Z kuşağı ve etik duyarlılık

(Çizim: Bilge Alpay)
Denetim ve yönetim danışmanlığı firması Deloitte tarafından küresel ölçekte gerçekleştirilen 2021 Y ve Z Kuşakları Araştırması 10. kez yayımlandı. 45 ülkede Y ve Z kuşağından toplam 22 bin 928 katılımcıdan görüş alınırken, bu yılki raporda ilk defa saha çalışması yürütülen tüm ülkelerdeki Z kuşağı da araştırıldı. Saha çalışması 2021'in Ocak ve Şubat aylarında tamamlanmıştır. Çalışmada incelenen Y kuşağı, 1983 - 1994 arası doğumluları kapsamakta, Z kuşağındaki katılımcılar ise 1995 - 2003 arasında doğanlardan oluşmaktadır. Türkiye'den ise araştırmaya toplamda 500 kişi katılırken, içlerinde Y kuşağı üyesi 300 ve Z kuşağı üyesi 200 katılımcı yer alıyor.
Görünen o ki; COVID-19 salgını etkisi ile dünyanın bir çok açıdan karşı karşıya kaldığı belirsizlik ortamı, Y ve Z kuşağının sorumluluk konusundaki bilincini arttırmışa benziyor. Söz konusu bireyler kendilerini siyasal belirsizlikler, sınıfsal ve ırksal ayrımcılık ve iklim değişikliği nedeniyle sorumlu hissediyorlar. Bu kuşakların üyeleri uzun zamandır toplumsal değişim için bir şeyler yapılabileceğini savunuyor ve dünyanın önemli bir dönüm noktasında olduğunu düşünüyor. Daha eşitlikçi ve sürdürülebilir bir dünyayla sonuçlanacak bir değişimi yönlendirmek için sorumluluğun kendilerinde olduğunu belirterek ve üzerlerine düşen görevi yapmak istiyorlar.
Rapora göre çevre, en önemli sorun olmaya devam ediyor. Aslında iklim krizi ve çevreyi korumak uzun zamandır Y kuşağının temel endişesiydi. Bu yıl pandemi koşullarının etkisiyle gelir eşitsizliği ve işsizlik de Y kuşağı için kişisel kaygılar listesinin başını çekiyor. Z kuşağı için de bu kaygılar, tıpkı Y kuşağında olduğu üzere öncelikli olarak öne çıkıyor. Türkiye’den ankete katılanlardan; Y kuşağının yüzde 37'si ve Z kuşağının yüzde 33’ü "salgından sonra daha fazla insanın çevre ve iklim konularında harekete geçmeye istekli olacağına" inanıyor. Bununla birlikte katılımcıların tümü değerlendirildiğinde küresel katılımcıların dörtte birinden fazlası, "işletmelerin çevre üzerindeki hem olumlu hem de olumsuz etkisinin satın alma kararlarını etkilediğini" belirtiyor.
Katılımcıların en az üçte ikisi (Y kuşağı yüzde 69 ve Z kuşağı yüzde 66) "servet ve gelirin eşitsiz bir şekilde dağıtıldığını" düşünüyor. Pek çoğu bunun değişmesi adına devlet müdahalesine ihtiyaç duyulacağına inanıyor. Yine katılımcıların yaklaşık üçte biri gelir eşitsizliğini azaltmayı hedefleyen siyasetçileri desteklediğini belirtiyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 60'ı üst düzey yöneticiler ve işçiler arasındaki ücret eşitsizliğini kısıtlayacak bir yasanın önemli derecede katkısı olacağını; bu uğurda makul bir geçim ücreti talep edebileceğini ve evrensel normlarda belirlenen temel gelir düzeyinin buna yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Y ve Z kuşakları ayrımcılığın yaygın olduğuna ve muhtemelen sistemik ırkçılıktan kaynaklandığına inanıyor. Her beş katılımcıdan biri "geçmişleriyle ilgili bir deneyimleri yüzünden her zaman veya sıklıkla, kişisel ayrımcılığa uğradığını" hissediyor. Paralel şekilde, Z kuşağındaki her 10 kişiden altısı ve Y kuşağından en az beş kişi sistemik ırkçılığın toplum genelinde yaygın olduğunu ifade ediyor. Bunu azaltmak için en çok bireyler sorumluluk alırken; eğitimin, yasal sistemin, devletin ve işletmelerin değişiklik yaratma potansiyellerinin gerisinde kaldıklarına inanıyorlar.
Son olarak, Y kuşağı için ailelerinin refahı başlıca stres nedenlerinden biri olurken, Z kuşağının en önemli endişesi kariyerlerinin geleceği hakkındaki belirsizlikler oldu. Katılımcıların yaklaşık üçte biri (Y kuşağının yüzde 31'i, Z kuşağının yüzde 35'i) "pandeminin yarattığı stres nedeniyle işten izin aldıklarını" söyledi. Buna rağmen, katılımcıların yaklaşık yüzde 40'ı izin alma sebeplerini işverenlerine açıklarken kendilerini rahat hissedemiyor. Paralel şekilde Y ve Z kuşaklarının yaklaşık yüzde 40'ı "pandemi süresince zihinsel sağlıklarını destekleme konusunda işverenlerin yetersiz kaldığını" düşünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ersin Şenel
Çıkarların değil, etik ilkelerin yaşama egemen olması için...
İLGİLİ OKUMALAR



