

Ayrıcalıklı kripto para alım satım hizmeti: WOO Network WOOTR Dünyadaki en yüksek hacimli kripto para borsaları arasında ilk 10’da yer alan WOO Network , ayrıcalıklı kripto para alım satım hizmetiyle Türkiye’de . Neden WOO Network Türkiye? Türkiye kripto para ekosisteminin en çok ihtiyaç duyduğu ürünler için kolları sıvayan WOOTR , kripto para piyasasındaki profesyonel trader’lara ve yatırımcılara kullanıcı dostu bir alım/satım hizmeti sağlamak için alanında uzman ve güçlü bir ekiple bulunduğu ülkelerin düzenlemelerine uygun şekilde faaliyet gösteriyor. Dahası: WOOTR , şirket sunucularını Türkiye’deki düzenlemelere uygun şekilde Türkiye’de kurarak müşterilerinin kişisel verilerini koruma sorumluluklarını yerine getiriyor. Böylelikle WOOTR , müşterilerinin işlemlerini daha hızlı ve güvenli gerçekleştirilmesini sağlıyor. Siz de sıfır komisyon , derin likidite ve kişiselleştirilebilir arayüzlerle ayrıcalıklı bir kripto para işlem deneyimi yaşamak için WOOTR 'yi ziyaret edebilirsiniz. Çok yakında: Şu an beta sürümünde hizmet veren WOOTR, 2022 sonuna kadar risk yönetimi için yeni emir tipleri ve yeni ürün listemeleriyle güncel versiyonda hizmet vermeye başlayacak.
Daha fazlasını öğren →
İzliyor, gözlemliyor, öğreniyor, uyguluyor. Öğrenme süreçlerinin her aşamasında bizi taklit ediyor. Peki merak ediyorum, yağmur öncesi gökyüzünü kaplayan gri bulutlar yapay zekânın içini sıkıyor mu? Ya da bir akşam üzeri mutfaktan geçerken ansızın tüyleri ürperiyor mu? Öyle olmaz kardeşim, insan olmaya bu kadar hevesliysen yeri geldiğinde o depresyona da gireceksin.
Bir gün yenilmez diktatörler olarak karşımıza dikilmelerinden korktuğumuz robotların iç dünyasını hiç ama hiç önemsemiyoruz. Belki malum bilim kurgu senaryoları asla gerçekleşmeyecek ama illa bir gün insani duyguları taklit edebilen robotların çağı gelecek. Asıl soru, o gün geldiğinde robotlar ve insanlar bir Xanax’ın iki yarısı olabilecek mi?

Nörobilim ve yapay zekâ sempozyumunda sıradan bir gün
İnsan beyni büyüleyici bir yapı ve bugün yapay zekâ üzerine yürütülen çalışmaların büyük bir kısmı, bu büyüleyici yapının dinamiklerinin modellenmesine dayanıyor. Araba kullanmak, yazı yazmak, eşya taşımak; aklımıza gelebilecek fiziksel ve düşünsel işlerin bir çoğu nitelikli eğitim tedrisatından geçen sinir ağları sayesinde gerçekleştirilebiliyor.
Bir gün robotların kendilerini geliştirmeyi öğrenip bağımsızlıklarını ilan etmesinden çok korkuyoruz fakat belki de bundan önce onları hayatımızda nasıl konumlandırdığımıza odaklanmamız gerekiyor. Biz robotları ve yapay zekâyı bir gelecek tasvirinde aynı dünyayı paylaştığımız yeni bir tür olarak mı görüyoruz? Yoksa tüm bu yıkıcı teknoloji harikaları bizim için işimizi kolaylaştıran ve bir nevi “angaryalarımıza” koşan makinelerden mi ibaret? Tükenme noktalarının olmaması ve insani duyguları deneyimleyememeleri bir gün bunu yapamayacakları anlamına gelmez. Birazdan bahsedeceklerimizden sonra, bir sabah uyandığında ve robot süpürgenin koridorun başında öylece durduğunu gördüğünde halini hatrını sormak isteyeceksin.
Yapay zekâ ve depresyon, 2018 yılında New York’ta düzenlenen Beyin ve Makinelerde Kanonik Hesaplamalar (Canonical Computation in Brains And Machines) adlı bir sempozyumun konu başlıklarından biriydi. Gittikçe iç içe geçen nörobilim ve yapay zekâ ilişkisinin dinamiklerine eğilen araştırmacılar birbirimize ne kadar benzediğimiz ve ne kadar benzeyebileceğimiz üzerine tezlerini savundular. Sempozyumun bir katılımcısı olan sinirbilimci Zachary Mainen’ın ise yıkıcı bir iddiası vardı: İnsan gibi düşünen yapay zekâ günü geldiğinde depresyona girebilirdi.
Gereğinden fazla düşünen robotlar
Tanınmış bir sinirbilimci olan Zachary Mainen, halüsinasyonlar ve depresyon yaşayan hastaları gözlemlediği ve pekiştirmeli öğrenme gibi yapay zekâ algoritmaları kullanarak tedavi yöntemleri geliştirdiği hesaplamalı psikiyatri alanında çalışıyor. Yapay zekânın insan gibi depresyona girebileceğini belirten Mainen, bu düşüncesini yaptığı çalışmalardaki okun tersine dönebileceğine ve yapay zekâ bilgisayarlarının hastaların yaşadığı aynı sorunlara maruz kalabileceğine dayandırıyor.
Serotonin seviyemiz düştüğünde mutsuz, huzursuz ve keyifsiz hissederiz. Hatta açığı kapatmak için muz, çikolata gibi serotonin hormonu seviyemizi yükseltecek yiyecekleri tüketmeye daha eğilimli oluruz. Çoğu insan serotoninin direkt olarak mutlulukla ilgili olduğunu sansa da, aslında serotonin nöronları şaşkınlık yaratan durumlarda mesajlar gönderiyor. Beyin değişime hızla adapte olamadığında ise depresyon süreci başlamış oluyor.

Mainen’ın da içinde bulunduğu bir grup bilim insanı yapay zekâya serotonin hormonu benzeri bir sistem dahil etmenin sağduyu ve insan gibi düşünme yeteneklerini sağlayabileceğini savunuyor. Araştırmalara göre olası bir robotik hormon sistemi, makinelere belirli düzeyde bir duygusal bilinç kazandırabilir ve makineler yeni durumlara hızla adapte olmayı öğrenebilir. Ancak belirli kalıplara alışma ve akabinde depresyon gibi süreçler de bu hızlı adaptasyon sürecinin promosyonu olacaktır.
Bir Xanax’ın iki yarısı: Robotlar ve İnsanlar
"Hesaplamalı psikiyatri, pekiştirmeli öğrenme gibi yapay zekâ algoritmalarını inceleyerek depresif veya halüsinasyon gören bir hastayı öğrenebileceğimizi varsayıyor. Oku tersine çevirdiğimizde, bir yapay zekâ neden hastalarda ters giden şeye maruz kalmasın?" - Zachary Mainen
Makinelerde depresyon mümkün olsa da tam olarak insanlarda yaşanan duygusal yıkım süreci gibi olması öngörülmüyor. Şöyle açıklayabiliriz, araştırmacılara göre makinelerin beyninde de serotonin benzeri bir bileşen var olabilir. Ve bu serotonin benzeri bileşen muhtemelen makinelerde depresyondan sorumlu olacaktır. Ancak henüz duygusal bilinç kazanmayan makinelerin insanlar gibi depresyona girmesini bekleyemeyiz. Makinelerde yaşanan depresyon sürecinin en büyük belirtisi insan depresyonuna benzer şekilde belirli görevlerin yerine getirilememesine dayanıyor.

Yukarıda serotoninin şaşırtmalı durumlar ile ilgisi olduğundan bahsetmiştik. Hormon, insan beynine iyi veya kötü nitelikli bir mesajdan çok bir sürpriz unsuru iletiyor. Daha önce deneyimlemediği bir şey. Örneğin bir kaza sonrası uzuv kaybı yaşamak gibi. Fiziksel bir bozulma duygusu vücudun daha önce deneyimlemediği bir durum olduğu için insan bünyesinde şaşkınlık yaratıyor. Eğer kişi kendisine bakış açısını değiştirerek yeni hayat tarzını benimseyemezse depresyona giriyor. Araştırmacılar makinelerin üstesinden gelemeyecekleri bir durum ya da görevle karşılaştığında aynı davranışı sergileyeceklerini savunuyor.
Depresif yapay zekâ fikri gerçekten biraz garip. Ancak donanım arızası olan bir robotu ele alalım, belki de bilgiyi kavramanın yeni bir yolunu öğrenmesi gerekiyor. Eğer robotun öğrenme hızı yeterince yüksek değilse, algoritmalarını değiştirme esnekliğinden yoksun olabilir. Yeni hedefler benimsemesi gerekebilir ve eğer sürece uyum sağlayamazsa denemeyi bırakıp pes edebilir. Aynısı zorluklarla karşılaştığımızda bizim de başımıza gelmiyor mu?
Sonuçta depresyona yatkınlık, sürekli değişen çevre koşullarına uyum sağlama yeteneğinin bir faturası. Bir robot için depresyon hiçbir şekilde acı çekmeyi içermeyebilir ancak öğrenmeyle ilgili bir sorun yaşamak muhtemelen yapay zekânın en büyük kabusudur.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
🤖 Hep birler, sıfırlar, birler, sıfırlar… İçim sıkılıyor.
11 Eyl 2022

YAZARLAR

Nur Kardelen Ay
Teknoloji haberciliği, SKA takipçisi, yavaş gazetecilik. Peynir ekmek gibi yazıyorum.
İLGİLİ OKUMALAR


