Dreyer&Traub’da çalışmaya başladı. Bir iş anlaşması üzerinde birlikte çalıştıktan sonra New York City’deki bir şarküteride arkadaş oldular.

1986’daki ilk karşılaşmayı Witkoff şöyle anlatıyordu: “Trump o zamanlar üzerinde para taşımıyordu. Ona şarküteriyle İsviçre peyniri ısmarladım. Yedi yıl boyunca ilişkimiz devam etti.” Trump, bu sandviçi hiç unutmadı.

Witkoff daha sonra 1986’ya kadar New York City’deki Rosenman&Colin hukuk firmasında gayrimenkul hukuku icra etti.

Donald Trump’ın 2020’deki ilk başkanlığı sırasında Witkoff, ABD’deki COVID-19 salgınının ekonomik etkisiyle mücadele etmek için oluşturulan Büyük Amerikan Ekonomik Canlanma Endüstri Grupları'nın da bir üyesiydi.

Trump’ın vergi danışmanlarından biri yine bu emlak kralı oldu. Başkan’ın aleyhinde açılan davada bile yanında durdu, hukuki açıdan kendisine yardım etti.

Temmuz 2024’te Witkoff, Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nin dördüncü gecesinde bir konuşma yaptı. 15 Eylül 2024’te Florida, West Palm Beach’teki Trump International Golf Kulübü’nde Trump ile golf oynarken Ryan Wesley Routh’un Trump’ı öldürmeye çalıştığı iddia edildi. Gizli Servis görevlisi, bir araçla kaçan ve daha sonra yakalanan silahlı adama ateş etti.

9 Kasım 2024’te, eski ABD Senatörü Kelly Loeffler ile birlikte Trump’ın yaklaşan ikinci başkanlığı için Başkanlık Yemin Töreni Komitesi’nin eş başkanlığına seçildi.

  • 12 Kasım 2024’te, Başkan seçilen Donald Trump, Witkoff’u Ortadoğu’ya Özel Temsilcisi olarak seçtiğini duyurdu.

Bir hukuk insanı, “Witkoff, yeni sözleşmelere zemin hazırlamak ve müzakerelere katılmak için tercih edilmiştir. Mesela o, elindeki malı veya menkulleri 50 yıl boyunca muhafaza etmez; ilk fırsatta onları satıp yerlerine başka şeyler alır. Oysa Trump, bu hususta tutucudur. Tersini yapar…” diyor.

Eli sopalı müzakereci

Ocak 2025’te İsrail ve Hamas arasındaki ateşkes ve rehine değişimi müzakerelerinde, Witkoff’u müzakerelere katılmaya davet eden Başkan Biden’ın baş müzakerecisi Brett McGurk ve Hamas ile görüşmesi kararlaştırılan Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani ile birlikte Witkoff da önemli bir rol oynadı.

Onun açık sözlü, doğrudan ve saldırgan müzakere tarzı, altı haftalık bir ateşkes anlaşmasının oluşturulmasında etkili oldu. Bu anlaşma kapsamında, 7 Ekim’de İsrail’e düzenlenen Hamas saldırısında alınan 33 İsrailli rehinenin yaklaşık 1.000 Filistinli tutsağa (bazıları cinayet nedeniyle ömür boyu hapis cezası çekiyordu) karşılık takası yapılacak, daha fazla takas ve 15 ay süren savaşı sona erdirme yönünde adımlar atılacaktı.

Witkoff’un yaklaşımı, geleneksel diplomatik yöntemlerden farklıydı; Katar’dan McGurk’un de konuşmacı olarak katıldığı toplantıda Witkoff, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya anlaşmayı sonuçlandırması için baskı yaparak Trump’ın anlaşmanın tamamlanmasını istediğini vurguladı ve yaklaşık bir yıldır müzakere edilen şeyi son haftalarda başardı. New York Times, şunları yazdı: 

“Bu, acımasız siyasi rakipleri temsil eden iki adam arasındaki işbirliğinin canlı bir örneğiydi. Mevcut ve yeni başkanlardan oluşan farklı partilerin ekipleri, Amerikan hayatlarının kaderi ve yıkıcı bir savaşın geleceğinin tehlikede olduğu böylesine yüksek riskli bir anda nadiren birlikte çalıştı.”

Yahudi cemaatiyle sağlam ilişkileri var

Witkoff, yıllardan beri Amerika’daki Yahudi cemaatleri, kurum ve kuruluşlarıyla sıkı ilişkiler kurmasıyla biliniyor. Nitekim son seçimde Trump adına Yahudi çevreleriyle de görüştü. Bu çalışmanın sonuçları 7 Ekim 2023’de Hamas’ın İsrail denetimindeki topraklara yönelik baskınında çok sayıda İsrailliyi rehine alması sırasında görüldü.

The Bulwark gazetesine verdiği demecinde Witkoff, “Yahudi çevrelerinden verilen bağışların 6 ve 7 rakamlı olduğunu” açıkladı. Bu da Yahudilerin Trump’a yönelmelerinin “gözle görülür dönüşüm” ibaresiyle tanımlanmasına yol açtı.

Witkoff’un kendisi de Trump’a 2 milyon dolarlık seçim bağışı yaptı. Ancak benzer miktardaki bağışı Cumhuriyetçi partiden başkan aday adayı olup Trump’a karşı yarışanlara da yapmıştı.

Suç ve cinayet filmleri seven bir tüccar

Özel Temsilci Witkoff’un bilinmeyen yanlarından biri de onun, suç ve cinayet filmlerine düşkünlüğüdür. Kendisi çorabında veya botlarında gizlediği ruhsatlı tabancasıyla dolaşır.

Wall Street Journal gazetesinin haberine bakılırsa Witkoff, New York-Harlem- Bronks ve Washington’da yüzbinlerce dolara satın aldığı binaların yanı sıra suç, cinayet, "sex & crime" tarzında dedektiflik ve mafya filmlerinin de müptelasıdır.

Emlak imparatorunun ailevi durumuyla yazıyı bitirelim:

Üç oğlundan biri olan 22 yaşındaki Andrew, 2011 yılında, Kaliforniya’daki artık kapalı olan Sunset Plaza Drive yaşam tesisinde OxyContin aşırı dozdan ölmüştür. Zach bir kripto şirketi olan World Liberty Financial’ın kurucu ortağıdır. Alexander ise Witkoff Group’un eş CEO’sudur.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Faik Bulut

Araştırmacı gazeteci, yazar

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yumuşak güç sertleşirken: 36. NATO Zirvesi'nde diplomasinin yeni kodları

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Nart Özel

·

11 Tem 2026

Yumuşak güç sertleşirken: 36. NATO Zirvesi'nde diplomasinin yeni kodları
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görüş | Butlan krizi nasıl bir fırsata dönüştürülebilir?

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?

08 Tem 2026

Görüş | Butlan krizi nasıl bir fırsata dönüştürülebilir?