“Yaz ortasının kızgın sıcaklarında” bunalmamak için “Summer Palace’ın serin gölgeliklerinde” buluşalım

Yaz aylarının sıcak havasından Karadeniz’in serinliğine kaçmak isteyenlerin adresi Tarabya’ydı. Yabancı elçiliklerin de burada bulunmasının etkisiyle Tarabya’da pek çok otel yapılmıştı. Bu otellerin en meşhurlarından biri olan Summer Palace Oteli, 1893 yılında Belçikalı Wagon-lits isimli şirket tarafından Tarabya Koyu’nun güney ucunda yapılmıştı. Bu şirkete bağlı “Compagnie Internationale des Grand Hotels” isimli şirketin İstanbul’da yaptırdığı ilk otel Summer Palace’dı. Orient Express de bu şirkete bağlıydı. Zaten otelin açılması da Orient Express seferlerinin başlamasına denk gelir. Şirketin ikinci oteli ise hepimizin yakından bildiği Pera Palace Oteli olur. Summer Palace Oteli’ni 1895’te açılan Pera Palace’ın yazlık versiyonu olarak düşünebiliriz.
Otel, Alman yazlık sefaretenin yanına, önceden Mavroyenis ailesine ait olan yerde ahşap bir bina olarak inşa edilmişti. II. Abdülhamid devrinde sahip olduğu şaşaalı ziyafet salonları, İstanbul’un ilk plajlarından biri olan plajı ve tenis kortları ile şehrin eğlence hayatında önemli bir yere sahipti. Yaz gelip beynelmilel tenis turnuvaları başladığında otelin kortları sabah 7’den itibaren dolardı. “Burada içki içilir, poker oynanır, sonbahar başlangıcında yağmurun damla damla camlara üşüşmesi seyredilir, aşk bezginliğiyle derin hüzünler duyulurdu.”
Summer Palace Oteli’nin denizden görünüşü, Kaynak: Salt Research
Mayıs-Ekim arası açık olan otel 20. yüzyılın başlarında 110 odaya sahipti ve o dönem elektrikle aydınlatılan nadir yerler arasındaydı. I. Dünya Savaşı başladığında Summer Palace’ın ihtişamlı günleri de sona erdi. Çünkü savaş nedeniyle demiryolu şirketleri ekonomik olarak zorlanmaya başlamıştı. Bunun bir sonucu olarak Belçikalı şirket İstanbul’daki otellerini satılığa çıkardı. Summer Palace Oteli Tarabya ve Beyoğlu’ndaki Tokatlıyan otellerinin sahibi Mıgırdıç Tokatlıyan tarafından satın alındı.
1918-1920 arasında bir yangın geçirse de tamir edilerek hizmet vermeye devam etti. 1930’lu yıllar boyunca ise otel kapalı kaldı. 1937’de Türkiye’de misafir olan bir İngiliz filosu şerefine otelde veda suaresi düzenlendi. Bu suare o dönemki benzerleri arasında en parlak olanıydı. Otel İngilizlerce çok beğenilmişti. Dönemin valisi Muhittin Üstündağ da oteli beğenenler arasındaydı. Hatta o kadar beğenmişti ki -aynı zamanda Tokatlıyan’ın da sahibi olan- otel sahibine ya burayı yeniden açıp işletmesini ya da belediyeye satmasını önerdi. Ancak otel sahibi tamir için 300 bin liraya ihtiyaç olduğunu, iki sene sonra oteli açmayı tasarladığını, eğer açamazsa o zaman belediyeye satabileceğini söyledi. Konuyu ele alan Cumhuriyet gazetesindeki bir yazıda otelin tekrar faaliyete geçmesi için otel sahibi, belediye ve Şirket-i Hayriye’nin bir araya gelerek bir şirket kurmasını ve otelin adının Sümer olarak değiştirilmesi öneriliyordu. Nitekim Cumhuriyet döneminin Türkçeleştirme furyasından otel de nasibini aldı ve adı Sümer Palas olarak değişti. 1940’lardan sonra devre dışı kaldı. 1950’ye gelindiğinde ise yıktırılarak yerine aynı isimle bir site yapıldı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Göktuğ İpek
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR




