Varoluşçuluğa Giriş

Camus, Frankl ve Sartre'dan Kırıntılar
Varoluşçuluğa Giriş

Varoluşun anlamı üzerine düşünen pek çok filozof her şeyi başlatan bu basit kaygının yaşamı anlamlandırarak kendi-bilincini kazanmanın en önemli adımı olduğunu söyler. Kendini âdeta "dünyaya fırlatılmış" olarak bulan insanın bu absürt durumda yapabileceği iki şey vardır: Ya karamsar bir tavırla yaşamı çekilmesi gereken bir dert gibi görürsün ya da yaşamı talep etmediğin bir oyunun bileti gibi görerek oynamaya mahkum edildiğin bu oyunu kendin için anlamlı hale getirirsin. Bu Nietzsche'nin aktif ve pasif nihilizm ayrımını anımsatır; tanrının ölümünden sonra boşunalığın hâkimiyet sürdüğü küskün varoluşa karşı bir sanatçı gibi anlam ve değer yaratıcısı olmak... Sonlu zamana sahip olduğumuz düşünüldüğünde bence ikincisi çok daha makul bir yol. 2500 yıl önce Stoacıların da söylediği gibi, "Gücümüz dahilinde olana odaklanmalı!

Benzer bir şekilde, varoluşçu terapinin kurucularından sayılan Victor Frankl"İnsanın Anlam Arayışı" adlı kitabında İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampındaki mahkûmların deneyimlerini aktararak bireylerin elinden her şeyleri alınsa bile takınacakları tutumu seçme özgürlüğünün ellerinden alınamayacağını söyler. Varlığımız ya da hangi şartlarda varolacağımız üzerinde tam bir kontrolümüz olmasa da mevcut durumda nasıl davranacağımızı kendimiz belirleyebiliriz.

Bu durum Antik Yunan mitolojisinde yer alan Sisifos’un hikayesini anımsatır. Tanrıların buyruklarına karşı geldiği için lanetlenen Sisifos, bir kayayı dağın tepesine kadar yuvarlayarak çıkarmakla cezalandırılmıştır. Binbir güçlükle kayayı dağın tam zirvesine çıkardığında kaya yeniden aşağı düşer. Sisifos bu sonsuz döngüye hapsolmuştur.

Günümüzde bu mit, insanın mahkum edildiği sonlu yaşamındaki bitmek bilmeyen işlerini anlatan bir metafor haline gelmiştir. Varoluşçu düşünür Albert Camus'a göre Sisifos, bu durumu çile gibi görmek yerine benimseyerek cezayı işlevsiz kılar. Çünkü her ne kadar tanrılar cezayı belirlemiş olsa da Sisifos'un bu duruma karşı nasıl bir tavır takınacağını belirleyemezler. Bu yüzden Camus'a göre Sisifos'u mutlu düşünmek gerekir. 

Bu durumu varoluşçu felsefenin diğer bir öncüsü Jean Paul Sartre, şu sözüyle özetler:  “İnsan, seçimleridir.”  Bu açıdan yaşamımız boyunca hali hazırda var olan özümüzü keşfetmeyiz aslında, nitekim eylemlerimizin ötesinde kalan sabit bir kendilik-özü yoktur. Aksine, seçimlerimizle kendi kendimizi anbean yaratmaktayız. Dünyadaki diğer varlıklardan farklı olarak insan önce var olup, sonra kendi özünü yaratan tek varlıktır. Bu noktada Sartre, Varlık ve Hiçlik adlı kanonik yapıtında;

  • Kendinde Varlık (Nesne Varlığı)
  • Kendisi için Varlık (Bilinçli İnsan Varlığı) ayrımını yapar

Sartre'a göre bir taşın dünyadaki varlık biçimi ile insanınki arasında en temelde özgürlüğe bağlı bir farklılık vardır. Yönelimsel ve bilinçli bir varlık olan insan, kendisini seçimler yaparak açığa çıkarır, bu açıdan kendisini seçer. Bu yüzden varoluşçu felsefeye göre yaşamın anlamı, bulduğumuz mutlak bir yanıt değil; bizim eylemlerimizle yarattığımız bir şeydir.

Yani, varoluş özden önce gelir!

Bu noktada başlangıçta sorduğum o zehirli soru yerini daha önemli ve bir o kadar zor başka soruya bırakır: Elindeki bu hayatla sen ne yapmayı seçiyorsun?

Benim neyi seçtiğimi merak ediyorsan sevgili şüpheci, bunu sana çok sevdiğim Ölü Ozanlar Derneği adlı filmde de anılan Henry David Thoreau'nun birkaç satırıyla anlatmak isterim:

"Ormana gittim; çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum. Yaşam dolu olmayan her şeyi bozguna uğratmak ve ölüm geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu farketmemek için.”

Yaşamı özümseyerek kendin için anlam yaratman ve başkalarına da ilham vermen dileklerimle, haftaya başka bir sorgulamada görüşürüz.

-Dilara


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

DilozofDilozof

BÜLTEN SAYISI

Tüm bunların anlamı ne?

Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu!

31 Mar 2021

Tüm bunların anlamı ne?

YAZARLAR

Dilozof

Düşünürlerle düşünüyorum...

İLGİLİ OKUMALAR