Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Vaatler

Nedir bu ILO
ILO uzun ismiyle International Labour Organization, Türkçe olarak Uluslararası Çalışma Örgütü. Birleşmiş Milletler’in kuruluşundan önce Milletler Cemiyeti ile birlikte, cemiyete bağlı kurulmuştur. Milletler Cemiyeti’nin dağılmasının ardından Birleşmiş Milletlere bağlanmıştır. Bu noktada Uluslararası Çalışma Örgütü ülkelerdeki çalışma koşullarını ve bu alana dair standartları geliştirmek ve iyiye götürme amacıyla kurulmuştur. Türkiye’de hem Birleşmiş Milletler’e hem de Milletler Cemiyeti’ne üye olmasıyla beraber bu kurum ile de çok iç içedir.
ILO kuruluşunda bu yana işveren, işçi ve hükümet organlarıyla ortaklaşa yürüttüğü iç dinamiği, iş piyasalarının ortaklaşa çözüm üretmesi ve çözümde söz sahibi olması ilkelerinden ileri gelmekte. ILO’nun koyduğu standartlar, çoğu durumda öneri ya da tavsiye karar niteliği taşısa da iş güvenliğinden sendikal haklara, çalışma hayatının düzenlenmesi, eşit işe eşit ücret, temel işçi hakları gibi bağlamlarda asgari bir düzey belirler. Bu bağlamda araştırmalarını ve raporlamalarını sürdüren kurumun amacı, üye ülkelerdeki iş gücü piyasalarında insan haklarını sağlamak diyebiliriz. Bu asgari düzeye ulaşılması için verilen danışmanlık, politika önerisi gibi hizmetler, daha eşitlikçi bir üretim pratiğini gerçekleştirmek isteyenlere bir kapı açmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler ve gelişmemiş ülkelere odaklanmaktadırlar.
Çalışma Koşulları
Türkiye çalışma koşulları ve standartları açısından her zaman çok tartışmalı bir yer. Çalışanların çalışma koşulları hemen hemen her zaman gündemde. Çalışma koşullarının sadece niteliği değil niceliği de tartışma konusu. Örneğin OECD’ye göre haftada 60 saatten fazla çalışanların oranı Türkiye’de %15.1. Bu oran ile Türkiye, OECD ülkeleri arasında birincidir. Hal böyleyken çalışma standartlarının Türkiye’de tartışmalı olması da doğaldır. Bu noktada ILO ve ILO standartları da bir vaat konusu olmuş, partilerin emek piyasaları ve işçi hakları adına ürettikleri söylemlere bir temel oluşturmuştur.
Burada şunu belirtmek gerekir ki ILO standartlarının bir vaat kaynağı olarak kullanılması da aslında Türkiye’nin Avrupa Birliği tam üyelik macerasının en gündemde olduğu yıllarda yani 1990’lı yıllarda başlamıştır. Bu da aslında sadece ve sadece ILO ilgili bir etki değil Türkiye’nin 90’larda başladığı beraberinde taşıdığı uluslararası kurumlar ile işbirliği ve entegrasyon etkisinin bir sonucudur. Bu etkinin günümüzde azalması beraberinde ILO gibi onlarca kurumun standardize ettiği değer ve politika önerilerinin de seçim vaatleri arasında görülmesinin azalmasını beraberinde getirirken özellikle CHP sonrasında Millet İttifakı ILO standartlarını ciddiye almış ve bu standartlara dair çok bütünlükçü yaklaşıma sahip vaatlerde bulunmuştur.
Neden bir vaat konusu?
Yukarıda Uluslararası Çalışma Örgütü’nün amacını ve kısa tarihini açıklamamızın bir sebebi de ILO standartlarının neden bir vaat konusu olduğunu anlamak için belki de yeterlidir. Geçtiğimiz haftalarda Altılı Masa’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni içerisinde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) standartlarına göre çalışma koşullarının değişeceğine dair birçok vaat bulunmaktadır;
ILO’nun 175 sayılı part-time çalışma sözleşmesini kabul edeceğiz.
ILO’nun 189 sayılı “Ev İşçileri İçin İnsana Yakışır İş” sözleşmesini onaylayacağız.
Asgari ücret tespitine ilişkin 131 sayılı ILO Sözleşmesi onaylayacağız.
İş sağlığı ve güvenliğini ILO standartlarına getireceğiz.
Sendikal alanı düzenleyen mevzuatı ILO ve AB standartlarına uygun hale getireceğiz.
Tüm madenleri, ILO standartlarını göz önünde tutarak, iş güvenliği açısından iyileştirilecek, bu standartlarla yeniden denetleyeceğiz.
Meslek hastalıklarını ILO standartlarına göre yeniden değerlendirecek, meslek hastalıklarına sebep olan nedenlerin kaldırılması için iş hukuku ve tıp alanını kapsayacak çalışmalar yapacak, meslek hastalığı hastanelerinin sayısını arttıracağız.
Çalışma hayatındaki şiddet ve taciz olaylarına karşı başta kadınlar olmak üzere dezavantajlI tüm kesimleri korumak amacıyla ILO 190 sayılı sözleşmesini onaylayacak ve buna uygun alt mevzuat hazırlayacağız.
ILO 193 Sayılı Kooperatiflerin Teşvikine İlişkin Tavsiye Kararı’nı dikkate alarak; kooperatif tipinden bağımsız olarak tüm kooperatiflerde kadınların güçlenmesini sağlayacağız.
Çalışma koşullarına dair neredeyse ILO’nun birçok mevzuatı, tavsiye kararı, önerisi,sözleşmesinin imzalanma vaadi daha önceTürkiye’de bu kadar göz önünde bulundurup vaat olarak verilmemişti. Örneğin, Millet İttifakı’nın en uzun süredir siyaseten aktif partisi Cumhuriyet Halk Partisi bir önceki seçimlerde ILO’ya dair sadece 3 vaatte bulunmuştur. Bu vaatler de Millet İttifakı’nda verilen vaatlere göre daha az detaylıdır.
Özellikle mobbinge, iş güvenliğine, sendikal haklara, asgari ücrete değin ILO'nun ülkeler için standardize ettiği tüm bu etkenlerin Millet İttifakı tarafından araştırılıp vaat olarak verilmesi ILO standartlarının Türkiye'deki durumunu çok iyi bir şekilde açıklar. Partiler tarafından daha önce AB üyeliği gibi farklı amaçlar adına nadiren gündemleşen ILO standartlarını, mevzuatlarını, politika önerilerini ilk kez şimdi bu şekilde detaylı ele alıp vaat olarak karşımızda görüyoruz. Genel olarak ILO standartları ile ilgili vaatlerin nasıl verildiğini anlatmak adına Fazilet Partisinin 1999 yılındaki genel seçimlere dair vaatlerine bakmak gerekirse;
“Çalışma hayatıyla ilgili yasalar ILO Mevzuatına ve uluslararası normlara uygun hale getirilecektir.”
Bu ve benzeri onlarca vaat Türkiye’de siyasi partiler tarafından 1990’lardan bu yana verilmeye başlanmıştır. Bu vaatlerin verilmeye başlanması ile Türkiye’nin Avrupa Birliği ile arasındaki ilişki arasında bir nedensellik olmasa da korelasyon olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin ILO standartlarına dair bulduğumuz ilk vaat 1995 yılında Demokratik Sol Parti’nin vaadidir. Bu vaat;
“Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) standartlarına uygun düzenlemeler yapılacaktır.”
ILO’nun çalışmalarına Birleşmiş Milletler’in kuruluşundan bile daha önce olduğunu göz önüne alınca 1990’lar öncesi bu konuda hiçbir vaat verilmemesi biraz da Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik için müktesebatların açılmaya başladığı bir dönemde ILO standartları da belirli açılardan zorunluluk haline gelmeye başlaması da önemli bir etkendir. Bu etkenleri daha iyi anlamak için 1999 yılında Anavatan Partisinin vaatine bakmak gerekirse;
“Anavatan iktidarında, ILO normlarının Türkiye'de işlerlik kazanması sağlanacak, çalışma yaşamındaki standartların yükseltilmesi için AB normları esas alınacaktır. Amacımız ekonomiyi geliştirerek, asgari değil, yeterli ve doyurucu ücretten söz edebileceğimiz bir düzeye ulaşmaktır.”
Anavatan Partisi’nin bu vaadi ILO standartlarının ve normlarının Türkiye’de uygulanmasını işaret ederken bunun AB normlarıyla beraber gündeme alınması aslında ILO’nun AB üyeliği için önem kazandığından ötürüdür. Aslında bu korelasyon biraz da Avrupa’nın koyduğu bir şartken, özellikle ILO standartlarından ve ILO’dan çok Avrupa Birliği ile ilişkilerin bir sonucudur. Örneğin Siyasal İslam geleneğinden gelen Fazilet Partisine kadar Avrupa Birliğine karşı olduklarını özellikle belirtmişlerdir. Örneğin Refah Partisi’nin 1995 yılındaki Avrupa Birliği eleştirileri;
“Bunun için de Türkiye'nin yeri Papa XII. Pio'nun tavsiyesiyle Roma Antlaşmasına dayanılarak bir Hristiyan birliği olarak kurulan "Avrupa Birliği" değil, "Dünya Müslüman Ülkeler Birliği" olacaktır.“
Bu vaat ile Avrupa Birliği’ne karşı olduklarını söylerlerken ve Refah Partisi ILO'nun ismi dahi geçmezken Fazilet Partisi hem ILO’yu destekler hem de Avrupa Birliği’ne tam üyeliği hedeflemiştir;
Öte yandan, Türkiye'nin çıkarları açısından, Avrupa Birliğine üyelik sürecinin tamamlanmasını hedefliyoruz.
Yıllarca Avrupa Birliği’ne en sert şekilde karşı çıkan gelenek Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yakınlaştığı ve Türkiye’de kamuoyunun Avrupa Birliği’ne üyelik istemesi o parti geleneğinin bile vaatlerini 180 derece değiştirmiştir. Bu da aslında partilerin ILO’ya dair vaatlerde bulunulmasını da açıklamaktadır. Siyasi olarak Avrupa Birliği’nin bu kadar gündem olması beraberinde Türkiye’nin Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kurumlarla entegrasyonu noktasında partilerin birbirleriyle yarıştığı bir ortam yaratmıştır. ILO ne Birleşmiş Milletler kadar ne de Dünya Sağlık Örgütü kadar popüler bir kurum değildir. UNESCO’nun bile daha bilinir olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak konu partilerin birbiriyle yarıştığı bir ortamda tüm partiler kredisi yüksek tüm uluslararası kurumların ismi hiç şüphesiz oldukça anılır.
2000’li yıllarda ILO standartlarına bakmak gerekirse özellikle CHP 1995’ten 2018’e kadar ILO standartlarını beraber bir hedef olarak görmekte. AK Parti ise 2002 yılında bu standartlardan hiç bahsetmezken 2007 yılında ILO’ya dair şu vaatte bulunmuştur:.
“Çalışana ve emeğe saygıyı esas alan AK Parti iktidarı, çalışma hayatına ilişkin yasalarda AB ve ILO normlarına uygun olarak önemli düzenlemeler yapmıştır.”
Burada bahsi geçen düzenlemelerin ne olduğu ve ne ölçüde yapıldığı belirsizken 2011 yılında ILO’dan hiç bahsedilmemiş 2015 yılında entegrasyon tamamladıkları iddiasıyla bunları bir başarı olarak belirtmiştir. 2015 yılında söylenen vaatlerin neredeyse hemen hemen aynısı tekrar edilerek 2018 yılında da söylenmiştir.
ILO 90’lar ile popüler olmasıyla beraber 2002 yılında CHP sonrasında AKP ile her seçim beyannamesi ve bildirgesi ile yerini alırken Millet İttifakı’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ne kadar genellikle “ILO standartlarına uygun hale getireceğiz” vaati 1995’ten bu yıla kadar gelmiş ve çok da gelişme kaydedilemeyen siyasi partilerin özellikle de iktidar partilerin seçim öncesinde adını zikrettiği vaat olarak kalmıştır. Bu açılardan Millet İttifakı’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni ILO’ya en entegre vaatlerin verildiği metin olmakla beraber Türkiye’nin ilk kez karşılaştığı vaatler değil uzun zamandır aşina olduğu vaatlerdir. Seçimi Millet İttifakı'nın kazanması durumunda bizler Vaat İnceleme Platformu olarak takipçisi olacağız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Vaat olarak Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) standartları ve Türkiye'deki Siyasi Partilerin bu alandaki vaatlerini inceledik
24 Mar 2023

YAZARLAR

Vaat
Vaat, isminden kendisine gelen sorumlulukla vaatleri derleyen ve inceleyen bir yayın. Her cuma saat 17.00'de.
İLGİLİ OKUMALAR


