Türkiye 8 Yılda %70 Yenilenebilir Kaynaklı Elektriğe Ulaşabilir

Türkiye, 1980’lerden beridir, hem elektrik hem de ısınma için enerji üretiminde doğalgaz ithalatına bağımlı bir sisteme sahip.
O günden bugüne ısınma konusunda doğalgaz ithalatı artsa da, elektrik üretiminde dışarıya bağımlılığı azaltmak için başta linyit olmak üzere fosil yakıtlar ve hidroelektriğin büyük bir çoğunluğunu oluşturduğu yenilenebilir enerji kaynakları desteklenmekte ve yatırım almakta.
Son on yılda ise maliyetlerinin giderek azalması ile güneş ve rüzgar da yenilenebilir enerji kaynaklarında kendine daha geniş bir alan bulmuş durumda. Öyle ki son 4 yılda yapılan elektrik üretim yatırımlarının yüzde 86'sını yenilenebilir kaynaklar oluşturmuş.
Bu gelişmeler elektrik üretiminde doğalgaza bağımlılığı ciddi derecede azaltsa da, %20’nin üstünde payı ile doğalgaz hala ikinci en büyük elektrik kaynağı.

Buna ek olarak Türkiye’nin elektrik yatırımı konusundaki ilk endişesi arz güvenliği olduğundan, iklim krizi ve sera gazı emisyonu konusundaki sorunlar bu denklemde kendine çok geç yer buldu.
Türkiye’nin elektrik enerjisi konusunda ki dönüm noktası iae 2021’de onaylanan Paris İklim Anlaşması ve bu anlaşma ile beraber 2053 yılı için konulan net sıfır emisyon hedefi ile gerçekleşti diyebiliriz.
Bu dönüm noktası ile enerji arz güvenliğinin sağlanması için yenilenebilir enerji kaynakları merkeze alınarak projeler hazırlanmakta.
Buna rağmen maalesef hala kömürlü termik santrallere ve yine dışarıya bağımlı olduğumuz bir kaynak olan nükleer enerji de bu planları içerisinde bulunmakta.
An itibari ile elektrik üretiminin %40’dan fazlası fosil yakıtlardan gelmekte. Açıkçası bu elektrik üretimindeki fosil yakıtların dünya ortalaması olan %63’ün oldukça altında olsa da, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli düşünülünce bu rakamın daha da düşük olması mümkün.
Türkiye Elektrik Sistemine Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Entegrasyonu
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin hazırladığı “Türkiye Elektrik Sistemine Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Entegrasyonu” raporu, elektrik sistemi dönüşümünde değişken yenilenebilir enerji kaynaklarının hızlandırılması ile Türkiye’nin iletim şebekesi üzerinde ortaya çıkabilecek potansiyel etkileri araştırmakta.

Raporda, elektrik sistemlerinin, ekonominin karbonsuzlaşması ve net sıfır emisyon hedeflerine ulaşılması için bel kemiği rolü oynayacağı belirtiliyor.
Elektrik sistemleri için kullanılan yenilenebilir enerji kaynakları, özellikle gelecek dönemdeki teknolojilerde, direkt olarak elektrikli araçlar ve ısı pompalarında, indirekt olarak ise hidrojen üretimi için kullanılacak.
Eğer net sıfır hedeflerine ulaşılması isteniyor ise, elektrik üretiminin karbondan arındırılması ve yenilenebilir enerji gelişiminin benzeri görülmemiş bir şekilde hızlandırılmasını, ama en önemlisi fosil yakıtların da aynı hızla devreden çıkarılması gerekecek.
Tüm bunlar göz önüne alındığında, SHURA’nın raporu yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklı bir elektrik sistemi dönüşümünün hızlandırılması ile Türkiye’nin iletim şebekesi üzerinde ortaya çıkabilecek potansiyel etkileri değerlendirmekte.
Bu bülten de biz SHURA’nın raporunda bulunan enerji politikalarını kısaca inceleyeceğiz.
Senaryolar

Araştırmalar, şu anki mevcut politikaları göre piyasanın 2030’a kadar büyük ölçüde aynı şekilde işlemeye devam edeceği öngörüyor.Bunun sonucunda kömürün, %15 oranında artarak 23 GW’a ulaşacağı, rüzgâr enerjisinin kurulu gücünün iki katına çıkarak 17 GW’a yükseliceği, güneş enerjisi kurulu gücünün ise neredeyse 3 kat büyüyerek 20 GW’a yükseleceği varsayılmıştır.
Mevcut senaryoda doğal gaz kurulu güç kapasitesinin ise yaklaşık 26 GW’da kısmen sabit kalacağı varsayılmış.
Buna ek olarak mevcut senaryo Türkiye’de ilk kez inşa edilen nükleer santralin, 1.200 MW’lık dört ünitenin tamamının devreye alınacağını öngörmekte ve diğer senaryolarda da bunu kullanmakta.
SHURA raporu alternatif olarak iki senaryo önerse de, burada iklim krizine çözüm açısından en güçlü senaryo olan Kömür Azaltım Senaryosu’nu ele alacağım.
Kömür Azaltım Senaryosu ile Türkiye’de kömüre dayalı elektrik üretim kapasitesinin büyük bir bölümünün devre dışı kalması ve bu azalan arz miktarının yenilenebilir enerji kaynakları tarafından sağlanması halinde, rüzgar ve güneş enerjisi kurulu güç kapasitelerinin en yüksek seviyelere çıkabildiği durum analiz ediliyor.

Bu durumda 20 GW kömür kurulu güç kapasitesinin 5 GW’a düşmesi öngörülüyor. Elektrik üretiminde ortaya çıkan açığin ise yaklaşık 4 kat büyüyerek 33 GW’a ulaşan rüzgar, 6 kat büyüyerek ciddi bir büyüme sağlayan ve 41 GW’a ulaşan güneş, 32 GW hidroelektrik kaynakları ile kapatılması planlanmış.
Bu durumda, yenilenebilir enerji üretim payı, 2030’da %70 oranlarına ulaşacak ve ayrıca enerji verimliliği potansiyellerinin kullanılmasıyla “Mevcut Politikalar Senaryosu”na kıyasla, elektrik tüketimi 40 TWh azaltılabilecek.
Bu da maliyetli fosil yakıt ihtiyacını azaltılırken elektrik sisteminin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayacak.
Bu senaryo aynı zamanda, 1 GW’lık pompaj depolamalı hidroelektrik santral, 600 MW batarya enerji depolama, talep tarafı katılımı, devreye girecek ve çıkacak santrallerin sistem odaklı yaklaşımla konumlandırılması, komşu ülkelerle elektrik iletim bağlantı kapasitelerinin kullanılması, mevcut esnek santrallerin sistemde tutulması gibi sisteme esneklik sağlayacak birçok seçenek ile gelmekte.
Belki de burada en çok merak edilen noktalardan birisi maliyet olsa gerek. Mevcut Politikalar Senaryosu”na kıyasla, “Kömür Azaltım Senaryosu”nda ortalama sistem maliyeti megavat-saat başına yaklaşık 5,5 euro daha fazla avantaj sağlıyor.
Karbon maliyeti, yük al/yük at ve üretim kesinti maliyetleri, piyasa takas fiyatı, ortalama yatırım ve işletme & bakım maliyetleri gibi değişkenler burada ciddi rol oynamakta.
Oldukça detaylı bir şekilde Türkiye’nin elektrik altyapısı ve onun geleceğini ele alan bu rapor bize gösteriyor ki mevcut politikalar ile gerçek anlamda karbonsuz bir elektrik üretimine sahip olmak mümkün değil.

Hem Paris İklim Anlaşması’na hem de net sıfır hedeflerine uyum sağlayacak çözüm ise SHURA’nın kömürden elektrik üretimini giderek azalttığı ama doğalgaz seviyesininin çok da etkilenmediği Kömür Azaltım Senaryosusu içerisinde gerçekleşmekte.
Bu senaryo Uluslararası Enerji Ajansı’nın Net Sıfır Raporu ve Avrupa Birliği’nin Enerji Politikaları ile de benzer bir çizgide ilerlemekte.
Bununla beraber son dönemde özellikle Rusya’nın giderek agresif bir tutum alması ile doğalgaza yönelik projelerde enerji politikalarında çekimser bir tutum alınmış durumda.
Açıkçası kömürün geleceği Rusya’nın bundan sonra atacağı adımlara oldukça bağlı. Eğer Rusya doğalgaz konusunda aynı katı alım koşullarını devam ettirirse, kömür kullanımı konusunda “Hızlandırılmış Yenilenebilir Enerji Senaryosu” daha gerçekçi olacaktır.
Bu senaryoda doğalgaz ve kömür kaynaklarının elektrik üretimindeki toplam payının %30 oranında azalması beklenmekte ama toplam azalma 9 GW’da kalmakta. Bununla beraber yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ise %60 gibi bir seviyeye yükselmekte ama sera gazı salımında ciddi bir azalma olmamakta.
Ekonomisini ve gücünü fosil yakıt kaynaklar üzerine kuran ülkeler ve liderler, yenilenebilir enerji kaynaklarının ucuzlaması ve enerji üretiminin merkezci yapısının bozulması ile ciddi bir kırılma yaşamakta.
Maalesef bu kırılmanın uluslararası politikalar ile nasıl bir şekil alacağı, iklim krizinin çözümünün de ne kadar karmaşık olacağını belirleyecek.

Enerji konusunda yatırım yapan ülkelerin önünde artık tek bir seçim yok. Özellikle Türkiye gibi, “sıcak bir bölgede” bulunan ülkelerin hem enerji güvenliğini sağlarken hem de giderek yaklaşan iklim krizini düşünerek yenilenebilir ve sürdürülebilir teknolojilere yatırım yapması gerekecek.
Maalesef gelecek gemisinin rotasında bolca fırtına gözükmekte, umarım fırtına dağılır, güneşimiz bol olur.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Doğru politikalar ile kömürün payını %85 azaltmak mümkün
09 May 2022

YAZARLAR

Görkem Gömeç
Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton'da Küresel ve Uluslararası İlişkiler lisansından sonra, İsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde Sürdürülebilir Kalkınma üzerine yüksek lisans yaptı. 7 yıllık içerik üretme deneyimini Çevreci Geek ve Yeşil Öneriler ile sürdürüyor.

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR



