MÜZİK

Yılın müzik özeti: Bu yıl neler dinledik, 2026'da hangi türler yükselecek?

2025'te müzik, politik anlamda ne kadar önemli bir ifade biçimi olduğunu bir kez daha kanıtladı. Yapay zeka, yardımcı rolden başrole doğru taşındı. 2026'nın ise müzikte teknik mükemmelliğin değil duygunun, hikayenin ve özgünlüğün yılı olması bekleniyor. İnsan ile makinenin birlikte ürettiği bu yeni ses dünyası, gelecek yılların kültürel hafızasını da şekillendireceğe benziyor.

EDA SOLMAZ
DUENDE · 8 ARALIK 2025
4 DK OKUMA

2025’i geride bırakmamıza sayılı günler kala hafızamızı tazeliyoruz ve global müzik sahnesinde neler olduğuna yeniden göz atıyoruz. Bu yıl canlı performansların gücüne bir kez daha tanık olurken müzik, politik anlamda ne kadar önemli bir ifade biçimi olduğunu bir kez daha kanıtladı. 2025, aynı zamanda yapay zekanın sektördeki ayak seslerinin çok daha yakından duyulduğu yıl oldu.

Her ne kadar 2025’te Türkiye’de rap müzik ön planda olsa da dünya çapında bu türün popüler kültürdeki baskınlığı azalmaya başladı. Onun yerini reggaeton ve Latin-trap almaya başladı. Super Bowl’daki Kendrick Lamar’ın ikonik performansı dışında rap türünde hafızalarda kalan bir anı neredeyse yok. 

Ünlü rap’çi Sean "Diddy" Combs’un "kadınları seks ticareti amacıyla eyaletler arası taşıma" suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasının onanması da bu yılın ana başlıklarından biriydi.

Küresel albüm listelerinde 2025'in Ocak ayında DeBÍ TiRAR MáS FOToS'u yayımlayan Bad Bunny zirveye oturdu; 19,8 milyar dinlenmeyle Spotify’ın küresel olarak en çok dinlenen sanatçısı oldu. Gelecek yıl Super Bowl’da sahne alacak Porta Rikolu sanatçının sonrasında çok daha büyük ölçekte bir dinleyici kitlesini arkasına alacağı öngörülüyor. Bunny şarkı sözlerinde ülkesinde yaşanan ABD kolonizasyonuna karşı durdu ve İngilizce parçalar üretmeyeceğini tekrarladı; bu sayede müziğinin politikadan ayrı düşünülemeyeceğini gösterdi.

Oasis’in dönüş turnesi ve sahnedeki politik sesler

Bu yıl sahnelerde İsrail karşıtı sesler yükseldi. Özellikle İrlandalı Kneecap bu konuda ön plandaydı. Grup üyeleri ABD’nin en apolitik festivali Coachella’da sahnede "Özgür Filistin" sloganlarına yer verince çalışma vizeleri iptal edildi. Ardından Almanya, Avusturya, Macaristan’daki konserleri de iptal oldu ama grup Filistin’e desteğini her alanda dile getirmeye ve dayanışma performansları sergilemeye devam etti. 2025, aynı zamanda CMAT, KETTAMA, Fontaines D.C. gibi İrlandalı müzisyenlerin de yükselişte olduğu bir yıldı.

Canlı müzik 2025’te de müzik endüstrisine en büyük katkıyı sağladı. Özellikle Oasis, dönüş turnesi kapsamında konser verdiği her şehrin ekonomisini güçlendirdi ve kasasına para aktardı. Turnstile’ın Tiny Desk dahil neredeyse her konseri, Lorde’un yeni albümü ve turnesindeki dansı ile kıyafetleri senenin en çok konuşulanları arasındaydı. 

Ozzy Osbourne’un vefat etmeden hemen önce Black Sabbath’la son kez İngiltere’nin Birmingham şehrinde sahne alması da bu yılın unutulmaz konser anlarındandı. Elektronik müzik sahnesinde ise gündüz partilerinin yükselişine şahit olduk.

Her ne kadar müzik dinleme platformlarında Taylor Swift yine ilk beşte yer alsa da son albümü The Life of a Showgirl bu kez kültürel bir iz bırakamadı.

Boykot edilenler, veda edenler

Bir dönemin en çok eleştirilen ama aynı zamanda günümüz müzik dünyasının da şekillenmesini sağlayan ikonik müzik kanalı MTV yayınlarına son verdi. 

Eleştiri demişken, şu anda müzik deyince akla ilk gelen platform Spotify, birçok sanatçı tarafından boykot edildi. Müzik platformunun telifler konusundaki adaletsizliği ve yapay zeka tarafından üretilen eserleri ön plana çıkarması tartışıldı. Spotify’ın CEO’su Daniel Ek’in girişim sermayesi şirketi Prima Materia’nın yapay zeka silahları geliştiren Helsing’e yatırımlarda bulunmasından dolayı birçok sanatçı müzik kataloglarını platformlardan çekmeye karar verdi. Ek ise CEO pozisyonundan istifa ettiğini, 1 Ocak 2026 itibarıyla görevinden ayrılarak Executive Chairman (İcra Kurulu Başkanı) pozisyonuna geçeceğini duyurdu.

Açılan soruşturmalar ve Manifest’in yükselişi

Yerel müzik sahnesinin en yeni yıldızı ise Manifest oldu. Uzun zamandır Türkiye’de bir kadın grubunun erkek egemen müzik endüstrisine bu kadar güçlü bir iz ve etki bıraktığına şahit olmamıştık.

Ne yazık ki sanatçıların sahne kıyafetleri ve şarkı sözlerine açılan davalar da bu yıl gündemimizde yer aldı. Manifest üyelerine Küçükçiftlik Park’taki konserleri sonrası "hayasızca hareketler" kapsamında "teşhircilik" suçundan soruşturma başlatıldı. Mabel Matiz’e de "Perperişan" şarkısının sözleri nedeniyle "müstehcenlik" suçundan soruşturma başlatıldı.

Duman grubunun solisti Kaan Tangöze, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'nde verdiği konser sırasında "Baltalar Elimizde" şarkısının sözlerini sistemi eleştirel bir dilde değiştirerek seslendirdi. Rektörlük, sanatçıyı kendilerinin davet etmediğini belirterek konsere dair soruşturma başlattı. Sanatta ifade özgürlüğünü maalesef yine gündemimize almak durumunda kaldık.

2026 yavaşlama ve yapay zeka çağı olacak

2010’ların ortalarında yükselmeye başlayan ve son birkaç yılda büyük bir ivme kazanan müzik dinleme platformları rekorlar kırmaya devam etti. Pandemi sonrası önemli bir noktaya yeniden gelen canlı müzik sahnesi de... Fakat 2026 itibarıyla müzik endüstrisinde her anlamda yavaşlama yaşanacağı öngörülüyor.

Bunun bir nedeni başta ABD başta olmak üzere gelişmiş pazarlardaki platformlarda yer alan ücretli kullanıcı sayısının artık kritik doygunluk noktasına ulaşmış olması. Canlı müzikte de katılımın düşmeye başlamasının bir nedeni olarak artan bilet fiyatları gösteriliyor. Yavaşlama ikilemini çözmek için sektör genelinde para vermeye açık "Süper Hayranlar"ı cezbedecek çok özel işlere şahit olacağız.

Yapay zekanın yardımcı rolü ise tehdide dönüşmeye başlayacak. Büyük ihtimalle gelecek birkaç yıl müzisyenleri ekonomik anlamda çok daha zorlu bir süreç bekliyor. Yapay zeka halihazırda müzik endüstrisinden milyarlarca dolar gelir elde eden büyük isimleri etkilemeyecek. Ama alternatif alanda olanlar, prodüktörler, dizi, reklam ve film müziği yapanlar, söz yazarları ve stüdyo müzisyenleri risk altına girecek. 

Luminate Data’nın yaptığı araştırmaya göre sektörün gelecek birkaç yıl içinde yapay zeka nedeniyle yaklaşık dört milyar dolar kayba uğrayacağı öngörülüyor. 

'Bu gerçek mi yoksa yapay zeka mı?' sorusunu bol bol işiteceğiz

Yapay zeka sadece bir yenilik olmaktan çıkarak besteden prodüksiyona yaratıcı sürecin olağan bir parçası hâline gelecek. Gelecek yıl, büyük bir sanatçının sesini alıp başka bir büyük sanatçının şarkısını ona söyletmek gibi yapay zeka yapımları artacak. Bu durum, müzik platformlarının bir eserin yaratıcısının yapay zeka olup olmadığını belirtmesi gerektiğine dair tartışmaları da beraberinde getirecek. Ayrıca telif hakları konusu da ön planda olacak.

Dinleyiciler aslında keşif listelerine yapay zeka üretimi müziklerin düşmesinden rahatsız. 2026’da "Ben şu anda bir yapay zeka şarkısı mı dinliyorum?", "Bunu nasıl anlayabilirim?", "Müzik dinleme platformu şarkının kaynağını belirtmeli mi?" gibi soruların cevaplarını arayacağız ve yapay zekayı bugünden daha çok konuşacağız.

Ruh hâlleri türlerin önüne geçecek

Rosalía’nın Lux albümü farklı diller, klasik orkestrasyon ve küresel türlerin iç içe geçtiği katmanlı bir prodüksiyonun ne kadar popüler olabileceğinin işaretini bize verdi. Tür ayrımları giderek silikleşecek. Pop, elektronik, hip-hop, ambiyans ya da rock gibi etiketler anlamını yitirirken müziğin asıl popülereliğini belirleyen şey "ne hissettirdiği" olacak. 

Sinematik, melankolik, karanlık, umutlu, nostaljik… Ruh hâlleri artık türlerin önüne geçecek. Müzik artık tek bir bağlama ait olmaktan çıkarak dönüşümde, sürekli yeniden anlam kazanan bir form hâline gelecek.

Öte yandan bu teknolojik yükseliş, insan dokunuşuna özlemi de beraberinde getirecek. Kusurlu vokaller ve analog pürüzler yeniden değer kazanacak. 1950’ler estetiğinin geri dönüşü de tam olarak buraya bağlanıyor. Z kuşağının auto-tune öncesi vokal estetiğine duyduğu ilgiyle birlikte, vintage tınılar yeniden popülerleşecek. Ancak bu dönüş nostaljiyi birebir kopyalamaktan çok lo-fi beat’lerle, trap dokunuşlarla ve modern prodüksiyon anlayışıyla yeniden yorumlanan bir geçmiş hissi yaratacak.

Mutlaka işitmişsinizdir, şu sıralar rap şarkılarının yapay zeka ile 50’ler estetiğinde cover'lanması çok popüler. Türkiye’de de Lvbel C5’in “Tak Tak Tak” şarkısının “1960’s Motown Soul Version AI Cover” adındaki yapay zeka cover'ı çok dinlendi hatta rapçi konserinde de bu parçayı çaldı.

BTS ile K-pop’a dönüş

2026 Kore popu için de büyük bir yıl olacak. Netflix’in en çok izlenen filmi KPop Demon Hunters'ın başarısı, filmdeki iki kurgusal K-pop grubunu dünya çapında müzik listelerinin zirvesine taşıdı. En az bir devam filmi daha yolda.

Güney Kore’nin önde gelen erkek grubu BTS’in yedi üyesinin tamamı artık askerlik görevlerini tamamladı. Grup, 2026’da yeni bir albüm ile dünya turnesine çıkacak.

Gelecek yıl ayrıca Lana Del Rey’in Stove albümü çıkacak. Madonna’nın da 2026'da yeni bir dans ve elektronik müzik albümünü dinleyici ile buluşturması bekleniyor.

Müzikte insan-makine işbirliği

Dans müziği cephesinde ise sessiz ama güçlü bir geri dönüş yaşanıyor. EDM ve house müzisyenleri, bu kez festival kalabalıkları için değil markalar, influencer’lar ve hatta meditasyon videoları için çalışmalar yapacak. Daha sinematik ve hikaye odaklı elektronik müzikler öne çıkacak. Bunu Fred Again..’in son albümü USB'de şimdiden işitebiliyorsunuz.

Karanlık ambiyans tınılarının ana akıma yükselmesi de 2026’nın dikkat çekici başlıklarından biri olacak. “Dark” ve “mysterious” türlerinde bol bol yeni şarkı işiteceğiz. Gotik ve emo estetiği geri dönüyor. Yüzeysel neşenin yerini daha derin, daha katmanlı bir duygusallık alacak.

2026’da müzik, sadece dinlenen bir şey olmaktan çıkıyor ve izlenen, her alanda kullanılan bir yapıya bürünüyor. Ayrıca herkesin sadece prompt’larını yazarak müzik üretebileceği, çoksesli bir alan yaratılıyor. Bu "fast-food dönemi", hızlı tüketilecek, hemen haz verecek ama besleyici olmayacak. Bu yüzden 1980’lerde İtalya’da fast-food’a karşı başlayan slow food hareketine benzer gelişmeleri müzikte de göreceğiz.

2026'nın müzikte teknik mükemmelliğin değil duygunun, hikayenin ve özgünlüğün yılı olması bekleniyor. İnsan ile makinenin birlikte ürettiği bu yeni ses dünyası, gelecek yılların kültürel hafızasını da şekillendireceğe benziyor.

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.