Yeni bir yıl, eski bir biz: Aşırı gerçekçi bir yeni yıl kararı alma rehberi

Yeni yılda kararlar almak, Babillilerden bu yana süren bir alışkanlık. Öte yandan Babillilerden beri öğrenemediğimiz bir şey varsa o da yeni yıl kararlarını hayata geçiremediğimiz. Ocak ayının dinlenme ayı olmasından çok büyük, hayatımıza uymayan, bizi neşelendirmeyen, başkası alıyor diye aldığımız kararlara bunun türlü nedenlerini araştırmacılar anlatıyor. Peki daha gerçekçi, daha şefkatli yeni yıl kararları neye benzerdi?
Yeni bir yıl, eski bir biz: Aşırı gerçekçi bir yeni yıl kararı alma rehberi

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Bu yazıyı yazmaya başladığım 9 Ocak günü, “Quitters Day” yani yeni yıl kararlarını bırakma günü olarak biliniyor. Quitter, İngilizcede havlu atan, vazgeçen anlamında kullanılan bir sözcük. İlk olarak 1878’de at yarışlarında yarışı bırakan atlar için kullanılsa da, zamanla gelişen kişisel gelişim furyasıyla, büyük “Challenge”lardan kaçan, kendine verdiği sözleri tutamayanlar için kullanılmaya başlıyor.  

Yeni yılda kararlar almak, Babillilerden bu yana süren bir alışkanlık. Tom Standage'ın Acayip Merak Ettim! - The Economist Açıklıyor: Dünyamızı Altüst Eden Gerçekler (çev. Cansu Varol İzmirli) kitabına göre Babillilerin yeni yılı tarımın başladığı ilkbahar ekinoksu zamanında kutlanıyormuş. Akitu adıyla bilinen, yaşamın yeniden başlamasının kutlandığı 12 günlük festival sırasında tanrıların gözüne girmeye uğraşan insanlar borçlarını ödeme ve ödünç aldıkları eşyaları geri verme sözü verirlermiş. Eski Mısırlılar da yeni yıllarının başladığı temmuz ayında Nil’in tanrısı Hapi’ye kurbanlar verip iyi bir talih, zengin hasatlar, zaferler dilerlermiş. 

Romalılar bu alışkanlığı devam ettirirken tarih ise yine değişmiş. Yeni yılı 1 Ocak’a sabitleyen Romalılar, o zamanlar Roma’da yeni yıl kutlamalarında başlangıçların ve sonların tanrısı Janus’a taptığından, dilekler ona dileniyor. İngilizcede ocak ayı anlamındaki January kelimesi de buradan geliyor. 

Sonrasında bu yeni yılda tanrılara sözler verme işleri, sömürge dönemi Amerika’sında Püritenler tarafından eğlence yerine tefekkürü benimseyip, geçen ve gelecek yılları düşünmeyi seçmeleriyle, yerini yeni yıl kararlarına bırakıyor. İlk “günahlarla savaşma”, “içkiden uzak durmaya yemin etme” kararları bu zamanlarda başlıyor.

Resolution kelimesinin kökü Latincedeki "resolvere"den geliyor. "Çözmek, serbest bırakmak, gevşetmek” demek. Yüzyıllar içinde bir meseleyi çözme, bir amaçla hareket etme, kararlılık anlamları ekleniyor. Bireyin kendisini daha iyi bir insan yapma niyetiyle verdiği "Yeni Yıl Kararı" (New Year's Resolution) ifadesi ise en azından 1780'lerden beri kullanılıyor. 

Öte yandan insanlar yeni yıl kararlarını hayata geçirmiyorlar. Hatta genel olarak bir baskı unsuru olduğunu rahatlıkla kendimizi Gramsci’ye yaslayarak kanıtlayabiliriz. 1 Ocak 1916’da yazdığı makalesinde şöyle diyor:

“Her sabah, durgun, kasvetli gökyüzünün altında yeniden uyandığımda, bugün yeni yılın ilk günüymüş gibi hissederim. Tam da bu yüzden, üzerimize sabit vade günleri gibi düşen, hayatı ve insan ruhunu, düzenli bir nihai bilançosu, ödenmemiş kalemleri, yeni yönetim için bütçesi planlanması gereken ticari bir işletmeye çeviren yeni yıllardan nefret ediyorum. Hayatın ve ruhun sürekliliği duygusunu kaybetmemize neden oluyorlar. Bir yıldan ötekine geçerken gerçekten bir kopuş varmış gibi düşünmeye başlıyorsunuz; yeni bir tarihin başladığına inanıyorsunuz; kararlar alıyorsunuz, kararsızlığınıza hayıflanıyorsunuz…” 

Yeni yılda yeni biri olmak için karar vermek hepimizin yaptığı ancak çoğunlukla sınıfta kalınan bir gelenek. Sadece şimdi değil, mesela 30 Aralık 1937’de Fort Myers News-Press'te yayımlanan bir makalede psikologlar, yeni yıl kararlarının sonuç vermediğini söylüyormuş. Başka birçok araştırma da insanların yılın başında verdiği kararları birkaç hafta içinde bıraktığını gösteriyor. 

  • Scranton Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre insanların yüzde 23’ü ilk hafta içinde, yüzde 45’i ise ilk ayın sonunda kararlarını terk ediyor. 

Loughborough Üniversitesi’nin 2025’te İngiltere’de yaptığı çalışmaya göre yeni yıl kararı alanların yüzde 90'ı ocak ayı bitmeden hedeflerini terk ediyor. Dünyada en çok kullanılan koşu uygulaması Strava’nın 800 milyondan fazla kullanıcı verisiyle yaptığı analize göre, Ocak ayının ikinci cuma günü, kararların en çok terk edildiği gün.

Neden yeni yılda kendimize verdiğimiz sözleri tutamıyoruz?

Yeni bir yıl başlarken, yepyeni bir insan olmaya karar vermek gördüğünüz gibi, çok köklü bir alışkanlık. Bu tür dönüm noktaları, insanı çok büyük kararlar vermeye itiyor. Zaten sorun tam da burada başlıyor. Çünkü insan, doğası gereği rahatını bozmayı pek sevmiyor. Çok büyük konuşuyoruz ve kendimize fazla umut bağlıyoruz. 

Yeni yıl kararlarının büyük çoğunluğu, bizim işimize yarasın diye değil, herkes bu tip kararlar alıyor diye aldığımız kararlardan oluşuyor. Hem gerçekçi olmuyorlar hem de hayatımızın gerçekleriyle çelişiyorlar. En önemlisi, çoğu yeni yıl kararının bir amacı olmuyor. Bu yıl 100 kitap okuyacağım hedefi mesela, neden ki?

Nörobilim araştırmaları, gelecekteki kendimizi düşündüğümüzde beynimizin yabancı birini düşünüyormuş gibi tepki verdiğini gösteriyor. Yarınki kendimizi bir "yabancı" olarak gördüğümüz için, tüm ağır işleri onun üzerine yıkmakta sakınca görmüyoruz. Üstüne bir de zamana ve kendi gerçeğimize karşı körüz. İnsanların yüzde 80’i üç saatlik bir işi bir saatte bitireceğine inanmaya müsait. İşin gerçek zamanı üç saat olmasına rağmen, samimiyetle bir saatte biteceğine inanıyorsunuz. 

  • Siz kötümser ya da iyimser olun fark etmez. İradeniz iyimser ve bu yıl Almanca öğreneceğinize körü körüne inanıyor. 

Öte yandan, beynimiz tabiri caizse, bir konfor düşkünü, bir hayatta kalma makinesi. Eldeki kuşu her zaman daldaki kuşa tercih eden bir ödül avcısı. O kocaman, muhtemelen sonucunu aylar sonra alacağımız kararın vereceği hazdansa, yakın olanı tercih ediyor. Düzenli olarak koşmanın sağlayacağı faydalardansa, uyumak daha yakın. 

En önemlisi de, utanç çalışmıyor. İnsan, suçluluk duygusu ensesinde beklerken ilerleyemiyor. Aksine, küçük şeyleri başardığında, bir işi tamamladığında, yani ilerlemesini görebildiğinde, buna sevindiğinde değişiyor.

Yanlış mevsimde karar alıyoruz 

Yeni yılda yani Ocak ayında yeni yıl kararları almanın biyolojik olarak da yanlış olduğunu A Year to Slow Down kitabının yazarı Rachel Bearn anlatıyor. “Yeni Yıl Kararlarına İhtiyacımız Yok. Dinlenmeye İhtiyacımız Var” başlıklı yazısında “Kişisel gelişimde yanlış bir şey yok. Ama Ocak, onu önceliklendirmek için yılın en kötü zamanı” diyor ve ekliyor: 

“Ocak, radikal dinlenme zamanıdır. İnsanlar kış uykusuna yatamasa da güneş ışığının azalması, vücudumuzun daha fazla melatonin üretmesine yol açıyor; bu da kendimizi daha yorgun hissetmemize neden oluyor. Kış, doğayı takip etme zamanıdır: Kendi kış uykumuza yatmak, bedenimizi dinlemek ve gelecek yıl için yavaşça, sessizce hazırlanmak. Yavaşlamak iyi gelir ve uzun vadede üretkenliğinizi artırabilir. Kış bize dünyanın yıl boyu çiçek açmadığını hatırlatır; iyi yaşanmış bir hayatın tek ölçütünün üretkenlik olmadığını da.”

Hedef koyanlar için hayatı kolaylaştıracak bir rehber

Yeni yıl kararları genellikle büyük sözler, büyük tövbelerden oluştuğu için pek de sürdürülebilir olmuyor. Bir yandan da açıkçası şu var müthiş bir yetersizlik hissi ile kuşatılmış bir durumdayız. 

  • Bir sabah uyanıyorsunuz, birisi çoktan sporuna gitmiş, ötekisi çoktan 10.000 adımını atmış, diğeri saçlarını yapmış, diğeri cilt bakımını. Herkes girişimci, herkes bir şeylere başlıyor, herkes haftada üç sergi gezip beş film izliyor. 

Peki büyük kararlar verenleri, küçük kararlar verenleri, hiç karar vermeyenleri kucaklayan bir rehber olsa nasıl olurdu?

1. Büyük konuşmak yerine gerçekçi olmayı seçmek 

Karar verirken gerçekten buna yetebilecek kadar kaynağınız var mı diye kendinize karşı dürüst olmak gerekiyor. Yani siz haftada beş gün spora gideceğim diye karar veriyorsanız ve haftada beş gün mesaiye kalmanız gereken bir işiniz varsa bu kararı vermenin hiçbir anlamı yok ve aslında kendinize zarar veriyorsunuz. 

2. Kararları küçük tutmak ya da parçalamak 

John Perry, Erteleme Sanatı kitabında ertelemekten kurtulmak için yataktan kalkmayı yapılacaklar listesinde bir maddeye dönüştürmeyi önerir. Her gün 100 mekik çekeceğim yerine her gün kahveyi koyduktan sonra beş mekik çekeceğim daha mantıklı. Kararları birer deney gibi görmek de uzmanlar tarafından tavsiye edilen çözümlerden. Üç gün mekik çekmeyi deneyeyim, bakalım iyi gelecek mi, gibi. Tabii gerçekten mekik çekmek istiyorsanız… 

Verdiğiniz kararın gerçekten size ait olması önemli. Başkasının yeni yıl kararı sizin değildir. 2026’da edinebileceğiniz yararlı alışkanlıklar ya da yeni yıl kararları önerileri arasında bir hobi edinmek maddesini gördüğümde bir tür dehşete kapıldığımı itiraf etmeliyim. Hobilerin arasında dikiş dikmek, örgü örmek olması, başka bir yazının konusu, burada harcamayalım lakin kararlarımızı moda diye vermek de pek işe yaramıyor. 

Koşmak ya da sabah erken kalkmak size göre değildir belki. Başkasına yarayan ilaç bize yaramadığı gibi, başkasının kararları çok havalı görünebilir, ama bizim hayatımız için boş bir stres kaynağı olabilir. Birinin listesinde en az bir kez yurt dışına çıkmak vardır ama paramız yoksa niye listemize alalım bu kararı, canımız sıkılsın diye mi? 

3. Verimlilik tuzağına düşmemek 

Hayat bir yarış değil. Sürekli kendimizi güncelleyemeyiz. Yeni yıl yaklaşırken sosyal medyada en sık gördüğüm içerikler, “hard reset” başlıklı olanlardı. Gerçekten bu kendini değiştirmeye, yeni bir insan olmaya yönelik toplumsal tutku yorucu. Birer makine değiliz ve reset düğmemiz de yok. Aniden sabah insanı olamayız. Girişimciler de pazar geceleri dizi izleyebilirler. Amaç bir gecede dönüşmek değil; bir davranışı tekrar etmeye başlamak.

4. Dürüst olmak

Kendinize karşı dürüst olun. Burada şefkatli bir dürüstlükten söz etmiyorum. Gerçekten haftada üç gün sabah kalkıp yoga yapamayacaksanız haftada bir günle başlayın. Unutmayın, beyninizde sürekli "Bu ne işe yaradı şimdi, ne faydası var" diye söylenen biri varmış gibi olacak. Neden o kararı aldığınızı ve size ne yararı olduğunu içselleştirin.

4. Anlamlı veya değerli kararlar almak 

Daha doğrusu, aldığınız kararların sonunda sizi mutlu etmesi ya da neşelendirmesi de önemli. Eğer bir şeyleri değiştireceksek değmeli. İnsan için değişmenin ne kadar zor olduğundan bahsettik. Madem biyolojimize karşı çıkacağız, o zaman bize iyi gelsin. Eğer yılda 100 kitap okumaktan zevk almayacaksanız okumayın. Ekmekle gönülden bağınız varsa gluteni bırakmayın. 

5. Makul olmak 

Kendimize hedefler koymak kötü bir şey değil. İhtiyacımız olan ödül hissini karşılıyor, bize hayatta bir yön sunuyor. Ancak hedefler başarısızlık ya da ceza değil, ilerlemenin köşe taşları olmalı. Arada bir yenilmek de dünyanın sonu değil. 

Uzmanlar, bir seferde bir veya iki anlamlı hedefe sadık kalınmasını öneriyor. Geçen yıllardan birinde “Dışardan yemek siparişini bırakıyorum” kararı vermiş ve uzunca bir süre de uygulamıştım. Lakin günün birinde soğan halkası yapmaya çalışırken mutfaktaki un, yağ, soğan, hamurlara eşlik eden devasa dağınıklığı gördüğümde, arada bir sipariş verebileceğimi idrak ettim. Yani karar verdiğiniz kurallardan arada bir şaşmak, korkunç bir son değil.

Aşırı gerçekçi yeni yıl kararları

Bütün bunlara uygun yeni yıl kararları neler olabilir, gözünde canlandırmak isteyenler için birkaç örnek de verelim.

  • Yeni yıl kararı vermeyeceğim.  
  • Haftada en az bir gün yatağımı toplayacağım.
  • En az bir kez dalından meyve koparacağım.
  • Saçlarımı düğüm olmayacak kadar tarayacağım.
  • Yatmadan yüzüme krem sürmeyi unutmamaya çalışacağım.
  • Aklıma biri geldiğinde arayıp hatırını soracağım.
  • Her gün bir kitabı elime alacağım. 
  • En az bir kez gün batımını sessizce izleyeceğim. 
  • Sosyal medyadan görüp ekran görüntüsü aldığım bir yemek tarifini yapacağım. 

“Her sabah benim için bir yeni yıl olsun istiyorum. Her gün kendimle hesaplaşmak istiyorum; her gün kendimi yenilemek istiyorum” diyor Gramsci makalesinde. Bir değişim kararı vereceksek bu her gün olabilir

  • Ben insana ve insanın içindeki eksilse de asla yok olmayan umuda inanlardandanım. “Neyi hallettik ki bunu halledelim” derken bile “Aslında halleder miyiz?" diye düşündüğüne mesela... Ne zaman kendimi çok kötü hissetsem hiçbir şeyin bir tek benim başıma gelmediğini, en az bir insanın daha aynı dertle baş ettiğini düşünürüm. 

Madem hiçbir şeyde yalnız değiliz, yeni yılda da birbirimizi anlayalım. Biz bu aya Ocak diyoruz. Ocak, ateşin yandığı, yemeğin piştiği, ısındığımız, başında toplandığımız yerdir, evdir. Karar vereceksek tam da böyle ev gibi hissettirsin. Hayatınızda değiştirmeye karar verdiğiniz bir şeyler varsa kendinize şefkatli olmaktan başlamalı. Dünya yeterince zor bir yer. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Sinem Dönmez

Gazeteci ve metin yazarı. 1984’te İstanbul’da doğdu. Yazı yazmaya Cumhuriyet Hafta Sonu ve Pazar eklerinde başladı. Marie Claire Türkiye, Radikal Hayat, Cumhuriyet Sokak, Hürriyet Kitap Sanat gibi mecralarda yazdı. Okumayı, düşünmeyi, kedileri ve büyük sofraların etrafında oturmayı seviyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR