Yeni yıla yeni kriz: Otomotivde Türkiye’yi bekleyen risk ne?

Almanya merkezli otomotiv markalarının iflası başta olmak üzere Avrupa'dan gelen daralma haberleri ve kâr uyarıları, Türkiye'nin krizine dönüşmek üzere.
Yeni yıla yeni kriz: Otomotivde Türkiye’yi bekleyen risk ne?

Yakından biliyoruz ki dünyadaki herhangi bir gelişme, Türkiye’yi de mutlaka etkiler. Savaş, doğal afet, göç, deprem, yangın ya da ekonomik kriz… Hiç fark etmez. Şimdi de Almanya merkezli otomotiv markalarının iflası, bizim krizimiz olmak üzere. 

Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, kısa bir süre önce yaklaşan krizle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Küresel otomotiv sektörü, başta Almanya merkezli otomotiv firmalarının iflası olmak üzere Avrupa’dan gelen daralma haberleri ve kâr uyarılarıyla da gündem değiştirdi. İhracatının önemli bir bölümünü Avrupa’ya yapan Türkiye için daha da büyük önem kazanan bu gelişmeler, OSD gündeminin de ilk sıralarında yer aldı. 

Sektörde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Cengiz Eroldu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bu gelişmeleri, küresel otomotiv sektöründeki köklü dönüşümün gerektirdiği yatırım ihtiyacı, makroekonomik gelişmeler ve değişen rekabetçilik ile birlikte çetinleşen küresel ticaretin bir sonucu olarak yorumlayabiliriz. Pazarın enflasyon etkisi ile öngörülenin gerisinde kalması, Çin’in hem iç pazarında hem de ihraç pazarlarında artırdığı rekabet gücü, Avrupa’da elektrikli araçlara yönelik talebin öngörülerin gerisinde seyretmesi, yüksek teknolojiye yatırım ihtiyacı, düşük elektrikli araç marjı, kârlılıktaki gerileme ve tedarik zincirindeki artan kırılganlık tüm Avrupalı üreticileri zorluyor.” 

Almanya’daki otomobil üreticilerinin elektrikli araç pazarında Çin merkezli firmalarla rekabet etmekte zorlandığını vurgulayan Eroldu, sözlerine şu şekilde devam etti: 

“Çin’deki markalar, devlet teşvikleri ve düşük üretim maliyetleri sayesinde elektrikli araç pazarında hızla ilerlerken Almanya merkezli üreticiler, yeni teknolojilere adapte olma konusunda daha fazla kaynak ve zaman harcamak zorunda kalıyor. Bu durum, beklenen satış performansına ulaşmalarını da zorlaştırıyor ve sektördeki rekabet avantajlarını etkiliyor. Çin pazarında özellikle elektrikli araç segmentinde hızla yükselen markalar, Avrupalı ve özellikle Alman üreticilerin pazar payını düşürüyor. 

Almanya Otomotiv Endüstrisi Birliği verilerine göre 2019’da Çin pazarındaki payı %26,2 olan Alman otomobil üreticileri, 2024’ün ilk yarısında pazar payında %20,3’e geriledi. Aynı dönemde Çin merkezli markaların pazar payı %30’dan %66’ya yükseldi. Çin’de tüketici talebindeki bu kayma, Almanya merkezli üreticiler için kâr beklentilerinin gözden geçirilmesine yol açarak finansal baskıyı artırıyor. 

Diğer yandan yükselen enerji ve hammadde maliyetleri, üretim süreçlerini zorlaştırıyor ve Alman üreticilerin rekabetçi fiyatlar sunmalarını engelliyor. Tüm bu gelişmeler ışığında Avrupalı otomotiv üreticileri, küresel rekabet gücünü koruma konusunda ciddi bir sınavdan geçiyor diyebiliriz.”

Rekabeti güçlendirici politikalar geliştirilmeli

Almanya’daki otomotiv sektöründe yaşanan daralmanın küresel otomobil piyasasında derin etkiler yarattığını ifade eden Eroldu, açıklamasında şu ifadelere de yer verdi: 

“Bu durum, 2025 yılı beklentilerini ciddi şekilde şekillendiriyor. Avrupa’nın en önemli ihracat pazarımız olduğu düşünüldüğünde Avrupa’daki potansiyel pazar daralması sebebiyle oluşabilecek araç fazlasının Türkiye pazarına kaydırılma olasılığını ciddi bir risk olarak görüyoruz. Avrupa pazarlarındaki daralma ve atıl üretim kapasitesi, Türkiye’deki otomotiv sanayisinin ihracatında düşüşe neden olarak üretimimizi olumsuz etkileyebilir. İhraç pazarlarında yaşanan bu dalgalanmaların etkisini azaltmak için iç pazarda yerli araçların payını artırmamız gerekiyor. Türkiye’nin üretim ayağında aşınan rekabetçiliğini güçlendirmek için politika geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Elimizdeki mevcut tesisleri korumak, bu süreçte daha da hayati hale geldi.”

Eroldu ayrıca, Çin’deki üreticilerin devlet teşvikleri, üretimde düşük maliyet avantajları ve güçlü şarj altyapıları sayesinde elektrikli araç piyasasında hızla büyüdüğüne işaret etti. Bu markaların, Alman üreticilerin geleneksel üstünlüğüne meydan okumaya başladığını vurgulayan Eroldu, açıklamasına şöyle devam etti: 

“Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin de belirttiği gibi Avrupa Birliği’nin (AB) sıkı emisyon hedefleri, elektrikli araç altyapısının yetersizliği ve yeşil enerji kaynaklarına erişim sorunları, Avrupa merkezli üreticilerin elektrikli araç piyasasına uyum sağlamasını zorlaştırıyor. Almanya’daki üreticiler, elektrikli araçlara yatırım yapmak için büyük bütçeler ayırmalarına rağmen bu geçiş sürecinde yüksek maliyetler, batarya temini ve altyapı yetersizlikleri gibi birçok engelle karşı karşıya kalıyor. Tam uyum sağlayamayan şirketlerin kapanmaya mahkum olacağı kesin olmamakla birlikte rekabette geri kalma ve pazar paylarını kaybetme riskleri oldukça yüksek. 

Elektrikli araçlara, batarya teknolojilerine ve sürdürülebilir üretim süreçlerine hızlı bir geçiş yapamayan şirketler, hem Avrupa pazarındaki sıkı emisyon düzenlemelerinden doğan maliyet artışlarıyla hem de hızla gelişen elektrikli araç pazarında daha çevik rakiplerle mücadele etmek zorunda kalacak. Bu durum yalnızca Avrupalı şirketler için değil, Avrupa’ya ihracat yapan tüm üreticiler için geçerli… 

Bu süreçte başarılı olmak, yalnızca elektrikli veya alternatif yakıtlı araç üretmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda yenilikçi teknoloji geliştirmek, verimli üretim yapmak ve tüketici beklentilerine uygun ürün sunmak da büyük önem taşıyor. Dolayısıyla otomotiv şirketlerinin gelecekteki başarısı, elektrikliye tam uyum sağlama kapasiteleri, yeni teknolojilere hızla uyum sağlama yetenekleri ve stratejik yatırımlarla sürdürülebilir bir rekabet avantajı oluşturabilme becerilerine bağlı olacak.”

Alınan tedbirler çok önemli 

Ülkelerin yerli üretimlerini korumaları ve dış ticarette denge sağlayabilmeleri adına tedbirler almalarının normal olduğunu belirten Eroldu, ABD ve AB yanında Türkiye’nin de son dönemde Çin’e karşı bazı tedbirleri devreye aldığını ve AB’nin Çin’deki otomobil şirketlerine getirdiği ek vergilerin, Avrupa otomotiv pazarındaki rekabeti etkileyerek hem üreticiler hem de tüketiciler üzerinde etki yaratacağını dile getirdi. 

Bu vergiler sayesinde Çin merkezli üreticilerin devlet desteğiyle elde ettikleri düşük maliyetli üretim avantajının dengeleneceğine dikkat çeken Eroldu, sözlerini şu şekilde noktaladı: 

“Yeni uygulamaya konulan bu ek vergilerin tam etkisini değerlendirmek için daha fazla zamana ve veriye ihtiyaç var. Ancak öngörüler, vergilerin Çinli üreticilerin fiyat avantajını azaltarak satışlarını düşürebileceğine ve Çin menşeli elektrikli araçların Avrupa pazarındaki fiyatlarının yükselmesine yol açabileceğine işaret ediyor. Bu vergi düzenlemeleri, Çin ile AB arasındaki ticari ilişkilerde de gerginliğe neden oldu. Çin hükümeti, bu kararın ardından Dünya Ticaret Örgütü’ne şikayette bulunarak misilleme önlemleri alabileceğini açıkladı. İki taraf arasında ticari bir çekişmenin başlaması, uzun vadede ticaret dengelerine yansıyabilir. 

Ülkemizde de benzer şekilde Çin menşeli araçlara ek bir vergi uygulaması devreye alındı ve otomotiv sektöründe bozulan dış ticaret dengesinde pozitif bir etki yaratılması hedeflendi. Devreye alınan tedbirleri sanayimizi korumak adına kısa vade için çok önemli görüyoruz. Ancak bu tedbirlerin, uzun vadede daha önemli etkileri olacak ve Çin merkezli üreticilerin AB içinde ve ülkemizde üretim yapma kararlarını hızlandıracaktır.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Pareto MobilitePareto Mobilite

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🛞 Avrupa krizi, ehliyet ertelemesi

Eski tip ehliyetler için yenileme süresi uzatıldı. General Motors, ABD’de yaklaşık 1000 çalışanını işten çıkardı. Ford Otosan, bedelsiz sermaye artırımı kararı aldı. BYD, Türkiye’de satışa sunulacak modellerin fiyatlarını açıkladı.

20 Kas 2024

🛞 Avrupa krizi, ehliyet ertelemesi

YAZARLAR

Ahmet Çelik

Otomobil Gazetesi, OtoDergi

Pareto Mobilite

Otomotiv sektöründen haberler ve raporlar, yeni model incelemeleri, pazar payı analizleri, sektörel öngörüler, en önemli basın açıklamaları.

İLGİLİ OKUMALAR