Yangın Yerinde Şiirle Şifa

"Ülkemizin ve dünyanın dört bir yanı sağlık krizi, ekonomik kriz, mülteci krizi ve iklim kriziyle, hem bireysel hem de kolektif boyutta travmalarla çevrelenmişken; gözlerimizi açıp harekete geçme zamanının çoktan geldiği aşikar."
Yangın Yerinde Şiirle Şifa

Yazı: Dila Toplusoy

Travma, bağımlılık, stres ve çocukluk gelişimi gibi alanlarda onlarca yıllık tecrübeye ve uluslararası bilinirliğe sahip bir uzman olan Dr. Gabor Maté, Travmanın Bilgeliği (The Wisdom of Trauma) belgeselinde travmayı şöyle tanımlıyor: “Travma temel olarak benlikle bağlantı kopuşu demektir. Neden kendimizle bağlantımız kopar? Çünkü kendimiz olmak acı verir.” Ve ekliyor: “Dünyayla bağımızın kopması, kendimizden de bağımızın kopması anlamına gelir. Bu ikisi birliktedir. Ve dünyanın bizden ayrı bir şeymiş gibi sömürülmesinin ataerkil tahakkümle çok ilgisi var. Doğa anadan bahsediyoruz. Anneye yaptığımız şeye bakın. Bu neredeyse bir anne nefreti. Toplumsal ve kolektif travmanın bir işareti olan körlüğe ve pasifliğe işaret ediyor.”

Ülkemizin ve dünyanın dört bir yanı sağlık krizi, ekonomik kriz, mülteci krizi ve iklim kriziyle, hem bireysel hem de kolektif boyutta travmalarla çevrelenmişken; gözlerimizi açıp harekete geçme zamanının çoktan geldiği aşikar… Bu yazının tohumlarının atıldığı günlerde BM’nin iklim krizi raporu “insanlık için kırmızı alarm” verirken; ülkemizde ve birçok ülkede arka arkaya yaşanan orman yangınları ve derinden sarsıcı kayıplar benim için hem Dr. Maté’nin vurguladığı aciliyetin, hem de bu aciliyet karşısında nelerin elimizden tutabileceğinin çok güçlü bir hatırlatıcısı niteliğindeydi. Bu süreçte; sosyal medyada yardım-dayanışma çağrılarının, bilimsel içeriklerin, ruh sağlığı ve mindfulness-şefkat temelli müdahaleler alanlarında uzman ve eğitmenlerin değerli hatırlatmalarının, gönüllü oluşumların duyurularının yanı sıra; giderek artan bir sıklıkla karşılaştığım ve bu yönüyle dikkatimi çeken bir paylaşım kategorisi daha vardı: şiir. 

Yangın yerinin* tam ortasında, şiir. Aslında tam da olması gerektiği yerde, kırık kalplerimize ve korku dolu zihinlerimize bir nebze de olsa merhem, su, şifa olan. Kelimeler yoluyla kelimeler ötesi o yere, derine dokunan. Yüzünü daima, kendiliğinden güneşe dönen günebakanlar gibi; küllerin arasında yüzümüzü döndüğümüz, yükümüzü yalnız taşımamız gerekmediğini ışığında -bir anlığına da olsa- hatırladığımız şiir… 

Metaforik & Psikolojik

Fazla romantik ve metaforik geliyor belki kulağa - ancak travmada şiirin etkisi üzerine okudukça, bu cümleleri kurarken işaret etmek istediğim temel ve insani gerçekliğin psikolojik/nörobilimsel araştırma ve görüşlerle de desteklendiğini gördüm:

Psychology Today’de okuduğum “Şiir ve Pandemi: Travmayla Nasıl Baş Edilir” (Poetry and the Pandemic: How to Deal With Trauma) başlıklı yazıya göre; araştırmalar gösteriyor ki travmanın somut ve deneyim temelli işlemlenmesi, intruzif (istenmeyen ve zorlayıcı) anıları önlemede çok iyi bir strateji — ve şiir tam da bu somut işlemlemeye olanak veren şekilde, soyut ve kompleks hisleri somut metaforlar yaratarak tanımlıyor. Yazıda bunun travmaya yanıt olarak etkili bir iyileşme stratejisi olabileceği vurgulanıyor. Şiirin bununla sınırlı kalmayıp, okuyucuların mevcut travmatik deneyimleri daha az yargılayarak ve onlardan kaçmayarak yaşamalarına yardımcı olabileceğinden de bahsediliyor… The Conversation’da yayınlanan bir makalede ise şiirin medyadaki temsillerine odaklanılarak; şiire dair insancıl ve sezgisel bir anlayışın, bilişsel nörobilimin bulgularıyla nasıl örtüştüğü ele alınıyor. Günümüzde pek çok bilim insanının bedeni ve duyguyu hem bilişin hem konuşmanın temeli kabul etmesinden hareketle, bilişsel nörobilim perspektifinden kelimelerin anlamını bedenimizde nasıl hissettiğimiz irdeleniyor. Özellikle de yalnızlık, yas ve travmayı bedenimizde güçlü bir biçimde hissettiğimizden, bu hisleri ifade etme mücadelesinden ve tam da bu noktada devreye giren şiirin desteğinden bahsediliyor. Sözün özü, ”his yoluyla anlam aktarmak için bebeklikten itibaren konuşmayı keşfetmemize yardım etmiş olan kafiye ve ritimleri kullanan, dilin işitsel niteliklerine dikkat çeken” şiir, duygularımıza ”tercüman” oluyor.

Yukarıdakilere benzer, ilgilenenlerle seve seve paylaşabileceğim pek çok değerli makale ve araştırma mevcut; ancak özellikle de söz konusu şiir olduğunda, günün sonunda yine romantik ve metaforik ifadelerden yanayım :) O nedenle diyorum ki bu yazıyı, kısa bir şiirimin çevirisiyle** tamamlayayım:

Her Şeyin Senfonisi

Bugün, duydum

Şarkısını iki kuşun

Bir serçe, ve bir kızılgerdan

Şarkı, olmakla ilgiliydi

Burada, ve duymakla

Kediyi, uyanan

Çiçeği, hayata açan

Bugün, duydum

O hafif damlalarını düşen yağmurun

Baharın rüzgarıyla oynayan yapraklara

Davet ettiler tüm diğer varlıkları

Katılmaya ve oynamaya ve söylemeye şarkılarını

Bu senfonide

Nefes alan ve canlı

Her şeyin senfonisinde


*Bu Yangın Yerinde – Ataol Behramoğlu

**Pandeminin ilk aylarında yazdığım bu şiirin orijinali “Symphony of Everything”, ilk olarak Coronaverses Collective ‘de yayınlandı ve seslendirildi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Barınmalı Bülten

İklim, Öğrenci, Kadın, Barınma

21 Eki 2021

alison zai

YAZARLAR

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR