Türkiye’de Basın Özgürlüğü Raporu 2023 Yayınlandı

Neticede, “kutuplaşma aslında kendisini tamamlamış olduğu çünkü iki kutup da birbirini andıran bir yapıya büründü, birbirine benzedi.”
Türkiye’de Basın Özgürlüğü Raporu 2023 Yayınlandı

Özgürlük Araştırmaları Derneği 2015’ten beri yıllık Türkiye’de Basın Özgürlüğü raporları yayınlıyor. Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek’in düzenli olarak kaleme aldığı bu raporlarda Türkiye'de basının ve gazetecilerin karşılaştığı sorunlar, engellemeler ve özgürlük konularında derinlemesine bilgi sunarak, medyanın güncel durumuna dair genel bir bakış açısı sağlamaktadır. Geçtiğimiz hafta yayınlanan Türkiye’de Basın Özgürlüğü Raporu 2023 Raporu’nda da basın özgürlüğüne dair önemli konuları ele alarak Türkiye'de medyanın karşılaştığı sorunlara ışık tutuyor. Özpek, raporu "yasal çerçeve," "iktisadi bağımlılık" ve "kutuplaşma ve linç" başlıkları altında üç ana bölüme ayırmıştır.

Raporun ilk bölümünde cezaevindeki gazeteci sayısının geçtiğimiz seneye kıyasla düşmüş olsa da sayının hala yüksek (37) olduğunu ve bunların ekseriyetini Kürt gazetecilerin oluşturduğunu belirtiliyor. Bu gazeteciler arasında Mercan Yanardağ ve Barış Pehlivan gibi kamuoyu tarafından bilinen isimler var. Bu bölümde ayrıca 2023 yılında herhangi bir basın kuruluşunun yasal yollardan kapatılmadığı belirtilmekte, fakat yine de yaşanan mali krizler nedeniyle birçok ulusal ve yerel gazetenin kapandığını veya dijital mecralara kaydığını vurgulanmaktadır. Bu yıl her ne kadar bir basın kuruluşu mahkeme kararıyla kapatılmamış olsa, bizim bültenlerimizde de sıklıkla değindiğimiz, birçok yayın kuruluşuna idari para ve yayın durdurma cezaları verilmiştir.

Kanalları yayın politikasına göre “muhalif” ve “iktidara yakın” olarak kategorilere ayıran Özpek, muhalif yayın politikasına sahip kanalların 53 kez cezalandırılırken iktidara yakın yayın politikası izleyen kanalların yalnızca 5 kez cezalandırıldığı verisini paylaşıyor. Muhalif kanallara kesilen idari para cezası 17 milyon 335 bin TL iken, iktidara yakın kanallara yalnızca 1 milyon 674 bin TL idari para cezası kesildi. Rapor ayrıca RTÜK’ün geleneksel medyanın dışına taşarak Netflix, Disney+ gibi dijital platformları da hedef aldığını ve bu platformlara milyonlarca lira idari para cezası kestiği belirtiyor. Bu bölümde son olarak yasakların web siteleri ve sosyal medya platformlarını da etkisi altına aldığını ve 700 binin üstünde alan adının ve 55 bin tweet’in yasaklandığın ve bu sayıların özellikle Şubat ayındaki depremlerden sonra ivme kazandığını vurguluyor.

Raporun ikinci bölümü iktisadi bağımlılık ilişkisine odaklanıyor. Özpek, kamu kaynakları tarafından desteklenen medya kuruluşlarının esasında hükümetin araç olarak kullandığı bir propaganda makinesi olduğunu ve basın özgürlüğünün teminatının “medyanın ticarileşmesi ve serbest piyasa koşulları içinde sadece müşterilerine karşı sorumlu olması’ gerektiğini belirtmektedir. Ne var ki, Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda kamu kuruluşları ve iktisadi teşekkülleri verdikleri reklamlarda piyasa mantığından bağışık tercihler yapmışlardır. Örneğin, hükümete yakın AHaber ile görece daha bağımsız yayın politikası yürüten Habertürk’ün geçtiğimiz iki yılda üç büyük kamu bankası olan Halkbank, Ziraat Bankası ve Vakıfbank’tan aldıkları reklam saniyelerini karşılaştıran Özpek, iki bankanın Habertürk’e hiçbir reklam vermediğini, iki kanala da reklam veren Halk Bankası’nın ise A Haber’e binlerce kat daha fazla saniye reklam verdiğini ortaya koymaktadır. CHP ile Halk TV arasında ortaya çıkan ticari ilişkiye de yer veren Özpek, muhalif medyanın her ne kadar çoğulculuğa hizmet etse de ticari bir medya kuruluşları olarak bağımsız bir şekilde hareket ettiklerini söylemenin zor olduğunu belirtmektedir.

Raporun üçüncü bölümü 2023 yılında, özellikle seçimlere yaklaşırken artan kutuplaşma ve linçe yer vermektedir. Kutuplaştırma, seçimlere kadar hükümetin sistematik olarak kullandığı, yalan ve montaj olan birçok haber ve görselin medya kuruluşları ve siyasetçiler eliyle yaygınlaştırıldığı bir yöntem ve strateji oldu. İktidar partisinin böylelikle kararsız seçmeni korkutup desteğini kendine çekmeyi amaçlayan bu stratejisinin hedefine ulaştığını gözlemledik. Öte yandan, kutuplaşmanın kutuplar içinde de gerçekleştiğine dikkat çeken Özpek, muhalif medya ve kamuoyu içinde de eleştiri kültürünün yok edildiğini belirtiyor. Neticede, “kutuplaşma aslında kendisini tamamlamış olduğu çünkü iki kutup da birbirini andıran bir yapıya büründü, birbirine benzedi.”

Raporun tamamına linkten ulaşabilirsiniz:

https://oad.org.tr/yayinlar/turkiyede-basin-ozgurlugu-raporu-2023/

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Türkiye’de Basın Özgürlüğü Raporu 2023 Yayınlandı

Can Atalay AYM Kararına Rağmen Tahliye Edilmedi, Türkiye’de Basın Özgürlüğü Raporu 2023 Yayınlandı, Gri Listeden Çıkma Çabaları.

06 Kas 2023

Türkiye’de Basın Özgürlüğü Raporu 2023 Yayınlandı

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen

2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR