Yeniden başlayabilmek için: Umudu inşa etmek

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Bu yılı nasıl bitirdiniz?
Boş kalan ve artık dolmayacak bir koltuğa bakarak mı? Hayatınızdan ne kadar sıkıldığınızı, hiçbir şeyin değişmediğini, bu rutini yıkıp dağıtamayacağınızı düşünerek mi? Bu yılın görece şanslı geçtiğini düşünerek, şükrederek mi? Mutlu, huzurlu, talihli olduğunuzu içinizden geçirerek mi?
Bir yılı nasıl bitirirseniz bitirin, yeni bir yılın başlaması, herkesin kalbinde gizli bir ferahlık yaratır. Yeniden başlayabilecek olmayı, sil baştan davranabilecek olmayı geçirirsiniz içinizde, gizli bir yerden. Öyle olmayacağını, hayatın böyle akmayacağını bilmenize rağmen, karanlık, yıkıcı ve yorucu bir Aralık’tan, ferah feza bir Ocak’a geçmek fikri iyi gelir.
Kar yağmış ve örtmüş gibidir bütün yaraların üzerini. Eriyeceğini düşünmez, üzeri kapanan yaralara merhem olan karın yağmasına şükredersiniz. Kar yağmasa bile yağmış olduğunu düşleyerek.
Türkiye için bir yılın nasıl başladığını ne zaman düşünsem 2009 yılı geliyor aklıma. Ülkenin yorgun, yılgın geçirdiği bir yılı geride bırakıp, yeniden başlayabileceği, temiz bir sayfa açabileceği yeni bir yıla girerken karşılaştığı 1 Ocak felaketi.
- Yedi gencin Ankara’da yılbaşı gecesi doğalgazdan zehirlenerek hayatlarını kaybettikleri haberi…
Türkiye için ocak ayı bir kabustur. Yeni yılın eskisinden beter olacağını gösteren bir kabus. Belki bu nedenledir bunca “yılbaşı kutlanır mı” tantanası… İçeride bir yerde felaketlerden korkmaktır yılbaşı… Metin Göktepe’nin, Uğur Mumcu’nun, Hrant Dink’in öldürüldüğü, terör saldırılarıyla, cinayetlerle, felaketlerle geçen bir aydır Ocak, Türkiye için… Ardından gelen Şubat, Abdi İpekçi cinayetidir.
Yeniden başlayabilmek için yüzleşebilmek gerekir. Belki de budur Türkiye’nin yeniden başlayabilmesine engel olan. Durmadan sırtında yükler taşıyarak yeniden başlıyor gibi yapmasındandır. Yüzleşemediği, hakikatin peşinde koşamadığı, hesaplaşamadığı, kendi içinde o bedeli ödemediği için durmadan yükün üzerine yük ekleniyordur.
Ama bir fırsat var. Ya da hep fırsat var. Kimsenin dürüstlüğün, hakikatin ve yüzleşmenin önünde, artık iş işten geçti diyemeyeceği, böyle bir hakkının olmadığını, olamayacağını biliyoruz.
Eğriyi doğruya denk getirebilir Türkiye.
Kolay mı? Değil elbette. Kolaylık ya da zorluğundan çok böyle bir niyet olmadığını görüyoruz. En kötüsü bu.
Suriye'de kritik eşik
Suriye’de Esad iktidarı devrildi, Türkiye’nin de karşı olduğu sistem bütünüyle değişti. Suriye, üç-dört yıllık bir süreçte yeni bir ülkeye evrilecek şimdi. Kurucu anayasa süreci, nüfus sayımı, parlamentonun oluşumu… Böyle mi olacak yoksa görüntüde mi kalacak tüm bu kavramlar göreceğiz.
Milyonlarca Suriyeliyi ağırlayan Türkiye için kritik bir eşikteyiz aslında. Hem göçmen politikası hem Suriye odaklı imar politikaları tartışmaları var, hem de bölgede hâkim güç olma istekleri…
Türkiye’nin seçeceği yol sadece Suriye açısından değil, Türkiye açısından da önemli. Türkiye’nin nereye, nasıl yöneleneceğini göstermesi açısından.
'Terörsüz Türkiye' süreci
Yeni yılın ilk bölümünde özellikle, yine Suriye politikası ile bağlantılı olarak, “terörsüz Türkiye” adı verilen, yeni bir çözüm süreci olmadığına ısrarla vurgu yapılan sürecin yönü de biraz daha netleşecek.
İmralı’da Abdullah Öcalan’la görüşen DEM Partili Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den hem daha geniş kapsamlı açıklama bekleniyor hem de DEM Parti’nin partileri ziyaret ederek bu yeni süreçle ilgili destek alma turlarına başlamaları. İmralı’dan gelen mesajın bir takım mekanizmaları şart olarak koştuğuna kuşku yok.
Sadece “Bana çağrı yapıldı, ben de çağrı yapıyorum” tarzında işlemeyecek süreç belli ki. Devletin de bunu bildiğine kuşku yok. Ancak bir yerde barış için bir küçük umut ışığı varsa zorlamak gerekiyor. Niyetin ne olduğundan bağımsız. DEM Parti’nin mesajları da bu yönde.
Bu sürecin sonunda Türkiye’nin güvenlik politikalarıyla da uyumlu, toplumsal barışın inşa edilebileceği bir zemin üretilebilecek mi, soru bu…
Geçim sıkıntısı
Bir başka başlık geçim sıkıntısı… Kulislerde konuşulan, iktidarın kemer sıkma politikalarının gelecek yılın ilk yarısına kadar süreceği, sonra da bir rahatlama dönemine artık girilebileceği yönünde. Elbette AKP kulislerinden gelen bilgiler bunlar.
Sonrasında seçimin artık konuşulabileceği de söyleniyor. Erdoğan’ın seçimi çok önceden yapması gibi bir lüzum yok. Aksine kendi görev süresini oldukça kısaltacak böyle bir adımı atması için, üstelik ekonomik kriz sürerken bu adımı atması için bir neden görülmüyor. Bu yüzden bütün hesap 2027 üzerine. Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesinin sağlanması, görece bir ekonomik refah tablosunun oluşturulmasına bağlı.
Erdoğan nasıl yeniden aday olacak? Yeni anayasayla mı yoksa Meclis’in feshedilmesiyle mi? Hepsi için farklı partilerin desteği gerekiyor.
Suriye, İmralı, yeni süreç, ekonomi, seçim… İplerin tamamı birbirine bağlı.
Muhalefet cephesi
Bütün bu tablonun herhangi bir yerine muhalefeti koymakta güçlük çekiyor insan. Sanki iktidar bütün alanlarda hamle yapıyor ve muhalefet bu hamlelere karşılık sadece işlerin kötü gitmesini bekliyormuş gibi bir tablo var.
Bu tablo, yerel seçimden hemen sonra yoktu. Daha bir yıl bile olmadan muhalefet edilgen konumuna dönmüş, hamle yapma gücünü yitirmiş görünüyor.
Kısır adaylık tartışmaları, eski alışkanlıklar, yeni politikaların iktidarın işine yaradığı söylemleri… Tüm bunlar muhalefeti ana tablonun ana unsuru olarak görmek konusunda güçlük yaşanmasına yol açıyor.
Umutlanabilmek için...
Yeni bir yıla giriyoruz, umutlu olmak âdettendir. Ancak umut, öyle piyango bileti gibi insanın “ya çıkarsa” diyeceği bir ihtimal değildir.
Umut, inşa edilmesi gereken, ancak o zaman varlığından söz edilebilecek bir yapıdır. Umutlanabilmek için adım atılması gerekir. Türkiye için bu adımın hakikat ve yüzleşme gibi kavramlardan geçtiğine kuşku yok. Ve bu kavramların esamisi de okunmadığı için umutlanmak da çok güç…
Ama mücadele etmek esas… Umudu inşa edebilmek için, o yola girebilmek için de mücadele etmek gerekiyor. Kişisel hayatımızda da böyle toplumsal hayatımızda da. Kendimiz için de ülkemiz için de…
Biz yine de usta Çetin Altan’ın dediği gibi enseyi karartmadan yola devam edelim. Daha iyi mücadele edebilmeyi umarak…
Mutlu yıllar.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Yılbaşında New Orleans'ta düzenlenen saldırıda IŞİD bağlantısı öne çıkarken, Las Vegas Trump Hotel'in önündeki patlamada Musk'ın ürettiği Tesla Cybertruck araç kullanıldı.
02 Oca 2025

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



