'Underground Karagöz’de politik ve cinsel mizah

Mısır'dan Osmanlı'ya; imparatorluktan cumhuriyete; alevden elektriğe gölge oyununun değişimi...
'Underground Karagöz’de politik ve cinsel mizah

Gölge oyununun kökeni net olarak bilinmese de Anadolu’ya gelişi, Yavuz Sultan Selim’in 1517 yılındaki Mısır seferine dayandırılıyor. Dönerken çok hoşuna giden bu sanatı, oğlu (Kanuni Sultan Süleyman) da görsün diye oyuncuları ile birlikte İstanbul’a getiriyor. Böylelikle Karagöz ve Hacivat’ın bu topraklardaki hikayesi başlamış oluyor. 

Karagöz geleneği ve müziği üzerine araştırmalar yapan Yavuz Cingöz’ün anlatımına göre, bu sanat öncelikle bir saray eğlencesi. Sonraları, özellikle Ramazan’da İstanbul halkı ile buluşan bir sanata dönüşüyor. 1600-1800’lerde Ramazan’da Osmanlı’daki en aktif sanat. Bunun nedeni, “Ramazan eğlencesi” gibi bir geleneğin tüm İslam dünyasında sadece Osmanlı’da yaşanıyor olması. O dönemin Ramazan’ı, sadece belli saatler arasında bir şeyler yememek değil, eğlence gibi başka anlamlarda da yapılan bir perhiz. Ancak top patladıktan sonra işler değişiyor. Renkli, ışıl ışıl bir eğlence dünyası başlıyor. Bir çeşit karnaval gibi yaşanıyor. 

Bu dönem içerisinde gölge oyunu saraydan çıkıp kahvehanelere giriyor; yer yer politik ve cinsel mizaha doğru kaymaya başlıyor. Bu durumu ‘underground Karagöz’ olarak ifade eden Yavuz Cingöz, tezinde yabancı seyyahların hikayelerini şu şekilde aktarıyor: “18. yüzyılda Büyükada’daki bir kahvehanede Karagöz izleyen Fransız gezgin Oliver, Avrupalı en utanmaz kadınların bile izleyemeyeceği kadar ahlaksız oyunlara çok rağbet edildiğini, kahvehaneye giremeyen kadınların da sokaktan izlediklerini anlatmaktadır. Yine aynı yüzyılda François Sévin, Galata kahvehanelerinin birinde izlediği Karagöz oyununu ‘Lettres Sur Constantinople’ isimli kitabında anlatmıştır: 

"Üç perdeden oluşan oyununda, perdeye fallusu açık bir şekilde çıkan Karagöz, bir kadınla evlenip gerdeğe girmiş, sonra çocuk yapıp o çocukla da ensest bir ilişki yaşamıştır. Üçüncü perdede derviş olup tarikata giren Karagöz’ü -ve diğer dervişleri- ortaya çıkan bir ejderha yuttuktan sonra bu kadar kötülüğü hazmedemediği için de kusmuştur.”

20. yüzyılın başlarına gelindiğinde baskı ve sansüre rağmen kahvehanelerde gizli bir şekilde oynanan bu oyunlar, belli riskleri de barındırıyordu. Oyunların daracık bir alanda, alev alev yağ mumunun ışığında oynanması birçok kez yangın çıkmasına sebep oldu. Bu büyük eğlencenin hayati ve maddi bir riski olması, ampul ışığına geçişi hızlandırdı. 1927 yılında Direklerarası civarındaki kahvehanelerde elektrik kullanılmaya başlanmıştı. Bu tarihlerden sonra eğlencelerin yapıldığı yerler daha aydınlık olmaya başladı. 

Mehmet Selahattin’in 1929 tarihli yazısında “Alev alev yağ mumu yanarken boyu uzayıp kısalan insanüstü mahluklar gibi karşımıza çıkardı. Bugün aynı perdenin önünde gülmek isteyen dudakların ne hazin bir bükülüşü var!” diyerek ortaya koyduğu eleştirinin haklılık payı var. Ancak dudaklardaki hazin bükülüşün sebebi, teknolojik gelişmeler değil, politik değişimler olabilir.  

Ziya Gökalp, 1923 yılında yayımladığı “Türkçülüğün Esasları” kitabında Karagöz ve Hacivat’ın kavgalarını Türk ile Osmanlı’nın, kendi ifadesiyle “o zamanki harsımızla medeniyetimizin” mücadelesi olarak görmekteydi. Artık Hacivat Türkiye Cumhuriyeti’ni, Karagöz ise Osmanlı’yı temsil ediyordu. Bu fikirler geleneksel Karagöz Hacivat oyunlarının değişmesine, devlet propagandası aracı olarak kullanılmasına yol açtı. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Kanlı Nigâr’ın intikamı: “Akıllarını, paralarını aldım erkeklerin…” #5

Kanlı Nigâr ve Karagöz'ün bize benzeyen hikayeleri...

16 Kas 2021

Kanlı Nigar temsili

YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR