Yeryüzünün en değerli kakası nasıl tükendi?

Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
Biray Kolluoğlu, Evren M. Dinçer, Zafer Yenal
Peru’nun 19. yüzyıl tarım sahnesinin en önemli aktörleri arasına girmesinin arkasında deniz kuşlarının payı büyük. Bunun arkasında da insanıyla insan olmayanı ile hayvanların yaptığı belki de en doğal aktivite var: yiyip içip dışkılamak. Evet, guano, yani martı, pelikan, karabatak gibi deniz kuşlarının kakası, emperyalizmin güdümü altında modernliğin birçok kurumunun şekillendiği yüzyılda, Peru’nun dünya pazarlarına eklemlenmesindeki temel unsur. Burada emperyalist bağlantılar “beyaz altın madenlerinin” işlenmesi için gerekli emek gücünün sağlanmasında çok etkili olmuş. Zamanla katılaşa katılaşa taşlaşmış, nitrojen, fosfat ve potasyum açısından çok zengin ama soluyanı için bir o kadar da zararlı kuş kakalarını kazıyıp ticarete hazır hâle getirmenin gerektirdiği iş sürecinin elbette sömürü düzeyi ve sağlık riskleri çok yüksek. Peru’yla Avrupa arasında Guano ticaretinin zirve yaptığı 1840-1880 yılları arasında bu süreci örgütleyen İngiliz, Amerikalı ve Perulu şirketler Çinli, Polinezyalı ve Paskalya adalarından getirilen işçileri (yoksa köleleri mi desek?) kullanmışlar yoğun olarak. Bu dönemde Peru yaklaşık 13 milyon tonluk guano ihracatı yapmış. Yani guano hem Avrupa’da yaşlı kıtada yorgun toprakların verimini artırmakta hem de yeni kıtada tarıma yeni açılan arazilerin ekime hazırlanmasında önemli rol oynamış. Denilebilir ki 19. yüzyılda iyiden iyiye küreselleşen gıda pazarının şekillenmesinde ve kuzey yarımkürenin giderek daha çok sanayileşen ve şehirleşen nüfusunun doyurulmasında guanonun payı çok büyük.
İlk akla gelebilecek sorulardan birisi neden Peru, neden Peru’nun Pasifik’e bakan adaları ve kıyıları? Cevap, doğrudan coğrafyayla ilgili tahmin edilebileceği gibi. Sahillerine has güçlü atmosferik, jeolojik ve deniz hareketlerinin etkisiyle Peru tarihsel olarak dünyada deniz altı bio-çeşitliliğin çok yüksek olduğu bölgeler arasında. Yani Peru suları çok balık ve deniz canlısına ev sahipliği yapıyor ve hâliyle bu durum da bölgeyi deniz kuşları açısından çok cazip kılıyor.
Böylece Avrupalıların guanoyu “keşfinden” çok daha önce, Güney Amerika’da yaşayan halklar deniz kuşlarının kakalarını gübre olarak kullanmışlar. Örneğin İnkalar zamanında her köyün kralın kendilerine tahsis ettiği bir adası varmış. Köylüler ihtiyaçlarına göre bu adadaki kuş gübrelerini paylaşırlarmış. Bu sistemi bozanların, bir deniz kuşuna zarar verenlerin ya da üreme mevsiminde guano adasına ayak basanların cezası da çok büyük olurmuş. Belli ki Avrupalılar gelmeden önce Perulular kuşlarıyla adalarıyla ahenk içerisinde birbirlerine zarar vermeden, bugünün deyişiyle “sürdürülebilir” bir ilişki içinde yaşıyorlarmış. Tabii bu durum guanonun ticarileşmesiyle birlikte radikal bir şekilde değişmiş ve 40 yıl devam eden ihracat patlamasından sonra 1880’lerde guano devri sona ermiş.

Guano gübresi reklamı
Bugün hala Peru’da guano çıkarılıyor, ama çok daha küçük miktarlarda. Guano artık daha çok eko-turizmle, organik tarımla uğraşanların ilgilendiği eksantrik bir “doğal kaynağa” dönüşmüş durumda. Kuş gübresindeki bu çok ciddi düşüşün temel nedeni tabii ki deniz kuşu türlerindeki azalma. Peru devletinin guano kuşlarının/martılarının popülasyonlarını koruma projeleri uyguladığı yıllarda 20. Yüzyılın ortasında Peru kıyılarındaki 28 adanın üstünde uçan 40 milyon kuş varmış. Bugün bu sayı 1 milyonun biraz üzerinde. 1970’lerden itibaren yeryüzünün en değerli bokunu yapan kuşlar giderek artan sayılarda yok oldukça guano da bitiyor “doğal olarak.” Deniz kuşlarındaki azalma esasen küresel bir trend ve epeydir feci boyutlara ulaşmış durumda. Dünyadaki deniz kuşlarının yüzde 20’sini izleyen bir araştırma, 1950 ve 2010 yılları arasında deniz kuşu popülasyonunun % 69,7 oranında düştüğünü gösteriyor. 
1950-2010 arasında deniz kuşlarının popülasyonu yüzde 70 oranında azalmış.
Deniz kuşları neden yok oluyor?
İklim krizi ve başta plastik birikimi olmak üzere çevre kirlenmesi neticesinde ekosistemlerinin, habitatlarının tahribata uğraması kuşların hayatlarını çok olumsuz etkiliyor elbette. Öte yandan, deniz kuşlarındaki azalmanın arkasında yatan en büyük nedenler arasında yıllardır süregelen endüstriyel balıkçılığa ve aşırı avlanmaya da ayrı bir başlık açmak gerekiyor. Başka bir deyişle, yiyecek balık bulmakta zorlanan, yiyeceklerini insanlara kaptıran deniz kuşlarının hayatta kalma şansı da giderek azalıyor.
Burada özellikle altı çizilmesi gereken nokta şu: denizlerde yakalanan balığın önemli bir bölümü dolaylı olarak insan tüketimine gidiyor. Örneğin, Peru kıyılarında fazlaca bulunan ve deniz kuşlarının çok sevdiği Pasifik hamsileri (sardalya) aynı zamanda balık unu üretimi için kullanılan en gözde balık türleri arasında. Balık unu, içerdiği yüksek besin değeri (özellikle protein) nedeniyle hem çiftlik balıkçılığında hem de özellikle tavukçulukta kullanılan endüstriyel yemlerin yapımı için lazım olan temel girdiler arasında.
Peru 19. Yüzyılda guano ihracatında nasıl dünya şampiyonu ise bugün de balık unu ihracatında dünya lideri konumunda. Hemen arkasında Çin ve Şili var. Dünya çapında sayıları artan balık çiftliklerinde kullanılan balık ununun önemli bir bölümü Peru’dan geliyor. Giderek insanların deniz balığı yerine daha fazla çiftlik balığı yediğini hatırlayacak olursak, bu eğilimin en azından Peru kıyılarındaki hamsi sürüleri bitinceye kadar devam edeceğini kestirmek zor olmasa gerek.
Söz çiftlik balıkçılığından açılmışken Türkiye’den bahsetmemek olmaz. Türkiye’de son yıllarda büyük çoğunluğu İzmir ve Muğla kıyılarındaki çiftliklerde balık üretimi çok arttı. İtalya, Yunanistan, İspanya, Portekiz ve İngiltere’de tüketilen levrek ve çupranın önemli bir kısmı, bu iki balığın üretiminde dünya liderleri arasında olan Türkiye’den gidiyor. Bu çiftliklerde balıklara yedirilen yemler nereden geliyor diye sorabilirsiniz. Balık çiftliklerinde kullanılan yemin önemli bir kısmı Türkiye'deki şirketlerin farklı ülkelerdeki balık unu ve balık yağı üretim fabrikalarından gidiyor. Örneğin, Mauritania'ya giden endüstriyel balıkçılar büyük balık yetiştiriciliği şirketleriyle işbirliği içerisinde balık yemi üretimi de yapıyorlar. Türkiye’nin Peru’dan balık unu ve yağı ihracatı ise çok sınırlı.

Çiftlik balıklarının tüketimindeki artış
Bu tür operasyonlar Batı Afrika kıyılarında son yıllarda çok yoğunlaştı ve birçok çevreci örgüt yayınladıkları raporlarla sık sık bu durumu gündeme getiriyor ve eleştiriyor. Eleştirilerinin odağında da beklenileceği gibi çiftlik balıkçılığının çok ciddi çevresel ve sosyal maliyetleri ile balık refahı açısından çok olumsuz etkileri var. Artan deniz kirliliği, parazitler ve hastalıklar denizlerin ekosistemlerinde ciddi tahribatlar yaratıyor. Afrika sularında avlanan balıkları artık Moritanyalılar, Senegalliler, Gambiyalılar tüketmiyor, buralarda yaşayan insanlar çok değerli bir gıda ve geçim kaynağından mahrum kalıyor. Buralardaki balıkların işlenmesiyle yapılan yemlerle beslenen çiftlik balıkları da kuzey yarımküredeki sofralarda arz-ı endam ediyor…
Guanoyla başladık balık tüketimiyle bitiriyoruz. 19. yüzyıldan 21. yüzyıla uzanan hikayemizin odağında Peru vardı. Peru’dan Avrupa’ya, oradan Türkiye’ye, hatta Batı Afrika’ya uzanan bağlantılardan bahsettik. Küresel kapitalizm yüzyıllardır yeryüzünün farklı coğrafyalarını, halklarını ve canlılarını sıkı sıkıya atılmış ilmeklerle birbirine bağlıyor. Burada ilmeği atanlarla atılan iplikler arasında ezilenler arasında çok eşitsiz bir ilişki var. Kimileri az kimileri daha çok dünyada yaşayan tüm canlılar bu eşitsizliklerden muzdarip.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
NEREDE YAYIMLANDI?
Yeryüzünün en değerli kakasının peşinde bir küresel ticaret hikayesi
07 Nis 2024

YAZARLAR

Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ OKUMALAR


